*KAR ÜSTÜNDE KAN İZLERİ*
Latif *Epözdemir* AV.ŞEVKET EPÖZDEMİR 20 YIL ÖNCE, 1993 YILINDA KATLEDİLDİ. Nice sular geçti o köprülerin altından, nice hanlar, kervansaraylar ağırladı dönüşü olmayan yolun yolcularını. Şimdi korku imparatorları kendi evlatlarını yemekle meşgul. Can havlindeler. Lakin gelen yok ölüm yolundan geriye. Hepsinin vebali kara bir urgan olmuş boyunlarda, ve boyunlar her gün biraz daha incelmekte. Şevketin katline onay verenler, tetiği çeken zavallı ellerden daha bir kirli. Katil, kendini gizlemeye devam ediyorken ve katle reva veren sistem çatırdıyorken, Şevket mezarında bile gülümsemeye devam ediyor hayata. Yıl 2013, aylardan Kasım, 20 yıl geçti aradan.1993 yılının Kasımında çalmıştı yaşam kapısını Şevketin, adı kalleş olan ölüm... On yedi yılın ardından artık hesap sorma zamanıdır diyor demokrasiyi yaşamın olmazsa olmazı diye düşünen her kes. Eller vicdanlarda. Şevket ise belleklerdedir dipdiri ve dün gibi. Oysa ki yirmi yıl oldu. Dile kolay. O gün doğan bebekler bugün yirmi yaşlarına bastılar. Ve yirmi yıldır akıllardan gitmeyen o kahredici soru: Ne yazık ki, dost yüzlü, dost gülücüklü ihanete boyun eğmiş eller çekmişti tetiği. Bunu artık bilmeyen kalmadı. Bir halkın kurtuluş kavgasından aynı halkın katliamına dörtnala koşmuş, dönekliğin tarihine adını yazdırmıştı cellatlar. Zulüm odaklarına biyat etmişlerdi. Kendi soylarına ihanete ant içmişlerdi tereddüt etmeden. Keklik hikayesi yeniden tekerrür etmişti. İnanmak istemedi önce Şevket onlara, süründürülerek götürülürken. Bir hayal kırıklığı içindeydi. Nasıl olurdu. Daha dün, başka bir maske vardı yüzlerinde. Peki bu gün, bu gün nasıl olur da değişirlerdi. Bu hızlı değişimin nedeni neydi acaba. Bir sırça saray mı, para pul ,zinet- altın mı yoksa. Önceleri böyle düşündü. İçten içe kin ve nefret kustu suratlarına sonradan. Teslim olmadı. Ölüm yapıştı boğazına. 20 yıl geçti. Baştan ayağa ihanete batmış olan bu kanlı ellerde nedametten eser yok hala. Nasıl paklanır o yürekler, hangi su temizler o bedenleri. Şevketin kan izlerini ne çıkarır o iblis yüzlerden. Nasıl unutulur camı çerçevesinden ayrılmış o gözlüklerin derin hüznü, ağlaması. Dünyayı daha iyi görmeye ant içmiş o gözlüklerin sahibine nasıl kıyılır. Oysa ki o gözlerle Şevket özgürlüğe bakıyordu, o aldatılmış katillerin de insanca bir yaşama kavuşması için çarpıyordu o yürek. O yürek nasıl susturulur, o yüreği susturanlar nasıl yüzleşecekler kendileri ile. Aynaya bakmaya cesaret edebilirler mi.? Ama, *Turgut Uyar*, sahneye çıkar ve cesurca söyler şarkısını "YOKUŞ YOLA" sanki Şevket için yazılmış bir şiir. Tıpkı Şevketi anlatır gibi Yokuş Yol; Şevketin ölüm haberinin ardından kaleme alınmış gibi..... *"Güllerin bedeninden dikenlerini teker- teker koparırsanDikenleri kopardığın yerler teker- teker kanar.* *Dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân sanırsanKürdistan'da ve Muş-Tatvan yolunda bir yer kanar.Muş - Tatvan yolunda güllere ve devlete inanırsanEşkıyalar kanar kötü donatımlı askerler kanar* *Sen bir yaz güzelisin, yaprakların ekşi, suda yıkanırsanPortakal incinir, tütün utanır, incirler kanar* *Bir yolda el ele gideriz, o yolda bir gün usanırsanPadişahlar ve Muşlar kanar, darülbedayiler kanar.Muş - Tatvan yolunda bir gün senin akşamın ne kiOrada her zaman otlar, otlar ergenlikler kanar.* *El ele gittiğimiz bir yolda sen gitgide büyürsenBenim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar." * Ardından *Hasan Bildirici* yazar Şevketin romanını. DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL koyar romanının adını. Zorun ve şiddetin yaşamı tehdit ettiği yıllardan geçerken hüznün yapraklarına basarak geçiyor zaman. Ülkede halkın yurtsever kesimlerine yönelik cinayetler sürüp gitmektedir. Sevilen insanlar vahşi yöntemlerle öldürülür. Bunlardan biri de Av. Şevket EPÖZDEMİR' dir. Tümünün de failleri meçhul diye bellenir. Aslında fail bellidir ancak dile gelmez, dilin gücü failleri anlatmaya yetmez. Korku ölümle merhabalaşırken susmak intihara davetiye çıkarmaktadır. Katiller sahnededir ve karanlıktır yüzleri. Bir tek hareketleri gözlenmektedir. Ve anlatmaya devam eder Hasan Bildirici Dönüşü Olmayan Yolu: " Avukat Şevketi yüzükoyun düşürdü Zınar. İki elini kanlı boğazına geçirdi. El ve ayaklarında kıpırtı yoktu halbuki. Baldırın kalçaya yakın kısmında bir titreme görür gibi oldu. Bu sırada çocukluğunun mezbaha günlerini hatırladı. Yeni kesilip derisi yüzülmüş, çengelde buharı tüten koyunların karın ve baldır kaslarının hala titrediğini dün gibi hatırlıyordu. Et sırası beklerken korkmuştu hep. Fakat şimdi insan öldürmekten korkmuyordu. Avukat Şevketin ölümü derin bir " ah "olarak kaldı Zınar'da. Hepsi bu kadardı. "(...) "Kafası duvara yakın olan Avukat Şevketin, alnına bir diz geçirdi başçavuş.. Duvarı bulan kafadaki çatırtıyı Zınar da duydu.İşte o an Zınarın, notu kendi elinden alırken ki gerilla hali tüm çıplaklığı ile Av. Şevketin gözü önüne geldi.Evet oydu. Dağların incelttiği incecik bir fidandı o zaman. Kar suyu ve kekik kokuyordu. Kan ve ölüm değil. " Ah " diye inledi Av.Şevket kanlı kafası duvardan aşağı kayarken." " Harp Akademilerinde öğrenmişti. Tümörlü bölge vücuttan oyulup çıkarılmalıydı. " "Hastalığı,bazı yerlerde kışkırtmaktan çekinmeyin '' demişti PKK ye karşı yeni mücadele tarzını anlatan görevli.'' Yarayı kendi kontrolünüzde deşin. Kanasın. Tahrik etmekten korkmayın. İsyanın temel dayanaklarına yönelin. Bu devletin geçmişinde bir sürü isyan bastırma tecrübesi var.Tarihimize dönüp bakın bir.Kürtlerin bütün isyanları zaaflıdır.O zaafları iyi kullanacaksınız.'' " Cellat iyi çalışmış dersine anlaşılan.Kanla beslemiştir beynini.Korku şiddeti, şiddet ölümü koymuştur önüne.Çünkü çağıldayan nalınlar bile yüreklerini yumuşatmaz canilerin.Merhamet yolunu ayırmıştır onlardan.Varsa yoksa emelleri, ölüm ve kan. Oysa ki, her ölüm yeni bir yaşamın habercisidir.Soylu ve güzel bir yaşamın işaretidir karanlık ellerin fermanı üzre gelen ölüm.Katilin çirkin yüzünün görünmeyeceği yeni bir yaşamdır ölüm.Mısra mısra şiirdir,mavi mavi sevdadır, özlemdir yıllar ilerledikçe gönülden çıkmak bilmeyen. Sevgiliye nakışlı mendil gibidir özlemi yitip gitmişlerin..Sözcükleri ayağa kaldırır özlem, ard arda dizilir kelimeler.Söz sükun etmiştir artık. Göz,marifetli ellere odaklıdır.Eller kaleme sarılır ve peş peşe düşer tümceler.Her biri bir tufanı kaldırır düştüğü yerden.Son sözü şiir söyler "O SEVGİLİYE" diye girer söze : *"Bir özgürlük türküsü* *Dolanırdı dilinde,* *Seni sevmeyenlere de * *Gülücükler sunardın gözlerinle,* *Kökleri coğrafyamızın her bir yerinde * *İki gül tutardın ak ellerinde.* *..........* *Yine kar yağıyor bak* *Şahin avladığın ovalara,* *Hep karlı mevsimlerde * *Yapıştı eteklerimize hüzün, * *Yitirmedik umudu, direnci* *Ve hayat her şeye rağmen* *Sürünerek de olsa, sürüp gitti.,* *Kadir bilen Nemrut, Süphan* *Seninle onurlanmış,* *Minar, Baykan ve Tatvan;* *Sensiz hep yabandır zaman* *Sen bir özgürlük gülüydün* *Öyle de kalacaksın;* *Diktiğin ağaçlardaki yapraklar* *Haykırıyorlar hep bir ağızdan...* *Sen özgürlüğün sembolüsün* *Kanla güllere adını kazıyan" ( Latif Epözdemir)* Elbet katli reva görülmüş yüzlerce yurtsever gibi, senin de tarihe yazıldı adın. Sanma ki hesabı sorulmayacak. Hesap vereceği gün gelecek celladın. Rahat uyu ve şad olsun ruhun. Senin kanında boğulacak katillerin. Sen hep gururla anılacaksın ama onlar hep nefretle anılacaklar. -- -- - Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane - Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir. --- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Diwanxane" group. To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to [email protected]. For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.
