---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: ismihan ismihanli

  Abdullah Gül'ün sözleri sürpriz değildi! Konu hakkında yeni hiçbir cümle
yazmayacağım. Bu köşede daha önce paylaştığım üç yazıdan "alıntılar"
yapacağım ve yorumu size bırakacağım... İlk yazımın tarihi 12 Aralık 2007...

"...Pazartesi akşamından itibaren gazetelerde" Babacan'ı Meclis kürsüsünde
milletvekillerinin şok eden soruları "ile ilgili haberleri okudunuz. Burada
bahsedilen gizli planı" ilk defa 2003 yılında VATAN Gazetesi dönemin
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile yapılan bir söyleşide dile getirmiş ve
sonraki günlerde ben de detayları araştırarak "yerli-yabancı" kaynaklardan
edindiğim "maddeleri" o dönemde çalıştığım "Radikal" ve "Referans"
gazetelerinde kaleme almıştım... Kaygım o gün de bugün de aynı; Türkiye
Cumhuriyeti ve 72 milyon adına birileri devamlı sözler verip imzalar atıyor,
malın gerçek sahipleri olan bitenden asla haberdar edilmedikleri gibi onları
korumakla görevli devlet mekanizmaları devre dışı bırakılıyor... Peki o
dönemde neler oldu?... Yukarıda da belirttiğim gibi; Abdullah Gül, VATAN
gazetesi ile yaptığı bir söyleşide şu cümleleri kullandı; "Ben bu gezileri
yapmadan önce, şimdi senin oturduğun koltukta (eliyle koltuğa vurdu) ABD
Dışişleri Bakanı Powell oturuyordu. Onunla 2 sayfalık 9 maddelik bir plan
üzerinde anlaştık. Ama her yaptığımı kalkıp açıklayamam ki. Powell,
Suriye'ye giderken de benimle konuştu. Gizli olan bir sürü gelişme var..."
Bu ifadeler oldukça ilginç. Bu gizli anlaşmanın maddeleri neydi? Devletin
makamlarının da bilgilendirilmesi gereken bu "9 maddeden" Cumhurbaşkanı ve
Genelkurmay'ın da haberi oldu mu? Böyle gizli bir plana 'evet' deme hakkını
TBMM devre dışı bırakılarak, Dışişleri Bakanı hangi yetkiye dayanarak
kendinde buldu?...

Sevgili dostlar, ikinci yazı Hasan Köni'nin CNNTURK'te tam kandil
bombalamasından sonraki sabah yaptığı açıklamalar ile ilgiliydi; "..Hasan
Köni'nin dün sabah CNNTURK'te Parametre programında ilginç bir iddiası
vardı; "Yapılan operasyonlar NATO doktrin ve talimatları çerçevesinde
yapılıyor. Hava operasyonları sonrası atılacak adımlar başlığı altında
olacaklar çok net tarif ediliyor. En geç bir yıl içinde yani bu hava
operasyon süreci belli bir süre devam ettikten sonra, siyasi çözüm mutlaka
gündeme gelecek. Bu operasyonu yapanlar, pazarlık sürecinde Amerika ile hava
sahasını açması ve teknik destek sağlaması konusunda muhatap olanlar, söz
konusu yazılı NATO doktrinlerini çok iyi biliyorlar. Bu doktrin içinde
siyasi çözüme de sıra gelecek..."

Üçüncü ve son alıntım, hem bu köşede hem de Referans gazetesinde aynı ortak
satırları paylaştığım yazımdan, Obama'nın Türkiye ziyaretini duyulmasından
hemen sonra yazıldı. Bir bölümü de aynen alıntılıyorum; "...Amerika ile yeni
bir dönem başladığının analizini 2007 Aralık ayından itibaren bu köşede
sizlere defalarca aktarmıştım. Tezim; Amerika'nın 1975 Cezayir toplantısında
yaptığı gibi radikal bir dönüşle Kürt kartını en azından elinden masaya
bırakarak, Türkiye ile bölgesel net işbirliğine gideceği ve Türkiye'nin
Avrupa Birliği (AB) ile yakınlaşma yerine yeniden Amerika'ya doğru kayacağı
yönündeydi. Son seferinde yani Obama'dan çok önce Cumhurbaşkanı ile
Amerika'ya giden gazetecilerin aktardıkları da bu tezi doğruladı. Abdullah
Gül, ne Amerika'da ne uçakta "Avrupa Birliği" kelimesini ağzına dahi almadı.
Bu gazetecilerin de dikkatini çekti. Peki önceki tezimiz, Cumhurbaşkanı
Gül'ün son ABD ziyaretinde konuşmadıkları-konuştukları, Obama'nın mesajları
ve "Hasan Köni'nin verdiği bilgiyi" birleştirince ortaya ne çıkıyor? Amerika
ile Türkiye arasında "Erdoğan'ın ziyareti ile başlayan, Gül'ün ziyareti ile
üzerinden geçilen" ve detayları kamuoyuna sunulmayan, "Kandil operasyonu",
"siyasi açılım", "af" gibi detayların olduğu "net bir anlaşma" var...

Sevgili dostlar, bu alıntılar sonrası şimdi soruyorum ve başka bir "virgül"
dahi eklemeden bırakıyorum; Sizce Abdullah Gül'ün "Kuzey Irak için Kürdistan
Yerel Yönetimi" vurgusunu yapması bir tesadüf müydü? Yoksa özü "daha önce
yapıldığı" iddia edilen "gizli bir mutabakat" ve "açılıma mı" dayanıyordu?
Bu bir "tabu yıkımı mı", yoksa kimsenin haberi olmadan "gizli anlaşmalar"
ile devletin politikasının "değiştirilmesi mi"?
*KARDESIM ORDU NEDEN SUSUYOR BANA BIRI ANLATSIN HEM IKTIDARDAKILER HEMDE
ORDU *
*VERDILER MI BU ULKEYI BILELIM YAHU YETTI ARTIK.*

__._,_.___
.

__,_._,___



-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap