---------- Forwarded message ---------- From: erhan aslan Lunaparklarda tokmakla kafalarına vurulup aşağı indirilen oyuncak cüceler vardır. Son zamanlarda yükselişe geçen ve moda olan bu gerici "dingil" mantığının da sesi bu şekilde çıkmaya devam ettikçe sonu o cüceler gibi olacaktır. Çünkü doğanın kanunu budur. Tarih bunun örnekleriyle doludur.
"Beni küfür ettireceksiniz" diyen Başbakan'ın dayılığını alıp bunu yiğitlik diye anlamışlar; üstüne krizi bu adamla atlatacağımızı söylemişler. Bu mantığın IQ'su en fazla kaç olabilir? Söz konusu "denyo"ların ciddiye alınmaması dileğiyle... --- On *Wed, 2/18/09, dobra Dowsky * wrote: BIR VATANDASTAN MEKTUP Date: Wednesday, February 18, 2009, 6:31 AM Arkadaşlar; 14.Şubat 2009 C.tesi günü başımdan geçen talihsiz iki olayı sizinle paylaşmak istiyorum. 23.Şubat.2009 Cuma günü sağ dizimden kıkırdak doku ve iç menüsküs den dolayı 2. ci ameliyatı İstanbul'da oldum. Gerek 2005 yılında ve gerekse bu ameliyatımı yapan doktor bundan sonra kiloma ve hareketlerime çok dikkat etmemi yoksa sağ dizin içine protez yapılmak zorunda kalınabileceğini ve özellikle bacak kaslarımı çok kuvvetli tutmam gerektiğini anlattı. Ayrıca ameliyattan sonra dizin içine birer hafta ara ile 3 iğne yapılması gerektiğini, bunun koruyucu olduğunuve yurt dışından gelen pahalı bir ilaç olduğunu, gerekirse 1 sene sonra tekrar bir MR alınacağını, bu iğnelerin yeniden tekrarlanabileceğini söyledi. (Bu iğnelerin dizin içine yapılması çok ızdıraplı ve inanın 3 iğne yerine 3 ameliyatı tercih ederim!) Ankara dan ameliyatı takip eden 3 C.tesi sabah uçağı ile İstanbula gittim, hastanede iğnemi vurdurdum ve Akşam uçağı ile Ankaraya döndüm. Son iğnemin olacağı C.tesi günü (14 Şubat) THY'nin Ankara/İstanbul TK 0109 nolu 07.30 seferi ile saat 08.45'de Atatürk Hava Limanındaydık. İç hatlardan çıkıp metro ile Bahçelievlerdeki Hastaneye ulaşmak için yürürken bir bey yanıma geldi. Beni gerek Esenboğada ve gerekse uçakta gördüğünü, bana içinin ısındığını ve dostluk kurmak istediğini söyledi. Kendisinin Kastamonu Üniversitesinde Dr. olduğunu ve İstanbul Sultanahmet' te "International education group" olması lazım bir talebe birliğinin başkanı olduğunu ve oraya gelip gelemiyeceğimi sordu. Teşekkür ederek gelemiyeceğimi söyledim. Bunun üzerine bana "Eyüpte bir adres verebileceğini, namaz kılabileceğimizi ve SAİDİ NURSİ hocaefendilerini anlatabileceklerini , bundan feyizlenmem gerektiğini söyledi". O an şoke oldum. Çünkü daha evvel seyrettiğim bir TV haber programında Ankara AŞTİ'de tarikat evleri mensuplarının özellikle Anadoludan gelen Üniversiteyi yeni kazanmış saf, pırıl pırıl çocuklarımızı aynı yöntemle nasıl avladıklarını dinlemiştim. Ama bu sefer roller değişikti ve anladımki bunlar İşadamı v.s. gibi vitrin arıyorlar. Hemen aklıma Esenboğada bu adamı yanında oğlu ile "Taraf" gazetesi okurlarken karşımda oturdukları ve bana selam verdikleri geldi. Sordum ve evet dedi. Seni Ankaradan beri izliyorum dedi. Taraf gazetesini devamlı okuyup okumadığını sordum. Her gazeteden bilgi sahibi olduklarını kaçamak olarak söyledi. Dikkatimi çeken Taraf gazetesinin o günkü manşeti hatırladığım kadarı ile "Türkiyeye Nisanda daha fazla demokrasileşecek" gibi sözcüklerdi.. Yani yeni Anayasa paketinin Mart 2009 seçimlerinden sonra AKP tarafından gündeme tekrar getirileceği idi. Bu zatı muhtereme " BENİM KIBLEMİN ANKARA'DA ANITKABİR VE IŞIĞIMIN, FEYZİMİN GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA" olduğunu söylediğimde suratı öfkeden bembeyaz olduğunu gördüm. Bunun üzerine bana Ordunun içerisinde Subay akrabaları ve arkadaşları olduğunu ve onların ifadesi ile "Orduda çok evliyaların olduğunu" söyledi. Bende kendisine bu laflara karnımın tok olduğunu, bölücülük yaptıklarını, bu vatana ihanet ettiklerini söyleyerek kızgın bir vaziyette yolumu değiştirdim. Daha sonra iğnemi Hastanede vurulup biraz dinlendikten sonra Anadolu yakasında bir arkadaşın yanına geçtim. Arkadaş daha gelmemişti. Orada bulunan ve tanıdığım birisi konuşurken bana" Eski Genelkurmay Başkanı KARADAYI Paşanın 1999 yılında ÖCALAN ile görüştüğünü söyledi ve KARADAYI Paşa için yakışıksız şeyler söyledi". Daha da ileri giderek tüm ordu mensupları için. Çok canım sıkıldı ve misafir olmama bakmadan bende kendisini yukarıdan aşağıya budadım. Karşılık verince üzerine yürüdüm ve yumruklaşma olmadan ayırdılar. Oradakilere bunun aynı gün yaşadığım ikinci talihsiz olay olduğunu ve başıma Atatürk hava limanında gelenlerden kısaca bahsettim. Bunu üzerine malum zat "SAİDİ NURSİ" yi bana savunmaya çalışmasınmı. Birde Dünya lideri TAYYİP ERDOĞAN'ın dünyayı ekonomik krizin kasıp kavurduğu buıgünlerde TÜRKİYE'nin bu yiğit Başbakan sayesinde hiç bir şey olmadan sıyrılacağını söylemesin mi. Onun üzerine oradaki genç bir arkadaş ona " işsiz kalanların rolmü yaptıklarını, intihar edenlerin oyunmu oynadıklarını ve milletin sakada ekonomisi ile aç bitap halde nasıl bırakıldıklarını" artık sabredemiyerek haykırdı. Tabii bu malum şahsiyetten GENELKURMAY ve Ordumuz için abuk sabuk yeni laflar. Bu cahil zavallıya anlatılanların vızıltı geldiğini görerek ama kendisini Askeri Savcılığa şikayet edeceğimi söyleyerek oradan büyük bir hiddet ile ayrıldım. Arkadaşlar, Atatürk Cumhuriyetinin ne hale geldiğini sizlerle üzülerek içim kan ağlayarak paylaştım. Ağzımdanda tek bir cümle çıktı; YAZIKLAR OLSUN BU CUMHURİYETİ, BU DEVLETİ, BU MİLLETİ BU HALE DÜŞÜRENLERE, SEYREDENLERE, ATATÜRKÜN BURSA NUTKUNU BİLİP'TE MÜCADELE ETMEYEN BİZLERE" diye!!!... Hepinize selamlar. __._,_.___ -- Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!'' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır. Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar. --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected] To unsubscribe from this group, send email to [email protected] For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
