2000 de ABD Başkanına işte bu gerçeği de ifade ettirebilen bir Mustafa Kemal
var. Asker Mustafa Kemal'in, Devlet adamı Mustafa Kemal'in çok dışında bir
Mustafa Kemal. 2003 de bir şey değişti mi?, 2004? Hayır. 2004 de bir
konferans veriyorum birden bir hanımefendi ayağa fırladı. Dedi ki "*Ben
Norveçliyim ve şu anda Norveç'te çok sık kullandığımız bir deyim var, bu
deyimin anlamını anladım*" dedi. Hanımefendi "*nedir o deyim*" dedim.
"*Norveççe'de
"ATATÜRK gibi düşünmek" deyimi var. Çok sık kullanırız bu deyimi" "nerelerde
kullanırsınız" dediğimde "Hani bir problem veririz çöz diye o da tembellik
eder çözmez. Deriz ki ona bu problemin mutlaka çözümü var. Birde ATATÜRK
gibi düşün***". O gün otelime geldim televizyonu açtım o kadar çok kişiye
bir de ATATÜRK gibi düşün dediğimi hatırlıyorum ki galiba Norveççe'den
çok bizim
dilimizin bu deyime fazlasıyla ihtiyacı var diye düşünmeden de edemedim.



Bir İngiliz gazeteci ATATÜRK'le bir röportaj yapar. Röportajını Amerikan
Büyük Kütüphanesinden bulup getirttim ve bir yerinde Mustafa Kemal'e şöyle
sorar gazeteci; "*Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?*******"
Mustafa Kemal'in cevabı aynen şöyle :



"*Şartlarımızı koyarız. Kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için.
Eğer davet gelirse düşünürüz***". Evet, Birleşmiş Milletler sadece
Türkiye'yi davet edebilmek için yasasını değiştirir ve ilk davet edilen ülke
olur Mustafa Kemal'in ülkesi, Türkiyesi Birleşmiş Milletlere. Sanıyorum
ondan feyz alacağımız çok şey var aslında Mustafa Kemal'den. Ama bu arada
2005'de daha yeni iki üç gün önce yabancı gazeteyi okuyorum. Sür manşet
büyük puntolarla şu başlığı atmış "*Bu gün Ortadoğu'ya*

*düzinelerle ATATÜRK lazım*". dedim yazara ATATÜRK 'ü hiç tanımıyor
herhalde. Düzineye hiç gerek yok tek bir tanesi de yeterdi aslında.



Örnek vermeye devam edersem inanın konferans böyle biter. Filipinlerden
Çin'e kadar o kadar çok örnek var ki. Ama gördük 1925'de 1938'de 1996'da
2000'de 2005'de her ülkeden, her cinsten, her statüden insanın özlemle,
sevgiyle, saygıyla aradığı ama bizim olan bir Mustafa Kemal'den
bahsediyoruz. Bu gün Türkiye'nin en büyük sorunu nedir? dersem cevap olarak
kulağıma gelenler şunlar; ekonomi diyorsunuz işsizlik diyorsunuz. Ama bence
Türkiye'nin çok önemli bir problemi var o problemi çözersek Türkiye
ekonomiyi de çözer Türkiye işsizliği de çözer. Evet Türkiye'de lider
yetiştirme sorunu var.



Lider deyince de nedense hep siyasi lider anlıyoruz ben ondan bahsetmiyorum,
benim lider dediğim çok kapsamlı bir kavram. Yoksa içersindeki tek bir
terimdir siyasi lider veya sosyal lider. Ama lider dediğim zaman ben asrın
lideri dünya liderinden bahsediyorum. İşte böyle liderlere ihtiyacımız var.
Ben şimdi soracağım size şu anda karşımda pek çok genç arkadaşım oturuyor.
Bunlardan bir tanesinin bir kaç dönem sonrasının Cumhurbaşkanı, Genelkurmay
Başkanı yada Başbakanı, Maliye Bakanı ya da evinin anne babası olmadığını
bana iddia edebilir misiniz? Belki sizsiniz, ama biliniz ki işte bugün
sizlerle paylaşacağım konu asrın lideri, dünya lideri yada lider olmanın
küçük sırlarını ATATÜRK'le sizinle paylaşacağım.



İlk sırrımız; ATATÜRK tamam arkadaşım ben topraklarınızı kurtardım askeri
bir dehayım deyip yerine çekilmemiş hemen asker elbisesini çıkartıp sivil
elbisesini giymiş ve inanır mısınız sınırlarını hangi sınırın lideri ise o
sınırların içerisinde ne var ise ama ne var ise taşından toprağına hepsinin
ama hepsinin sorumluluğunu omuzlarında hissetmiştir de onun için Mustafa
Kemal bugün dünya lideridir. Nasıl mı ?



ATATÜRK'ü ağlarken tarih çok ender tespit etmiştir. 25 yıllık
araştırmacıyım, 7 tespitim oldu. İlki Çanakkale'de topçu atışımız başladığı
sırada döktüğü gözyaşıdır, bir diğeri ise hepimizin bildiği bir hikaye ama
ben yine de anlatacağım. O günün Ankarası kurak, çorak bir köy. Çankaya'dan
meclise gelirken yol üzerinde sadece ama sadece bir tek iğde ağacı varmış.
ATATÜRK o iğde ağacının önünden geçişlerinde arabasını durdururmuş, inermiş
ve o iğde ağacına selam verirmiş. "*Aman demişler paşam ne yapıyorsunuz
böyle?*", "*Eee o demiş yediğim meyvenin, sığındığım gölgenin, soluduğum
havanın bir neferi. En az diğer neferler kadar bunun da selama hakkı var***".
Yani "niye şaşırıyorsunuz?" der gibiymiş. Ve bir gün yanında bulunan
arkadaşına "*İşte bu benim..." *derken bide bakıyor ağaç yok ortada hemen
iniyor "*Ne yaptınız bu ağaca***" diyor. "Paşam" diyorlar "*yolu genişletmek
için mecburduk kestik o ağacı*". "*Yahu diyor bitek bana soraydınız bu ağacı
kurtaracak bir yolu mutlaka bulurdum***" diyor. Daha fazla dayanamıyor,
arabasına biniyor, şoförünün ve arkadaşının gözü önünde hüngür hüngür
ağlamaya başlıyor. Bir tek iğde ağacı için mi dersiniz? Hayır. Çok zor
şartlarda
kurtardığı bu topraklarda yetişen bir canlıdır ve lideri olduğu için
de bu toprakların
da o iğde ağacının da sorumluluğu Mustafa Kemal'in omuzlarındadır da onun
için.
*www.isimsizsevda.com* <http://www.isimsizsevda.com/>* Tıkla ol aşkın şiir
ve paylaşımın yeni adresi paylaşım kalitesine ve sayısına göre yönetimde yer
alabilirsiniz*

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap