*Ekip lideri olarak kurumdaki tüm gençlerin kahraman mı, korkak mı olacağını
sizin tutumunuz belirler. Güvenirseniz güvenilirsiniz, azarlayıp durursanız
korkulursunuz. ***

*Korku kültürü olan yerde sadakat, sevgi ve güven olmaz.***

Dışarıda kriz var, sen iyisin, korkma.

Dışarısı mükemmel, kurumun içinde yönetim krizi var, batarsın.

İskoçlar der ki *"Çocuklar dudaklarınızı değil, ayaklarınızı takip ederler".
***

*Sistem Lideri, içeride güven ortamı oluşturur.***

*Kurum kültürünüzü oluştururken iki tercihten birini yaparsınız ya sevgi,
sorumluluk, iletişim üzerine ya da korku, disiplin, gizlilik üzerine kültür
oluşturursunuz.***

*Kurum kültürünüzü yaratan; davranışlarınızdır, ekibe anlattığınız teoriler
değil.***

Geçmişte, Hyundai'de staj yapan bir öğrencim anlatmıştı: Bir işçinin
getirdiği yenilik nedeniyle, o dönemki yaşlıca genel müdür (çok mütevazı bir
adam; hiç öyle ciks, havalı giyinen, jöleli bir tip değil) iniyor üretim
bantlarına, işçiyi buluyor, sarılıp teşekkür ediyor. Yönetici gidince orta
yaşlı işçi ağlamaya başlıyor. Stajyer yanına gidip niye ağladığını sorunca,
işçi "Bu hayatımda aldığım en büyük hediyeydi" diyor.

Size hep karizma anlattılar değil mi? İmaj yapın falan... Anadolu'da derler
ki "Tavuğum güzel olsun, yumurta vermesin", tam o hesap. *Karizma, kitap
kapağı gibidir. Kapağa bakarsın, süper. İçini açarsın, boş. Atarsın bir
kenara. *

*Siz kâra falan odaklanmayın; çalışan mutluluğuna, onların gelecek
garantisine, performanslarının önündeki engellere odaklanın, gerisi gelir.**
*

Yıl 2006... Aksigorta Genel Müdürü Ragıp Yergin, sabahleyin Ege Bölge Müdürü
Birol Balaylar'la bir telefon görüşmesi yapar. Bölge müdürünün sesi biraz
yorgun geliyordur. Öğleden sonra Birol Bey'in kapısı çalınır. Genel Müdür,
İstanbul'dan ziyarete gelmiş. Tüm çalışanlar, o gün beraber ufak bir yemek
yer. Görüşmelerden, bir iki çay içildikten sonra, Genel Müdür akşam döner.
Aksigorta, 2007 rakamlarına göre sektörün en kârlı kuruluşu. Siz kâra değil,
çalışan mutluluğuna odaklanın.

Burada; hiç veri yönetmeyin, teknik düşünmeyin, finansı kenara koyun
demiyorum. Önceliği neye vereceğinize karar verin.

Güveni yönetme konusunda iki kurumsal örnek önemli. 2001'deki global krizde,
Türkiye'de iki firma gazetelere ilan verdi: Yeşim Tekstil ve Unilever. İK
gazetelerinde işçilerinin bir bölümünün isim listesini yayınladılar:
"Listedeki işçiler iyi çalışanlarımızdır, kriz nedeniyle işten çıkarmak
zorundayız fakat hiçbirine iş bulmadan işten çıkarma yapmayacağız". Hepsine
iş buldular, tazminatlarını ödeyip öyle çıkardılar. Geride kalanlar "Bu
kurum bizi satmaz" diye düşündüler ve inandılar.

Çalışanı sonuna kadar sahipleniyorlar, sektörün biraz üzerinde bir ödeme
yapıyorlar, doğru dürüst çalışma koşulları sağlayıp çalışanlarına eğitim
yatırımı yapıyorlar.

En önemlisi ise çalışanlarının kurumlarına güven duymasını sağlıyorlar.
Güvenilir yerde olmak, hele böyle bir ülkede çalışanlar için belki de her
şeyden önemlidir.

Oysa patronların çoğu, asıl işlerinin yanında "küçük dağ imalatı" işine de
girerler, çok havalı iştir.

2006 yılında, emekli koramiral Atilla Kıyat ve bir ekiple PİRİREİS
Gemisi'nde yemek yedik. Orada şunu anlattı: Görev yaptığı gemiye "Gemi yola
çıkmasın" diye bir telgraf gelir; görevli asker telgrafı Teğmen Atilla
Kıyat'a vermeyi unutur, gemi yola çıkar. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı olayın
sorumlusunu arar ve aslında, asker suçlu olmasına rağmen, talimatnameye göre
teğmene ceza verilmesi kararlaştırılır. Bu ceza, genç subayın kurmaylığını
ve ilerideki tüm sicilini etkileyecektir. Gemi komutanı Albay Orhan, genç
teğmenin olayda bir suçunun olmadığını bilmektedir ve komutanlığa bir yazı
gönderir: "Talimatnameye göre iki römorkör olmadan limana girilmez. Ben hep
römorksuz giriyorum, bundan sonra limana giremem. Talimatnameye göre 10 atış
astsubayı olmadan atışa gidilemez. Bende üç atış astsubayı var, bundan
sonraki atışlara katılamam, talimatnameye göre...". Bir süre sonra,
komutanlıktan cezanın iptali gelir. Albay Orhan, genç teğmenin alacağı ceza
için kendini riske sokmayabilir, görmemezlikten gelebilirdi ama ekibindeki
arkadaşının sonuna kadar arkasında durdu. Orhan Serim de, Atilla Kıyat da
ileride sağlam birer general olurlar.

Siz ekibinize güvenin ve onların güvenini kazanın.

Eğer liderlik yapacaksanız ve iş hayatında başarı bekliyorsanız kilit
formüllerden biridir bu.

Size içten bir bilgi: Güvenilirliği okuyarak kazanamazsınız, bunu size
hayatınızdaki iyi örnekler ve aileniz kazandırır.



-- 
@yl@

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap