*Gerilimli günlerin ardından Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin
Kıvrıkoğlu görevini Orgeneral Hilmi Özkök'e devretti. *
Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu'nun görev süresinin kararnameyle
uzatılmasına Cumhurbaşkanı Sezer karşı çıktı
Özkök'ün 'gerilimli' gelişi
2002'de siyasetteki gerilim sanki yarışıyormuş gibi devletin öteki
kurumlarında da dikkati çekiyordu.
Ankara'da son 10 yıldır Genelkurmay başkanlarının değişimi hep farklı
tartışmaları beraberinde getirdi. Son üç değişim kamuoyu önünde deprem
yaratmadan sonuçlanmışsa bunda dönemin Cumhurbaşkanı *Ahmet Necdet Sezer*'in
ve onun yerleştirdiği hukukun büyük payı var. Konunun bu yanına ister
istemez yeri geldikçe değineceğiz.
2002 yazı... Temmuz'un 18'i... Önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral *Hüseyin
Kıvrıkoğlu *haftalık olağan görüşme için Çankaya Köşkü'ne çıktı. Ancak
görüşmenin ardından Köşk'ten ayrılmadı. Ardından da Başbakan *Bülent
Ecevit*Köşk'e geldi. Zirve başladı.
Konu; Org. Kıvrıkoğlu'nun Genelkurmay Başkanlığı'nın uzatılması...
Nasıl yapılacaktı?
Kararname ile...
Sezer, olmaz dedi.
İkna etmeye çalıştılar. Sezer'i biraz tanıyorlarsa hiç denememeleri
gerekirdi. Denediler, beklenildiği gibi, olmadı.
Sezer, böyle bir uzatmanın ancak yasayla yapılabileceğini düşünüyordu. Sezer
'e hukuk sınırları dışında bir şey yaptırmak zaten olanaksızdı.
 ÖZKÖK HEP SUSMAYI YEĞLEDİ
Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hilmi Özkök bütün bu süreci
sessiz izledi. Sadece 2002 yazında değil, Kara Kuvvetleri Komutanlığı
makamında oturduğu sürece hep susmayı yeğledi. Özellikle Çankaya Köşkü'ndeki
resepsiyonlarda karşılaştığımızda, ne zaman soru sorsam, hemen Org.
Kıvrıkoğlu'nu gösterir, *"**Komutan orada**" *derdi.
2001 yılı 29 Ekimi'ydi. Köşkteki resepsiyona katılan komutanlar *"**bugün
konuşmayacağız**" *dediler. Org. Kıvrıkoğlu meslektaşlarımızın güncel
konulara ilişkin sorularının tümüne aynı karşılığı verdi:
"*Bugün konuşmayacağım.**"*
Org. Özkök de yine aynı yanıtı verdi: *"**Komutan orada...**"*
Resepsiyonun sonuna doğru, yanılmıyorsam Irak'la ilgili bir durum söz konusu
olunca Org. Kıvrıkoğlu, konuşmadan yapamadı. Beni gözucuyla süzen Org. Özkök
kulağıma fısıldadı:
"*Göle ördek yatağından girdiniz.**"*
Devir teslim töreni yapıldı. Org. Özkök artık Genelkurmay Başkanı'ydı.
Görevi devreden Kıvrıkoğlu'nun Özkök'e yönelik şu tümcesi ilginçti:
"*Sizi dikkatle izleyeceğiz.**"*
Org. Özkök fazla konuşmama tavrını Genelkurmay Başkanlığı döneminde de
sürdürdü. Kendisine bunun nedenini sorduğumuzda şu karşılığı vermişti: "*Günde
gelen soğan gibi, yılda gelen sultan gibi karşılanır.**"*
Org. Özkök'ün gerçek anlamda gazetecilerle* "**tanışması**" *30 Ağustos 2002
'de Gazi Orduevi'nde verilen Zafer Bayramı resepsiyonunda oldu. Org. Özkök
ağır misafirleri uğurladıktan sonra gazetecilerle kendi standartlarına göre
uzun süre sohbet etti.
 ARCAYÜREK: HER ŞEY AYNEN DEVAM ETMEYECEK
Org. Özkök'ün Karadayı ve Kıvrıkoğlu'nun ardından daha farklı bir duruşu
olduğu hemen seziliyordu. Resepsiyona birlikte gittiğimiz *Cüneyt Abi *(*
Arcayürek*) çıkışta şunu söyledi: "*Değişik bir durum, bakalım... Ama benim
gördüğüm, her şey aynen devam etmeyecek.**"*
Cüneyt Abi, böylesi durumlarda ilk gözleminde yanılmaz... Ecevit'in
rahatsızlığıyla ilgili ilk yazıyı yazan da o olmuştu. Ecevit ayaklarını
hafif sürterek yürümeye başlamıştı. Hareketleri yavaşlamıştı.
İlk ne zaman?
1999 yılı ilkbaharında...
*Baykal*'ın Aralık 1998'de Yılmaz hükümetini düşürmesinin ardından Ecevit'in
başbakanlığında seçim hükümeti kurulmuştu. *Öcalan'*ın 15 Şubat 1999'da
Türkiye'ye getirilmesinin Ecevit'in şansını arttırdığı yorumları öne
çıkmıştı. DSP'liler de bunu hissedip yaşarken tek endişeleri vardı.
Ecevit'in sağlığı.
Işıklar içinde yatsın *Ahmet Piriştina* o günleri anlatırken şöyle demişti:
"*Balbayım, o kadar endişe ediyorduk ki, nezle olması bile oylarımızı
düşürebilirdi.**"*
İşte böyle bir ortamda Cüneyt Abi herkesin gözü önünde seyreden Ecevit'in
hareketlerindeki yavaşlamayı kaleme almış, sormuştu: "*Dünyanın her
ülkesinde başbakanların, başbakan adaylarının sağlığı merak edilir. Bu,
toplumdan saklanmaz. Ecevit**'**in sağlığında bir sorun mu var? Varsa bu
açıklanmalı**."*
Cüneyt Abi'nin bu yazısının çıktığı gün bir grup gazeteci Ecevit'le Antalya
mitingine gittik. Ecevit VIP salonunda önce benim yanıma geldi. Sert bir
ifadeyle şöyle dedi:
"*Bir dahaki geziye doktor Cüneyt Arcayürek**'**i de çağıralım.**"*
Ecevit, Antalya mitinginde konuya değinmeden geçemedi. Otobüsün üzerinden
halka şöyle seslendi: "*Benim sağlığımda sorun var, diyorlar. Bunu diyenler
bin yıl yaşasın!**"*
Cüneyt Abi'ye 30 Ağustos akşamı 22.00 sıralarında Gazi Orduevi'ndeki
resepsiyondan eve giderken, Org. Özkök'le ilgili ilk gözlemlerini
söyledikten sonra yukarıdaki anıyı anımsattım. Bastı kahkahayı... Sonra
ciddileşti, *"**Ama kabul et, yanılmadım. Ecevit**'**in sağlığı
ortada**"*dedi. Arkasını da şöyle getirdi:
"*Her yaşın, her sağlık sorununun bir gerçeği var. Halbuki Ecevit, aylar
önce sağlığı bozulmadan yeni bir düzen tutsa, görevi güvendiği birine
devretse, Türkiye bu kargaşanın içine düşmezdi.**"*
 İKİ AY SONRA ABD GEZİSİNE ÇIKTI
Özkök'e dönersek... Koltuğuna oturdu. 2 ay sonra Kasım 2002 başında önemli
bir programı vardı: 6 günlük bir ABD gezisi.
Bu gezinin önemi şuradaydı:
Bir önceki Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu 4 yıllık görev süresince hiç
ABD'ye gitmemişti. ABD açısından Kıvrıkoğlu'nun özgeçmişindeki en önemli
tümce buydu.
Genelkurmay'daki görev değişimi biraz gerilimli de olsa bitmiş, Özkök dönemi
başlamıştı.
ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI KIVRIKOĞLU
*'Görev süremin uzatılmasını **Ecevit istedi'*
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin atama ve terfilerinin belirlendiği Yüksek Askeri
Şûrası (YAŞ), ağustos aylarının ilk haftasında gerçekleştiriliyor. Dönemin
Genelkurmay Başkanı Orgeneral *Hüseyin Kıvrıkoğlu* 2002 yılının Ağustos
ayında görev süresini tamamlayarak emekliye ayrıldı. Ancak, dönemin
Başbakanı *Bülent Ecevit'*in, Kıvrıkoğlu'nun görev süresini bir yıl uzatarak
TSK komuta kademesinin yeniden şekillemesine müdahale etmek istediği konusu
gündeme geldi. Konunun yaşayan tarafları emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu
ve eski Başbakan *Mesut Yılmaz *daha sonra yaptıkları açıklamalarda o
günleri anlattılar. Kıvrıkoğlu, 11 Mart 2008 tarihinde Hürriyet gazetesinde
yayımlanan, *Şükrü Küçükşahin'*e yaptığı açıklamalarında, görev süresinin
uzatılmasını kendisinin değil dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in istediğini
dile getirdi.
 'UZATMAYI KABUL ETMEM'
Kıvrıkoğlu'nun anlatımıyla sürecin gelişimi şöyle oldu:
"*15 Temmuz 2002 günü, pazartesiydi, beni aradılar. Sayın Başbakan rahmetli
Bülent Ecevit**'**in görüşmek istediğini söylediler. Ne zaman ve nerede
olduğunu sordular. Ben de *'Sayın Başbakan'a uygun saatte olur'* dedim. Saat
18.00 için Başbakanlık Konutu**'**nu söylediler. Saatinde gittiğimde Sayın
Başbakan beni kapıda karşıladı; içeri girdiğimde ise Sayın *Şükrü Sina Gürel
* vardı. Kendisi Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak kabineye
yeni girmişti. Çay içtik. Sonra rahmetli Başbakan konuşmaya başladı. 5
yıldır birlikte çalıştığımızı vurguladı. Çevredeki gelişmeler, Kıbrıs konusu
falan... Sonra görev süremin uzatılmasını önerdi. Bu tevazuya teşekkür edip
şunları dedim: Ben bunu kabul etmem. Bunu asker kamuoyu hoş karşılamaz. Ben
yasada belirtilen 67 yaş sınırını da 4 yıllık görev süresini de
dolduruyorum. Sürenin uzaması için kanun çıkması gerekir. Hükümetinizin
Meclis**'**teki sandalye sayısı ise şu anda 259 (Salt çoğunluğun altında).
Genelkurmay Başkanlığı gibi üst düzey bir makama ait bir konunun,
milletvekillerinin, siyasilerin elinde pingpong topu gibi oynanmasına
müsaade etmem. Kendileri ısrar edince konuyu uzatmamak için perşembe günü
Sayın Cumhurbaşkanı ile haftalık görüşmelerimiz olacağını belirtip, *'Konuyu
orada da birlikte konuşalım'* dedim. Sayın Cumhurbaşkanı *Ahmet Necdet Sezer
'*e çıktım. Kendisine, birazdan Sayın Başbakan**'**ın geleceğini, benim
görev süremin uzatılmasını önereceğini, benim buna karşı çıktığımı, bunun
asker kamuoyunda hoş karşılanmayacağını söyledim. Sayın Başbakan**'**a
söylediklerimi, aynen tekrarladım; pingpong topu, yaş falan..*
*Bir saat sonra rahmetli Ecevit geldi ve konuyu açtı. Yine aynı** **şeyleri
söyledim. Ama onlara sonra dedim ki, *'Ama ben size yeni bir Genelkurmay
Başkanı öneriyorum'*. Yeni bir Kara Kuvvetleri Komutanı (Kıvrıkoğlu, o günün
Jandarma Genel Komutanı Org. *Aytaç Yalman'*ı ima ediyor) atanacak. Bunları
18 Temmuz**'**da konuşuyoruz. Yeni komutan 30 Ağustos**'**ta göreve
başlayacak. Bu arada siz Genelkurmay Başkanlığı**'**na atama yapmazsınız,
yeni kuvvet komutanı da 30 Ağustos**'**ta görevi aldıktan sonra eylül ayının
ilk haftasında onu Genelkurmay Başkanı atarsınız. Yeni komutanın kim
olacağını söylemedim.*
*Bakın bir nokta daha var. 1 Ağustos Perşembe günü Başbakan Yardımcısı Sayın
*Devlet Bahçeli *ve Milli Savunma Bakanı Sayın *Sabahattin Çakmakoğlu *ile
de Milli Savunma Bakanlığı**'**nda akşam saat 18.00**'**de görüştük. Bahçeli
de görev süremin uzatılmasının yararlı olacağını söyledi.* *Sayın Şükrü Sina
Gürel bana 1 kez geldi. O da süre uzatmak için kanun çıkarmak gerektiğini,
bunu çıkaramayacaklarını söyledi. Ben de o zaman, *'Zaten ben bunu size
söyledim'* dedim. Ve ben şunu düşündüm: Eğer benim bilgim dışında uzatma
yapsalardı bile istifa edecektim.*"
 'ÖZKÖK'Ü İSTEMEDİM'
Yine Şükrü Küçükşahin'in köşesinde yer alan açıklamalarında
Kıvrıkoğlu,* *kendisinden
sonra Genelkurmay Başkanı olan *"**emekli Orgeneral Hilmi Özkök'ü istemediği
**" *konusunda da şunları söyledi: "*Doğrudur, Hilmi Özkök**'**ü
istemiyordum. Şimdi yazınızda var;* 'Madem gençliğinden beri tanıyordun; o
zaman niye Kara Kuvvetleri Komutanı yaptın, kuşkusuna neden oldu'*,
demişsiniz. Doğrudur; ama unutmayın yüzbaşı iken ayrı, farklı tutum
gösterirsin, yetkili komutan olunca farklı. Ben 2 yıl kendisini komutan
olarak izledim. Bunun sonucunda da irtica ile mücadeleyi daha iyi yapacak
birinin gelmesini istedim.**"*
MESUT YILMAZ: KARŞI ÇIKTIM
*Kıvrıkoğlu'nun görev süresinin uzatılması konusunun taraflarından biri olan
eski Başbakan Yardımcısı ve ANAP Genel Başkanı* *Mesut Yılmaz,* *Vatan
gazetesinden **Aydın Ayaydın'**ın sorularını yanıtlamıştı. 12 Mart 2008
tarihinde yayımlanan habere göre Yılmaz şunları söylemişti:* *"**Başbakan
Ecevit, Kıvrıkoğlu'nun görev süresini uzatmak istiyordu. Bunu Kıvrıkoğlu**'*
*na da söylemiş. Paşa yanıt olarak, **'Bahçeli ve Milli Savunma Bakanı
Sabahattin Çakmakoğlu ile bu konuyu görüştüm sıcak bakıyorlar. Ancak Hükümet
ortağınız Mesut Yılmaz**'**a bunu kabul ettiremezsiniz, onun için bu iş
olmaz'** **demiş**. **Ecevit birkaç kez beni ikna etmeye çalıştı. Fakat
taviz vermedim. Bunun üzerine Kıvrıkoğlu, Hilmi Özkök**'**ün Genelkurmay
Başkanı olmaması için Kara Kuvvetleri Komutanlığı**'**ndan emekli edilmesini
ve yerine Jandarma Genel Komutanı Aytaç Yalman**'**ın getirilmesini,
Başbakan Ecevit**'**ten talep etti. Bu hamleyle Özkök yerine Yalman
Genelkurmay Başkanı olacaktı. Başbakan Ecevit bunun için çok çaba sarfetti.
Ancak, bu konuda Anavatan Partisi olarak kesinlikle taviz vermedik. Diğer
ortağımız MHP de bu konuda çok fazla istekli değildi. Bu nedenle
Kıvrıkoğlu'nun talebi hayata geçirilmedi.**"*
KANADOĞLU ÖNCE HUKUK DEYİNCE...
*Bu dizide sanırım en çok* *"**gerilim**" **sözcüğü kullanılacak ama, 3
Kasım 2002 seçimlerine giderken bir başka tartışma alanı da hukuktu...*
*Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı* *Sabih Kanadoğlu* *2007'**deki
Cumhurbaşkanlığı seçiminde* *"367 **şart**"** **savını ortaya atınca çok
tartışılmıştı. AKP**'**liler* *"**bu da nereden çıktı, bize gelince böyle
oluyor**"** **derken Kanadoğlu* *"**bence öyle**"** **deyip ısrar ediyordu:*
*"**Kararı yüksek yargı versin!**"*
*Kanadoğlu haklı çıktı**...*
*Aslında Kanadoğlu hukuk ısrarını asıl görevi başındayken yapmıştı**.*
*Türkiye 3 Kasım 2002 seçimlerine hazırlanırken son 2 ayda Kanadoğlu ortaya
3 iddia attı*.
*1-* *AKP Genel Başkanı* *Recep Tayyip Erdoğan **TCY**'**nin 312.
maddesinden yargılandığı için bu unvanı kullanamaz.*
*2-* *DEHAP örgütlenmediği illerde örgütlenmiş gibi gösterilmiştir. Bu
evrakta sahteciliktir, seçime katılamaz.*
*3-* *Yeniden Doğuş Partisi**'**ni (YDP) Genç Parti**'**ye dönüştürme süreci
hukuk dışıdır.*
*Bunların üçü de Yüksek Seçim Kurulu tarafından dikkate alınmadı ve 3 Kasım
seçimleri yapıldı**.*
*Kanadoğlu AKP için de seçime 10 gün kala yukarıdaki nedenle kapatma davası
açtı. Anayasa Mahkemesi savunma için AKP**'**ye seçim sonrasına gün verdi.*
*2002 sonbaharının görünümü şuydu:*
*Seçim kararı gerilimli alınmıştı**...*
*Genelkurmay Başkanı değişimi gerilimli olmuştu.*
*Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı seçimde 3 önemli hukuksuzluk iddia etmişti.*
*Sonbahar sonunda ise oyu alan, sandığı geçmişti.*
*Kanadoğlu 3 Kasım hukuksuzluklarını* *"**Alaturka Demokrasi**"** **kitabında
topladı**.*
*Ayrıntılarını merak edenler burada bulabilir.*
*(ARKASI YARIN)*

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap