BİNBAŞI ERSEVER'İN İTİRAFLARI
Soner Yalçın


Tarih 23 ekim 1993.
Çalan bir telefon.
"Ersever'i infaz ettik, sıra Soner'de." Telefon kapanıyor.
Tarih 4 kasım 1993.
Binbaşı Ersever, elleri arkadan bağlı, ağzı bantlı bir halde bulunuyor.
Öldürülmüş. Kafasına iki kurşun sıkılarak.
Ardından yakın arkadaşı itirafçı Mustafa Deniz ile sevgilisi Mahsune
Dguebe'nin cesetleri bulunuyor.
Kontrgerillacılar…
Yeşil kod adlı Ahmet Demir…
İtirafçılar…
İtirafçılardan kurulu Yıldız Timleri…
Kontrgerilla timleri: Anadolu Halk Cephesi… TİT… KAP…
Faili meçhul cinayetleri işleyenler kim?
Binbaşı Ersever'i kim öldürdü?





İndirme Linkleri
e-kitap .lit formatında olup Microsoft Reader programına ihtiyacınız vardır.

Sadece kitabı indirmek için
http://rapidshare.com/files/146275289/e-kitap.rar   veya
http://www.dosya.tc/e-kitap.rar.html

e-Kitap ve MS Reader programını birlikte indirmek için
http://rapidshare.com/files/146275290/msreader.rar  veya
http://www.dosya.tc/msreader.rar.html

--------------------------------------------------------------------------------



ÖNSÖZ

Kontrgerilla konusundaki teorileri ve ülkemizde yirmi küsur yıldır süren
tartışmaları ilgilenen herkes az çok biliyor. Bana gelince, yedi yıllık
gazetecilik yaşamım boyunca Kontrgerillanın Türk devleti içindeki evrimini
adeta gözlerimle görerek izledim. Bu konuda sayısız haber yaptım.
Kontrgerilla konusunda çıkmış bütün kitapları okudum. Diyebilirim ki,
konunun bütün uzmanlarıyla uzun görüşmeler yaptım. Bizzat
kontrgerillacılarla görüştüm, tartıştım. Bunların sonuncusu olan Ahmet Cem
Ersever ise örgütün en önemli şeflerinden biriydi.

Bütün bu tecrübeyi birkaç sözcükle anlatmam istenirse şunları
söyleyebilirim: Emperyalizme bağımlılık arttıkça Türkiye daha çok bir
'Kontrgerilla Cumhuriyeti'ne dönüşüyor. Diğer belirleyici etken ise Kürt
sorunu. Şiddet yönteminde ısrar, bu suç örgütünün rejim içinde durmadan
büyümesine yol açıyor. Artık Kontrgerilla rejime rengini veren en önemli
kurumdur.

Bu kitapta taşıdığım tek iddia kuşkuların götürdüğü yere kadar gitmiş
olmaktır. Gazeteci olayların tanığıdır. Kişisel yargılarımı işe
karıştırmaksızın gerçeğin soğuk yüzünü okuyucuya göstermek istedim. Olgulara
sadık kaldım. Bu yöntemin daha etkili olduğunu düşünüyorum. İnanıyorum ki,
gerçek halktan yanadır.

Analizi küçümsemiyorum. Olgularla yetinen bir düşüncenin çocukluk çağını
aşamadığını biliyorum. Olguları toplamanın amacı da zaten analiz yapmak, bir
sonuca varmaktır. Gene de canlı olan olgudur. Olgu, analizin temelidir.
"Teori gri yaşam ise yeşildir." Bu kitabı yazarken canlı olanı sürekli ön
planda tutmaya çalıştım.

Binbaşı Ahmet Cem Ersever'in mesleki yaşamı ve onunla görüşmelerim bu
kitabın eksenini oluşturuyor. Burada ben, son yıllarda toplum olarak
yaşadığımız dehşetin temelindeki örgütü, onun en önemli komutanlarından
birinin anlatımıyla sergiliyorum. Halkın belleğine çakılan birçok önemli
cinayeti aydınlattığıma inanıyorum. Kitap okunduğunda görülecektir ki,
Türkiye'yi sarsan cinayetlerin hiçbirinin faili meçhul değildir. Faillerin
bilinmeyişi, bulunmayışı resmi iddiadan ibarettir.

Öldürülmemiş olsaydı Binbaşı Ahmet Cem Ersever'den daha birçok gerçeği
öğrenecek, olayların içindekilerle konuşma fırsatı bulacaktım. Toplum adına
kaçırılmış bir fırsattır.

Ancak Binbaşı Ersever'in anlatabildikleri ve başka kaynaklardan edindiğimiz
bilgiler şunu ortaya koyuyor: Kontrgerilla örgütü çözülmüştür!
Örgütlenişiyle, işleyiş kurallarıyla, cinayetleriyle, elemanlarıyla
tetikçileriyle ve devlet içindeki yeriyle çırılçıplak gözler önündedir. Buna
rağmen resmen reddedilmesi ve tarafından korunması Türkiye'nin büyük
trajedisidir.

Kontrgerilla NATO ülkelerinin tümünde var. Türkiye'nin NATO'ya giriş tarihi
1952. Kontrgerilla ise ülkemizde 1953 yılında kuruldu. O zamanki yasal adı,
Seferberlik Tetkik Kurulu. Fikir, finansman ve teçhizat daima ABD'ye aitti.
Seferberlik Tetkik Kurulu'nun, yani Kontrgerillanın personeli de ABD
Ordusu'nun ve CIA'nın subayları tarafından eğitildi. 1965 yılında
Seferberlik Tetkik Kurulu, Amerikan Askeri Yardım Heyeti (JUSMATT) binasına
taşındı! Adı değişti, Özel Harp Dairesi oldu.

12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri darbeleri Amerika'nın emriyle
Kontrgerilla tarafından adım adım planlandı ve gerçekleştirildi. Türkiye
Kontrgerillanın provokasyonları, sabotajları ve işkenceli sorgularına sahne
oldu. Bu süreç boyunca Kontrgerilla durmaksızın büyütüldü. Küçük bir daire
iken bugün Tümen gücünde bir kuvvet haline geldi. Özel Harp Dairesi,
geçtiğimiz yıl, Özel Kuvvetler Komutanlığı adını aldı. Kürt sorununun
ulaştığı boyuta uygun olarak devlet içindeki belirleyici rolü arttı.

1990 yılında İtalya'da Gladio adında bir gizli devlet örgütü açığa
çıkarıldı. Sovyetler Birliği'nin çözülüşünden sonra Avrupa ülkelerinin
Amerika'ya bağlı Kontrgerilla örgütlerine ihtiyaçları kalmamıştı. İtalya'dan
sonra bütün NATO ülkelerinde benzer örgütlerin bulunduğu resmen açıklandı.
Kontrgerillanın Almanya'daki adı Sword idi. Avusturya'da Schwert,
İngiltere'de Secret British Network Revealed, Belçika'da Sdra-8, Hollanda'da
NATO Command, İsviçre'de P:26 ve P:27, Yunanistan'da Sheepskin, Fransa'da
ise adı "Rüzgargülü" idi. Peki Türkiye'dekinin adı? Türkiye'de Kontrgerilla
yoktu ki! Resmi açıklama böyle.

Bu kitap resmi iddiaya bir yanıttır. "Kontrgerilla yoktur" sözünün bizzat
kendisi, Kontrgerillanın bir psikolojik harp sloganıdır!

Kontrgerilla bugünkü rejimin çelik çekirdeğidir. Sadece Kürt sorunun şiddet
yoluyla çözümü için değil, bütün halka karşı egemen sınıfın güvencesi olarak
geliştirilmiştir. Rejim kendisini ne kadar tehlikede hissederse Kontrgerilla
o kadar büyüyecektir. Kontrgerillayı rejimin korkusu besliyor.

Binbaşı Ersever ve arkadaşlarının cinayeti, Kontrgerilla tarihinde önemli
bir dönüm noktasıdır. Örgüt Başkent çıkışlarına ceset serpiştirme aşamasına
gelmiştir. İllegal resmi şiddet Türkiye'yi bunalıma sürüklüyor. Toplumsal
yaşamı zehirlemeye devam ediyor. Kontrgerilla aslında rejimin
çözümsüzlüğüdür. Toplumun ruhsal dokusunu durmaksızın biçen bir testeredir.

Kitabın adını "Binbaşı Ersever" koymayı çok düşündüm. Anlamlı olacaktı.
Yüzbaşı Selahattin ve Binbaşı Ersever, iki insan ismi değil, Türkiye
Cumhuriyeti'nin tarihsel evriminin iki önemli aşamasının adıdır. Cumhuriyet
emperyalizmle uzlaşıp kendi halkına karşı dövüşen bir diktatörlük haline
geldikçe Kuvayı Milliye'ci Yüzbaşı Selahattin yerini Binbaşı Ersever'e
bırakır! Yüzbaşı Selahattin işgalci emperyalizme direnen bir halkın
parçasıdır. Binbaşı Ersever ise, kendi halkına karşı savaşan Kontrgerilla
örgütünün önemli şeflerinden biri. Bağımsızlık ile emperyalizme tam
teslimiyet arasındaki zıtlık kişisel kaderlere böyle yansıyor.

Bu kitap bir Kontrgerilla tarihi değildir. Daha önemlidir. Çünkü
Kontrgerilla hakkında yazılmış bütün teorilerin, bilgilerin bir tür
kanıtlanışıdır. Her türlü yasanın dışında ve üstünde hüküm süren bu esrarlı
örgütün gözler önüne serilişidir. Türkiye tarihi kritik bir aşamadan
geçiyor. Bu kitap işte bu döneme tanıklık etmek amacıyla kaleme
alınmıştır...

Ocak 1994 Soner Yalçın

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap