Mustafa'm, Kemal'im
Bir yanda Can Dündar'ın "Mustafa"sı, bir yanda Tuncer Cücenoğlu'nun "Mustafa'm 
Kemal'im"i...
Ülkemizde, Atatürk Cumhuriyeti'ne alınan tavrı, Mustafa Kemal betimlemelerinde 
de görüyoruz. Bir yanda küreselleşmecilerin göstermek istedikleri bir Atatürk 
portresi, öte yanda onun kurduğu cumhuriyeti savunma bilincini taşıyan devrimci 
Atatürk.
Can Dündar'ın filmi Atatürk'ün insan yanını gösteriyormuş. Tuncer Cücenoğlu'nun 
oyunu da "Atatürk'ün insan yanı öyle anlatılmaz, böyle anlatılır" diyor.
Can Dündar gibileri varsa, Tuncer Cücenoğlu da var.
Varlığınla bin yaşa sevgili Tuncer Cücenoğlu.
Can Dündar'ın "Mustafa"sına karşı herkese, eserleri pekçok dile çevrilip birçok 
ülkede sahnelenerek büyük başarılar kazanan değerli tiyatro adamımız Tuncer 
Cücenoğlu'nun oyununa gitmelerini önerelim.
Kimin yazdığını öğrenemediğim bir yazıda, Müjdat Gezen tarafından sahnelenen 
Tuncer Cücenoğlu'nun oyunu şöyle değerlendiriliyor:3 Kasım 2008
Mustafam Kemalim...(Aklımda ve Damağımda Kalanlar)
Sizin hiç iki saat boyunca ülkemizin tarihini dünden bugüne destan tadında bir 
şölenle gezip gördüğünüz oldu mu? Sizin hiç iki saat boyunca ülkemizin kaderini 
değiştiren Gazi Mustafa Kemal'in kimi zaman dramatik, kimi zaman trajik, kimi 
zaman komik yönetim felsefesini zamanı ve mekânı alt üst edecek şekilde öğrenme 
şansınız oldu mu?
Sizin hiç iki saat boyunca gündüzler geceler, hüzünler öfkeler, isyanlar 
sevinçler, gözyaşları kahkahalar arasında gidip geldiğiniz oldu mu? Sizin hiç 
iki saat boyunca bir büyük liderin vasıflarını, diplomatik başarısını, 
yönetimdeki ustalığını özel örnekleriyle alkışlama şansınız oldu mu?
Sizin hiç o güzelim, o görkemli Cumhuriyet'imizi, o aşılmaz ve aşınmaz Gazi 
Mustafa Kemal'i hem günümüzün ustaları, hem de geleceğin usta adayları 
tarafından aynı başarıyla sergilenen bir oyunda izleme şansınız oldu mu?
Sizin hiç koskoca salonu ağzına kadar dolduran, sahnedeki her sözü coşkuyla 
alkışlayan, bu arada sık sık gözyaşlarını da silen, sanatçı dostlarınız, sanata 
gönül veren arkadaşlarınız, öğrencileriniz, izleyicileriniz oldu mu?
Sizin hiç iki saat boyunca Gazi Mustafa Kemal'in insani yanlarını, 
ilişkilerini, tevazu dolu kimliğini, kadınlar, gençler, öğretmenler, köylüler, 
yabancı devletlerle ilgili görüş ve düşüncelerini çok çarpıcı örneklerle görme 
şansınız oldu mu? Benim oldu.
Mustafa'm Kemal'imi izlerken oldu. Bu içten, bu sıcacık, bu insanı kavrayan ve 
saran oyunu MSM oyuncularından izlerken oldu.
Bize göre 2008 Türkiye'sinin bu alaca karanlık günlerinde sahnelenen bu oyun, 
gerek kurgusu, gerek sahneleniş biçimiyle önemli ve doğru bir örnektir. 
Arkasındaki imzada bugüne dek sergilediği duruş ve tutumuyla bilgisini, 
oyunculuğunu ve yürekliliğini kanıtlamış bir ustadır.
Gelelim gözlemlerimize.
Müjdat Gezen ve Tuncer Cücenoğlu'nun sabırla ördüğü, titizlikle yürüdüğü bu 
ince ve uzun yolun sonunda ortaya çıkan oyun, özellikle günümüz koşulları 
dikkate alındığında izleyenlerden tam not almış ve "helal olsun" dedirtmiştir. 
Oyun; her sahnesiyle, her yorumuyla, genç yaşlı tümoyuncularının sergilediği 
oyun gücüyle salonu ateşlemiş, salonla bütünleşmiş, ülkenin geçmişi ve 
Cumhuriyet kuşağının yaptıkları, dünden bugüne sergilenirken hedef on ikiden 
vurulmuştur.
İster duyun, ister duymayın!
Ben bu oyunda gördüklerimi, yaşadıklarımı, tanık olduklarımı paylaşmak 
zorundayım. Ama söze nasıl başlayıp, lafın neresinden tutayım bilmem ki?
Sevginin, dayanışmanın, paylaşmanın, harman olduğu, büyük ustaların 
alçakgönüllülüğüyle, usta adaylarının özgüveninin iç içe geçtiği sahneden mi 
başlayalım? Varlığıyla içimizi ısıtıp, yokluğuyla üşüten o dev ve devrimci 
lideri konu alan bu oyunun bugünlerde oynanmasının onurunu ve coşkusunu mu 
anlatalım?
Seçtiği eserlerin, sahneye koyduğu oyunların tümündeki başarısını dikkate 
aldığımızda yazarından çevirmenine, dekorundan kostümüne, ışığından efektine 
her alandaki emeği ve titizliği için yine Leyla ve Müjdat Gezen'i mi kutlayalım?
Günlerdir ne kadar uyuduğu bilinmeyen bir kadronun hiç yorgunluk hissi duymadan 
bir büyük coşkuyla sahnelediği oyunda, özgün anlatım tekniğiyle geçişleri 
kolaylaştıran Attila Sarıkayalı'dan mı söz edelim? Mustafa Kemal rolünün 
hakkını veren Ömer Gecü, İnönü'yü canlandıran Ferdi Merter, pek çok rolün 
üstesinden gelen Diren Polatoğulları ve Türk köylüsünün zekâsını müthiş oyun 
gücüyle çizen yılların oyuncusu Erdoğan Tuncel'in oyunculuklarını mı 
alkışlayalım?
Yer yer çığlığa benzeyen örneklerle, yer yer yürekli göndermelerle, yer yer 
anlamlı mesajlarla geldiğimiz ve götürüldüğümüz yere vurgu yapan her biri 
birbirinden usta genç oyuncuların ustalıklarının mı altını çizelim? Oyunun 
mutfağındaki bilinmeyen kahramanlara vurgu yaparken, hepsi adına yardımcı 
yönetmen Can Bana'yı mı selamlayalım?
Sadece kulağa değil, göze de hitap eden, dekora, insanı alıp götüren ve 
derinden düşündüren kostümlere, salondan yükselen alkışlara ve beğeni 
sözcüklerine mi dikkat çekelim? Cadı kazanlarının fokurdadığı, başka 
ilişkilerin ve başka meziyetlerin geçerli olduğu, insan, emek, deneyim, vefa ve 
yeteneğin un ufak olduğu bir piyasada kendine çizdiği yoldan, kendini adadığı 
inançtan, hedeflediği ve ardından koştuğu tutkularından ödün vermeden yürüyen 
MSM'nin ve kurucusunun başarısıyla mı gururlanalım? Yoksa birazda işin arka 
planına mı dalalım?
Çekilen uykusuzlukları, yaşanılan sıkıntıları, ikinci plana atılan özel yaşamı, 
hayatın pek çok nimetini göz ardı etmenin yükünü, çilesini mi anlatalım?
İzleyiciye saygıyı esas alan, unutulmuş göz ardı edilmiş değerleri bulup 
çıkaran kurumun, geniş kitlelerce anlaşılmış ve benimsenmiş olmasının sevincini 
mi yaşayalım?
İyisi mi emeği geçenleri ağız dolusu tebrik edelim. Müjdat Gezen'in 
yaptıklarını ve başardıklarını onun müthiş sabrına, dayanma gücüne, kişisel 
yeteneğine, gani gönlüne ve özverisine bağlayalım.
Her şeyin kiloyla, gramla tartıldığı, alınıp satıldığı dünyamızda ve bize özgü 
sanat anlayışımızda yaptıklarıyla ve açtığı ışıklı yolla kıvanalım.
Bu rahatlatan, umut veren, hala umut var dedirten oyun bana en çok da Falih 
Rıfkı Atay'ın bu sözlerini anımsattı.
"Gençler! Bizim çektiklerimizi çekmemek ve bu ulusa çektirmemek istiyorsanız, 
siz de onu iyi tanıyınız. Mustafa kemal bizimdi. Atatürk sizindir."
İnsanın içine işleyen ve onu soluksuz bırakan bu görsel ve düşünsel sunum için.
Teşekkürler Müjdat Gezen.
Tebrikler
Özcan Buze
_______
 
Son oyununu okuduğumda ise gözlerimden akan yaşlara engel olamadım. Bu yaşlar 
üzüntü yaşları değildi, hayır, bunlar gurur yaşlarıydı! Tüm dünyanın en 
başarılı liderlerinin en başında gelen Mustafa Kemal Atatürk'ün yaşamından 
ilginç anları ele alan "Mustafa'm Kemal'im" adlı oyunu, adeta Türk milletinin 
gurur zirvesidir! Satırların akıcılığı ve edebi zenginliği yapıtı daha da 
yükseltiyor okurun gözünde. Diyaloglar sanki ulu önderi canlandırıyor herkesin 
karşısında. Bir an kendin onunla konuşuyormuş gibi oluyorsun. Diyalogların 
ustaca kurulması ve gerçekçi malzeme üzerinde işlenmesi, oyunu daha da gerçekçi 
kılıyor ve okuru olay örgüsüne sürüklüyor. Burada verilen mesaj da çok önemli. 
Çünkü Mustafa Kemal diğer kahraman yapılmaya çalışılan liderlerle kesinlikle 
kıyaslanamaz. Bu gerçek bir liderdir ve hiç kimse ona çamur atamaz ve de 
kirletemez! Onun yaptığı devrimler dünyada eşi benzeri olmayan devrimlerdir. 
Ancak O, aynı zamanda bir insandır, etten kemikten. İlginç ve ustalık işte 
buradadır kanımca. Cücenoğlu'nun başarısı da böyle bir önderi teatral bir 
anlatımla dünyaya göstermesinde yatıyor. Tuncer Cücenoğlu dünya tiyatro 
literatürüne şunu yazdı böylece "Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu 
ve ölümsüz lideridir, öldüğünü bilsek bile!"
Doç.Dr.Tudora Arnaut
 
_____
 
Sorular şöyle:
Can Dündar denen, her kılığın biçilmiş kaftanı bu tuhaf gazeteci çıkmış ortaya, 
cukkayı doldurmak için, sponsor falan bulup, boyundan büyük işlere kalkışmış mı?
Olmuş mu, olmamış mı? Sponsorunun Sabancı oluşu; Sakıp Ağa'nın kemiklerini 
sızlatır mı acaba? Bu sponsorluk işi, iş dünyası için, cukkasını dolduracak bu 
tuhaf gazeteci için; ayrı bir acı mı, değil mi? Turkcell'in sponsorluktan 
vazgeçmesi; bir güzel yürek ifadesi mi, değil mi? Turkcell yoksa bu işleri hiç 
bilmez mi?
Konunun çapı, bu ufak çıkarcıların zavallı beyinlerine yetmiş mi, aşmış mı? 
Gazetecinin beyni "güdük" kalmış mı? Kullanılmışlığın tarifine bir yenisi 
eklenmiş mi? İnsan denen yaratık hiç sarhoş olmadı mı? Hiç yalnız kalmadı mı? 
Hiç hatasız yaşamadı mı? İnsan denen yaratık; hiç sarhoş olmasaydı, Kur'an'da 
konu edilir miydi acaba? "...Yalnızlık Allah'a mahsus…"  değil mi? 
"Mustafa"nın bir tanrı oluşu mu vurgulanıyor yoksa… Şarkılar  "Baba"ların 
dilinde "…hatasız kul olmaz…" diye söylenmiyor mu?
Bunları, bir "Mustafa" başlığında ve ne yazık ki; "bir bakış açısı"! 
palavrasında ön plana çıkarmak, o gazeteciye yakışmış mı?
Yaşadığımız bu tarihlerde, yaşadığımız gezegenin Türkiye'sinde; ne yazık ki; 
Can Dündar misali bu yeni modelleri hiç tanımıyor musunuz yoksa?
Yazık değil mi bu güzel ülkeye? Çaktırmadan, sinsi sinsi, o küçük beyinlerince; 
 bizleri Atatürk'ten soğutacaklarını nasıl düşünebilirler…  Aldıkları 
bilinçaltı emirlerle bir senaryonun, bu zavallı sahnesini nasıl uygulamaya 
sokabilirler? 
Şaşmaz mısınız bu akıllarına? Zavallı değil mi bunlar?
Yaşadıklarımızda, bu çağda, ülkem gerçekleri adına, bence mutlaka görülmesi 
gereken bir film!
Gülün diye… İğrenin, acıyın bu zavallılara diye...
Bu filmin gelirinin, toplum kuruluşlarına bırakılması yönünde bir dileğim var ! 
Can Dündar denen bu tuhaf gazetecinin böyle bir şeye yüreği yeter mi acaba?
Can Dündar denen bu tuhaf gazeteci cukkasından vazgeçer mi acaba?
"Allah ile aldatıp"; bir yerlere gelmenin kolay olduğu görüldüğü için; 
Şimdi de, bu ekonomik darboğazda; alınan emirlerle "Atatürk'ü bir güzel 
kullanıp, Atatürk ile aldatmak", çıkarcılar için pek moda oldu galiba…
Siz kim, "Mustafa"nın filmini yapmak kim! Siz kim, "Mustafa"ya sponsor olmak 
kim! Çapınız kadar hareket etmeyi ne zaman öğreneceksiniz?
Siz siz olun; Can Dündar denen tuhaf gazetecinin tuhaf filmi "Mustafa"sını boş 
verin. Siz; "Mustafa'm Kemal'im"e bakın… 
Müjdat Gezen Tiyatrosu'na gidin. Doya doya seyredin. Bugüne kadar, bir kuruş 
olsun devlet yardımı almamış Müjdat Gezen'in eseri…
O kadar çok edecek laf var ki… Neyse; ben sadece şunu söyleyebilirim: Aradaki 
çap ve yürek farkını, siz zaten göreceksiniz... Ve de ben inanırım: Çıkarsız, 
Vefa'lı, Müjdat Gezen gibi gerçek sanatçıların varlığı sizlere huzur verecek...
"Mustafa'm Kemal'im"; benim…
Nejat Gözen-- Yavuz DALOĞLUTel: (532) 432 39 32MSN: [EMAIL PROTECTED]
_________________________________________________________________
Windows Live Messenger'ın için Ücretsiz 30 İfadeyi yükle
http://www.livemessenger-emoticons.com/funfamily/tr-tr/
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap