Sağduyu gastesi çıkmıştı. Orada kültür-sanat sayfasında İbrahim Tenekeci'nin ağırlığı vardı. Ya oradaki köşesinde ya da Milli Gazete'deki köşesinde e-mail adresi olarak "Muhaberat: i_tenekeci..." diye e-mail adresi ve fax olarak da "Belgegeçer: 0212..." diye fax no veriliyordu.
2000 yılında Tenekeci'nin köşesinde iletişim anlamına gelen "muhaberat"tan etkilenerek [email protected] adresimi aldım ve taa 2006'da [email protected] adresimi alana kadar o adresi kullandım. (Ecevit döneminde biz korkuyorduk ve herkes başka adlarla e-mail adresi alıyordu. AKP döneminde bu taraflarda herkes kendi adıyla e-mail adresi alabiliyor. Abdülhamit 1876'da muktedir olduğunda da ilk on yılında özgürlük rüzgarları estirmiş, sonra polis devleti kurunca herkesin peşine bir hafiye takmıştı. AKP de bu yoldan yürüyecek gibi.) 2001'de Arapça yaz kursu için Suriye'ye gittiğimde bir defasında oradaki Türkiyelilerle bir internet kafeye girdiğimde mail adresimi açtım. Yanıbaşımda biri gazoz şişesi açtı ve bana ikram etti. Ardından çay geldi. Beş dakka sonra kahve geldi bana. Yan masalardaki Türkiyeliler (Türk ve Kürtler) hasretle yazışmakla meşguldüler ama ikramın buncası gözlerinden kaçmadı. İkramlar sadece bana mahsustu ve bunları kimin yolladığını bilmiyordum. Bizimkiler benden de şaşkındı. Daha da şaşıracaktık ama. Çıkışta kabarık bir fatura ödemeyi beklerken kafe sahibi benden hiç para almadı. Sonradan tahmin ettik bu ikramların e-mail adresimin [email protected] olmasıyla alakası vardı. Muhaberat'la veya istihbarat amaçlı bir başka legal-illegal örgütle, yapıyla, kurumla, kuruluşla hiçbir işim olmamıştı ve bundan sonra da olmayacak elbette. Ama birkaç gün sonra gerçekten Muhaberat elemanı olduğunu en sonunda açıklayan; Hz Ömer'i ve hangi akılsızlığa hizmetse Erbakan'ı savunduğum için beni gözaltına almak üzereyken Azerbaycanlı bir arkadaşın tavassutuyla bundan vazgeçen Alevi gencin sorgusundan geçtim. Ona iyi niyetimin mütavazı bir nişanesi olarak Bedia Muvahhit'li bir pul rüşvet etmiştim. Ayrıca 2010 yılında Suriye Kurdistanı'nın Qamışlo kentinde de bir sivil güvenlik odasında beni sorguladılar ama Muhaberat mıydı, sivil polis miydi tam emin değilim. Suriye'de Muhaberat demek, Kürdistan'da JİTEM demek gibi bir şey. Yani takım elbiseli, güneş gözlüklü ölüm melekleri ya da cehennem zebanileri... Reyhanlı'da sivillere yönelik bu gaddarca saldırıyı kimlerin yaptığını tahmin etmek kolay değil. Muhaberat yapmışsa Suriye devleti kendi ayağına sıkmıştır. Bana daha çok Türkiye'nin Suriye'ye bir an önce fiilen müdahale etmesini isteyen güçlerce yapılmış/yaptırılmış gibi geldi. Türkiye, Suriye'ye fiilen müdahale etmeye çoktan karar verdi de bunun için PKK ile bir süreliğine barışmış olabilir mi? Durmak yok, yola devam. Sen Fatih'sin, büyük düşün. Türkiye eğer Suriye'ye saldırırsa sonuç Türkiye açısından iyi olmaz. Alevi halkı özneleşir; resmi öğretinin ve Kemalizm'in prangasından kurtulabilir. Önemli bir denklem değişimi olur Türkiye'de. Bakalım ayine-i devran neler gösterecek? Nefesimi tuttum; Türk başbakanının ABD'den dönünce yapacağı konuşmayı bekliyorum. -- -- - Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane - Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir. --- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Diwanxane" group. To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to [email protected]. For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.
