*Kazım Kanat'ın son yazısı

Bugün sabah saatlerinde kaybettiğimiz spor basının usta kalemi Kazım
Kanat, 21 Eylül tarihli Sabah Gazetesi'nin Pazar ekinde yazdığı son
yazısında yakalandığı hastalıkla savaşını anlatmıştı. Hastalığı ile
dalga geçen Kazım Kanat, köşesinde şöyle yazmıştı: "Komik olan da
şu: Bir mantarı yenmek, kanseri yenmekten biraz zor olacak..."

İşte Kazım Kanat'ın "Hikâyenin sonu şöyleydi" diyerek başladığı son
yazısı;

Başımı alıp gittim de ne oldu!

Hikâyenin sonu şöyleydi: Hani doktorlar, kanser tedavim için beni
hastane odasına mahkûm etmişlerdi ya... Ben de başımı alıp Bodrum'a
gitmiş, hayatımı bir yelkenlide geçirmeye başlamıştım ya... Harika
bir yazdan sonra bir otelde kaldım. Klimayı açıp, keyif çattım.
Sonrası ne oldu? Ne olacak, kuyruğu bacaklarımızın arasına kıstırıp,
hastaneye geri döndük. Hem kanser hem de zatürree olmuşum. Kanseri
yendik! Zatürreede dalga geçtik! Ama... Aması şurada... Anlatayım...
Kanseri bir kez daha yenmenin mutluluğunu yaşarken, mutsuz oldum.
Bodrum'da cehennem gibi sıcakta ilk kez bir şey yaptım. Eşim Sevinç
için yaptırdığım klimayı çalıştırdım, karşısında uyudum. Sonuç
felaket! Bir süre sonra nefes alamaz, yürümekte zorluk çeker oldum.
Oğlum Mesut'un yemin töreni için gittiğim Kars'ta yüksek rakımda
kötü oldum. Hikâyenin şimdiki sonu şöyle; ciğerlerime klimadan
dolayı virüsler girmiş, mantarlar oluşmuş. Sürekli antibiyotik ve
oksijen tedavisiyle ben değil, doktorlar savaşıyor. Komik olan da
şu: Bir mantarı yenmek, kanseri yenmekten biraz zor olacak.
Okurlara! Kimsenin moralini bozmak istemem. Hele benim, kanser
yoldaşlarımın asla... Zaten onlara güzel haberlerim var.
Kanseri 'akıllı bomba' ismi verilen bir ilaçla yendim. Elim kalem
tutunca söz, her şeyi yazacağım. Biraz sabır ve anlayış, lütfen.
Biliyorum ki ben sizler için umudun umuduyum! Teslim olmak yok, geri
çekilmek yok. Savaşa devam! Sevgili okurlar! Ne zaman iyileşirim
bilmiyorum. Tek bildiğim şey, yazabileceğim an yazacağımdır. Özel
mesaj: Bu, hastane odasından yazılan belki de çok duygusal, belki de
okurları ilgilendirmeyen mesajdır. Bu mesaj benim her zamanki dostum
Hıncal ustaya. "Beni niye aramadın?" deme. Ama sana ulaşmam ancak bu
şekilde oluyor. Ulaşsam bile konuşamam ki! Hıncal ağabey, bir aydır,
hastayım kimselere söylemedim. Şu zor günlerimde kırıcı ve incitici
söz ve yazıların (Benim üzerimden, benim iyileşmem için çırpınan
Genel Yayın Yönetmenim Ergun Babahan'ı eleştirmen de şık değil) beni
ve seni sevenleri çok üzüyor. "Kardeşim," dediğin Kazım'ı 40 yıldır
binlerce yazısından tanırsın. Bilirim seversin de... Bir söz için
bana düşman oldun. Ricam şudur; şimdilik biraz bekle, lütfen.
İyileştikten sonra o kırıcı ve incitici eleştirilerini yapmaya devam
edersin. O zaman bile tek kelime söylemem! Öyle değil mi Öcal
ağabey, Haşmet kardeş?*
http://erdsem.turkblog.com/

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap