*Zülfü Livaneli*
*Şaban'ın Recep'leşmesi***

Recep İvedik 2 filmini ilk üç günde 1 milyon üç yüz bin kişi izlemiş. Belli
ki birincisi gibi, bu film de rekor kıracak.

Bu olayı sadece bir sinema başarısı olarak değil, toplumun yüzüne tutulan
bir ayna olarak görmekte yarar var.

Türk toplumu, Recep İvedik'te kendisini seyrediyor. Özellikle büyük
şehirlerde sokağa çıktığınızda karşılaştığınız on kişinin sekizi ona
benziyor.

Bu açıdan "toplumsal bir fenomen karşısındayız!" demek herhalde yanlış
olmaz.

***

Eskiden Kemal Sunal filmleri çok tutulduğu için, insanın aklına ister
istemez Şaban tiplemesi ile Recep İvedik tiplemesini karşılaştırmak
geliyor.

Şaban, büyük göçün başlangıcında köyden şehre yeni gelen, alçakgönüllü
gecekondu mahallelerinde oturan, başını döndüren şehir karşısında köy
safiyeti taşıyan, etrafa şaşkın şaşkın bakan bir tipti.

Şehrin katakullilerine aklı ermezdi.

Yüksek binalara bakarken şapkası düşerdi. Gördüklerine hayran olurdu.
Karşısına çıkan kızın yüzüne bakarken ağzını toplayamazdı.

Şaban zamanla şehre alıştı. Oturduğu gecekondunun yerine kaçak bir bina
dikti, altına da bir dükkân açtı. Akrabalarıyla birlikte siyasi bir partinin
yandaşları arasına girdiği için himaye edildi.

Artık kentlilere çekinerek bakmıyordu, eline para geçmişti.

Kentli kızları aşağılıyor, sokakta karşısına çıkanlara amaçsızca kötülük
ediyor, ikide bir "Haaayt ulan!" diye bağırıyor, milli maçlardan sonra silah
sıkıyordu.

Yüzünden o insani gülümseme silinmiş, tam tersine gördüklerini aşağılayan,
hakaret eden bir nefret anlatımı yerleşmişti.

Kentin yeni efendisiydi o ve eski efendileri aşağılama hakkına sahipti.

Böylece Şaban Recep'leşti. Ve Türk toplumu kendi yüzünü Şaban'da değil, bu
yeni Recep'te görmeye başladı.

Çünkü Şaban'lar hızla azalıyor, Recep'ler ise her geçen gün artıyordu.

İstanbul'un "kodamanlarını" önüne diziyor ve "Adam olun laaan!" diye
bağırıyordu.

***

Bu dönüşümü siyasi bir gelişme sananlar fena halde yanılır. Mesele kültürün
değişimidir. Bu toplumun kültürü değişti, başkalaştı.

Şaban'lar Recep'leştikten sonra, kendisine uygun yerel ve genel iktidarları
elbette bulacaktı. Bir sonuçtu bu.

Otuz yılı aşkın bir süredir, medya başta olmak üzere birçok kurum
"Recep'leşmeyi", yani lumpenleşmeyi destekledi.

İstanbul'un sözüm ona "elit" leri, gazeteleri ve televizyonları yla Şaban'ın
Recep'leşmesine müthiş destek verdi..

Aydınlar lumpenlere bayıldılar, onları başlarına çıkardılar.

Müzik müzik olmaktan çıktı, haykırışlar ve böğürtüler haline dönüştü;
İstanbul'un görünümü değişti; televizyonlar insan soyuna yakışmayacak
rezilliklere açtılar ekranlarını.

Böylece cehenneme giden yolun taşlarını döşemiş oldular.

Siyasi partiler ayrım tanımadan Recep'leşen topluma kucak açtı. Kendileri de
Recep'leştiler.

Sonuç ortada. Ey anlı şanlılar!

Bundan sonra bu süreci tersine çeviremezsiniz. Biz size yıllar boyunca bu
gözlemleri aktarıp; kültür, değerler, gelenekler falan dedikçe kös
dinlediniz.

Şimdi sizi de yutmaya başlayan ve sonunda yok edecek olan yeni toplum
hepinize hayırlı olsun.


-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

<<inline: 5.jpg>>

Cevap