*GÜNCEL* *CÜNEYT ARCAYÜREK*
*Karaman'ın Koyunu * *Sonra Çıkar Oyunu* Yargıtay Başkanı *Hasan Gerçeker*, AKP hükümetinin yargıyı da kendine benzetme veya bağımlı duruma getirme girişimlerine gayet açık bir tanı koyarak yargı reformunun hedefini açıkladı: *"Yandaş yargı!"* Aksini söylemek ya da yadsımak için ancak yandaş veya yalaka yazar çizer ya da gazeteler kadar marifetli olmak gerekir. Gerçeker'in tanısını kanıtlamak için *RTE*'nin yargı aleyhine söylediklerinden kimilerini anımsamak yeter de artar bile. Yargının siyasallaştığını olaylarla kanıtlayanlara RTE; inanılmaz aymazlıkla AKP hükümetinin değil, *"başkalarının" *-tabii partisine ve hükümetine karşı olanların- yargıyı siyasallaştırdığını söyleyerek karşı çıktı. Örneğin 21 Mayıs 2009'da AKP Genel Merkezi'nde basına kapalı grup toplantısında şunu söylemekte beis görmedi: *"...Bazen yargıdan siyasi ve taraflı kararlar çıkabiliyor. Bu mahkeme *(şehitlere kelle dediği için hakkındaki takipsizlik kararını kaldıran mahkeme) *daha önce de benimle ilgili siyasi bir karar vermişti."* 19 Ocak 2008'de ise Danıştay ve Yargıtay'a * "Kimse kendini yasama ve yürütmenin üstünde görmesin" *diye yüklendi. Ergenekon davasına uygun savcı aradı; savcılığına soyundu. Yargıya yalnız içeride değil, dışarıda da yüklendi. Türban konusunda AKP aleyhine karar veren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yüklenirken *"bu konuyu ulemaya sorsunlar da ondan sonra karar versinler" *diye saldırdı. Örnekler çoğaltılabilir. *** RTE'nin direktifi ile Adalet Bakanlığı bir zamandır üzerinde çalıştığı yargı reformu taslağını açıkladı. İktidarın yandaş yargı yaratma çabasının bir eseri diye tanımlanabilecek taslakta kimi belirgin hedefler yer alıyor. Ana hedeflerden ikisi dikkatleri -kuşku yok, yoğun eleştirileri- üzerine çekecek içerik ve nitelikte. Anımsayalım: RTE, Anayasa Mahkemesi'nin 11 üyesinden 10'unun ittifakıyla AKP'yi laikliğe karşı eylemlerin odak noktası parti olarak ilan eden kararına karşı çıktı. Kabul etmeyeceğini ilan etti. Şimdi reform edebiyatı arasında Yüksek Mahkeme'nin bünyesini ve çalışma düzenini değiştirmeyi amaçlıyor. Bunu sağlayabilmek için Anayasa Mahkemesi'nin üyesini arttırmaya ve bu amacını TBMM'nin (AKP çoğunluğunun) seçeceği üyelerle gerçekleştirmeye hazırlanıyor. *** Yargı reformu adı altında; hâkimlerle savcıların mesleğe kabulünü, yükselmelerini, kadro dağılımı ve denetleme gibi tarafsız yargının çok önemli temel görevini üstlenen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nu iktidar doğrultusunda bir kurula dönüştürmeyi öngörüyor. Yargıyı Avrupa Birliği ölçeklerine uygun duruma getirmek iddiasında olan RTE ve buyruklarına bağlı olan Adalet Bakanlığı; örneğin AB'nin *"yargının üzerinden siyasetin etkisinin kaldırılmasını sağlamak için" *bu kurula Adalet Bakanı ile müsteşarının başkanlık edemeyeceğini saptayan temel ilkesinden habersizmiş gibi görünüyor. Kurnazlığa örnek bir başka önemli *"reform" *ise; HSYK'ye üye seçimini cumhurbaşkanına, yasama ve yürütme organına bırakan maddelerde görülüyor. Reform taslağı iktidar yandaşı olması istenen bu organlara kaçar üye seçileceğini açıklamaktan özenle kaçınıyor. Örneğin; YÖK'e seçilecek yeni üyelerde türbanı savunanları rektör atayan Çankaya'daki AKP'liden, tarafsız kimi hukukçuları HSYK'ye üye seçmesi beklenebilir mi? Yine Meclis'teki çoğunluğunu dilediği gibi kullanan RTE'den, bu kurula AKP doğrultusunda üye seçtirmeyeceği düşünülebilir mi? Reform taslağında hükümetin HSYK'ye üye sayısını saptamayı sonraya bırakması; *"Karaman'ın koyunu, sonra çıkar oyunu" *özdeyişini anımsatıyor. *** Yaşanan çoğu olayda dünle bugün, 1950'lerdeki tek başına iktidar Demokrat Parti ile 2000'lerin AKP'si örtüşüyor. Bu saptamayı doğrulayan kanıt: *"...Hâkimin vicdanına tesir etmek isteyen siyaset adamı irticaın müesses misalidir... Adalet bakanının elinden mahkeme istiklalini ve Türk hâkiminin şerefini kurtaracak mıyız, kurtarmayacak mıyız?.. Hâkimler dikkatle aranmış, hangi hâkim geçen seçimde nerede vazife ifa ederken hükümet azasından birinin arzusuna mugayir bir hüküm vermiş... Vilayetlerden seçim dairesine kadar birer birer ayıklanmış, hepsi emekliye ayrılmıştır. Bunu bu Adalet Bakanı yapmıştır... 35 sene sonra Türk hâkiminin vicdanını, şerefini ve ekmeğini Adalet bakanının pençesinden kurtarmakla meşgulüm..." *(CHP lideri *İsmet İnönü*'nün Vaiz *Fevzi Boyar*'ın affı BMM'de görüşülürken 10 Haziran 1957'de yaptığı konuşmadan). -- Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!'' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır. Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar. http://ozkanbostanci.blogcu.com --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected] To unsubscribe from this group, send email to [email protected] For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
