İzmir'i Yaşamak

       İnsanlar mı şehirleri kendine benzetir, yoksa şehirler mi insanları
şekillendirir. Her iki soruya da evet denebilir. Ama nedense şehirlerin
kendine has bir ruhu olduğunu düşünmüşümdür hep. Bazı şehirler vardır ki
şehre girdiğinizde hissedersiniz özel havasını. Mesela İstanbul öyledir
tarihle harmanlanan metropol keşmekeşi bir anda çeker sizi kendine ve bu
atmosferde kaybedersiniz kendinizi. Yaşayan insanlar mı yoksa şehir mi
anlamakta güçlük çekilir çoğu kere. İzmir'in böyle bir havası yoktur.
Yaşadığınızı daha yoğun hissedersiniz. Bunun için olsa gerek, Attila İlhan
"Düşünmekten çok yaşamaya müsait şehir" der İzmir için.
        İzmirli için "rahat insan" tanımlamasını yaparlar. Bir kıyı şehridir
İzmir ve İzmirliler için deniz çok önemlidir. Öyle ki bunu en çok üniversite
eğitimi veya askerlik gibi bir sebeple şehir dışına çıktıklarında fark
ederler ve yüzme bilmeyenlerin bile en çok özlediği şeylerin başında deniz
gelir. İzmir'e bir su ve taş medeniyeti hâkimdir. Şehrin birçok merkezi
noktasında yüzeye çıkarılmamış çok sayıda Helenistik ve Roma dönemi eseri
olduğu gibi bunların en görkemlilerini de Efes, Bergama ve Agora'da
görebilirsiniz. Roma'dan kalma miras mıdır bilinmez ama bu taş ya da şimdi
ki haliyle beton işi biraz fazla abartılmıştır. Kadife kale'den baktığınızda
mükemmel körfez manzarasının yanında beton binaların dışında görebileceğiniz
yeşil alan kültürpark dışında yok gibidir neredeyse.
        Anadolu'nun fiziki olarak en batı şehri olduğu gibi vaktiyle
sayıları nüfusunun büyük bir kısmını oluşturan ve hala şehrin önemli
işletmelerine sahip Levantenlerden midir anlaşılmaz ama kültürel anlamda da
en batı şehridir. En yakınları Manisa'daki ledünni havayı yada Aydın'daki
atmosferi bulmak güçtür İzmir'de. Hal böyle olunca sanki biraz sırtını
Anadolu'ya dönmüş gibi durur.
        İstanbul'un hengamesini yada Ankara'nın düzenini de göremezsiniz
İzmir'de. Bu nedenle büyük şehrin sıkıntısından yakınan İzmirliler İstanbul
yada Ankara'yı gördükten sonra "büyük köy" tanımlamasını yaparlar
yaşadıkları şehir için. İzmir'in bir anda tadına varmak zordur. Yavaş yavaş,
sindire sindire yaşamanız gerekir. Eşref Paşa Pazaryeri'nin içindeki tarihi
ipek yolundan kaldığı söylenen devasa taşlarla döşeli yoldan geçmeden,
varyanttan Kemeraltı'na inip Kızlar ağası Hanı'nda boyozla birlikte çay
içmeden, Asansör'den körfezi seyredip sahildeki palmiye ve okaliptüslerin
yanından Saat Kulesi'ne yürümeden, Kordon'da gün batımında yemek yemeden,
sonra da vapurla Karşıyaka'ya geçip şehrin ışıklarını bir de oradan
seyretmeden zordur İzmir'in tadına varmanız. İzmir'de yaşasanız bile İzmir'i
yaşamış sayılmazsınız.

-- 
Laytu
www.dostyurekler.net

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap