*Kıymet Nadir BİNDEBİR*/ [email protected] Akepe *kollektif hipnoz* ustasıdır. Siz Recep Bey'in sandık görevlilerine getirdiği türban yasağını eleştirir görünüp de, '*Sandık kurulunun görev yaptığı yer kamusal alan mı olurmuş*' demesine bakmayın. Sandık kurullarına türban yasağı Akepe'nin çok hoşuna gidecek bir gelişmedir. Akepe'nin en büyük silahı, en eski yöntemi '*görünmezlik*'tir. Akepe *seçmen iradesini hipnozla ve illüzyonlarla manipüle eder.* Emekli vaiz Fetullah'ın, cemaate yıllar önce verdiği '...o gün gelene kadar görünmez olun' talimatını hatırlayın. Sandık başındaki türbansız Akepe görevlisi de '*görünmez - farkı diğerlerinden farkedilmez'* eleman olacaktır. Akepe'nin , 7 yıldır en iyi yaptığı şey *olmayanı 'var' olanı 'yok'*göstermektir. Akepe muhaliflerinin, silahsız insanların kurduğu *terör örgütleri 'var'*ama *ekonomik kriz 'yok'tur*. Recep Bey'e göre, kapanan fabrikalar işi bilmeyenlerin beceriksizliğinden kapanmaktadır. Ekonomiden sorumlu bakan da çalışmak isteyen kadınları işsizlik oranını yükseltmekle suçlar ama, onun mazereti var. '*İngiliz Hasta*'dır o, istediğini söyler... Akepe'liler, talimatla, genelgeyle meydanlara doldurdukları memura, öğrenciye 'karşılarında gerçekten seçmen *varmış gibi'* nutuk atabilirler. Ve fakat bu konserve müslümanlar, hortumladıkları triyonların belgeleri gözlerine sokulduğunda, ortada üzerlerine alınacakları hiç birşey yokmuş gibi, gökyüzüne bakıp ıslık çalmaya devam edebilirler. Arsızın yüzüne tükürmüşler kapsama alanı dışındayım demiş... Yedi yıldır var olan yokmuş gibi, yok olan varmış gibi... KDV'de, ÖTV'de indirim var gibi, ama aslında indirime giren 150 metrekarenin üzerindeki villayla, yabancı üreticilerin stoklarında biriken, eritmek için Akepe'ye baskı uyguladıkları otomobiller. Akepe kollektif hipnoz, illüzyon erbabıdır! Bu konuda yabancı istihbarat servislerinden teknoloji alır. '*Nitelikli dolandırıcılık örgütü'* tanımına yaklaşan ilk siyasi oluşumlar, Turgut (ve sahne gerisinde Korkut) Özal'ın partisiyle Necmettin Erbakan'ın Refah Partisi'ydi. Hepsi dibine kadar Hacı, hepsi fena halde 'allahın ipine sarılmış' adamlardı. Dönem-teknoloji icabı henüz kollektif hipnozu keşfedememişlerdi. O vakit hipnoz, henüz perakende olarak Fetullah'ın Işık Evleri'yle Adnan Oktar'ın yalılarında uygulanıyordu. Akepe, prompter cihazıydı, sub-liminal mesajlardı, anketleri/seçimleri bilgisayar programlarıyla manipüle etmekti derken, *kollektif hipnoz, illüzyon *ustası kesildi. '*Takiyye yapıyorlar'* dediğimiz dönemleri, henüz teknolojiyi kullanarak neler yapabileceklerine kesin olarak inanmadıkları, yabancı istihbarat servislerinin sağladığı teknolojik desteğe yüzde 100 güvenemedikleri dönemdi. Teknolojiye güvendiklerinde 'takiyye' bitti, hipnoz, illüzyon başladı. Al sana bir illüzyon numarası daha! Seçim öncesi attılar yine önümüze 1900 sayfalık iddianameyi!. Ciddiye alıp tamamını hemen okumaya kalksan oy vermeye yetişemeyeceksin... Didikleyip yazmaya kalksan, seçimde dönen dolapları gözden kaçıracaksın. Henüz başlarındayım, ama gördüğüm kadarıyla Bursa'da ahaliye *maymun eti*yedirilmesiyle ilgili olarak Erguantanamo tutsaklarının suçlanması unutulmuş gibi. Hatırlatmış olayım. (Y.N. Ergenekon sanıklarından, Susurluk kalıntısı sanıkları savunmadığım biline). Emekli Paşalar uyuşturucu ticareti yapmış. Bu '*uyuşturucu ticareti'* lafına mim koyuyorum. Mim'i, yamyam 'konserve müslüman' tüccarların, kendi icraatlarını başkalarının üzerine yıkmakta ne denli ustalaştıklarını bildiğimden koyuyorum. *Emlak, gıda, sağlık* işlerinde, tekel The Cemaat dediğimiz *nitelikli dolandırıcı örgütün* elinde. *Altın, pırlanta, kömür, demir, maden, enerji* vs. aklınıza gelen her sektör yine onların tekelinde. Para kokusu aldıkları her işe, Güney Afrika'da, Sudan'da Vanuatu'da demeyip balıklama dalıyorlar. Uyuşturucu işine girip girmediklerini de yakında tepetaklak olduklarında göreceğiz. Neydi şu Dengir Fırat'ın kamyonunda yakalanan beyaz madde? Un muydu Aziz and Azize okur, yoksa nişasta mı? Sayın Kılıçdaroğlu '*Baron*' unvanını kimin adının önüne ve neden yapıştırmıştı acaba? Mustafa Balbay silahlı örgüt elemanıymış! Hükümet'i yıkacakmış! 30 bin kişinin katili, bölücü örgüt elebaşı İmralı'da kitap yazar, İngiltere'de bastırır, PKK dergilerine yazılar/talimatlar yollar...Mustafa Balbay'ın Cumhuriyet'teki köşesine yazı göndermesi yasaktır. Beynini cebinde taşıyan adamlar '*Hükümet'i yıkmaya çalışmak'* diye bir suç uydurdular. Yetmedi CHP'yi, MHP'yi bölmeye çalışmak diye de bir suç icat ettiler. Dön bir bak hangi partiler bölündü de sen kuruldun! *Senin menfaat çeten* bölündüğünde kaç parti çıkacak seyret! Akepe'nin erken seçimle iktidardan uzaklaştırılması; Godman Sachs bankasının, ABD'nin, AB'nin, IMF'nin, Barzani, Talabani'nin, PKK'nın işine gelmiyor. Ulusal çıkar ise, bu Hükümet'in acilen iktidardan uzaklaştırılmasını gerektiriyor. Demokrasilerde bir siyasi görüşe karşı duruş *muhalefet.*Dhimmikrasi'lerde(*) ise muhalefet terör suçu, muhalif terörist. Eski Akepe'li Turhan Çömez, Emin Şirin bile şimdi terör suçundan sanık. Muhalif olduklarından. Hipnoz, illüzyon devam ediyor! Nüfusun yarısı terörist ilan edilirken, *Hizbullah* (evet bildiğiniz islamcı terör örgütü Hizbullah) yerel seçimlerden dört gün önce açıklama yapıyor: 'Hiç bir partiyi desteklemiyoruz'. Oysa Batman'ın yerel basını Şubat ayında şunları yazıyor: *"Hizbullah ne bekliyor AKP'den? Hizbullah ülke genelini kapsayan af istiyor. Genel affı Hükümet'in Meclis'e sunmasını bekliyor. Eğer genel af çıkarsa Hizbullah yerel seçimlerde AKP'ye oy verecek."* Hizbullah genel af istiyor, PKK genel af istiyor. Akepe, iktidarını sürdürebilmek uğruna devletin bütün olanaklarını kullanacak, Sırf İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin reklamına 600 milyon, Ankara Büyükşehir'e 400 milyon, Kocaeli ve İzmir'e 300'er milyon harcayacak, 5-10 oy için ahırlara kadar bulaşık makinesiyle donatacak, sonra Hizbullah'ın kontrolündeki aşiretlerden gelecek 10 binlerce oy'a sırtını dönecek. Geçiniz! Ruhunu şeytana kiralamış bu partinin adamlarından beklenemeyecek bir davranış. *El Kaide*'yle *Hamas *örgütünün de AKP Hükümeti'nden beklentilerini duysak da işimizi bilsek! Attılar yine önümüze Erguantanamo iddianamesini, yine kollektif hipnozlara yatırdılar hepimizi. Utanmadan, tutuklanan iki Fetullahçı köstebek subaya 'Kışlada hipnozla işkence yapılıyor' diye yırtınıyorlar. Oysa hipnoz, Fetullah'ın karanlık evlerinde, Adnan Oktar'ın yalılarında beyin yıkamak için yaygın olarak kullanılan yöntemdir. Hipnoz, illüzyon, Akepe'nin iktidarını, servetini kaybetmemek için 'allahın ipini' bile bırakıp sarıldığı iptir. Erken seçimin önünü açıp, ülkeyi yamyamlardan kurtarmak için *son demokratik fırsatımız* bu yerel seçimler. Ya Akepe karşısında en güçlü adayı destekleyerek, sandıkları, oy sayımını gözlemleyerek, yakaladığımız şüpheli davranışları şikayet ederek, basına duyurarak bu haramilerden kurtulmaya başlayacağız, ya da...... 'Ya da' sını da yarın yazarız... *Yazarın depresif notu*: Son günlerde yazıları asabiye bağladık. Eğlenmeden yapılan iş bu kadar oluyor. Yoran ve eğlendirmeyen imalatın farkındayızdır. Seçim sonrası düzelirdir havamız Aziz and Azize okur. (*)Dhimmi; İslam hukukuna göre, İslam topraklarına yaşayan ehl-i kitabın hukuki durumu.
Son Güncelleme ( Cuma, 27 Mart 2009 ) -- Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!'' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır. Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar. --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected] To unsubscribe from this group, send email to [email protected] For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
