*Sabahattin ÖNKİBAR * *[email protected] * Yazı Tarihi: *16/02/2009*
*Çiller'in apar topar ABD'ye gidişi ve Mümtaz'er'in hapsedilme korkusu!
*
Eski bir Başbakan...
Mahalli genel seçimlerin hemen sonrasında D(Y)P'nin başına geçmenin
hesaplarını yapıyor.
Derken seçimin arifesinde bir sabah ansızın kaçarcasına ABD'nin yolunu
tutuyor.
Peki ama neden?
Bahsettiğim isim tahmin edeceğiniz üzere Tansu Çiller hanımefendidir.
Tansu hanımın kaçışı, pardon apar topar ABD'ye gidişi öncesinde kamuoyu
gündemini yansıtan gazete haberlerinin birkaçını hatırlayalım:
**
*Çatlı ile fotoğraf*
-Çiller yüzbaşı üniformalı Abdullah Çatlı ile iki kere görüşmüş!
-Ağar yargı önünde.
-Güneydoğu'daki asit kuyuları incelenecek.
Sorarım size bu haberlerden sonra Çiller'in ABD'ye bilet almasını, kaçtı
şeklinde yorumlamak çok mu abartılı olur.
Yanlış anlaşılmasın, bu satırların yazarı bunları yazmakla Tansu hanımı
eleştiriyor değildir.
Söylemek istediğim Türkiye'de artık at iziyle it izinin karışmış olduğudur.
Yakın geçmişte başbakanlık yapan biri bile artık tutuklanmaktan korkar hale
gelmişse bu rejimin adı korku devletidir.
Diyeceksiniz ki yanlışı ya da açığı olan kaçar?
Bakın bu satırların yazarı Tansu hanıma başbakanlığı döneminde tıpkı bugün
Tayyip Erdoğan'a yaptığı gibi keskin tarzda muhalefet etmiştir. Dolayısıyla
yazacaklarım buna binaen değerlendirilmelidir.
*Tansu Çiller bu ülkede bölücülüğe karşı verilen mücadelenin tartışmasız
kahramanıdır. Eğer Köşk, yani Cumhurbaşkanı Demirel onaylı Çiller
kararlılığı ve Doğan Güreş-Mehmet Ağar kurmaylığı olmasaydı Güneydoğu'daki
kalkışmaların bölünme ile sonuçlanması muhtemeldi.
*
*Muğlalı Paşa sendromu*
Bizatihi bölücübaşının ifadeleriyle sabittir ki PKK bu dönemde tarumar
edilmiştir.
Peki ya faili meçhuller konusu mu?
O dönem olan pek çok şey devletin bilgisi ve hatta onayı ile olmuştur.
*Devlet-i
ebed müddet için olağandışı süreçlerde olağandışı metotlar meşrudur.
Kastedilen eğer devlet görevini istismar edip bunu menfaate dönüştürenlerse
onlar hem suçlu hem de ahlaksızdırlar ve kanaatimizce bu gibi şeylerle
suçlananlar da üst değil, yoldan çıkan alt kadrodan birkaç kişidir.
*Hal bu iken eski bir başbakanın ima yoluyla olsa da hedefe oturtulması
Türkiye'de var olan ceberrutluğun net fotoğrafıdır.
Tansu Çiller iyi bir tarihçi olmasa da Mustafa Muğlalı vefasızlığını bilecek
durumdadır. Dolayısıyla apar topar gidişinde Muğlalı sendromunun payı
muhtemelen vardır...* İyi de sorarım size eski başbakanların bile kendini
güvende hissetmediği Türkiye'nin artık Saddam'ın Irak'ı ve Hitler'in
Almanya'sından ne farkı var.
Gelelim Mümtaz'er Türköne'nin tutumuna:
*
*Mümtaz'er'e çağrı*
Tansu hanım için kullandığım olumlu ifadeleri maalesef onun için
kullanamayacağım.
*Bakın Tansu hanım dün yaptıklarından utanıyor ya da günah çıkarıyor
değildir. Bunu hiçbir zaman yapmamıştır .
**Oysa Mümtaz'er her gün bunları yapıyor.
Haberiniz oldu mu bilmiyorum, ama Abant toplantısı faaliyeti için Erbil'de
olan Mümtaz'er önceki gün "Hepimiz Kürt'üz" buyurdu.
Oysa aynı Mümtaz'er hatırlayın Tansu Çiller'e "Bu ülke için kurşun atan da
şereflidir" sözlerini ettirmişti ki bu beyanın net tanığı o dönem beraber
çalıştığı Şükrü Karaca'dır.
**Yoksa Mümtaz'er Türköne'deki siyah-beyaz misali olan bu değişim hapse
girme korkusundan mıdır? Evet Mümtaz'er danışman ve teorisyen sıfatıyla
bizim bilmediklerimizi biliyor da keskin bir viraj alıp kendini sağlama
almaya mı çalışıyor?
Yok bunlar değilse ikbal hesapları ya da başka şeyler mi?
Nedir Mümtazer, ikna etsene bizi?
Bir başka şey, yarın bugünkü çizginden de çark etmeyeceğine inandır bizi!
*NOT: Sevgili Saygı Öztürk'ün son kitabı "Apo Olayının Perde Arkası" yakın
dönemin gerçek bir belgeselidir. Bütün okuyucularıma öneriyorum. SÖ
*40 ayın kârı...
Fehmi Koru TMSF'den 640 milyar mı aldı?*
Haber Oda TV'de yayımlandı. Buna göre Fehmi Koru TMSF medyasından, yani
devletten, yani milletten gece yarısı ya da sabaha karşı yayımlanan
programın karşılığı olarak 640 milyar almış. Oda TV'ye göre Fehmi program
karşılığı olarak her ay 32 milyar almış ve sözleşmesi iki yıllıkmış. Yaz
aylarında program yapılmayan 4 ayı düşersek 40 ayda 640 milyar ediyor. Dedik
ya haber saygınlığı ve iyi gazeteciliği bilinen Oda TV'ye ait. Yok doğru
değilse sütunum açık, Fehmi doğrusunu bildirsin yayımlayacağım. Açıklama
göndermez, susarsa o zaman kabullenmiş sayacağım. Tam bu noktada soralım bu
müthiş para neyin nesidir? TMSF böylesine büyük bir parayı nasıl peşkeş
çeker? Sakın bana piyasa bu demesinler, bu satırların yazarı TGRT, STAR,
Flash ve Avrasya TV'de kesintisiz olarak tamı tamına 13 yıl TV programcılığı
yaptı. Dolayısı ile piyasayı o TMSF'cilerden iyi bilir. Gece yarısı
yayımlanan uyduruk bir sohbet programına ayda 32 milyar TMSF medyasından
başka hiçbir yerde yoktur. Dolayısıyla gün gelecek millete ait paranın
yandaşlara aktarımı bağlamında sorumlu olan herkes hukuk önünde hesabını
verecektir... Bu aleni tabloya rağmen Fehmi bir de, inanç ve kul hakkı
istismarını yapmaz mı, vallahi ayıp! 72 milyonun parası ile Beykoz'da villa
almaya utanmıyor musun Fehmi?
*
DUYAN YOK...
Çiçek'in feryadı ve Sabah'ın manşeti!*
Hükümet sözcüsü, yılların deneyimli hukukçusu, Adalet eski Bakanı Cemil
Çiçek Ergenekon bağlamında feryat ediyor ve diyor ki; yargı siyasallaşmış ve
soruşturmadaki gizlilik ilkesi ihlal edilmiştir. Evet bunu hükümetin sözcüsü
söylüyor... Sadece o da değil, Genelkurmay da aynı şeyleri söylüyor.
Söylüyorlar da duyan yok. Cemil bey bu sözleri iki gün önce ediyor, ama
dünkü Sabah gazetesinin manşetinde Ergenekon savcılarının Üzeyir Garih
cinayeti hükümlüsünden aldığı ifadenin tutanağı var. Sorarım size bunlar
nasıl sızıyor ve kim sızdırıyor. Bu ülke hukuk devletiyse o hukuk bu ifadeyi
sızdıranlar için geçerli değil midir? Evet soruyorum bu ülkede hukuk ve
kanunlar bazıları için geçerli değil midir? Geçerliyse o sızdırmalar neyin
nesidir? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu sızdırmalar için neden bir
soruşturma başlatmaz ve faillerini aramaz ya da bulmaz? Sayın savcı lütfen
görevinizi yapın...
*
SEYİRLİK...
Akarcalı ve Dülger'in halleri!*
Bülent Akarcalı AKP'den Çankaya adayı olduğunda şaşırdım, çünkü Bülent
beyden dinlediğim AKP eleştirileri hâlâ kulağımda. Düşünün aday olmadan önce
AKP'yi yerden yere vuracaksın, aday olduğunda ise tam tersini söyleyeceksin.
Bunun adı ayıp ve hatta ötesidir. Akarcalı aynı tutumu önceki gün
Ankara'daki bir etkinlikte yine sergiledi. Mamak Belediye Başkanı'nı şikâyet
eden bir vatandaşa, Mamak başkanını CHP'li zannedip icraatları bağlamında
topa tutan Akarcalı AKP ilçe başkanının ikazıyla başkanın partilerine mensup
olduğunu öğrenince hemen susup çark etti. Sorarım size böyle birine güvenip
nasıl oy verirsiniz? Bülent beyle 20 yılı aşkın bir süredir tanışırız, ama
son kararı bize hayal kırıklığı yaşatmıştır. Aynı şeyler D(Y)P İstanbul
adayı Mehmet Dülger için de geçerlidir. Bu beyefendi önce misyonum şu, bu
demeden 2002'de AKP'den mebus oldu. Oradan kovulunca da D(Y)P'ye geri döndü
ve İstanbul adayı oldu. DYP sanki çöplük. Soruyorum AKP'den kovulmasa ve
aday yapılsa bu adam DYP'de olur muydu? Olmazdı ise böyle bir adama oy
verilir mi?
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to
[email protected]
For more options, visit this group at
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---