A L I N T I


 
LÜTFEN OKUYUN
 
İNANILIR GİBİ DEĞİL
HAARP adında kitabı tam 2 kez okudum.  Mutlaka bulup okumanızı
tavsiye ederim.   Ben arkadaşıma göndermek için aradım ama hiçbir yerde
bulamadım.  Önüme gelen herkese söylüyorum da.. Akıl almaz bir olay nasıl 
gerçekleştiriliyor - ve bizlerin kılı bile duymuyor anlam veremedim.   Kitapta 
da adı geçen TESLA makinesinin kurulumu ile dışarıdan, Türkiye'nin ve benzeri 
yerlerin  jeolojik konumunu ele almayı
amaç edinmiş adamlar.. Ve büyük an; 17 Ağustos ta askeriyede yapılan büyük 
kokteyl daveti ile  ortak oldular. O gece kendi adamları-askerlerini de 
kaybettiler... Zarar vermeyeceğini düşündükleri proje asrın felaketine döndü.   
Kitabı okuduktan sonra feci şaşkındım ve
benimde askeri çevremden araştırdığım tüm bu anlatılanları 
doğruluyordu.  Marmara olayını artık deprem olarak kesinlikle düşünemiyorum. 
Marmara Depremi 17 Ağustos 1999, Gölcük Saatler gecenin üçüydü ve insanlar can 
havliyle kendilerini evlerinden  dışarıya atarken sanki bir kıyameti yaşıyor  
gibiydiler. Ali Kırca'nın yönettiği Siyaset Meydanı'nda enkazdan kurtarılan bir 
bayan şunları  söylüyordu 'O gece ne olduğunu bilmiyorum ama  bildiğim bir şey 
var ki bu, depremden farklı bir şeydi. Bir iddiaya göre depremden hemen önce 
Gölcük'ten Avcılar' a kadar geniş bir alanda görülen 'ateş topu'   ile ilgili 
bilimsel bir açıklama yapılamıyordu. Birtakım teoriler ortaya atılmaya 
başlandı. Kimine göre Ruslar bomba patlatmıştı. Kimine göre de Yugoslavya'da 
yaratılan bombaların yer kabuğunun  dengesini bozması sebebiyle  depremin 
gerçekleştiğini  söylüyordu. Hatta bazılarına göre işi PKK bile  yapmış 
olabilirdi. Nitekim CNN televizyonu Başbakan Bülent Ecevit ile yaptığı bir 
röportaj sırasında  depremin arkasında PKK'mı var' sorusuna 'Sanmıyorum' 
cevabını vermişti. Oysa bu sorunun doğal yanıtı 'siz ne   saçmalıyorsunuz, 
depremle PKK'nın ne alakası var.' olmalıydı. Bu soruya verilen cevap, akıllara, 
PKK'nın deprem oluşturabilme ihtimalinin olduğunu düşündürdüğü gibi, yapay 
depremlerin olabileceği  sonucuna da götürmektedir Bu teoriler arasında akla en 
yatkın olanı Future  Times da yayınlanan araştırma dizisinde yer alan 
hikâyeydi. Bu senaryoya göre, San Andreas fay hattında meydana gelebilecek 
büyük bir depremin  Amerikan ekonomisine çok büyük zarar vereceğini bilen ABD, 
yerkabuğundaki değişimleri izleyerek, daha deprem oluşmadan tektonik katmanlar 
arasında artan basıncı değişik noktalardan patlatıp boşaltarak,  büyük depremi 
küçük depremlere dönüştürmenin yolunu bulmuştu. Yıllar önce Sırp asıllı 
Amerikalı bilim adamı mucit Nicola Tesla tarafından geliştirilen bu düşük 
frekanslı elektromanyetik ışınımla yüksek enerji nakli' tekniğini, hem Ruslar 
hem de Amerikalılar uzun zamandır bir silah olarak kullanmanın yolunu  
arıyorlardı. 
Bu yöntemle, çok uzaktan, hatta uzaydan  geniş alanlarda tahribat 
yapabileceklerdi. Ancak  Pentagon yıllardır çok güçlü bir silah geliştirmek  
amacıyla üzerinde çalıştığı bu projeyi, bir yandan da barışçı 'deprem 
indirgeme' sistemine uygulamak  suretiyle tepkileri azaltmayı ve fonlama   
devamlılığını sağlamayı amaçlıyordu. Bu nedenle proje önce Avustralya'nın 
çıplak ve seyrek nüfuslu  kırsal bölgelerinde denendi ve geliştirildi. Daha   
sonra bunun deprem bölgelerinde denenmesine geldi  sıra.. Değişik zamanlarda 
Kafkaslar' da, Okyanus tabanında ve Güney Amerika'daki Ant dağlarında  tektonik 
uyarılar verilmek suretiyle endüktif deprem yaratma konusunda büyük adımlar 
atıldı.. Bu araştırmalar Amerika' da HAARP ve diğer askeri  tesislerin kumanda 
merkezlerinde yürütülüyordu.  Bu arada, Türkiye, Japonya ve benzeri deprem 
bölgelerinde de sismik ağ şebekeleri kurularak bu  bölgelerin tektonik verileri 
saniyesi saniyesine  devasa bilgisayarların kayıtlarına gönderilmeye  başlandı. 
Ve gün geldi bu sistem Türkiye'de denenmek
istendi. Bölge zaten yılardır bu amaçla sismik  casusluk altındaydı. Nitekim 
gelişmeleri  dikkatle takip edenler, depremden hemen sonra, Türk Telekom' un 
Türkiye'nin sismik bilgilerini  Pentagona ileten NATO Üssü'nün iletişimini 
nasıl  kestiğini ufak puntolarla gazetelere düşen haberlerden 
hatırlayacaklardır. ABD'ni nasıl  hedefi, Kuzey Anadolu fay hattındaki deneyden 
elde   edeceği tecrübe ve bulguları, San Andreas fay hattına uygulamaktı. Bu iş 
yine  çok yüksek askeri gizlilik taşıdığından, yürütme işi İsrailli uzmanlara 
verilmişti. Gerekli  makine ve donanım gizlice denizaltılarla Gölcük   üssüne 
getirilerek oradaki, yeraltı, denizaltı  korunaklarına kuruldu. Türk makamları 
durumdan detay bazda haberdar değildi. Deney başarılı olacağından  sonunda 
kimse normal dışı bir şeyin olduğunu fark  etmeyecekti. Bu amaçla Gece Şahini 
tatbikatı' nın Gece 03:00 da  başlaması planlandı. Gece saat tam 03:00 da 
düğmeye   basılacak ve Gece Şahini devreye alınacaktı. 1-2  dakika içinde de 
oluşturdukları muazzam enerjiyle   Marmara'nın altındaki tektonik tabakayı 
zayıf  yerlerinden kırıp, aylardır oluşan basıncı dışarı atacaklardı. Böylece 
büyük bir  deprem önlenmiş  olacaktı. Ama o gece bir şeyler yanlış gitti Doğa 
kendini   yönetmek isteyenlerden bir kez daha intikam almıştı. 45 saniye süren 
deprem, beklenenin 10.000 kat üstünde bir güçle gelmişti... Zayıflayan ve 
titreyen  elektrikler geri geldiğinde, gece saat 03:05'i  gösteriyordu. Daha 
bir kaç dakika öncesine kadar korunağın içinde şampanya patlatmayı bekleyenler, 
 şimdi korkudan buz gibi donmuş, hareketsiz ayakta  duruyorlardı. Kimsenin 
ağzını bıçak açmıyordu. On  binlerce insan, çoluk çocuk, o enkazın altında can  
çekişiyor veya cansız yatıyordu. Bu tarihin en büyük   felaketiydi; hem de 
insan eliyle yaratılan... İşte o  andan sonra çantalardan çıkan Q planı' 
çalışmaya başladı. İlk önce bölgedeki tüm haberleşme ve elektrik enerjisi felç 
edildi. Kimsenin birbiriyle  haberleşmesi istenmiyordu. Cumhurbaşkanı dahi 
sabahleyin 'benim de telefonum kesikti' şeklinde   garip bir açıklama yaptı. 
Cumhurbaşkanı ve başbakan  şaşkındı. Saatlerce 'üzgünüz' bile diyemediler. 4   
dakika içinde İsrail Başkanı Barak ve Birleşik Devletler Başkanı Clinton ile 
irtibat kuruldu.  O anda İsrail' de Ben Gurion' un Lod askeri   havaalanından 4 
adet savaş uçağı savaş uçağı  eşliğinde 2 nakliye uçağı havalanıyordu. 2 dakika 
  sonra da İsrail Deniz Kuvvetleri ve NATO Güney Deniz  Saha komutanlığı' na 
bağlı tüm birlikler DEFCON-4  acil durumuna geçirildi. Amerikan 6'  ncı 
filosuna  bağlı gemiler de rotalarını İstanbul'a çevirmek için  Pentagon'dan 
emir aldılar. Bu arada devreye Avrupa   ülkelerinin liderleri de giriyor ve 
belki de  onlardan da Türkiye için sözler  alınıyordu. Yunanistan bile harekete 
geçirilerek Türkiye' ye karşı olan hasmane tutumuna son vermesi  sağlanıyordu. 
Tüm Batı başkentleri hareket  halindeydi, panik yoktu. Her şey kontrol ve 
koordinasyon altındaydı; bir tek Türkiye dışında.  İsrailli askerler ve üst 
düzey subaylar o gece   Gölcük'te ne arıyorlardı. Bu devir teslim töreni her 
yıl yapılan rutin bir ulusal törendi. Uluslararası bir kimliği  yoktu. Bunun 
nedenini şimdi daha iyi anlıyoruz. Hiç kimse bugüne kadar hiç katılmadıkları bu 
devir  teslim törenine neden katıldıklarını sormadı. Ya  şaşkınlıktan, ya da 
telaştan, enkaz altında kaç  İsrail askerinin öldüğü, kaçının yaralandığını da  
soran olmadı. O felakette kaç İsrail askerinin   öldüğünü ne Genelkurmay 
yayınladı ne de İsrail böyle  bir bilgiyi açıklamak nezaketinde bulundu. 
Herkese verdikleri imaj ise oraya biz yardım için  geldikleriydi. Hemen bir 
hastane kurdular. Esas  amaçları enkaz altındaki askerlerini ve önemli askeri  
malzemeyi çıkartarak götürmekti. Biz de 'Bak şu  İsrail'e helal olsun, hemen 
yardımımıza koştu' diyerek sevindik. Sabah saat 03.05 ile 06.30 arasında 
Batı'da bu  hareketlilik yaşanırken bölgede de çok hızlı ve çok  gizli askeri 
hareketlilik hakimdi. Ancak herkes kendi derdine düşmüş olduğundan bu 
olağanüstü gizli   operasyondan kimsenin haberi olmuyordu. Böylece bu  işi 
planlayanlar gecenin karanlığından da yararlanıp   denizaltından parçaları 
yüzeye vuran Tesla makinesinin kalıntılarını toplayıp, yer altı ve yerüstündeki 
tüm izleri yok etmeye çalışıyorlardı.   Ve bölgeye son hızla gelen Rus 
araştırma gemisi dahi sabah saat 06:30' da bölgeye vardığında, havanın  
aydınlanmasıyla birlikte etrafta delil olabilecek tekbir cisim bile kalmamıştı. 
Deniz altında oluşan  radyasyon anlaşılmasın, dibe çöken kalıntılar 
araştırılmasın ve patlama sonucu meydana gelen  denizaltı krateri ve çukur 
ortaya çıkarılmasın diye   bu bölge derhal askeri karantinaya alınarak dalışa  
yasak bölge ilan ediliyordu. Ancak bütün bu temizlikler yapıldıktan sonra  
Ecevit ve daha sonra da Demirel'in bölgeye gitmesine izin veriliyordu. Amerika 
tüm imkânlarını seferber etti. Clinton Amerikan halkından Türkiye'ye yardım  
etmesini istedi. Kasım' da Türkiye'ye geleceğini ilan edip; Ecevit' in de bu 
arada Amerika' ya (belki  de binlerce şehidin diyetini konuşmaya) kendini 
ziyarete geleceğini haber verdi.  İlk anda çok yadırgadığımız Sağlık Bakanı 
Osman Durmuş'un 'yabancılara tek bir hasta bile vermem  demesini, ABD Deniz 
Kuvvetlerine ait yüzer hastanede  tek bir hastanın bile tedavi edilmediğini,750 
ton yardım malzemesiyle yüklü bir İsrail gemisinin üç gün süreyle gümrükte 
tutulmasını şimdi yadırgayabiliyor 
musunuz? Enkaz altında binlerce  Mehmet, Hatice, Ayşe ve Ali'ye karşı bir 
vicdan borcumuz var. Onlar geride gözleri yaşlı on binlerce sevenlerini, 
sıcaklıklarından mahrum bırakırken,  sırf Kaliforniya'da Johnny' ler, Susan'lar 
ve   Alice' ler yaşasın diye yaşamdan çalındıklarını dünya bilsin Lütfen bu 
mesajı tüm bildiğiniz adreslere gönderin. Katkılarından dolayı; İzmir Ekonomi 
Üniversitesi  Bilgi İşlem Müdürü Mehveş Tijen AYAS 'e  teşekkürlerimizi bir 
borç biliriz.





--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap