Teori ile pratiğin en sık zıtlaştığı konulardan biri kendi çocuklarımıza öğrettiğimiz dünyadır. Kendimiz rahatlıkla üçkağıda başvururuz ama çocuğumuza üçkağıdın, namussuzluğun, onursuzluğun ne kadar kötü birşey olduğunu anlatırız. Memleketi hamutuyla götürenlere sesimizi çıkarmaz, geretktiğinde soygundan-talandan payımızı ister, bu tür siyaseti içselleştiren partilerin altına mührümüzü basar, sonra çocuğumuza hırsızlığın ne kadar kötü olduğunu anlatırız. Yüzümüz kızarmadan yalan söyleriz ama hiç kimse engel olamaz çocuğumuzun küçücük bir yalanını yakaladığımızda tutulduğumuz öfke nöbetine.
Gerçi çocuklarımız da yutmaz bunların hiç birini, bir kulağından girip diğerinden çıkar masaldan bir dünyanın idealist öğütleri. Nedendir bilinmez, herşeyi ile tıpkı bizim gibi olur serpilip boy attığında!! Bu memlekette doğan her çocuğun, bu memleketin ortalamasından çok sapamayacağını biliriz aslında. Başından bellidir aslında çocuklarımızın yarın ne tip bir vatandaş olacağı. Razı olduğumuz, sürmesi için el verdiğimiz, her türlü pisliğini kabul ettiğimiz bu "gerçek" dünyanın mirasını çocuklarımız bir çırpıda red edecek değil ya? Ama yine de bir tarafı kabul etmiyor insanın, en azından kendi çocuklarını bu bataklıktan kurtarmak istiyor. İyiyi, güzeli, doğruyu, erdemi, ahlakı, onuru, dürüstlüğü öğretmek, belletmek istiyor çocuklarına. Kendi kaçırdığımız bir topluma dair özlemi onlar çekmesin istiyor. Sevgili malum başbakanızın televizyondan, gazeteden, her köşe başından kafasını uzattığı postmodern bu çağda bunu becerebilmek mümkün mü? Siz ne öğretmeye çalışsanız, başbakanınız bu konuda koca bir ofsayt, koca bir faul! Çocuğunuza öğreteceğiniz ideal dünyanın içine etmek için her an hazır ve nazır duruyor malesef "gerçek" dünya! Çocuğunuza okumanın,öğrenmenin, bilmenin ne güzel birşey olduğunu söyleyip kitap okumaya, öğrenmeye mi teşvik edeceksiniz? Başbakanın cevabı hazır, çocuğunuzu bu eziyetten korumak için. "Benim kitap okuyan arkadaşlarım vardı, ahmaklar, onlar şimdi nerede, ben neredeyim?" Çocuğunuza çevresine duyarlı bir vatandaş olmasını mı belleteceksiniz? İyi de çevreci iyi bir insan olsa, sevgili malum başbakanımız bu kadar düşman kesilir miydi çevreciye? Çocuğunuza kendi dışındaki varlıklara, insanlara, hayvanlara, bitkilere karşı sevgi mi aşılayacaksınız? Sanki yeryüzündeki savaşların en baştaki sorumluları onlarmış gibi, sanki kendileri kendi dininden olunca adam ölürmeyi bilen katliamcıları baş köşeye buyur etmezmiş gibi, balinaları kurtarmaya çalışan herhangi bir adam gördüğünde "sizi gidi ikiyüzlü münafıklar, bir balina için dünyayı ayağa kaldırırsınız, ama insan için kılını kıpırdatmazsınız" diye nutuk vere vere, hem insan hakları, hem hayvan hakları savunucularına düşman olanların içinden çıkmış olan başbakanınız, çocuğunuzun burnundan getirecektir hayvan sevgisini de, insan sevgisini de. Masalların o büyülü dünyasına bakıyorum, sonra gerçek dünyaya, siyasal partilerimize, iktidarımıza, başbakanımıza ve bütün bunların ötesinde kendimize bakıyorum. Çocuklarımıza nasıl bir gelecek bırakacağımıza dair en ufak bir umut kırıntısı bırakmıyor bazen bu gerçek dünya! Eğer o umuttan sizde kaldıysa, bir fincancık olsun verir misiniz komşular, annem gönderdi de, misafirimiz gelmiş. Bir fincancık umut. Çocuklarımıza öğreteceklerimize dair. Baran. --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected] To unsubscribe from this group, send email to [email protected] For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
