--
Dün rüya,yarın hayaldir. rüyayı mutlu,hayali ümitli yapan bugündür. öyleyse
bugüne iyi bak. <[email protected]>


Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır. Kurt ormanda oraya buraya
kaçmakta, ancak peşindeki avcıları bir türlü ekememektedir. Canını kurtarmak
için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar. Köylü elinde yabasıyla
tarlasına girmektedir. Kurt adamın önüne çöker ve yalvarmaya başlar: "Ey
insan ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacak nefesim kalmadı,
eğer sen yardım etmezsen biraz sonra yakalayıp öldürecekler." Köylü bir an
düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı açar, kurda içine girmesini söyler.
Çuvalın ağzını bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam eder. Birkaç dakika
sonra da avcılara rastlar. Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp
görmediğini sorarlar, köylü "görmedim" der ve avcılar uzaklaşır. Avcıların
iyice uzaklaştığından emin olduktan sonra köylü sırtındaki torbayı indirir,
ağzını açar, kurdu dışarı salar. "Çok teşekkür ederim" der kurt, "Bana büyük
bir iyilik yaptın" "Önemli değil" der köylü ve tarlasına gitmek üzere
yürümeye baslar. "Bir dakika" diye seslenir kurt: Çok uzun zamandır bu
avcılardan kaçıyorum, çok bitkin düştüm, açım, kuvvetimi toplamam için bir
şeyler yemem lazım ve burada senden başka yiyecek bir şey yok." Köylü
şaşırır: "Olur mu, ben senin hayatını kurtardım." "Yapılan iyiliklerden,
verilen hizmetlerden daha çabuk unutulan bir şey yoktur" der kurt. "Ben de
kendi çıkarım için senin iyiliğini unutmak ve seni yemek zorundayım." Bir
süre tartıştıktan sonra, ormanda karşılarına çıkacak olan ilk üç kişiye bu
konuyu sormaya ve ona göre davranmaya karar verirler. Karşılarına önce yaşlı
bir kısrak çıkar. " Ne vefası " der kısrak, " Ben sahibime yıllarca hizmet
ettim, arabasını çektim, taylar doğurdum, gezdirdim. Ve yaşlanıp bir işe
yaramadığımda beni böylece kapıya kovdu... " Bir sıfır öne geçen kurt
sevinirken bir köpeğe rastlarlar. "Ben hizmetin değerini bilen bir efendi
görmedim" der köpek, " Yıllardır sadakatle hizmet ederim sahibime
koyunlarını korurum, yabancılara saldırırım, ama o beni her gün tekmeler,
sopayla vurur..." Kurt köylüye döner, "İşte gördün" der. Köylü de son bir
çabayla "Ama üç diye konuşmuştuk, birine daha soralım, sonra beni ye" diye
cevap verir. Bu kez karşılarına bir tilki çıkar. Başlarından geçenleri,
artışmalarını anlatırlar. Tilki hep nefret ettiği kurda bir oyun oynayacağı
için keyiflenir. " Her şeyi anladım da" der tilki "Bu küçücük torbaya sen
nasıl sığdın?" Kurt bir şeyler söyler, tilki inanmamış gibi yapar: "Gözümle
görmeden inanmam..." İşin sonuna geldiğini düşünen kurt torbaya girer
girmez, tilki köylüye işaret eder ve köylü torbanın ağzını sıkıca bağlar.
Köylü eline bir taş alır ve "Beni yemeye kalktın ha nankör yaratık" diyerek
torbanın içindeki kurdu bir süre pataklar. Sonra tilkiye döner "Sana
minnettarım beni bu kurttan kurtardın" der. Tilki de "Benim için bir zevkti"
diye cevap verir. O an köylünün gözü tilkinin parlak kürküne takılır, bu
kürkü satarsa alacağı parayı düşünür ve hiç beklemeden elindeki taşı
kafasına vurup tilkiyi öldürür. Sonra da torbanın içindeki kurdu ayağıyla
dürter: "Haklıymışsın kurt, yapılan iyilikten daha çabuk unutulan bir şey
yokmuş

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap