*-- Sevgili hocam, memleketin durumunu nasıl görüyorsunuz? *
*Feci şekilde kokuşmuş bir şeyler var. Şimdi tabi bu lafı 1500 sene önce
Platon da söylüyormuş, 500 sene önce Hamlet de söylüyordu, otuz yıldır da
ben söylüyorum. Hayatımız kokuşuyor, güzel bir söz değil ama böyle.
İnsanların seyrettiği televizyon dizileri kötü, okuduğu kitaplar kötü, ama
benim şikâyetim bunların kötü olduğunu söyleyen insanlardan. Sürekli şikâyet
edene entel diyoruz. Ne kadar çok şikâyet ederseniz o kadar entelektüel
oluyorsunuz. Oysa, entelektüel mutlu bir adamdır, burada mutlu demek memnun
anlamında değil. Mutludur, yaşanan çirkinlikleri görür fakat bunları kabul
etmez. Çirkinlikleri nasıl düzeltebileceğini düşünür, yolunu yordamını
bulur. Kokuşmuşluk, önce kendimizle olan ilişkimizde başlıyor. Kendimizi çok
fazla değerli gördüğümüzü sanmıyorum. İşin beteri kendimizi adam yerine de
koymuyoruz. Yemek yemiyor artık çağımız insanı, tıkınıyor. Yemeğin tıkınmaya
döndüğü, sevişmenin düzüşmeye döndüğü bir çağda yaşıyoruz. Bütün bunlar
yozlaşmış bir hayatı gösteriyor, çünkü ortada zevk yok. Zevkin hançerlendiği
bir yaşam var. *
**
*  *

*-- Kendimizi nasıl kurtarırız bu hançerden? *

*Hazların peşinden koşarak değil tabii. O da hayatımızı sürdürmek için,
sabah sekiz akşam beş çalıştığımız işler kadar kokuşma belirtisi. Eğlenmek
için yaptığımız şeyler de otomatikleşiyor. Çünkü şu film seyredilecek
deniliyor, herkes o filmi seyrediyor, şu yazar okunacak diye emir geliyor,
herkes o yazara çullanıyor. Fakat herkes o yazardan ne anlıyor? Mademki
farklıyız, herkes o farkı yaşamalı. Ama fark da bize giydirilen bir şeye
dönüşüyor.
Beymen'den giyinince farklı oluyorsun. Kendimizden kaynaklanmıyor. Yani
diplomalar, nasıl yaşayacağımız, her şey bize dışarıdan giydiriliyor. Ama
kim giydiriyor derseniz, kimse giydirmiyor aslında, birbirimize
giydiriyoruz. Böyle olunca yaşama sevinci kayboluyor, bu çok büyük bir
tehlike. *

*Öğrencilerinizin yarısının anti-depresan kullandığı doğru mu? *

*Doğrudur. Bizim ODTÜ civarında hayat bir beladır diye algılanıyor herhalde.
Sürekli şişiriliyor gençler, sen akıllısın diye. Ailelerin de beklentisi
büyüyor. Ama küçük bir başarısızlıkla karşılaştıklarında hemen bunalıma
giriyorlar. O kadar el bebek gül bebek yaşamaya alıştırılmışlar ki, acılara
tahammülü olmayan insanlar yetişmeye başlıyor. Yaralar almaya başlayınca,
bir çıkış noktası bulamayınca ya ilaçlarla tahammül etmeye çalışılıyor ya da
savunma mekanizmaları aşırı gelişiyor.*
 *www.isimsizsevda.com* <http://www.isimsizsevda.com/>* Tıkla ol aşkın şiir
ve paylaşımın yeni adresi paylaşım kalitesine ve sayısına göre yönetimde yer
alabilirsiniz*

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap