---------- Forwarded message ----------
From: Sevgi Ozkan


SEÇİLENLER KİMİ, NASIL SEÇİYOR

Prof.Yilmaz Esmer'in seçmen davranışları üzerine karşılaştırmalı
araştırmasından çıkan sonuçlar, ilgi çekici değerlendirmeleri yansıtıyor.
Seçmenlere tuttukları partinin liderini ne kadar kendilerine uygun bulup
bulmadıkları, kendilerini ne kadar temsil ettiklerini düşündükleri
sorgulandığında:
AKP seçmeninin yüzde seksen civarında olumlu cevap verdiğini, MHP seçmeninin
de yine yüzde yetmiş oranında evet dediğini ama CHP seçmeninde bu oranın
yüzde ellilerde kaldığı saptanmış.

Burada önemli nokta Parti liderinin parti seçmenince  onaylanmasından çok,
genel olarak sosyal demokrat kimliği altında toplanabilecek olan CHP
seçmeninin zor beğenen ve liderini de sorgulayabilen bir kültüre sahip
olmasıdır.

Aslında bu, ellili yıllardan beri çoğunlukla sağın iktidar olduğu ülkemizde
genel eğilimin sağda olduğu gerçeğini de doğrulayan bir bulgu.

Mesela bir ara Ecevit'in yükselmesi dışında genel kabul gören iktidar
anlayışının, sağcılık üzerinden bir egemenlik oluşturduğu gerçeğini
unutmamalıyız..

Ecevit olsun, Erdal İnönü olsun hep kişisel olarak sevilip beğenilmelerine
karşı oyyüzdesini yükseltemiyen sol kategorinin liderleri olmuşlardı.
Kısaca ülkedeki genel eğilimin oranı, seçimlere de yansıdığı için sonuçlara
şaşırmamak gerekiyor.
Bu ülkede CHPnin temsil ettiği kabul edilen değerlere oy verecek seçmen
sayısı yüzde otuzları geçemiyorsa kabahati sadece politikacılarda değil
biraz da seçmende aramak gerekiyor.

Bu, CHP liderinin tartışmasız doğru politikalar izlediği anlamında değil, ne
kadar doğru politikalar izlese de bunların genel kitle tarafından doğru
okunma oranının yüzde otuz veya en çok kırkta kaldığı gerçeğinin
değişmediğini gösteriyor.

İktidara gelmeden daha atak olan sağ politikacılar, iktidara gelince
gerçekleri daha doğru okuma şansını yakalasalar da, kendilerini
onaylayanların bu gelişmişliği göstermediği sürece oy yüzdelerini
kaybetmeleri mümkün olmuyor.
Kısaca liderler seçmene göre çıkıyor.
Seçmen lideri belirliyor.
Bu durum, seçmenin genel zihinsel yapısı ile örtüşüyor.

Görece solda olanlar ise oran olarak farklı bir eğilimi temsil
ettiklerinden, liderlerine de sorgusuz sualsiz beğeni beslemiyor, onu
eleştirebiliyorlar.
Her seçimde, oy araştırmaları sergileyen anket totolarından medet ummak ve
sukutu hayale uğramamak için önce lider ve partileri duygusal tepkilerle,
değerlendirmek yerine, düzgün değerlendirme kriterlerine sahip seçmenlerin
yetişmesi gerekiyor.
Gerisi: popülist politikaların hazırladığı duygusal tepkilerle kolayca
biçimlenen seçmen oylarıyla gerçekleşiyor.
Kemal Kılıçdaroğlu gibi her kesime güven veren politikacıların bile daha çok
oy alabilmesi, adayın kendisinin yanında seçmen bilincinin gelişiminin
önemini ortaya koyuyor.
Kemal ön adlı nice değerlerimizi önce yükseltip sonra yutmayı adet haline
getirilen bir ülkede, yaşandığı da unutulmamalı.
Kısacası: Politikacılar kadar bizler de: kendi eğilim ve oylarımızla tayin
ettiğimiz gelecekten sorumluyuz.
Sevgi Özkan

__.
.

__,_._,___


-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap