*Can Ataklı *  *Yazara ulaşmak için :* [EMAIL PROTECTED]
11.11.2008   Biraz para basılsa Türkiye batmazDünya içinde olduğu ekonomik
krize çareler arıyor. Türkiye ise çare arar gibi yaparken bizzat en yetkili
ağızlar hâlâ krizin bize teğet geçeceğinden söz ediyor. Krizi önceden
görmeyip de şimdi paniğe kapılanlar yapay moral dopingleriyle hükümeti
destekler gibi görünerek canlarını kurtarmaya çalışıyorlar.

Dünya kapitalist devleri tüm tanımlara ters düşerek en radikal önlemleri
alıyorlar. "Kapitalizmi tanrısal bir sistem" olarak gören ABD şirket
kurtarmak için trilyon dolarları gözden çıkarırken Almanya, İngiltere,
Fransa ve pek çok AB ülkesi bankalarını devletleştirerek kurtarmaya
çabalıyor.

*Terörle mücadele yöntemleri*

İngiltere ekonomik krize karşı "terörle mücadele yasalarının" uygulanacağını
bile belirtiyor. Ekonomik kriz ile terörle mücadelenin ne ilgisi olabilir
diye düşünülebilir, ki yakın bir gelecekte bu Türkiye'nin de gündemine
gelecektir, ama yanlış anlaşılmaması adına şimdilik bu konuyu ileriye
saklıyorum.

*Önlemler yeter mi?*

Hükümet ve tatlı kârlara alışmış olan sermayenin bir bölümü, bir yandan
yapay moral dopinglerine başvururken diğer yandan da ekonomik krizin
etkisini hafifletmek adına önlemler almaya çalışıyor. Şu ana kadar talep
edilenler izlediğim kadarıyla genel ekonomik krizin boyutunu küçültmek
amacından çok ziyade "gemisini kurtaran kaptan" zihniyetini yansıtıyor.

*Popülizm batağı*

AKP iktidarı Derviş döneminin İMF politikalarını, o döneme göre büyük
akıllılık göstererek, aynen uygulamış ve geçen 5 yılı kurtarmayı başarmıştı.
Ama şimdi durum farklı. Elde bir reçete yok ve yerel seçimler yaklaşıyor.
İktidar önlem alıyormuş gibi yaparak aslında seçime kadar yoksullaştırılan
halkı susturacak önlemler alıyor. Erdoğan'ın popülizme batmasının temel
nedeni bence burada yatıyor.

*Radikal olarak yapılabilecekler*

Yıllar önce yine benzer krizler yaşandığında, ekonomi konusundaki bilgisine
güvendiğim yakın dostum Memduh Bayraktaroğlu, ilk bakışta genel ekonomik
kurallara aykırı gibi görünen ama uygulanması halinde kısa bir sıkıntı
döneminden sonra ekonomiyi esenliğe çıkarabilecek önerilerde bulunurdu.
Zamanla bunları ciddiye almayanların bile "keşke yapılsaydı" dediklerine
tanık olmuştum.

*Yine öneri geldi*

Memduh Bayraktaroğlu ile geçenlerde sohbet ettim. Hafif bir kalp
rahatsızlığı geçirerek evinde dinlenmişti, ayağa kalkmasının şerefine yemek
yedik. Bu yemekte bana yine radikal önlemlerden söz etti. Kendisine "Benim
ekonomi bilgimin yetersiz kalacağını biliyorum bu nedenle söylediklerini
bana yazar mısın?" dedim. 2 gün sonra aşağıdaki mektubu gönderdi:

Genel doğrular

Sevgili Can

Liberal kapitalizmin babası Adam Smith şöyle demiştir:

"Bir papağana Arz-Talep Yasasını öğretirseniz onu iktisatçı yaparsınız..."

Bunu şöyle tercüme edebilirim:

Üretimin de para arzıyla aynı oranda arttığı bir ekonomide enflasyon
yaşanmaz...

Keza Irwing Fisher'in Miktar Teorisi de mal ve hizmet fiyatlarının para arzı
ile ilişkisini kanıtlar.

İktisatçı akademisyenlerimiz nedense Irwing Fisher'in Miktar Teorisi'ne
sadece "para arzı" açısından bakarlar, "mal ve hizmet" arzını görmezden
gelirler.

Çünkü arkadaşlarımıza göre her üretim artışı yeni yatırımı gerektirir
(Doğrudur)...

Yatırım ise harcama ve istihdam demektir (Doğru).

Doğru sanılan yanlışlar

Harcama ve istihdam para arzını genişleteceği için enflasyon kaçınılmazdır
(Yanlış).

Yanlış, çünkü böyle bir görüş tutucudur, korkaktır, pısırıktır ve daha da
kötüsü asla liberal değildir...

Ve...

Emine kadının mutfak, çamaşır, bulaşık, eğitim, elektrik, yakıt, ulaşım
gideri aylık gelirinin yüzde doksanı iken Emine Hanımefendi'nin mutfak,
çamaşır, bulaşık, eğitim, elektrik, yakıt, ulaşım giderinin aylık gelirinin
yüzde üçü bile olmadığını göremezler.

Adalet sağlanmaz

Sevgili Can,

Mevcut para ve ihracat politikalarıyla (Yüksek reel faiz - düşük kur - katma
değer yaratmayan) Türkiye ekonomisi ne gelir dağılımında adaleti
sağlayabilir, ne de toplumsal uzlaşmayı...

Peki ne yapmalıyız?

Söyleyeyim:

Acilen para arzını artırmalıyız ki faizler düşsün, krediler yeniden açılsın,
yatırımlar devam etsin, istihdam ve üretim artışı sağlansın.

Duran tüketim canlansın, sanayi tam kapasite çalışsın.

Para arzı nasıl arttırılsın?

Hazine, bankalara sattığı kâğıtların büyük bir kısmını geri satın alsın.

Bütün KOBİ'lere ve esnafa "Ticari Kredi Kartı Kullanma Zorunluluğu"
getirilsin, bu kartların aylık faizi yüzde 1'i geçmesin, aradaki farkı
Hazine karşılasın.

Hazine'nin bankalara ödeyeceği faiz farkı, ekonominin büyüyerek kayda
alınacak olmasından doğacak vergi gelirleri artışından daha az olacaktır.

Önce de alay etmişlerdi

Bu önermelerim 1993 yılında yapılmadığı gibi alay konusu edilmişti. Sonunda
15 yılda iç borç toplamı 13 milyar dolardan 280 milyar dolara çıktı.

Buna 15 yılda ödenen 300 milyar dolar faizi de eklersen (170 milyar
dolarının enflasyon ile karşılandığını kabul etsek bile, kalan 130 milyar
dolar da çok büyük bir rakamdır), sadece 5-6 milyar dolar para basılmasından
korkmakla ne derin(!) hatalar yapıldığını ve ülke olarak neler yitirdiğimizi
daha iyi anlarsın...

Hasılı sevgili kardeşim

Yüksek reel faiz-düşük kur, eroin ile tedavi gibidir...

Dünyayı toz pembe görsen de için erimekte, bedenin senin olmaktan
çıkmaktadır...

Sevgi ile gözlerinden öperim...

Memduh Bayraktaroğlu

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap