Eski Sovetler Birliği'nde Kürdler ve Kurdoloji Çalışmaları - Daimi Cengiz

Şamil Eskerov'u bu söyleşiden bir yıl sonra (20 Mayıs 2005) kaybettik. 
Yaşlılığı ve hastalığına rağmen insana umut ve güven veren bu dava adamının 
gözlerinin ferini ve o diri anlatımını asla unutamayacağım. Dava insanının 
ölüsü bile diri olur. Saygı ve hürmetle anarım.Bu söyleşiler Azerbaycan ve 
Ermenistan Kürt aydınlarından şair, yazar ve akademisyen Şamil Eskerov 
(Azerbaycan-24 Mart 2004) ve araştırmacı yazar Ahmede Hepo (Azerbaycan ve 
Ermenistan-16 Şubat 2006) ile yapılmıştır. Söyleşilerin sadece Kürtler ve 
kurdoloji ile ilgili kısmını yayımlıyoruz.Azerbaycan'da Kürtler ve kültürleri 
üzerine araştırmalar söz konusu olduğunda, Kürt ve Azeri akademisyenlerin 
istisnasız ortaklaşa tavsiye ettikleri tek adres Şamil Eskerov'dur. Şamil 
Eskerov bugün Ermenistan'ın işgalinde olan Karabağ'ın Kelbecer rayonunda (il) 
1929 yılında doğar.Eskerov 1953'te Kelbecer şehri Komsomol (Kominist Parti 
Gençlik Teşkilatı) Komitesi'nin 1. katibi (sekreter) olur. 1954'te onun 
rehberliğinde Komsomol Teşkilatı, Sovyetler Birliğinin genelini kapsayan 
yarışmada birincilik alır. Sovyetler Birliği Komsomolu'nun 'şeref kitabı'na adı 
yazılır. Ş. Eskerov 1954'de girdiği Bakû Yüksek Parti Okulu'nu 1959'da üstün 
başarı ile bitirir. Karabağ'ın Kelbecer rayonuna Devlet baş tedarik Müfettişi 
olarak atanır. Bir yılda Kolhozların devlete sattığı yün miktarını iki katına 
çıkarır. İldeki kolhozlar gelirini ikiye katladığı için 'Kolhoz verimliliğini 
artırma ödülü'ne layık görülür. Tarih ve matematik eğitimi alan Eskerov daha 
sonra Azerbaycan İlimler Akademisi Şarkıyat Enstitüsü'nde 'Cigerxwun'un Hayatı 
ve Edebi Yaratıcılığı' adlı doktora tezini yazar. O, büyük kürdoloğ Qanade 
Kurdo'nun Petersburg (Leningrad)'dan gönderdiği Ahmedê Xanî'nin Mem u Zin'ini 
ilk kez orijinal yazmadan Azeri diline çevirir. Esgerov, Azeri ve Kürt 
edebiyatında manzum eserlerin kafiye sözlüklerinin de ilk müellifi olur.25'ten 
çok kitabın yazarı olan Eskerov Sovyet Kafkasya Cumhuriyetlerinde 'Dünyanın 8. 
harikası' diye adlandırılan Kelbecer şehri 'Diyarşunaslık Müzesi'nin de 
kurucusudur. O'nun onlarca yıllık derleme ve 12 yıllık emek ile kurduğu ve 
direktörü olduğu müze 5000 adet doğa, tarih ve etnografya malzemesini ihtiva 
ediyordu. Bu emeğinden dolayı ona 'Emektar medeniyet işçisi' unvanı verilir. 
Ayrıca Eskerov iki katlı evini adeta şehir kütüphanesine dönüştürmüş. Şahsına 
ait 30 000 (otuz bin) kitaplık kütüphanesi de müze gibi dillerdedir. Gördüğüm 
fotoğraf karesinde gayet iyi dizayn edilen bu kütüphanede; Kürt, Fars, Rus, 
Arap, Emeni, Türk, Azeri ve batı dillerinden eserler ile tarihi yazma eserler 
ayrı ayrı görülüyorlar. Eskerov, kütüphanesi dışında ayrıca halk ezgileri, halk 
hikâyeleri vd. şifahi halk edebiyatı söyleşilerinden oluşan zengin bir kaset 
arşivinin olduğunu da söyleşimize ilave ediyor.   Kütüphanesindeki 30 000 
eserin 5 000 adedi çeşitli dillerde Kürtler üzerine yazılmış eserleri ihtiva 
ediyormuş. 1993'te Karabağ'ın Kelbecer rayonu da Ermenistan'ın işgaline uğrar. 
Eskerov'un o ünlü müzesi ve kütüphanesi işgal bölgesinde kalır. İşgal edilmiş 
bölgelere giriş yasağı olduğu için müze ve kütüphanenin akıbeti 
bilinmiyor.Ermeni işgalinden sonra uğradığı ağır kayıplara isyan eden Eskerov: 
"Onlarca yılda derlediğim ve 12 yılda kurduğum müzeme, otuz bin kitaplık 
kütüphaneme ve otuz beş yıl tuttuğum günlüklerime ağlıyorum" diyor. Bundan 
dolayı büyük ızdırap çekiyor. Peşpeşe kalp krizleri geçirir. İleri yaşına ve 
sağlığı bozulmasına rağmen sürgündeki bu emek ve kültür kahramanı umudunu 
yitirmez. Kollarını tekrar sıvayıp bir 12 yıl daha çalışarak 5000'e yakın doğa, 
tarih ve etnoğrafik malzemeyi tekrar derler. Bakü'deki Kürt Medeniyet Evi'nde 
sergiler. Kürt Medeniyet Evi'nde bu malzemeyi görme imkânını buldum. Ş. 
Eskerov'u bu söyleşiden bir yıl sonra kaybettik. Yaşlılığı ve hastalığına 
rağmen insana umut ve güven veren bu dava adamının gözlerinin ferini ve o diri 
anlatımını asla unutamayacağım. Dava insanının ölüsü bile diri olur. Saygı ve 
hürmetle anarım.D. Cengiz: Sayın Mam Eskerev, Ermenistan ve Azerbaycan 
Kürtlerinin tarihsel geçmişleri hakkında ne söyleyebilirsiniz?Ş.Eskerov: 
Kürtler 6.yy'da Salman İbni Rabiye önderliğinde saldırıya geçen Araplara karşı 
Kür ırmağı çevresinde 4-5 ay kadar direndiler. Demek ki o zamandan beri bu 
toprakta yaşıyorlar. Yani müslümanlığın yayılmasından önce Kürtler 
Azerbaycan'da yaşıyorlar. O zaman Albanlar Azerbaycan coğrafyasına 
hükmediyorlardı. Akkaşiler ve Mihraniler'den oluşuyorlardı.13. yy.da Karabağ'ın 
tamamında hükümranlık eden Xaçin-Arsax devletinin hükümdarı olan Hasan Celal'in 
annesi Kürt asıllı Xeri Şah (Huri Şah) idi. Xeri Şah, Gürcü kraliçesi 
Tamara'nın (hükümdarlığı:1184-1212/13), baş komutanları olan Gürcü soy ismini 
kabul etmiş Kürd kardeşler İvanê ve Zaxarê Mxargrdzeli'lerin kız kardeşiydi. 
Şimdiki Kelbecer ilinin ortasından geçen Terter çayının adı 11.yy'da  Kürd Elem 
Çayı idi. Timurlenk muharebelerinde Kürtler bir müddet saldırganları 
sıkıştırıyorlar. Daha sonra 1587'de 1. Şah Abbas buraya 24 Kürt tayfasını 
(aşiret) göçürüyor. Sınırların güvenliğini sağlamak için buraya göçürülen 
Kürtlerden vergi almıyor. Ben bu 24 Kürt tayfasının adlarını daha evvel 
yayımladım. Mesela bizim mensup olduğumuz tayfa Milli'dir. Bu tayfa bugün 
Türkiye'de Mardin ile Diyarbakır arasında yaşamaktadır. 500 000 kadar nüfusa 
sahiptir (Bu tayfanın bazı kesimleri bugün Dersim ile Urfa'da da meskundurlar - 
DC). Bu tayfalar önce oradan kaldırılıp Ermenistan'ın Posruf kentıne (kent 
Azeri dilinde köy anlamında-DC) yerleştiriliyorlar. Sonra Azerbaycan'ın 
Kelbecer şehrine göçüyorlar. Neticede Şah Abbas bu 24 tayfayı Karabağ'a 
yerleştiriyor. Karabağ üzerine yazılmış bir kitapta 17 Kürt köyü geçer. Bunun 
dört tanesi doğrudan Kürt adıyla anılır. Bu bölgeye göçürülen Kürt tayfalarının 
bazılarının adları şöyledir: Karaçorlu, Hesenanlı, Tarihcanlı, Kelovçular, 
Şadumanlı, Tehmezli vd. tayfalar[1].Rusya'nın İran sefiri Peter Lerch'in 'İran 
Kürtlerinin Rus Bölgeleri' adlı kitabı 1856 yılında yayımlandı. Ermenistan'ın 
Dereleyez mevkisinde 9 Kürt tayfasını sayar. Milli tayfası da orda 
vardır.Kürtler bu coğrafyanın eski halklarındandır. Azerbaycan'ın Gence şehri 
ve çevresinde M.S. 978'de Kürt asıllı Şeddadiler hakimiyet kurarlar. Gence ve 
çevresinde 223 yıl hükümdarlık sürerler. Şimdiki Ermenistan, Nahçıvan ve Şamaxı 
o dönem Şeddadilerin hakimiyetinde olur. Azerbaycan'ın kadim şairi Ketran 
Tebrizi Şeddadiler hakkında şiirler yazmıştır. Bugün Azerbaycan'ın muhtelif 
şehirlerinde 36 Kürt yerleşim yeri vardır. Bunlardan bazıları Bahça Kürt, Bala 
Kürt, Safi Kürt, Kürt Emir adlarıyla anılırlar.D. Cengiz: Azerbaycan ve 
Ermenistan Kürtlerinin inançları ve diğer komşu halklarla ilişkileri hakkında 
ne söyleyebilirsiniz?Ş. Eskerov: Azerbaycan Kütleri şii mezhebine mensupturlar. 
Göçürülme döneminde sunni olan bu tayfalar sonra şiiliğin hakim olduğu bu 
coğrafyada şiileştiler. Ermenistan Kürtlerinin ekseriyeti Yezididir. 
Azerbaycan'ın Kelbecer, Laçin, Kubatlı ve Zengilan Kürtlerinin hepsi şiidir. 
Bizim genelde şii olan Azerbaycan halkı ile iyi ilişkiler içinde olmamızın 
Kürtlerin Şiileşmesinde önemli bir rolü vardır. Azerbaycan halkının % 75'i 
şiidir.D. Cengiz: Sovyet Dönemi'nde Azerbaycan'da Kürtler kendilerini hangi 
kurumlarla ifade ettiler? Bugün durum nasıldır? Kafkasya'da devam eden ulusal 
ve dinsel savaşları nasıl değerlendiriyorsunuz?Ş. Eskerov: Kürtler kendilerini 
daha çok Ermenistan'da kurumlar düzeyinde temsil ettiler. Çünkü ağırlıklı ve 
toplu kitle orda idi. Sonra Petersburg ve kısmen Moskova'daki üniversite ve 
akademilerdeki Kurdoloji çalışmaları gelir. Gürcistan Kürtleri daha ziyade 
Ermenistan'daki kurumlarla ilişkili idiler. Azerbaycan'da 1923'ten sonra Laçin 
bölgesinde Kürt okulları açıldı. 1929'da Kürdistan kazasında eğitim faaliyeti 
başladı. Şuşa'da Kürt öğretmenlerin yetiştiği Pedagoji Teknikum (tekikum, lise 
ve üniversite arası bir okudur) vardı. Günlük 'Sovyet Kürdistanı' gazetesi 
çıkıyordu. Burda süreç farklı işledi. 2. Dünya Savaşı, dağlık coğrafyanın 
zorlukları, sürgün korkusu vb. nedenler bu işleyişi sekteye uğrattı. Ama 
'Sovyet Kürdistanı' gazetesi daha sonra Azeri diliyle 1961 yılına kadar 
yayımlandı. 1960'larda Azerbaycan İlimler Akademisi Şarkıyat Enstitüsü'nde 
Kürdoloji çalışmaları başladı. Verimli çalışmalardı. Bugün bu kurumlardan hemen 
hemen eser kalmadı. Sadece Bakû'de 'Ronahî' adlı bir derneğimiz ve Kürt 
Medeniyet Evi vardır. Sınırlı Kürtçe radyo yayını yapıyoruz. 'Dengê Kurd' adlı 
süreli çıkan birde gazetemiz vardır. 200 bin kadar Kürdün sadece 30 bin kadarı 
Kürtçe konuşabiliyor. Önemli oranda asimile oldular. Bu süreç 1960'lardan sonra 
giderek azınlıkların aleyhine işledi.Kafkasya'daki kardeşlik atmosferi 
Sovyetler dağılmadan önce bitmişti. Ama durum bugünkü kadar vahim değildi. 
Emperyal güçler ulusal ve dini mozaiklerle oynadılar. Ulusal, bölgesel ve dini 
çatışmalarla bölge ekonomilerini mahvettiler. Zenginlik kaynaklarımızın 
paylaşım savaşını veriyorlar. Sonu gelmez savaş ve düşmanlıkları bizzat teşvik 
ediyorlar. Kafkasya ve ötesi ülkeler birer diller ve dinler mozaiğidir. 
Sovyetler dağılmadan evvel gidişattan hoşnut olmasak ta bir ulusal konsept 
vardı, bir denge vardı. Bunu bozdunuz mu bir daha kuramazsınız.D. Cengiz: Sizce 
şarkiyatçılığa ve bu bağlamda Kürtler ve Kurdolojiye dair batı ile Sovyetlerin 
çalışmaları arasında ne gibi fark vardı? Sovyet Kurdolojisi'nin kurumlaşması ne 
gibi bir seyir izledi?S. Eskerov: Ben Paris'te bulundum. Stockholm ve Bağdat'ı 
da biliyorum. Ama diyebilirim ki dünyanın hiçbir ülkesinde ve hiçbir döneminde 
Kurdoloji çalışmaları Sovyetler Birliği'ndeki kadar destek ve teşvik görmedi. 
Çarlık döneminde Petersburg merkezli kurdoloji çalışmaları, Sovyet Dönemi'nde 
tamamen yetkinleştirildi ve yaygınlaştırıldı. Yine Rusya'da Petersburg merkez 
olmak üzere bağlı cumhuriyetlerden Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ile bazı 
özerk bölgelerin üniversite, enstitü ve akademilerinin şarkiyat bölümleri 
dahilinde Kurdoloji çalışmaları yürütüldü.Irak, Suriye, Türkiye, İran ile 
Sovyet ülkelerinde Kürtlerinin dil, edebiyat, tarih, müzik, etnografya, 
antropoloji vd. kültür ve kimlik alanlarına dair çalışmalar Sovyet Kurdoloji 
kurumlarında yetişen akademik kadrolarla yapıldı. Burada bir fark şudur ki, bu 
kurumlarda Kürt akademisyen kadrolar yetiştirildi. Batının misyoner Kurdoloji 
çalışmaları yerine, Kürtler kendi kimlik alanlarını kendi kadroları ile 
araştırdılar. Batının şarkiyat çalışmaları, bu bağlamda Kurdoloji çalışmaları 
tamamen misyoner, emperyal amaçlı idi. Sovyet şarkıyatçılığı, Kurdoloji 
çalışmaları ise halkların tarihsel yaratıcılığını ortaya çıkarmak, ortak 
paydalarını bulmak ve dinamiklerini geleceğe taşımak amaçlı idi.Çarlık Rusyası 
irili ufaklı 127 halkın yaşadığı bir mahpushane idi. Birlik Cumhuriyetleri, 
Özerk Cumhuriyetler ve Özerk Bölgeler'den oluşan Sovyetler Birliği'nde 20-30 
bin nüfuslu halklar bile alfabeye ve okula kavuştular. 58 halkın hiç alfabesi 
yoktu. Mesela küçük Dağıstan'da 34 etnik grup ve 81 dil yaşıyordu. 250 bin 
nüfuslu Avar halkı Resul Hamzatov ile,  Kırgızlar Cengiz Aytmatov ile 
uluslararası üne sahip bir yazar ile edebiyat dünyasında temsil hakkına 
kavuştular. R. Hamzatov'un şu sözleri Sovyet aydınlanmasını gayet iyi anlatır. 
'Daha önce de bazı öğretmenlerim oldu. Ama yüce, doğrucu, gözüpek ve iyi 
yürekli olan Sovyetler Birliği idi. Devrim idi. Yeni bir yaşam, yeni bir okul 
ve yeni bir kitap... Eskiden koca bir köyde sadece imamlar okurdu. Şimdi 
imamlardan başka herkes okuyor'.Toplam 150 bin nüfuslu (Ş.Esgerov burada sadece 
Kürdçe konuşan Sovyet Kürdlerini kastediyor - DC) Sovyet Kürtleri için yapılan 
çalışmalarla, sayıları 30-35 milyonu bulan komşu ülkelerdeki Kürtler için 
yapılan çalışmaları karşılaştırabilir misiniz? İşte fark budur.Sovyet Devrimi, 
İlimler Akademisi Şarkıyat Enstitüleri ile bu coğrafyanın bütün halklarının 
tarihsel mirasını bir arkeolog titizliği ile kazıyıp tetkik etti.Batının 
üniversite ve enstitüleri Sovyet Kurdoloji Arşivlerinden çok yararlandılar. 
Sovyetler dışında Kürtlere dair yapılan yayınların bibliyografyasına bakıyorum. 
Ki bu çalışmaya Sovyetler'de yapılmış bir kısım yayınlar da dahildir. Lütfen 
Celile Celil'in 1930-1980 yılları arası Sovyetlerde Kürtlere dair yapılan 
yayınların bibliyografyasına bakınız. Buradaki çalışma Sovyetler dışında 
yapılan çalışmaların en az on mislidir. Size bir misal daha vereyim. 
Sovyetlerdeki 1. Beş Yıllık Plan sonunda sadece Moskova'da basılan kitaplar 
aynı dönemde Fransa, İngiltere ve Almanya'da basılan kitaplardan fazladır. 
Yaklaşık 110 dilde basılıyordu. 1960'lar sonrası Sovyet Yayın İstatistiği'nde 
bu miktar mevcuttur. Maalesef kütüphanemi Emeni işgalcilerine kaptırdığım için 
daha somut rakamlar veremiyorum...Kürd yazar Ahmedê Hepo ile yapılan söyleşi 
ile devam edecek...Daimi Cengiz
[1] 1.Garaçorlu (Garaçırlı); 2.Hesenanlı; 3. Kulikanlı; 4.Şadımanlı; 5.Milli; 
6.Şeylanlı; 7.Tehmezli; 8.Eliyanlı; 9.Bergüşad; 10.Babalı; 11.Kulluxçu; 12. 
Gelovçu; 13.Ferixkanlı; 14.Sisyanlı; 15.Terterli; 16. Hacısamlı; 17. Sultanlı; 
18. Guluxanlı; 19.Bozlu; 20. Elikyanlı; 21. Kolanı; 22. Püsyanlı; 23.Gorus; 
24.Poşanlı.  İsmi geçen aşiretlerin tamamı 1992 yılında  Ermeni orduları 
tarafından işgaline dek Kızıl Kürdistan topraklarında yaşamaktaydılar.          
                            

-- 
-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

--- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Diwanxane" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.

Cevap