ARAMIZDAN AYRILAN KÜRT / SORANİ ŞİİRİNİN ÇOŞKUN SESİ *ŞÊRKO BÊKES*:
*

"Şiir ruhların ortak dili ve kesişim noktasıdır."
*

Latif *Epözdemir*/ Şair/ Yazar [email protected]
*

*

KİMSESİZ DOĞDU,KÜRT HALKININ ÇİLELERİ İLE TANIŞTI,ÇOŞKUN BİR IRMAK OLDU,
ÖLDÜĞÜNDE ARTIK BİR ORMANDI

Süleymaniyeyi çok seviyordu, dağını taşını havasını suyunu. Belki de onu
şair yapan Süleymaniyenin gördüğü insanlık dışı vahşet ve o vahşetin
karşısında Süleymaniyenin gösterdiği kahramanlıktı.Bu her iki durum bile
duygusal bir kişinin çoşkun bir şair olması için yeter nedenlerdir.

Şêrko son dönemlerinde bedenen İsveçteydi, ama ruhu Süleymaniyede Azadi
parkında geziniyordu.

Ve sonunda ruhu bedenini de çekti yanına. Şêrko Bêkes ruhen de bedenen de
şimdi Azadi parkında yatıyor.

Vasyeti de buydu zaten: Beni oraya gömün demişti yakın çevresine. Bir de
sazlı sözlü, halaylı danslı bir biçimde beni mezara götürün, bir Kürt
karnavalı olsun benim ölüm törenim demişti. O da oldu.gülerek uğurlandı
toprağa..
*

Sirwan Rehim* beni aradı Şêrkonun Süleymaniye!den İstanbula geleceğini ve
onu karşılamamı istedi. İstanbulda iki gün kalacak ve sonra İsvece
gidecekti.Sürgün yıllarında İsveci de yurt edinmiş ve Süleymaniye kadar
olmasa da Sıtokholmü de çok sevmişti.Bir evi de oradaydı.Ailesi ve
çocukları ordaydı. Ama o ilk fırsatta Süleymaniyey gelmiş ve yeniden
doğarak yaşam sürmeye başlamıştı. Bêkes bana "İnsan özgürlükle yeniden
doğar,hayat denilen şey özgürlük olmadan sadece bir düştür.

2002 yılının son günleriydi. Havaalanına gittim ve onu karşıladım, oteline
yerleştirdi. Bir anada İstanbul'da karşısında soranice konuşan birini
bulunca çok sevinmişti. Çünkü sorani lehçeşi onun pınarıydı, o lehçeden
okuyup yazınca, o lehçe ile konuşunca ruhu besleniyordu. *Baban* döneminin
dört sütunu *Salim, Nali, Wefai ve Kurdi* sorani lehçesinden öyle harika
eserler bırakmışlardı ki,Şêrko onlara ve onların yazdığı bu lehçeye
hayrandı. O, diğer lehçelere de cevaz veriyordu ancak onun için hiç bir şey
soraninin yerini alamazdı. Öyle yaşadı öyle bir disiplin edindi, ölünceye
dek kendi disiplinine bağlı kaldı.

Şêrko çok duru ve katışıksız bir soranice konuşurdu. Öyle ki kimi zaman
soranlar bile onu anlamakta güçlük çekiyordu.

Kurmancinin genelde çok daha fazla Kürt tarafından konuşulmasına karşılık,
o Kurmancinin resmi dil olmasına karşı çıktı. Kendi coğrafyasında Arami
(arap) alfabesinden vaz geçip Latin alfabesine geçişi "geriye gidiş" olarak
algıladı ve benimsemedi.

Yolda bana beni tanıdığı için çok mutlu olduğunu söylemişti. Ben o zamanlar
İstanbul'da Yaşam Radyoda bir edebiyat programı yapıyordum .Onu programıma
konuk etmek istediğimi söyleyince tereddüt etmeden tamam dedi. Ama bir
çekincesi vardı." Türkiye'nin şartlarını biliyorum. Bu program sonrasında
sana bir şey olmasın" dedi bana.Ben ise öyle şeyleri aklımdan bile
geçirmemiştim.

Biz sütüdyo da iki saat boyunca soluk almadan program yaptık. Ben soruyorum
o yanıtlıyor hemen anında tüm konuşmaları Türkçeye çeviriyordum Yaptığım en
iyi programdı.1 ocak 2003 benim gazetecilik yaşamımda önemli bir gündür. Bu
günü tarihe mal etmek için Radyonun ofisinde kıt olanaklarla resimlerini
çektim. Ne yazık ki bir çok fotoğraftan geri ye arşivimde bir tek tane var.
Onu da bu yazıda sizlerle paylaşmaktan kıvanç duymaktayım.

O günkü radyo kayıtlarını da yazıya dökerek bu güzel röportajı Navkurd
sitesinde paylaşmıştım. Daha sonra birçok yerde bu röportaj yayınlandı,
hala bu röportajın bazı bölümleri çeşitli yayın organlarında kullanılmakta
anacak ne yazık ki kaynak belirtilmeden ve izin alınmadan röportaj basın ve
yayın organlarına servis edilmektedir. On yıl önce yaptığım bu röportajı *Şêrko
Bêkesi* anmak üzere bu yazının ekinde sizlerle paylaşmayı uygun gördüm.

Sonraki yedi yıl boyunca hep görüştük. Ben Süleymaniye'ye gittiğimde ona
uğruyorum o İsvece gideceği sırada mutlaka İstanbula uğruyordu. Dostluğumuz
hiç kesilmedi. Tarih ve Toplum Bilimleri Enstitüsü olarak her yıl
İstanbulda ŞİİRİSTANBUL adı ile uluslararası bir şiir festivali yapıyorduk.

Şêrko Süleymaniye yerel yönetiminde Kültür bakanlığına atanmış ve ancak on
sekiz ay bakan olarak kalabilmişti. "Şiirimin bir dizesini otuz bakanlık
koltuğuna değişmem" diyerek bakanlıktan ayrılmış ve mısraların arasında
imgeleri yakalamak için kelime avcılığına çıkmıştı.

Dağda pêşmerge olduğu sırada bile şiirle arasına mesafe koymamıştı.
Tüfeğinden kurşun yerine ateşli nidalar yükseliyordu o günlerde.
*"BURADA"*şiirlerinden biridir.
*

"Bu gece / Burada / Dağ, Şairdir,/ Ova kağıt;/ Silah kalem ,/ Irmak virgül
/Ve taş da noktadır;/ Ben de / Ünlem'im..."
*

Şêrko Enfali yüreğinin derinliğinde his etmiş, tüm soluğu ile şiirler
yazmış ve yazdığı şiirleri bir tokat gibi zulmün yüzüne paralanmıştı.

Şêrko'nun avazı yiğit Süleymaniye halkına cesaret ve inanç devşiriyordu.

O aynı zamanda adına *"RUWANGE*" dediği bir şiir ekolünün de öncüsüydü..

2010 yılının ocak ayında onu telefonla aradım ve festivale katılmasını
istedim. Hiç düşünmeden "evet" dedi. Sözünde durdu. Geldi festivale
katıldı. Ama onu bir sürpriz bekliyordu. Ben festival için ondan şiirlerini
istemiştim. Gelen şiirleri oturup Türkçeye çevirmiştim. Sonra da Festival
yayınları arasında kitabı basıp dağıtmıştık, ona imza günü
yapmıştık."*HALEPÇEDE
MARTIN ONALTISI" *ona vereceğim en büyük armağan olmuştu. Çok sevindi. Ban
festival sonrası, aralarında yeni şiirlerinin de olduğu bir düzine şiir
daha verdi." Türkçeye çevir ve kitap olarak bas ama para ile satılmasın"
demişti. Notere gittik, bana vekalet çıkardı, ancak giderken vekaletname
onun eşyaları arasında kalmıştı. Bana geri gönderdi ama getiren arkadaş
sınırda o vekaleti kaptırmıştı. Buna rağmen ben şiirlerini çevirdim. Basıma
hazır hale getirdim. Bu yılın sonunda da basalım diye kararlaştırmıştık ki
o göçtü, şiirleri öksüz bıraktı. Herkesinkinden daha erkendi onun ölümü.

Festivalin onur konuğuydu.Kürt şiirini temsilen gelmişti. Festivalin
açılışı Dolmabahçe Sarayında yapıldı. Şêrko orada Kürtçe/ soranice kısa bir
teşekkür konuşması yaptı.Çok duygulanmıştı. Konuşmanın son cümlesi
şöyleydi: "*Şiir, ruhların ortak dili ve kesişme noktasıdır.Ben Türkçe
bilmiyorum ama Nazım Hikmetle ruhlarımız kesişiyor.*" Ve sonra yeni yazdığı
şu küçük şiirini, PİYANO'yu sundu konuklara:
*

"PİYANO

Bir sabah

Bu dünyanın

Beş kıtasının Şairlerinin

Ruhunun kırlangıçları

Birlikte uçtular

Akşamleyin de

Birlikte, tümü

Ard arda

Bir sandığa girdiler

Daha sonra

Gecenin geç vakti

O sandık bir Piyano oldu."
*

Şêrko, festival boyunca gönüllerde taht kurmuştu. Şiirseverlere bir destan
bırakmıştı ardından. İsveç konsolosluğunda okuduğu şiirler, ruhları okşuyor
ama tüyleri diken diken ediyordu. En coşkulu en yurtsever en devrimci
şiirlerini getirmişti İstanbula ve Üniverisite kampüslerinde, liselerde,
kısaca yedi gün boyunca kendine ayrılan her yerde büyük bir disiplin içinde
engin bir coşku ile okuyordu şiirlerini. Ben de ardından Türkçeye
çeviriyordum bu çoşkun şiirleri. Şiir okurken kendinden geçiyordu, okuduğu
şiiri yaşıyordu adeta. Tiyatral bir ziyafet ve müthiş bir resitaldi
veriyordu Şêrko Bêkes.

Festivalin kapanışında Tekrar konuştu ve şiirler okudu.Bu kez *SUADA*'dan
yankılanıyordu sesi. İstanbul boğazı bir şiir virtüyözünün sesine kulak
veriyordu. Şêrko Bêkes özellikle de kendisini dinlemeye gelen Kürtlerin
çoğunlukta olduğunu anlayınca beni çağırdı, elindeki şiiri okumasında bir
sakınca olup olmadığını sordu. Ben yok dedim. Çünkü Zekiye Alkan ve Musa
Anteri anmadan gitmek istemiyordu.

*

"DEPREM
*

*

Bu kuzeyin çığlığı,erguvan bir marşa

Süpürgesi olmuş,

Ve tanrı katına kadar yükselmiş;

Ya da denizin gümbürtüsünde,

Suyun çığlığı ,

Belki de bu çığlık

Bu dağların bir nalınıdır.

Bu kan mıdır yoksa,şafak mıdır dökülen

Bu ot mudur yoksa,bölünmüşlük mü;

Yeşermiş olan

Bu halkın omuzu ve kolları mıdır

Yoksa orman mı,

Rüzgarın öfkesi mi,yoksa bulutların ürpermesi mi

Bunlar ağaç mıdır,

yoksa saçları meşale olmuş kadınlar mı

Bunlar erkekler midir,

Yoksa yelleri kardan destanlarda adları anılan atlar mı

Ne destan

Ne karayel

Ne deniz

Ne de bir düş

Ya da bir film..

Bu bir depremdir,

Bunlar, bizleriz

Hep birlikte, bu kentlerin sokakları

Ve kangölü olduk bu alanların;

Bunlar bizleriz

Ne kadar dişi yaratık varsa toprağımızda

Hepsinin bir adı var

Adları Zekiye Alkandır

Ve ve buralarda her erilin bir tek başı vardır

O da Musa Anter'cedir."
*

Büyük bir çoşku ile alkışlandı.Gençler onu araya alıp doyasıya
söyleştiler,en sonunda Fırat Ceweri ile benim yanıma geldi. "Yoruldum"
dedi. "otele gidelim, yatmak istiyorum" dedi. Şêrko o gece dünyanın en
mutlu kişisiydi. Şair Nazire Dedemanın ona tahsis ettirdiği Dedeman
Otelindeki odasına kadar götürdüm onu. Yatağına girdi, sonra ben ayrıldım
otelden. Ertesi gün Stokholme yolcu ettim. Aradan iki yıl sonra ben
Süleymaniyeye gittim. Üç gün boyunca hep yanıma geldi. Hep Türkiyedeki
anılarını konuştuk. Yakın zamana kadar hep telefonlaşırdık. Ta ki İsvece
tedaviye gidinceye dek. Ama onu son görüşüm iki yıl önce Süleymaniyede ,*
Aşti* otelinin restoranıydı. Ruhu şad olsun. Aşkları, tutkuları özlemleri
ve diğer tüm hazinelerini birlikte mezarına götürdü. Geriye birtek
şiirlerini ve şiir disiplinini bıraktı bizlere.Bu da en büyük hazine olsa
gerek. O gizli aşkı şöyle anlatmıştı bir şiirinde:

*

"GİZLİ AŞK*
*

Sen ruhuma süzülüyorsun, ama ışın değilsin

Bedenime giriyorsun ,ama kan değilsin

Gözlerime doluyorsun, ama renk değilsin

Kulaklarımda çınlıyorsun, ama ses değilsin,

Anlaşıldı sen gizli aşksın..."*

Xwuda hafız mamosta. Xula le gel be.

-- 
-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

--- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Diwanxane" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.

Cevap