*Yahya Kemal bir şiirinde
"Şu kopan fırtına Türk ordusudur Ya Rabbi!
Senin uğrunda ölen ordu budur Ya Rabbi!
Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın,
Galip et,çünkü bu son ordusudur İslam'ın.." ifadelerini kullanır.Dört
mısrada tarihi olaylara kendi bakış açısını mühürleyen şair"
Türklük,Ordu,İslam,Ezan ve Ölüm" kavramlarını sonsuz bir coşkunun
nakışlanmış hali olarak işler mısralara.
Söz konusu olan 18 Mart Çanakkale olunca hangi pencereden bakacağınız o
kadar önemli ki.
Söz konusu Çanakkale olunca daha önce açılan pencerelerin gerçeği ne kadar
ve hangi cephesinden anlattığı da aynı derecede önem kazanıyor.
Tarih kitapları bu zaferin büyüklüğü üzerinde hem fikirdir.Aynı eserler
dünya tarihinde bu başarı hikayesinin oynadığı rol konusunda da aşağı yukarı
benzer hükümler verir.
Bizim bağımsız bir millet ve çağdaş devlet olarak varlığımızın korunmasında
bu itici gücün ne denli önemli olduğu da çok açık bir gerçektir.
Tarihi boyutunu tarihçilere,siyasi boyutunu ,sosyolojik taraflarını,insan
psikolojisini ilgilendiren kısımlarını ilgili alanların uzman bilim
adamalarına bırakmak gerekiyor bu yazının hacmi gereği.
Son dönemde Buket Uzuner,Mehmet Niyazi,Turgut Özakman gibi önemli
sanatçıların romanlarıyla gündem oluşturan "mucize zafer" acaba yeni nesilde
yeterli karşılığı buluyor mu?Asıl cevaplanması gereken sorulardan biri bu
olsa gerek.Başka bir deyişle bu zengin hazineden millet olarak ne kadar
faydalanıyoruz.ABD'nin Vietnam savaşı ile ilgili ne kadar dizi ,ne kadar
film,ne kadar belgesel izlettirdiler bizlere.?Niyetim onların yaptıklarına
karşı çıkmak değil.Bizim bu noktada sanatı ne kadar kullanabildiğimizin
sorgulanmasına kapı aralamak.
Çanakkale'yi anlatan onu bir bilgi kaynağı, bir bilinç odağı,ahlak
demeti,vefa ve sadakat manzumesi,karşılıksız sevdanın nişanesi,Türkün
çelikleşmiş iradesi,inancın her türlü zorbalığa ve emperyalizme karşı
şerefli direnişi ... olarak değerlendiren sanat duyarlılığı yüksek sayıca çok
daha fazla esere ihtiyacımız yok mu?
Konuyu işleyen yeni türkülerin bestelenmesi gerekmez mi?
Çanakkale özünü koruyan sinema filmleri en azından Recep İvedik kadar ilgi
görebilir mi acaba?Büyük paralar harcanarak televizyon kanallarının birlikte
paylaşacağı önemli senaryolar ve bunların dizileri yapılamaz mı?Bu yolla
dedikodu programları,Sır Kapıları,Sihirli Dünyalarda kaybolan hayallerden
sıyrılan insanımız,yemek yarışmalarının çekimlerinde gıybet tuzağına
düşmekten kendini biraz olsun koruyamaz mı?
Çanakkale'yi anlatan belgesellerin akademik seviyelerden uzaklaşarak sıradan
insanların gönül dünyalarına akıl dünyalarına seslenmesi sağlanamaz mı?
Onlarca çizgi film üretmenin zamanı geldi hatta geçmek üzere değil mi?
Ressamlar,şairler ,heykeltıraşlar sizlere bitip tükenmez bir ilham kaynağı
sunmaya devam ediyor Çanakkale.
Her yıl ulusal ve uluslararası düzeyde panel,sempozyum gibi etkinliklerle bu
ruh diri tutulamaz mı?

Elbette sevindirici gelişmelerin olduğuna şahidiz.Anadolu'nun bütün
coğrafyalarından akın akın ziyaret edilen en önemli gezi alanlarından biri
haline geldi son on yılda Çanakkale.Ama gördüklerimiz,bizim de bizzat şahit
olduklarımız gerçeğin çok ötesinde ve üstünde efsane ve mitlerle
karıştırılan anlatımların duygu selinden başka bir işe yaramayacağıdır.Bir
akademiyenin yaklaşımıyla ifade edecek olursak "medeniyetler gözyaşı ile
kurulamaz"
Çanakkale de yüz binlerce gerçek hikaye var.
Çanakkale de yüz binlerce gerçek acı var.
Bu anlamda bu kutsallığı şehit adlarıyla tescillenen bu coğrafya yeniden
sanatın çekim alanına girmeli.Yazılı ve görüntülü basın yüksek kar
hesaplarını bir kenara bırakmalı.Gerçeğin bir ucundan en azından insanlık
kültürü adına tutmaya başlamalı.Yapılanlar sadece okyanus gibi engin bir su
kaynağından bir çay kaşığı damlayla idare etme ye benziyor.
Buna hakkımız var mı sahiden ?
Biz aynı kadir bilmezliği milli mücadele konusunda da sergiliyoruz öyle
değil mi? Az sayıda seçkin örneğin dışında kamunun ilgi odağı haline gelmiş
kaç tane sinema filmi ,tv filmi,dizi film.belgesel,beste
,heykel,şiir,roman...var?
Mehmet Akif Ersoy'a ait muhteşem mısralar ne güzel tespit ediyor gerçeğin ne
can alıcı noktasını:
"...
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
... "
Sinan YILMAZ*
*www.isimsizsevda.com* <http://www.isimsizsevda.com/>* Tıkla ol aşkın şiir
ve paylaşımın yeni adresi paylaşım kalitesine ve sayısına göre yönetimde yer
alabilirsiniz*

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap