kimden : abdülsofta



*YALANDIR YALAAN,KÜLLİYEN YALAN*
**
*Adnan Menderes'in Ayhan Aydan dışında aşk yaşadığı kadınlardan biri de
Suzan Sözen'di...

BUKET AŞÇI  VATAN*
 ------------------------------


*Genç bir kadın. Henüz 25 yaşında. Bir gece, bir davette başbakanla
tanışıyor. Daha doğrusu başbakan onu uzaktan görüyor, elinden tutuyor ve
bahçeye çıkarıyor. Sonra saatlerce dolaşıyorlar. Film gibi değil mi? Opera
sanatçısı Ayhan Aydan ve Adnan Menderes'in tanışmaları aynen böyle cereyan
ediyor...

Ancak Ayhan Aydan, bu ilişkiyle ilgili adeta sessizlik yemini etmişti.
Birkaç istisna dışında kimseyle konuşmamıştı. Bunlardan biri eski bakan,
yazar Yılmaz Karakoyunlu'ydu. "Hatırla Sevgili" dizisinin danışmanlığını da
yapan Karakoyunlu, uzun uğraşları sonucunda Ayhan Aydan'la bir dizi
görüşmede bulunmuş ve edindiği bilgilerle "Yorgun Mayıs Kısrakları" romanını
yazmıştı.



Böylece biz de kendisiyle geçen hafta sonsuz bir suskunluğa gömülen Ayhan
Aydan'ı yani Cumhuriyet tarihinin en gizemli kadınlarından birini
konuşabilme fırsatı bulduk.

Çok zeki, asil ve aranılan bir kadındı

Cumhuriyet tarihinin en gizemli kadınlarından biriydi Ayhan Hanım. Siz
onunla tanıştınız. Nasıl biriydi?
Çok zekiydi. Sorduğum bir sorunun yanıtının başka hangi soruya varacağını
tahmin eder, onu da kapsayarak konuşurdu. Müthiş bir gözlem yeteneği vardı.
Hiçbir zaman gözü yaşlı olmadı. Yaşadıklarını anlatırken kendinden geçmedi.
Vakur ve gururluydu. Ama en önemlisi olayları anlatırken, olayların içinde
oturup çeperindekileri kendi etrafında döndürecek bir kabiliyete sahipti.
Böyle bir kadından bir erkek çok hoşlanır. Çok da güzel bir kadındı.
Tavırlarından da anlıyorsunuz ki her şeyiyle güzel bir kadındı. Ayrıca karşı
tarafı kötüye kullanmayan... Ama darbe yemiş bir kadındı da. Bu darbe Adnan
Bey'in diğer kadınla (Suzan Sözen) sürdürdüğü ilişkiydi...


Neden?
Adnan Bey, onunla tanışmadan önce de çapkındı. Hatta 1946'da dönemin derin
devleti, Adnan Bey henüz başvekil değilken, çok iyi bir hatip, çok iyi
muhalefet yapıyor diye "Nedir bu adamın hayatı, araştırın" demiş ve
sevgilisi Mukaddes Hanım'la hangi saatte ne yapıyor öğrenilmişti. Bunlar
devlet zabıtlarında vardır.



Ayhan Hanım, Menderes'in diğer ilişkilerini nasıl karşılıyor?
Çevresindekiler Adnan Bey'in ilişkilerinden onu haberdar ediyor. Ama Ayhan
Hanım, Adnan Bey'i onu o kadar seviyor ki, "Yeter ki senden bir çocuğum
olsun" diyor. Yani "Eşini boşa, beni al" gibi bir talebi yok. Şunu da
unutmamak gerek; Türkiye'de başbakan sevmeye hazır, on binlerce değil yüz
binlerce kadın bulursunuz. Türk kadını otoriteyi sever. 1950 koşullarında
bir başbakanı sevmek ise fevkalade önemli bir hususiyet. Ayhan Hanım bunun
da farkındaydı. Ama bu hiçbir zaman Adnan Bey'den bir şey talep etmek
tarzında olmadı. Yani "Ahmet'i oradan al, buraya koy gibi."



Her ne kadar Ayhan Hanım aşık olsa da bu çok zor bir ilişki. Onu bu ilişkide
tutan ne?
Ayhan Hanım, o sırada 25-26 yaşında. Adnan Bey ellilerinde... Onun yanında
yaşadığı mutluluğu çok iyi tarif edip Ayhan Hanım'a hissettiriyor. Mesela
Ayhan Hanım "Küpem kayboldu" diye anlatmıştı; oturup saatlerce arıyorlar.
Dikmen'deki gazino kapatılıyor, korumalar falan hep birlikte arabaların
farlarını yakıp, küpenin taşını arıyorlar. Ayhan Hanım "Benimle beraber
gözlerime baka baka aradı"
demişti.

Aşırı kıskançtı, şoförsüz sokağa çıkarmazdı

Tanışmaları da film gibi...
Öyle. Ziraat Bankası Umum Müdürü Mithat Dülge'nin düzenlediği davette
tanışıyorlar. Kendisinin ifadesiyle, 1950 senesinin Ekim ya da Kasım'ı.
Adnan Bey, kalabalığın içinden Ayhan Hanım'ı görüyor.
Yanında da Sakarya milletvekili Rıfat Kadızade var. "Kim bu?" diyor. O da
"Mithat Bey'in yeğeni" deyince hiçbir şey demeden Ayhan Hanım'a doğru
yürüyor. Tanışıyor, sonra da "Aaa, burada duman çok oldu" deyip elinden
tutup bahçeye çıkarıyor. Gece boyunca dolaşıyorlar. Adnan Bey hiç elini
bırakmıyor.


Hollywood çekse "Amma abartmışlar" deriz. Başbakan gelecek, genç kadını
kalabalıkta görecek, elinden tutacak, herkesin ortasında bahçeye çıkıp,
liseliler gibi dolaşacaklar...
Gerçekten öyle yazsanız kimseyi inandıramazsınız. Ama gerçek bu! O gece seni
arayacağım diyor ve aramaya başlıyor. Kısa bir süre sonra da ona gri renk
bir otomobil hediye ediyor. Şoförüyle... "Bundan sonra her yere bununla
gideceksin" diyor. Çünkü Ayhan Hanım'ın sokak ortasında yürümesine müsaade
edecek biri değil, aşikar bir kıskançlık değil bu, ama potansiyel olarak
müthiş bir kıskançlık. Ben bu arabayı bir latife yaparak yüz görümlüğüne
benzetirim.



Eşi Ferit önemli bir müzisyendi!

Ama bu arada sadece Adnan Menderes değil Ayhan Hanım da evli. Ünlü bir
müzisyen olan (Türk Beşlileri'nden) Hasan Ferit Alnar'la...
Evet. Ayhan Hanım'ın annesinin evinde görüşüyorlar, ilişkilerini orada
yaşıyorlar. Yani annesi evde oluyor. Bir-iki üç birliktelikten sonra Ayhan
Hanım bunun bir başkasıyla evliyken cereyan etmesini hazmedemiyor. Durumu
Adnan Bey'e açıyor "Boşanma talep edeceğim" diyor. Adnan Bey de "Sen
beceremezsin, ben konuşurum" diyor ve onu kocasından istiyor. "Boşa ben
alacağım" diyor.



Ferit Bey de çok önemli, değerli biri. Çok zor bir durumda kalmış...
Ferit Bey büyük adamdır. Ama dünyanın da en talihsiz adamıdır. Türk
Beşlileri dediklerimizin hepsi devlet sanatçısı ilan edilmiştir; Ahmed Adnan
Saygun, Cemal Reşit Rey, Ulvi Cemal Erkin, Necil Kazım Akses... Hepsi! Hasan
Ferit Anlar hariç! Halbuki onun mesleki tecrübesi diğerlerinden çok daha
yüksekti. Üstelik alaturka eğitim görmüş bir adamdı, Viyana'ya
gönderilmişti. Kanun virtüözüydü.


Ferit Bey'den olan çocuğu da öldü

Ama Ayhan Hanım'la evli olmak gibi bir kadersizliği vardı...
Evet ve Ayhan Hanım'ın ondan çocuğu vardı. 15-16 yaşındayken Londra'da bir
trafik kazasında öldü. Adnan Bey'in son yıllarına denk gelir ölümü. İlişkiye
başladıklarında çocuk da 6 yaşındadır.


Ayhan Hanım'ın çocuğunun olması ilişkilerini nasıl etkiliyor?
Adnan Bey'in bulunduğu yerde çocuk görünmüyor. Ayhan Hanım'ın annesi çok
dirayetli bir kadın... Doğması muhtemel bütün sıkıntıları önceden fark
ederek önlem alıyor. Ayhan Hanım Adnan Bey'i çok sevdiği için ondan da çocuk
istiyor. Adnan Bey bunu uzun süre reddediyor. Ama Ayhan Hanım hamile
kalınca, biraz da geç söyler, "Doğur" diyor.



Bebekleri erken doğdu...

Doğan bu çocuk Bebek davasına konu oluyor?
Ayhan Hanım'ın kendisinden dinledim. "Çocuğun kolunu kırdılar" iddiasını
sordum. "Doktorların yapabileceği bir şey yoktu. Hastanede olması gereken
bir doğumdu, ben evde doğurmuştum" dedi. Erken doğum çünkü.

Hastaneye niye gitmiyor?
Hadisenin duyulacağını, Adnan Bey'in zedeleneceğini düşündüğü için. Olay
Adnan Bey'e intikal edince o da Dr. Alaattin Bey'in yanı sıra en yakın
arkadaşlarından Mükerrem Sarol'u da (o da jinekolog) haberdar ediyor. Zeynep
Kamil Hastanesi'nin Başhekimi Fahri Atabey'i de. Gittiklerinde çocuğun
yaşama şansı olmadığını görüyorlar. Kuvöz olsaydı bile. Çocuk yedi-sekiz
saat yaşıyor. Ölünce kayda geçirmeden Cebeci Mezarlığı'na gömüyorlar,
mezarın kaydını da sanırım Ayhan Hanım'ın ismiyle yazıyorlar.


Ayhan Aydan'ı bu kadar özel kılan ne? Yani hakkında roman yazmanızın, bizim
bu röportajı yapmamızın nedeni?
İlişki içindeki duruşu ama en önemlisi Yassıada duruşmalarındaki tavrı. O
davaya Ayhan Hanım'ı Adnan Bey'i aşağılamak için çağırdılar; "Bu adam seni
zorluyor muydu?" diye soruyorlardı. Ama o, "Ben bu adamı sevdim" demişti. Bu
yiğit bir ifadedir. İhtilal mahkemelerini karanlığa gömecek bir nur
idrakinin cesur ve fedakâr iradesi. Deseydi ki "Gençtim, güzeldim,
başbakandı, beni kandırdı" deseydi, orada biterdi Ayhan Hanım. Bir daha lafı
bile olmazdı. Ne siz burada olurdunuz, ne de ben bunları anlatırdım.



Ayaklarını yıkardı...

Adnan Bey, çok da kıskançmış...
Hem de nasıl. Hanımefendinin anlattıklarını kendimde mahfuz tutarak, romanda
hafifçe hissettirdim. Ama neredeyse şiddet gösterecek kadar.


Ailesini kaybetmiş bir hukuk fakültesi öğrencisinin Ayhan Hanım'dan yardım
istemesi üzerine Adnan Bey'in "Kimdi o" diye başlayan şiddetini mi
kastediyorsunuz?
Evet. Kadını "Sen nereye gidiyorsun" deyip çektiğinde elbisesi elinde
kalıyor, yırtılıyor, neredeyse çırılçıplak kalıyor. Operadan istifa etmesini
istiyor. Önüne istifasını hazırlayıp koyuyor.


Yani evinin kadını olmasını, onun için süslemesini, kimseyle görüşmemesini,
eve geldiğinde de ayaklarını yıkamasını istiyor.
Adnan Bey Ayhan Hanım'ı evinin kadını gibi değerlendiriyor. Büyük sevdaların
içinde başka koşullarda yadırganacak şeyler doğal bir görünüm kazanır. Adnan
Bey'in ayaklarını yıkıyor olması gibi. Bunlar ayıplanacak şeyler değil.


Celal Bayar galalarına giderdi

Ayhan Hanım bu ilişkiden ötürü hiç mi gururlanmıyor?
Gururlandığı yerler var. Mesela "Benim primadonnası olduğum her operanın
galasına cumhurbaşkanı geldi" derdi. Adnan Bey gelmiyor! Onun operada tek
fotoğrafı yoktur. Ama Celal Bayar gidiyor. "Kulise gelir, yanıma oturur,
elimi tutar, fotoğraf çektirdi" diye anlatmıştı. Yani cumhurbaşkanı bu
ilişkiden haberdar; "Gideyim şu kızı bir de ben göreyim" diyor. Yanına alıp,
oturtup, elini tutup gazetecilere "Çekin bakalım fotoğrafımızı" demesinin
anlamı ise şu; "Bu kız benim başbakanıma layık bir değerdir!"

Biri hanım, diğeri o kadın!

Olanlar karşısında Berrin Hanım ne hissediyor sizce?
Bir rahatsızlık hissettiği şüphesiz. Ama bana bunu aileden biri söylemişti;
Ayhan Hanım'ın bahsi geçtiğinde "Ayhan Hanım", Menderes'in diğer sevgilisi
Suzan Sözen'in adı geçtiğinde ise "O kadın" deniyor. Bu iki tanım arasında
Lut gölü ile Everest tepesi kadar fark vardır. Oğluyla da konuştum, Aydın
Bey'le parlamento arkadaşlığım vardı, bu ilişki hakkında en ufak imada dahi
bulunmazdı. "Yaşanmış bir olaydır, tarafları ilgilendirir, her ikisi için de
saygıdeğerdir" derdi. Bu da Aydın Bey'in olgun kişiliğini yansıtır.

Suzan Sözen bir şehvet fırtınasıydı

Suzan Sözen nasıl biriydi?
Lacivert gözlü bir kadındı. Bir kere Maçka'da gördüm. Bir haziran günü
güneşin en yoğun olduğu saatte gökyüzü ne kadar maviyse gözleri o kadar
mavileşiyor, gece bastığı zaman ne kadar lacivert olursa o kadar lacivert
oluyordu. Çok güzeldi. Hafif göğüs çatalı göstermeye meraklıydı. Seksi
görünen bir kadın havasından çok, sakin görünen bir şehvet fırtınasıydı. Çok
güzel omuzları vardı. Dorothy Lamour'a benzerdi...



Suzan Hanım da evli değil mi? Onun da eşinin adı Ferit...
Adnan Bey'in çok enteresan bir yanı var. Bence bunu psikologların tahlil
etmesinde fayda var. Beraber olduğu kadınların kocaları evdeyken bile onları
ziyarete gidiyor. Düşünsenize Ayhan Hanım'a "Seni kocandan ben boşayacağım"
diyor. Suzan Hanım'ın oturduğu Belveder Apartmanı'nına gidip zili çalıyor.
Suzan Hanım, sokakta Adnan Bey'in arabasını gördüğünde de kocasına "Hadi
Ferit sen arka odaya geç" diyor, o da geçiyor. Ferit dediğimiz İstanbul
Emniyet Müdürü! Sizce bunun tahlil edilmesi gerekmez mi! Adam geliyor, evden
içeri giriyor, eşi arka odaya gidiyor.


Sizce bunun nedeni ne?
Benim Adnan Bey'in ilişkilerine yönelik bir rahatsızlığım yok. Bir tabiat
kendini böyle ortaya koymuş. Ama kadının kocası oradayken gitmesi... Kadının
kocasına "Sen arka odaya geç" demesi. Bu nasıl bir kadın? Mahkeme
zabıtlarında vardır; savcı sorar; "Nasıl tanıştınız" diye. O da başlar
anlatmaya; "Kocamı Bitlis'e tayin etmişlerdi. Bir arkadaşım da Adnan Bey'le
temasımı temin etti. Adnan Bey beni aradı, geldi, bende kaldı, ertesi gün
kocamın İstanbul'da kalması sağlandı..."

Bugünkü siyasetçiler ilişkileri ucuzlattı!

Eski siyasetçilerin ilişkileri ile bugün kasetleri çıkanlarınki arasında
fark var mı?
Fatin Rüştü Zorlu'nun da birlikte olduğu bir Vuslat Hanım vardır. Bir
büyükelçinin eşiydi. Kürşat Başar'ın "Başucumda Müzik" romanında bahsi geçen
kadın... Tarihimizde böyle çok örnek vardır. Bugünkülere gelince...
Şimdikiler ucuza düştüler. Eskiden bir siyasetçi, üst düzey bir bürokrat
vasfı olmayan bir kadınla birlikte olmazdı. Hepsi vasıflıydı kadınların.
Ayhan Hanım opera sanatçısıydı!



*
-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap