http://aksam. com.tr/2009/ 06/30/yazar/ 13322/oray_ egin/entelektuel _ikoncan. html<http://aksam.com.tr/2009/06/30/yazar/13322/oray_egin/entelektuel_ikoncan.html>
*Entelektüel ikoncan* En güzel tabir Yalçın Küçük'ten gelmişti, 'küfür romanları' demişti Ahmet Altan'ın bugün romancı olarak anılmasını sağlayan edebiyat parçalamalarına dair. Bugün 'azizlerin içindeki orospu'yu, 'orospuların içindeki azize'yi keşfetme turlarına çıkan, 'kadın memelerine vatanı satan' Ahmet Altan o yıllarda edebiyatta epey politikti. Bugün gazetelerde yapmaya çalıştığına benzer provokasyonları kitaplarında yapmak için uğraşıyordu. Sebebi çok basitti. 12 Eylül dönemiydi, solculuk demode olmuştu. Türkiye yeni bir açılımın eşiğindeydi, Özal'ın 'vizyonu' yükselen değerdi ve Uğur Mumcu'nun tabiriyle 'aile boyu döneklik' kültürü edinmiş bir ailenin isyankar oğluydu. Bir insanın yazmış olmaktan utanacağı kadar amatör ve zavallı bir roman olan 'Dört Mevsim Sonbahar'dan tutun da 'Sudaki İz'e edebiyat macerasının tek ama tek bir amacı vardı: Solculara ve solculuğa küfretmek. Devrim yapma hayaliyle hayatlarını kaybeden binlerce insanla dalga geçmek ve kendisini onlar üzerinden aklamak. Vizyona adapte olmak, kendisini bir 'burjuva' olarak göstermek. Kısacası göz kırpmak ve 80'lerin 'yükselen değeri' olarak kabul edilmek. 70'lerde de babası aynıydı. Gençleri gaza getirir, o evinin balkonunda viski içerek ölen binlerce insanı izlerdi. 70'lerde devrimcilik modaydı çünkü, 12 Mart gerçekleştiği zaman nasıl askerlere şakşakçılık yaptığı o yılların gazetelerinde belgeli olarak duruyor. Askerin gelmesini, hükümeti devirmesini alkışlamıştı Çetin Altan kendi darbe günlüklerinde. .. O yüzden şimdi hiç kimse kalkıp da Altan ailesinin darbeye karşı aldığı tavırları falan anlatmasın. Neyin mücadelesini vermişler, neye direnmişler, neyi feda etmişler ki? Babası 12 Mart'a alkış tutmuş, oğlu 12 Eylül olur olmaz solcu geçmişine küfretmiş ve Özal'a yaranmış. Cumhurbaşkanı' nı ayakta alkışlayan, iktidar sofrasında kadeh tokuşturan onlar. Hangi demokrasi mücadelesinden bahsediyorsunuz, tek amaçları ceplerini doldurmak ve kendilerine rant sağlamaktı. En büyük özellikleri ise ne modaysa onun peşinden gitmek... Önce solculara küfretmek, sonra Özalcılık, sonra dönemin modasına uygun olarak Kürtçülük, şimdi Fethullahçılık ve Siyasal İslamcılık... Bugün Türkiye'de gerçek bir darbe havası olsa, asker de gerçekten darbe yapmaya niyetli olsa, kamuoyunda bir darbe beklentisi olsa baba-abi-kardeş -torun-damat hep bir ağızdan en büyük darbeci olurlardı. Babasının 12 Mart'ta yaptığı gibi darbeye alkış tutarlar, askeri müdahalenin öneminden bahsederlerdi. .. Ama şimdi moda askere vurmak, onlar da modaya uyuyor... Hadi vursunlar, ama en acıklı olanı ne biliyor musunuz? Çok ama çok cahiller... Altan ailesini Türkiye'nin düşünce hayatından çıkarın ve ne eksilir, hiç hesapladınız mı? 'Bayburt'a tenis kortları açılsın' gibi absürd fikirler ve 'bir kadın memesine vatanı satarım' türü ucuz pornografi dışında literatüre ne katkıları var? O profesör oğlan dünyanın herhangi bir üniversitenin ancak kantincisi olabilir... Diğerinin gazeteciliği geçmişte de, bugün de ortada... Babasının tek ama tek yeteneği Türkçe'yi çok iyi kullanması... Gerisi koca bir boş ve düşünce akımlarına yönelik bir 'ikoncan' olma çabası... Ne ama ne modaysa onun peşinden gittiler, bugün de gitmeye devam ederler. Dün küfür romanı yazarlar, yarın alenen küfür ederler... Yazık ki düzeyleri de çok düşüktür; sokak diliyle entelektüel mücadeleye kalkışma çabalarından olsa gerek. Bu ailenin Türkiye'nin düşünce hayatı üzerinde oluşturduğu kara buluta isyan ediyorum. Bir cahili düzeltelim Adam profesör olmuş ama gerçekten cahil... Bu okumuş olanı bir de... Önce dedi ki 'Dünyanın neresinde askeri mahkeme var', yanıtı Genelkurmay Başkanı'ndan aldı. Google'lasa öğrenir oysa. Hadi bilgisayar kullanamıyor, bari kulağına kalem sokan çantacısına sorsaydı... Tipik bir 'Hem dersini çalışmamış hem de şişman herkesten' durumu. Dansöz; şimdi kıvırıyor... 'Askeri mahkeme hiçbir yerde yok' diye tutturdu rezil oldu ya, şimdi de diyor ki 'Dünyanın bir tek ülkesinde Askeri Yargıtay var mı, onu söyleyin' diyor... Al sana yanıtı: Amerika Birleşik Devletleri! Oray Eğin, Akşam, 29 Haziran 2009 --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected] To unsubscribe from this group, send email to [email protected] For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
