YAKALANAN DA İÇERDE, YAKALAYANLAR DA...  





15 Şubat 1999 tarihinden bu yana tam 10 yıl geçti.
 Bu tarih, Öcalan'ın Kenya'da yakalanarak, Türkiye'ye teslim edildiği gündü. 
Öcalan, şimdi İmralı Adası'nda bulunuyor. 
İşin çarpıcı yanı ise 
Öcalan'ı yakalayan, 
Türkiye'ye getirilmesini sağlayan 
ve 
sorgulayan komutanların bugünkü durumu.
Odatv.com olarak; Öcalan'ın yakalanmasının yıldönümünde bu durumun analizini
yapması için Gazeteci / Yazar Saygı Öztürk'e ulaştık. 'Apo Olayının Perde
Arkası' adlı kitaba imza atan Saygı Öztürk, yaşanan sürecin ayrıntılarında
nelerin saklı olduğunu anlattı.

İşte Saygı Öztürk'ün Odatv.com'a özel açıklamaları:

"Yeni bir kitap çıkardım.. 
Kitabın adı 'Apo Olayının Perde Arkası'. 
Bu benim on ikinci kitabım. Yeni kitaplar yazdıkça, Türkiye'de nelerin
yaşandığını tarihe tanıklık yaparak belgeleriyle ortay koyduğum için mutlu 
oluyorum. 
Bildiğiniz gibi şu anda Türkiye'nin gündeminde Ergenekon ve Apo'nun Ergenekon 
içindeki bağlantıları var. 
Son dönemlerde PKK içerisindeki Ergenekon'un varlığından söz edilirken, şu anda 
asıl mağdur olanların
Abdullah Öcalan'ı İmralı Adası'nda sorgulayan, 
buraya getirilmesini sağlayan, 
İmralı Adası'ndaki duruşmaların gerçekleşmesi için çaba gösteren
ve adanın güvenliğinden sorumlu olan 
komutanlar olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Emekli Orgeneral Hurşit Tolon bir dönemin 15. Kolordu komutanıydı. İmralı
Adası da, Kocaeli merkezinde bulunan bu kolordunun bölgesi içerisindeydi. Ve
Hurşit Tolon, İmralı Adası'nda mahkemenin sağlıklı yürütülebilmesi için, her
türlü önlemi alan bir komutandı. Gerçekten yargılama sürecine baktığımızda,
dünyaya örnek olacak bir duruşma olduğunu ve Abdullah Öcalan'ın
duruşmalarının yasaların emrettiği bir şekilde gerçekleştiğini
söyleyebiliriz. Abdullah Öcalan 16 Şubat tarihinde İmralı Adası'na
getirildiği zaman, onu sorgulayan bir komutan vardı. Bu da şu anda
cezaevinde bulunan Atilla Uğur'dan başkası değil. Atilla Uğur Ergenekon
kapsamında gözaltına alınıncaya kadar kimse onun İmralı'daki sorgulamalarda
yer aldığını bilmiyordu. Ama enteresandır; Ergenekon olayı bu durumları da
ortaya çıkarıyor. Bakıyoruz; Atilla Uğur'un gözaltına alınmasının daha ilk
dakikalarında 'Abdullah Öcalan'ı sorgulayan asker' diye hemen bir yerlerden
bu durum deşifre edildi. 
Yine başka bir olaya bakalım: Abdullah Öcalan'ı Türkiye'ye getiren 
komutanlardan biri olan Levent Göktaş. Özel harekât komutanlığında çok önemli 
görevlerde bulunmuş, muharebelerde üç kez altın madalya kazanmış olan Türk 
Silahlı Kuvvetleri'nin tek mensubudur. 
Ayrıca 180 civarında takdirname alan ve üç üniversite mezunu olan, 22 ayrı özel 
eğitimi
bitirmiş bir kişidir. Bu kişi aynı zamanda avukatlık yapıyor. Çok
enteresandır, gözaltına alındığı gün PKK'nın sitesinde 'vatanına hoş geldin
Levent Göktaş' diye bir manşet yer aldı. Bunu biraz düşündüğümüz zaman, ne
anlama geldiğini hatırlayabiliriz. 
Gökyüzünde Abdullah Öcalan Türkiye'ye getirilirken, uçak Türkiye semalarına 
girdiği zaman 'vatanına hoş geldin Abdullah Öcalan' diye bir ses duymuştu. İşte 
sanki o sözlere nazire yapmak için, 'Levent Göktaş'ın vatanının cezaevi olduğu' 
izlenimini vermek için
PKK'nın sitesinde 'vatanına hoş geldin Levent Göktaş' deniyordu. 
Daha ilginç olanı, Levent Göktaş hakkında tutuklama kararı verilmeden, sadece 
gözaltında
olduğu bir zamanda bu manşetin geçmesidir. 
Daha sonra basına hemen el altından bir servis yapıldı. "Ve Abdullah Öcalan'ı 
Türkiye'ye getiren komutan Levent Göktaş gözaltına alındı" denilerek bu kişi de 
deşifre edildi.

Türkiye'de devletin yıllarca gizli tutmayı başardığı bilgiler -nasıl
oluyorsa- bir davanın daha başlangıcında veya bir gözaltı olayı sonrasında
hemen deşifre ediliyor. Bu çok çarpıcı bir durumdur. 
Yine aynı döneme bakalım: Bilindiği üzere; 
İmralı Adası Bursa il sınırları içinde olan bir yer. Bu bölgenin güvenliğinde 
bir dönem Tuğgeneral Levent Ersöz yeralıyordu. Ersöz, o dönemde jandarma bölge 
komutanlığını yapıyordu. Levent Ersöz de bildiğimiz gibi Ergenekon davası 
sanıkları arasında yer alıyor.
Bunun dışında 
Levent Göktaş,
 Atilla Uğur, 
Hurşit Tolon
 gibi isimlerin akıbetine baktığımızda, 
sanki  
"Abdullah Öcalan'a dokunan yanıyor" 
gibi bir sonuç ortaya çıkmış oluyor. 
Bu komutanların bana cezaevinden gönderdiği mektupları ve cezaevinden tahliye 
olan komutanlarla yaptığım görüşmeleri ve kendilerinin niçin hedef seçildiğine 
dair kendi kalemlerinden değerlendirmelerini 
"Apo Olayının Perde Arkası" 
kitabımda bölüm bölüm açıklıyorum."

Odatv.com
15 Şubat 2009


















--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap