---------- Forwarded message ----------
From: ♥ஐ♥HaTiCe♥ஐ♥

  SAPKINLARIN KARDEŞLİGİ..

    **

 *Apo’suz barış olmaz*
Apo barış için önemli biri. Apo’suz ve PKK’sız bir barış mümkün değil. Bugün
Apo’yu barış sürecinin dışında tutmak, PKK’nın varlığını görmezden gelmek
gerçek duruma uymuyor.


*Kürtlerin Mandela’sı*
Apo, Kürtlerin Mandela’sı. Onların ulusal kahramanı. İntikam, olumlu sonuç
veren duygu değil. Apo’yu barış sürecine katmanın büyük yararları
olabileceğini görmemek mümkün mü?


*Seviyeli birliktelik...*
Bu hezeyanların sahibi olan gazeteci Ahmet Altan ile teröristbaşı Abdullah
Öcalan, düzeyli siyasi birlikteliklerini, aykırı cinsel görüşler bakımından
da sürdürüyor. İşte örnekleri:

*Hayvanlarla cinsellik*
Ahmet Altan: Sekste sınıra inanmıyorum. İki kardeş arasındaki cinsel ilişki
Mısır’da, Roma’da var. Her çeşit ilişkiyi onaylarım. Kadında fahişelik
olmalı. Hayvanla cinsellik normal..


*Yoğunlaştırma seansı*
Bİr kadın terörist Apo’nun “Yoğunlaştırma evi”ni anlatıyor: Sarılıp sıkınca
Apo’ya vurdum. Üç yumruk attı yüzüme.  ‘Düşkün, fahişe, rezil kadın. Seni
özgürleştirmeye çalışıyorum’ dedi.



TARAF YAZARI, BEBEK KATİLİ  ÖCALAN’I KAHRAMAN İLAN ETTİ
*Al birini vur ötekine!*
Dün bir yazı kaleme alan Ahmet Altan, bölücübaşı Öcalan’la “PKK’ya af
tezgahında” buluştu. Ancak Altan ile Öcalan’ın buluştuğu tek nokta PKK
değil. Her iki ismin de cinsellik konusunda benzer fantezileri var...

Bölücüleri siyasallaştırma oyununun en büyük destekçisi olan Taraf
gazetesinin  yazarı Ahmet Altan, ABD patentli “PKK’ya af ve bölücübaşını
Meclis’e sokma” operasyonunda, Abdullah Öcalan’a methiyeler dizdi. Altan,
PKK’nın elebaşı Öcalan’ı,  27 yıl hapiste kaldıktan sonra Güney Afrika’nın
seçimle iktidara gelen ilk devlet başkanı olan Nelson Mandela’ya eş değer
tuttu. “Apo, Kürtlerin Mandela’sı bugün. Onların ulusal kahramanı, Aposuz
bir barış mümkün değil” diyen Ahmet Altan ile aynı şarkıyı mırıldanan Öcalan
arasında, her insanın midesini bulandıran cinsten iğrenç benzerlikler dikkat
çekiyor


*Altan her türlü ilişkiyi onaylıyor*
Taraf gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan’ın geçmişte skandal
denilebilecek sözler sarf ettiği ortaya çıkmıştı. 1985 yılında, aylık
yayınlanan “Kadınca” dergisinin Eylül sayısı için açıklamalarda bulunan
Altan’ın, sado mazohizmden ensest ilişkiye varan sapkın düşünceleri herkesin
kanını dondurmuştu.
*İşte o röpartajdan çarpıcı önemli satırbaşları:*
* Bence seks, şiddet ve ölüm yaşamı oluşturan öğelerden bazıları. Ve
insanlar seksle, şiddetle ilgimi çekiyor.
* Herkeste sado mazohist eğilimler var. Böyle bir sevişmede vahşet olabilir,
kardeşlik olabilir, öfke olabilir. Ben sevişmeyi böyle algılıyorum, onun
için de sado mazohist eğilimler ortaya
çıkabilir. Bu bana çok aykırı gelmiyor.
* Sekste tabular, yasaklar kalkmalı. Eski kültürlerde var aslında. İki
kardeş arasındaki cinsel ilişki Mısır’da, Roma’da var. Birbirini bu kadar
çok seven insanların, kadınla erkek arasındaki sevginin son noktası olan
sevişmeye ulaşmamalarında bir yanlışlık olduğunu iddia ediyorlar. Sekste
sınıra inanmıyorum. İki insan da istiyorsa her şey olabilir.
* Her çeşit ilişkiyi onaylarım ben. Kadında fahişelik olmalı.
* Ben yaşlı kadınlardan hoşlanırım.
* Hayvanla cinsellik normal.. Eşcinsellik de doğal.
* Günde 8-10 kişiyi öldürmek isterim. Böyle bir vahşet var insanlarda...


*Öcalan sarılınca kendisine vurdum*
Teröristbaşı Abdullah Öcalan da tıpkı Ahmet Altan gibi sapıklıkta sınır
tanımıyor.  PKK’dan kaçan A.Ç., “Özgürlüğe Kaçış” kitabında Abdullah
Öcalan’ın kendisine ve daha bir çok kadına tecavüz ettiğini yazmıştı. 2006
yılında Hürriyet Gazetesi’ne Dilaram rumuzuyla verdiği bir röportaj veren
A.Ç şunları anlatmıştı: Öcalan’ın Şam’daki evine yoğunlaştırma evi denir.
yoğunlaştırma evine bakire, genç ve güzel kadınlar alınır. Vahşi, “çöl
güzeli” kızlardan hoşlanırdı ama sarışınlara daha çok ilgi duyardı. Ben de
yoğunlaştırma evine çağrıldım. Apo bir gün beni masaja çağırdı. Gittim, ılık
su dolu leğendeki ayaklarını yıkadım. Hani köy ağaları gibi. Beni azarlamaya
başladı, bilmiyorum diye. Sırtüstü uzandı, şimdi bütün vücuduma, dedi.
Anladım neler olacağını. Ayağa kalkıp sarılıp sıkınca korktum. Kendimi
savunmak için Apo’ya vurdum. Üç yumruk attı yüzüme ve kafama. Küfretti bana.
“Düşkün, fahişe, rezil kadın. Seni özgürleştirmeye, tabulaştırdığın
zincirleri kırmaya çalışıyorum” dedi. Titrediğimi görünce kovdu beni. Beni
akşam yine çağırdı Apo. Bu kez çözümsüzdüm. Bekaretimi aldı.


*Bölücübaşını övdü*
Taraf gazetesi yazarı Ahmet Altan, “Apo ve Mandela” başlıklı dünkü
yazısında, teröristbaşını, 27 yıl hapiste kalan Güney Afrika’nın ilk siyahi
lideri Nelson Mandela’ya benzetti:
 “...Apo, Kürt sorununun bu ülkede somut bir şekilde konuşulmasını sağlayan
bir lider onlar için.
Günümüzdeki Kürt kimliğinin ayrılmaz bir parçası.
Hatta PKK’lılar ondan Apo ya da Öcalan diye değil, “önderlik” diye söz
ediyorlar.
Neredeyse mistik bir etkisi var onun sıfatının.
Bir iki ay önce Güney Afrika’nın zenci lideri Nelson Mandela’yla ilgili bir
film seyretmiştim.
Mandela ismi de aynen Apo ismi gibiydi Güney Afrika’da.
Beyazlar için bir “katil”, zenciler için “kutsal” bir lider.
...Türkler bu fikri duymaktan çok rahatsız olsalar da Apo “barış” için
önemli biri.
Alev Er’in her zaman söylediği gibi kiminle savaşıyorsan onunla barışırsın.

Savaşı Apo başlattı.
Bugün barışı başlatacak
güce de sahip.
Apo’suz ve PKK’sız bir barış mümkün değil.
Türklerin Apo’ya ve PKK’ya çok öfkeli olması, hatta nefret etmesi bu gerçeği
değiştirmiyor.
Bugün Apo’yu barış sürecinin dışında tutmak, PKK’nın varlığını görmezden
gelmek gerçek duruma uymuyor.
...Apo, Kürtlerin Mandela’sı bugün.
Onların ulusal kahramanı.
Şimdi Türk okuyuculara sormak istiyorum.
Apo’dan intikam almak, onu “cezalandırmak”mı sizin için daha önemli yoksa
Türkiye’nin refaha kavuşması, çocukların ölmemesi, bu ülkedeki herkesin
huzurlu yaşaması mı?
İntikam, olumlu sonuç veren bir duygu değil.
Bu savaşta iki tarafın da canı yandı, iki taraf da acı çekti, iki taraf da
çocukları için ağladı.
Bunu uzatmanın ne anlamı var?
Apo’yu barış sürecine katmanın büyük yararları olabileceğini görmemek mümkün
mü?..”

*Ahmet Altan’ın 1985 yılında “Kadınca” dergisine yaptığı açıklamada sapkın
düşünceleri herkesi dehşete düşürmüştü.*


*Mandela kimdir?
*Irk ayrımına karşı mücadele eden Afrikalı siyahların simgesi olan Nelson
Mandela, Güney Afrika’nın seçimle iktidara gelen ilk devlet başkanıdır.
Güney Afrika’da Robben Adası’nda (Fok Adası) 27 yıl hapiste kaldıktan sonra,
1990 yılında devlet başkanı De Klerk tarafından şartsız olarak serbest
bırakıldı. Özgürlüğüne kavuştuğunda 71 yaşındaydı. Hapisten çıkınca
Demokratik bir Güney Afrika için çalıştı. 10 Mayıs 1994’te Güney Afrika’nın
ilk siyah devlet başkanı seçildi. Bir özgürlük savaşçısı olarak kabul edilen
Mandela, dünyanın en ünlü mahkumu olarak da anılır.

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=14364



-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap