*Sulara gömülen soru işaretleri*

*ERTUĞRUL FACİASI*

*Türk denizcilik tarihinde 'Ertuğrul Faciası' diye anılan olay, insanların
göz göre göre ölüme gönderilmelerinin en çarpıcı örneğidir. Ama bu olay, bu
tür anlayışların sorgulanması sürecini de başlatmıştır.*



*SUNAY AKIN  -  Popüler TARİH / Ekim 2000 *

* <http://groups.google.com/group/merakediyorum>*



*İlginç bir evlilik hikayesi*

Yüksekkaldırım'da oturan terzi Madam Raşel, bir müşterisinin Paris'ten
getirdiği elbisenin düğmelerini sökmekte, yerlerine pırlantalar dikmektedir.
Elbise, Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa'nın kızı Hamide Hanım'a aittir. Adı
II.Abdülhamit tarafından konulan Hamide Hanım, gösterişe çok düşkün olduğu
gibi babası tarafından da şımartılmıştır.

Öyle ki, Tophane Müşiri Zeki Paşa ile evli ve iki çocuk sahibiyken, bir Cuma
selamlığında yakışıklı bir deniz subayı olan Albay Osman Bey'i görür ve
onunla evlenme isteğini babasına açması üzerine de kocasından ayrılması
sağlanır. <http://groups.google.com/group/merakediyorum>



*Bu kocadan da sıkıldım*

Ne var ki, Osman Bey de, Hamide Hanım'ın isteklerini yerine getirmekte
yetersiz kalır. Kızının, *'Bu adamı başımdan al'* isteğine boyun eğen Hasan
Hüsnü Paşa, damadını yeni bir göreve getirir.



*Neden damat bey?..*

Osman Bey'in, huzursuz evlilik hayatından uzaklaşmak için kabul ettiği
görev, ilk önce ağabeyi Albay Mehmet Reşit Bey'e teklif edilmiş, ama bunun
bir intihar olacağını çok iyi bilen usta denizci tarafından reddedilmiştir.
Görev, Japonya'ya gidecek olan Ertuğrul firkateynine komuta etmek, Japon
imparatoruna padişahın nişanını ve armağanlarını sunmaktır.

1889 yılının ilkbahar günlerinde, Kasımpaşa'da bulunan Tokatlının
Kahvesi'nin masaları, hararetli tartışmalara sahne olur. Usta denizcilerin
uğrak yeri olan bu kahvede konuşulan konu, Osmanlı donanmasında Mesudiye,
Orhaniye, Mahmudiye ve Aziziye gibi zırhlı firkateynler bulunurken, zorlu
bir yolculuğa neden Ertuğrul gibi yorgun, bakımsız ve ahşap bir geminin
gönderildiğidir. On bir yıldır Haliç'te bir dubaya bağlı olan Ertuğrul'un,
okyanusun dev dalgalarıyla boy ölçüşemeyeceğini, denizcileri bir kenara
bırakalım, acemi oltalarıyla Boğaz'da balık tutmaya çalışan çocuklar bile
aralarında konuşmaktaydılar.

<http://groups.google.com/group/merakediyorum>

*Daha güçlü gemiler dururken neden Ertuğrul?*

Fareler Ertuğrul'un ambarlarında gezinmiyordu yalnızca.  Osmanlı devletinin
hazinesinde de cirit atıyordu kemirgenler. Öyle ki, parasızlıktan, hurdaya
çıkan gemilerin enkazı maaş olarak ödeniyordu memurlara. Bu yüzden
Japonya'ya gitme görevi, kömür masrafının az olacağı düşünülerek,
kazanlarının yanı sıra *'Kaba Şorta'* denilen yelken donanımı da bulunan
Ertuğrul'a verilir.

Ertuğrul'un çarkçıbaşısı olan İngiliz Harty Bey'in, geminin bu yolculuğu
tamamlayacak güçten yoksun olduğu yönünde hazırladığı rapor da gerçeklerin
görülmesini sağlayamaz. 1855 yılından beri Osmanlı donanmasında hizmet
veren, çok önemli katkılarda bulunan Harty Bey, doğruları söylemenin
mükafatı olarak Ertuğrul'dan uzaklaştırılır ve İdare-i Mahsusa'nın adalara
sefer yapan bir vapuruna tayin
edilir!<http://groups.google.com/group/merakediyorum>



*Kaptan Ali Bey'in sakalı*

Süvari Ali Bey, Sultanselim'deki konağının tenha bir köşesine çağırdığı kızı
Neyyire'ye çil kuruşlar verdikten sonra sıkıca kucaklar ve birkaç kez öper.
Neyyire de, daha öncekilerden çok farklı olan bu kucaklamaya karşılık olarak
tüm kuvvetiyle sarılır, Japonya seferinin bir gün öncesinde, babasının
kokusunu içine çeker.

Ertuğrul firkateyninin kaptanlığıyla görevlendirilen Ali Bey, hayatında ilk
kez sakal bırakmıştır. Bu istek, sefer öncesi Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü
Paşa'dan gelmiştir. Ne de olsa, dışı boyanan Ertuğrul'a 'Büyük Kaptan'
görüntüsü taşıyan bir denizci kaptanlık etmeliydi!..

Neyyire bir daha sarı, kıvırcık, 'ipek gibi yumuşak' sakalı teninde
hissedemeyecek, 'mahzun mavi gözleri' hiç göremeyecektir.



*Denizciliğimizde bir gelenek*

Ertuğrul, 1889 yılının 14 Temmuz günü ayrılır İstanbul'dan. Hafız Ali
Efendi, Piri Reis zamanından beri sürdürülen bir geleneğe uygun olarak,
Kuran-ı Kerim'i bir muşambanın içine koymuş, kenarlarını diktikten sonra da
birkaç kez balmumuna batırmış, iki rekat namaz kılmış ve Fatiha Suresi'ni
okuyarak kutsal paketi geminin grandi direğinin tepesine çekmiştir.

Bayraklarla donatılmış geminin komutanı Albay Osman Bey ve kaptanı Süvari
Ali Bey, kıyıda toplanan insanlar görülmez oluncaya kadar selamlar
İstanbul'u.



*Sorunlar başlıyor*

30 Temmuz günü bir telgraf alınır Ertuğrul'dan. Süveyş kanalında dümen
bodoslaması kırılan emektar gemi karaya oturmuştur. Yazışmalar sonrasında,
27 Temmuz'da Kanal'dan geçerken kuma oturan Ertuğrul'un ertesi gün
kurtarıldığı ama kendisini kıyıya bağlayan kılavuzun hatası sonucunda sahile
çarparak dümen bodoslamasının kırıldığı anlaşılır. Olaylı geçen Süveyş
kanalından sonra geminin 15 Kasım günü Singapur limanına ulaşması büyük bir
başarı sayılmış olmalı ki, geminin komutanı Osman Bey, albay rütbesinden
'paşa'lığa terfi ettirilir. Kaptan Ali Bey ise, karısına gönderdiği mektupta
limandaki diğer gemilerle karşılaştırır Ertuğrul'u:

*"Buraların gemileri acayip, yani denizlerine göre yapılmış. Bizim geminin
iki veya üç misli cesametinde... Bizim mahut ise ekmekçi sepeti gibi, her
tarafı gıcırdıyor."*

Japonya'ya ulaşmak için gerekli olan güney rüzgarının eseceği Haziran ayına
kadar Singapur'da kalması kararlaştırılan Ertuğrul bakıma alınır. Hint
Okyanusu'nun yıpratmış olduğu baş bodoslaması ve kırılan kemerleri gemideki
marangoz, burgucu ve kalafatçı gibi emekçiler tarafından onarılır..

Bu arada 'Silon Observe' adlı bir İngiliz gazetesinde, geminin kömür alacak
parası olmadığından Singapur'da beklediği, liman rümusunu bile ödeyemediği
haberi çıkar. Bunun üzerine 'Ceride-i Bahriye' dergisinde, söylenenler
yalanlanır ve Osmanlı devletinin kuruluşundan beri ilk kez yapılan bu uzak
deniz gezisine övgüler yağdırılır.

<http://groups.google.com/group/merakediyorum>

**

*'Geri dönün' emri yorgun Ertuğrul'un sonu oldu*

Sofra takımı olmadığı için limanlarda karşılaştığı yabancı gemi
kaptanlarının yemeğe davet edilemediği Ertuğrul'u, Japonya'da bir felaket
karşılar: Kolera!.. Yokohama limanında baş gösteren hastalık gemideki on üç
denizcinin sonu olur. Osman Paşa, ağabeyi Mehmet Reşit Bey'e yazdığı bir
mektupta, felaketin 'azıcık zayiat' ile atlatıldığından dolayı duyduğu
memnuniyeti dile getirir.

Tokyo'ya gidilip padişahın Japon imparatoruna gönderdiği nişan ve
armağanların sunulmasının ardından dönüş yolculuğunun hazırlıklarına
başlanılır. Japonlar, Yokohama limanında bulunan Ertuğrul'un esaslı bir
bakıma alınmadan fırtına mevsiminde denize açılmasının sakıncalı olduğunu
bildirseler de, kesin emir gelir İstanbul'dan: "Geri dönün!.."



*Kaşinozaki Feneri*

Yokohama'dan ayrılan Ertuğrul, dönüş yolculuğunun başında büyük bir
fırtınaya yakalanır. Güneşin batmasının ardından, gecenin siyah pelerininin
rüzgarla olan dansını kıskanarak daha da azan dalgalar, Oşima adasının doğu
ucunda bulunan Kaşinozaki fenerinin ışığıyla aydınlanan kayalıklara doğru
sürükler yorgun Ertuğrul'u. Fenerin bulunduğu burun dönülebilse, fırtınanın
şiddetinden korunabilecek, Kobe limanına ulaşmak mümkün olacaktır... Ama ne
denizcilerde, ne de Ertuğrul'da ilk kez karşılaştıkları dalgalara karşı
koyacak güç kalmamıştır.

Kaşinozaki fenerinin bekçileri, fırtınadan dolayı çalınan kapının sesini güç
duyarlar. Karşılarına çıkan ıslak, perişan haldeki yabancıların
anlattıklarından bir şey anlamazlar.. Dil sorunu, denizcilerin evrensel bir
iletişim aracı olan rengarenk bayrakların kullanılmasıyla çözülür..
Fenerdekiler, kayalıklarda patlayan dalgaların sesinden dolayı Ertuğrul'un
parçalanışını ve yardım isteyen insan çığlıklarını duymamıştır. Kurtarma
çalışmaları son derece olumsuz koşullarda, Kaşmo adlı köyde yaşayanların
katılmasıyla sabaha kadar sürdürülür. Ertuğrul'dan kurtulmayı başaran
yalnızca 69 denizcidir.



*"Ne zaman battı?" tartışması*

Ertuğrul firkateyninin ne zaman battığı, gemide kaç kişinin bulunduğu,
tartışmaya açıktır. Geminin trajik sonunu anlatan birçok kitap ve yazıda
verilen batış günü, birbirini tutmamaktadır. Erol Mütercimler, 'Ertuğrul
Faciası'nı enine boyuna ele aldığı kitabında, Japonlar tarafından hazırlanan
25 Eylül 1890 tarihli raporda, kazanın 16 Eylül 1890 günü saat 21.53'te
olduğunu ve ilk Türk denizcisinin de Kaşinozaki Feneri'ne saat 22.00'de
ulaştığının yazıldığını belirterek, batış tarihinin 16 Eylül 1890 olarak
kabul edilmesinin daha doğru olacağının altını çizer. Tartışmasız olan bir
şey var ise o da, Ertuğrul'un komutanı Osman Paşa ile kaptan Ali Bey'in
boğulan 500'den fazla denizci arasında bulunduğudur...
<http://groups.google.com/group/merakediyorum>
*Ertuğrul Faciasından kurtulan 69 denizci*

****

*Bartınlı Ahmet anlatıyor: Geminin batış anı...*

500'den fazla gemicinin yaşamını yitirdiği 'Ertuğrul Faciası'ndan, yalnızca
69 denizci kurtulmuştu (üstteki fotoğrafta toplu halde görülenler).
Bunlardan biri de Bartınlı Ahmet Erkiş idi. Batış anını Ahmet Erkiş şöyle
anlatır:



"*Dağ gibi müthiş bir dalga gemimiz üzerine çöktü, arkadan başkaları geldi.
Mürettebatta kargaşalık; gemi de su almaya başladı. Gemicilerimiz,
arkadaşlar halatlara tırmanmağa başladılar. Fakat dağ gibi dalgalar
direkleri aşıyordu. Bu sırada korkunç bir çatırdı duyuldu. Gemi bir kayaya
çarpmıştı; denize düştüm, bir tahta parçasına sarıldım, dalga beni dibe
sürükledi, boğulmak üzere iken nasıl olduğunu anlamadım kendimi bir kayanın
üstünde buldum; kurtulmuştum. Çıldırmış deniz ortasında aynı kaya üstünde
yanımda birkaç arkadaşım vardı. Sevinçten hep beraber hüngür hüngür
ağlıyorduk."*



*Batış sorgulanıyor*

Ertuğrul'un batışı, insanlarını göz göre göre ölüm yolculuğuna gönderen
anlayışın sorgulanma sürecini hızlandırır. Japonlar, Ertuğrul'un batışının
100. yılında yapılan anma törenlerinin ardından ülkelerine gelen Barış
Manço'yu bağırlarına bassalar da, bu hazin olay Türk insanı tarafından
unutulur. Ne de olsa, Ertuğrul'un kaptanı Ali Bey'in kızı Neyyire hanımın
dünyaya getirdiği oğlu Hasan Ali Yücel'in de kurucularından olduğu Köy
Enstitüleri kapatılmış, Ertuğrul'u yüzdüren marangoz, burgucu, kalafatçı
gibi emekçileri yetiştirmeye yönelik eğitim anlayışı terk edilmiş, üretim
politikalarından uzaklaşan ülke borç kayalıklarına doğru savrulmuştur.

  <http://groups.google.com/group/merakediyorum>

*Denizlerle çevrili ülkemizde Deniz Bakanlığı yok???*

Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye'de bir Denizcilik Bakanlığı'nın
kurulmayışının eksikliği bir kenarda dursun, 1980 sonrasında Haliç tersanesi
bünyesinde yer alan Gemi Yapım Meslek Lisesi kapatılmıştır. Sadece Japon
denizinde değil, bayrak açıp gezindiğimiz tüm denizlerin dibinde yatan
denizcilerimizin kemiklerini sızlatan bir olay da 18 Nisan 2000 tarihinde
yaşanır. Bu tarih, Haliç'de gemi yapımına son veren kararın Meclis'te
imzalandığı tarihtir. Fatih Sultan Mehmet'in kurduğu 'Tersane-i Amire',
içinde milliyetçilerin de bulunduğu hükümet ortakları tarafından söz konusu
tarihte kapatılmıştır!..

Kaptan Ali Bey'in bir sefer sonrası kucağına alıp sevemediği torunu Hasan
Ali Yücel'in de, ikiz çocukları gelir dünyaya. Bu çocuklardan biri
Ertuğrul'u yutan dalgalar gibi öfke dolu şiirler yazacak olan Can Yücel'dir.
Şairin eşi Güler Hanım, bir televizyon programın da şunları söyler: "Can ile
birlikte olmak fırtınalı havada yaşamaya benzer."



*Enkazda "Fok balığı heykeli"nin işi ne?*

Kaşinozaki fenerinin yakınında bir Ertuğrul anıt mezarı olsa da, İstanbul
kıyılarında Ertuğrul'un yolcu edilişini gösteren bir anıt yoktur.
Ertuğrul'dan kıyıya vuran ya da çıkarılan eşyalar arasında bir bakır fok
balığı heykeli de yer alır. Bir fok balığı heykelinin Ertuğral'da ne işi
olabilir? İstanbul'un bir zamanlar fok balıklarıyla tanındığını, Ertuğrul'un
Marmara'nın yunuslarıyla birlikte fok balıkları tarafından da uğurlandığını
bilmeyenler elbette bu heykele şaşıracaklardır! * *

<http://groups.google.com/group/merakediyorum>

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap