Oynanan tiyatroları ve oyuncuları gerçekmiş gibi toplumun kabul etmesini 
isteyen ve buna çalışan egemenlerin bu çok kanlı ve her türlü insanlık suçuna 
bulaşmış oyunlarını açıklıkla sergileyen Sayın Prof.Dr.Mazhar Bağlı'ya candan 
teşekkür ederim.
Cesaretli yazısı tarihidir. Üstünde israrla durulması gerekir.
Sadece bir önemli düzeltme yapmak isterim. Fırat'ın doğusundaki Ergenekon Örgüt 
değildir. Örgüt Ergenekon'un taşeronudur. Yani esas irade Ergenekon  hatta daha 
doğrusu Türk derin devletidir. 
Sağlık dileklerimle.
Sacit Güneş



To: [email protected]
From: [email protected]
Date: Mon, 12 Aug 2013 22:54:56 +0300
Subject: [Diyarbekir] Mazhar Bagli ile soylesi











Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mazhar Bağlı, BDP'nin Ergenekon 
davasına ilgisizliğinin şaşırtıcı ve düşündürücü olduğunu söyledi. Prof. Bağlı; 
'Fırat'ın Doğusu'ndaki Ergenekon, örgütün bizzat kendisidir. Bundan dolayı da 
BDP bu dava ile arasına hep bir mesafe koymuştur.' dedi. 

Geçen hafta sonuçlanan Ergenekon Davası'nda en çok ceza alan isimler arasında 
Veli Küçük ve Arif Doğan var. Bu isimlerin ortak özelliği ise Doğu ve Güneydoğu 
Anadolu Bölgesi'ndeki faaliyetleri ile Kürt işadamlarının ortadan kaldırılması 
ile anılmaları. Ergenekon Davası'nda eksikliklerden bahsedilirken 'Fırat'ın 
Doğu'su' da bunun arasında yer alıyor. Gerçekten davada Fırat'ın Doğusu'na 
gidilmedi mi, gidilmediyse neden? BDP Ergenekon Davası'nı destekledi mi? Bu 
soruları, Suriye'deki gelişmeleri ve süreci Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 
Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mazhar Bağlı'ya sorduk. MURAT AKSOY / 
SÖYLEŞİÇözüm süreci ve Suriye'ye gelmeden önce Ergenekon davasını konuşalım. 
Kararlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kürt meselesinin bu hale gelmiş olmasına neden olan en önemli faktörlerden 
birisi insanların kamu işleyişine ve hukukuna olan inançlarının yok edilmiş 
olması gelmektedir. Kim bu güveni yok etti? Kim faili meçhul cinayetler işledi? 
Kim köyleri boşalttı? Kim insanlara dışkı yedirdi? Kim gece yarısı masum 
insanları 'beyaz Toros'a' bindirip kaybetti? Kim sorgudaki insanları asit 
kuyularına atarak yok etti? Kim cezaevlerinde sistematik işkenceler yaptı? 28 
Şubat sürecini unuttuk mu? Haddini bilmez bir asker bozuntusunun Başbakan'a 
ettiği küfürleri unuttuk mu? İnsanların inancına hakaretin bir meziyet olduğu, 
askeri bürokrasinin toplum mühendisliğinde sınır tanımaz pervasızlığını unuttuk 
mu? Eğer Kürt sorunu bugüne kadar çözülmemişse bunda faili meçhullerin ve 
Ergenekon'un özel yeri vardır. 
Tüm bunlar yargılandı mı?
Danıştay saldırısından sonra ölenlerin cenaze törenine giden hükümet 
yetkililerine yönelik linç girişimi daha gözümüzün önünde canlı değil mi? Bütün 
bunlardan sorumlu olan bir yapılanmanın ceza almış olması ancak vicdanlarımızı 
birazcık rahatlatabilir, yüreğimize su serpebilir. Ben bir hukukçu değilim, 
cezaların adil olup olmadığını bilmiyorum, ama bildiğim bir şey varsa o da 
şudur, eğer en başta oyunun kurallarını hep birlikte koyup ona göre 
davranmazsak asla bir düzen olmaz. Bundan sonra her kes bilecek ki cuntacılık 
bir suçtur ve cezalandırılır. Nokta.
Ergenekon'un Fırat'ın Doğusu'na gitmedi eleştirisine katılıyor musunuz?
Fırat'ın Batısı'nın tamamı çözüldü mü? Hayır sanmıyorum. Bitirilmek 
istenmediğinden dolayı değil, bitirmek isteyen iradenin yanlışlaştırılmasından 
dolayı bitirilemedi. Ama çok büyük bir mesafe alındı. En azından bana göre şu 
an eli kolu bağlıdır. Doğu'ya da Batı'ya da uzanabilmesine giden yol var olan 
diğer siyasi aktörlerin desteğinden geçiyor. Peki Doğu'da BDP, Batı'da CHP-MHP 
bu sürece destek verdi mi? 
Verdi mi?
Hayır. Fırat'ın Doğusu'nu en çok BDP çevreleri dile getiriyorlar. Özellikle de 
kraldan çok kralcı olanlar. Peki bu süreç başladığında BDP resmi olarak ne 
açıklama yapmıştı hatırlıyor musunuz? Mıntıka temizliği, iktidar kendi 
karşıtlarını boğuyor demişlerdi. Bakın size bir şey söyleyeyim, Ergenekon'un 
Fırat'ın Doğusu'ndaki davalarından birisi Diyarbakır'da devam etmektedir. Cemil 
Temizöz Davası. 
BDP bu davaya ilgi gösteriyor mu?
Birçok faili meçhulden sorumlu olduğu iddia edilmektedir. İstedikleri zaman 
Diyarbakır'ı savaş alanına çevirebilenlerin bu konuda bir açıklama yaptıklarına 
şahit oldunuz mu? Örgütün 'taş altı' ettiği onbeş-yirmi bin kişinin 
katledilmesinden bahseden oldu mu? İtibar suikastlerini dile getirebilen var 
mı? Fırat'ın Doğusu'ndaki Ergenekon, örgütün bizzat kendisidir. Bundan dolayı 
da BDP bu dava ile arasına hep bir mesafe koymuştur. Dahası sivil iradenin 
ülkeye egemen olması da aslında işlerine gelmez. Her şeyden önce şiddete 
gerekçe gösterdikleri nedenlerden birisi ortadan kalkmış olacaktır.
Dava sonucu ortaya çıkan nedir?
Benim bu davadan anladığım şudur; Türkiye'de sivil siyasetin egemen olmasına 
giden yolda çok önemli bir adım atılmıştır. Toplumsal talepler ile kamu 
işleyişinin paralel bir çizgiye gelebilmesinin önü açılmıştır. Devlet, hayat 
standartlarımızın yükseltilmesini sağlayan bir yönetim mekanizması olma yoluna 
girmiştir. Kısaca devlet, 'resmi' bir ideolojinin ajanı olmaktan kurtulmuştur.
Son 7 ayda ölüm yok, şiddet yok. Bölgede tepkiler ve değişimler nasıl?
Bakın terör ve şiddet tabii ki tüm Türkiye'yi etkilemekte ama esas bölgeyi 
boğmaktadır. Pekçok açıdan bölge bu sorundan etkilendi. İkili bir sıkıştırma 
ile karşı karşıyadır. Bir yandan devlet eli ile yürütülen hukuksuzluklar bir 
yandan da örgütün kurduğu baskı ve şiddet ortamı.
İnsanlar bu durumdun, bu kabusun bir an önce bitmesini istiyorlar. Gerçek 
anlamda bu sene bölgeye bahar geldi. İnsanlar bunu doya doya yaşadılar. 
Karabasanlar gibi şiddetin, terörün ve hukuksuzluğun tekrar üzerlerine 
çökmesinden endişeliler. Onun için duyarlı davranılmasını istiyorlar ve 
bekliyorlar.
Gelelim çözüm sürecine, süreç sıkıntı da mı?
Çözüm sürecinin çok sıkıntısız devam edeceği, ya da 'istenirse bir günde biter' 
ya da 'tek bir söz ile ya da adım ile her şey güllük gülistanlık olur' 
propagandası örgüt ve bileşenlerinin, bu konuda yetkili ve meşru tek aktörün 
kendileri olmasını istedikleri için yürüttükleri bir operasyondur. Oysa hepimiz 
de biliyoruz ki bu coğrafyanın sosyolojisini, geleneksel dokusunu ve yapısını 
esas zehirleyen faktör şiddettir, terördür. Bunca zamandır zehirlenen bu dokuyu 
temizlemek sanıldığı kadar çok kolay ve erken olmayacaktır. Bakın bugün örgütün 
yürüttüğü terör faaliyetlerinden dolayı bölgede Kürtlerle akraba ve komşu olan 
kavimlerin hiç birisi artık onlara karşı dostça bir tutum içinde değildirler. 
Ne demek bu?
Araplarla araları iyi değil, Türklerle iyi değil, Farslarla araları iyi değil 
hatta Ermenilerle de tarihsel tecrübelerden dolayı da iyi değil. Buradan varmak 
istediğim konu şu, önümüzde doğası son derece tahrip edilmiş bir sosyolojik 
doku ile tutsak edilmiş bir zihinsel mekanizma var. Bunu doğal mecrasına 
akıtmak, iç dinamikleri ile dönüşmesine imkan tanımak kolay değildir. Zor ve 
sıkıntılı olacaktır.
Demokrasi paketinden söz ediliyor. Neler olacak o pakette çözüm konusunda?
Bakın size AK Parti ile ilgili ilginç bir stratejiden bahsedeyim, herhangi bir 
sorunla karşılaşıldığında o sorunu aşmak için demokratikleşme adımları atar. Bu 
neredeyse bugüne kadar hiç değişmedi. Şu an iki temel sorun alanı ile ilgili 
çalışmalar yürütülmektedir. Birisi malum Kürt meselesi ile bağlantılı olan 
terörün sorunun çözümü diğeri de kamu işleyişinin demokratikleşmesi ve adil 
olması. Bu iki konunun da doğrudan ilgili olduğu alan ise hukuktur. 
Yani anayasa mı?
Anayasa yapılabilirse zaten pek çok sorunun çözümü için bir yol açılmış olacak 
ama olmadığı zaman da eli kolu bağlı oturup beklenmeyecek. Ruhban okulunun 
açılmasından, cemevleri ile ilgili düzenlemelere, kamu hizmetinin her vatandaşa 
eşit ve aynı zamanda anadilinde sunulmasına kadar pek çok alanda düzenlemeler 
içeren bir çalışma yürütülmektedir. Ki bu düzenlemelerin pek çoğu kamuoyunca da 
paylaşıldı ama esas dikkat çekmek istediğim konu şudur, yapılacak olan 
düzenlemeler ile devletin vatandaşlarına herhangi bir etnisite, inanç ya da 
ideoloji üzerinden bakmasına son verilecektir. Ki zaten Kürt meselesi de esas 
olarak bir resmi ideoloji ve devlet ilişkisi açmazının yansımasıdır.
Suriye'de gelişmler süreci etkiler mi?
Her şeyden önce şu gerçeği görmek gerekiyor, PKK uzun süreden beri bölgede 
şiddet üzerinden var olan bir örgüttür. Doğal olarak bölgede pekçok aktörle şu 
ya da bu şekilde bir ilişki içinde olmuştur ve olacaktır. Keza bence bu 
ilişkide olduğu sadece bölgesel aktörler de değildir. Pekçok başka uluslararası 
aktörle de ilişkisi olduğu biliniyor. Ve eğer siz bu sorunu çözecekseniz doğal 
olarak tüm bu aktörleri dikkate almak, hatta gerekirse görüşmeler yaparak 
yapabilirsiniz.
Tüm taraflarla...
Kürt meselesi ile şu ya da bu şekilde ilişkili olan bir terör sorununun 
bölgesel bir sorun olduğu gerçeğini dikkate almayan bir yaklaşım hem sorunu 
analiz etmekten uzak olur hem de çözmekten. 
Peki PYD Suriye'de özerk bir bölge peşinde mi?
PKK ve uzantılarının tamamının şu ya da bu şekilde mutlaka bir 'egemenlik 
alanı' oluşturmak istedikleri çok açıktır. Ancak bu konuda bence en önemli 
açmaz, ne bölgesel güçlerin buna karşı koymasıdır ne de uluslar arası 
dengelerdir. Ne enerji koridorlarının güvenliğidir ne de örgüte 
güvenilmemesidir. Suriye'de bir alan istedikleri muhakkak ama bu istekleri bu 
yapı ile mümkün değildir. 
Uluslararası Kürt Konferansı çözüm sürecini etkiler mi?
Malum bu konferans çok uzun süreden beri üzerinde çalışılan ve asıl amacı da 
Kürtlerin yaşadıkları ülkelerde ki mücadelelerinin demokratik ve sivil siyaset 
ile yapılması için bir milat belirlemektir. Ki her seferinde örgüt işin içine 
çomak sokuyor, silahı bırakmayacağını deklere edip bu konferansın yapılmasını 
bloke ediyordu. Sanıyorum artık şiddetin, terörün ve silahın olmadığı bir 
coğrafya isteği herkesin arzusu haline gelmiştir. 
BDP ve bölgedeki Kürtler bu sürece katkı veriyor mu?
Benim temel tezim şudur; BDP-PKK çizgisi hem kamu otoritesinin gücü hem de 
toplumsal baskı olmadan asla çözüme yanaşmaz, razı olmaz. Bunun dışında her ne 
yapılırsa yapılsın rızaları tahsil edilmeyecektir. Hükümetin bu ikisini 
birlikte yürütme politikası sonuç verdi. Zaten bundan dolayıdır ki örgüt en çok 
bu iradeyi ortaya koyan sayın başbakana yönelik kindarlık kusmaktadır her yerde.
Cemil Bayık 1 Eylül tarihini verdi. Ne anlama geliyor bu?
Açıkçası ben örgütte liderin, yani Abdullah Öcalan dışındakilerin 
açıklamalarının dikkate alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu tip örgütsel 
yapılanmalarda sadece 'bir' numara vardır ve diğerleri numarasız, yani 
etkisizdirler. Bunun için bu tür beyanatlar üzerinden bir fikir yürütmeyi 
sağlıklı bulmam. Kısaca bir yanda siyasi aktörlerin çözüm için yürüttükleri bir 
çaba öte yandan sorunu derinleştirmek için yürütülen özel operasyonların egemen 
olduğu ve çarpıştığı bir ülke değildir artık Türkiye. Siyasi irade de devlet 
aklı da devletin kurumları da toplum da aynı yöne bakmakta ve yürümektedir. Bu 
dinamiklerin hepsi de sorunun çözümünü istiyorlar. Yeni Türkiye bu. Ama zor bir 
dönemdeyiz. Bunu Gezi olaylarında gördük. 
Nasıl yani?
Gerek çözüm süreci, gerek ülkenin enerji ve alt yapı alanlarında 
gerçekleştirdiği hamleler muhtemelen birilerinin rahatını bozmaktadır. 
Kimlerin? 
Birincisi bence Türkiye'yi Suriye konusunda uluslararası alanda var olan 
sürecin içinden çıkarmak istiyorlar. Bence de bugüne kadar Türkiye ile belli 
bir yapı içinde, yani çatışma durumu içinde ilişki kuranların bu yeni forma 
ayak uydurmak yerine Türkiye'yi eski haline getirmek istemektedirler. Bir 
diğeri de bu olaylar üzerinden sivil siyasetin ve iktidarın terbiye edilmeye 
çalışılması var ki bu konu çok da yabancısı olduğumuz durum değildir.
Yani hedef Türkiye'yi bir kaos ortamına sürükleyerek zayıflatmak mı?
Şunu bilmemiz gerekir ki Türkiye ile belli bir yapı üzerinden diplomatik ve 
siyasi bir ilişki kurmuş olan tüm aktörler ülkenin yeni statüsüne uyum sağlamak 
yerine Türkiye'nin durumunu çatışma dönemi gibi olmasını isteyeceklerini tahmin 
etmek zor değildir. 

http://yenisafak.com.tr/roportaj-haber/firatin-dogusundaki-ergenekon-pkkdir-12.08.2013-552914
 


__._,_.___

Diyarbakır Cezaevi Muze Olsun diyorsanız, lutfen,  
http://www.istanbulist.net/bilesenler/haberler/haber.php?haber_no=2423    
linkine  girip bir imza da siz verin ve bu linki imza vermek isteyen 
dostlarınızla da paylaşın.

Kardeş Sitemiz:

http://diyarbakirgrubu.blogspot.com 

"Seni baharmışın gibi düşünüyorum, Seni Diyarbekir gibi.."
Grubumuzdan , dostlarınıza bahsedip, üye olmalarını önerdiniz mi? 

Gruptaki yazilarin sorumlulugu ilgili yazinin
yazarina aittir. Grup yoneticileri ve diger uyeler
sorumlu tutulamazlar.

Gruba üye olmak için: [email protected] a boş bir mail
atılacak.Akabinde Yahoo dan gelen cevaba bir işlem yapılmadan iade 
edilecek.Böylece Üyelik Tamam.Üye olmayı başaramayanlar 
[email protected] adresine yazmaları halinde kendilerine yardımcı olunur.

Gruba  mesaj göndermek için: [email protected] adresine mail 
atabilirsiniz.


 


Your email settings: Individual Email|Traditional 
Change settings via the Web (Yahoo! ID required) 
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully 
Featured 
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe 


__,_._,___                                        

-- 
-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

--- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Diwanxane" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.

Cevap