Guzel bir yazi  okumanizi oneririm...






 

Üsdat, hoşuma geldi, paylaşmak istedim. Sanırım kendimizi biraz sorgulamamız
gerekiyor. Acaba İslamcılık yapıyoruz derken farkına varmadan Emevi
Arapçılığı mı yapıyoruz? Türk Dünyası'ndan sorumlu Devlet Bakanlığı'nda
danışmanken bir gün odamıza bir Kazak kızı geldi tanışıp çay falan içtik.
Tek tek adlarımızı sordu; Mikail, Havva,Halil İbrahim, Davut, Sayit,
Abdullah...Kız şaşırdı ve "siz ne biçim Türksünüz, hiç birinizin adı Türkçe
değil" dedi. Bence Kazak  kızı haklıydı. Selam ve saygılarla.. M.D.  
 

Subject: isimlerimiz kimliğimizdir. ( alıntıdır )

 
Bilge Kağan, Göktürk Anıtlarında, kendinden önceki Türk devletlerinin çöküş
nedenlerini şöyle sıralar;
  1)Kağanların cahillikleri ve töreye (Hukuka) uymamaları nedeniyle oluşan
kötü yönetim,
  2)Yöneticilerin Çinlilerin, altınına, ipeğine, değerli hediyelerine
(Rüşvetlerine) ve vaatlerine aldanmaları, 
  3)Beylerin Türkçe adları bırakıp Çince isim almaları, Çinli gibi yaşamaya
başlamaları.
Bilge Kağan'ın bu tespitlerindeki "Çinli", kelimesi yerine, "Arap", "Acem",
"İngiliz" veya Fransız" kelimelerini koyduğunuz zaman , Bilge Kağandan
Yüzlerce yıl sonra yıkılan Türk Devletlerinin çöküşünü, aynı cümlelerle
açıklayabilirsiniz. 
Türk Devletlerinin yıkılmasında; eğitim sisteminin ve hukuk düzeninin
bozulması, ahlakı dejenerasyon, dış etkiler, debdebeli hayat tarzı vb.
üzerinde çok duruldu. Kültür emperyalizminin etkileri de dile getirildi.
Ancak, yöneticilerin yabancı isimleri alması ile devletlerin çöküşü arasında
doğrudan ilişki kuran bir çalışma oldu mu bilmiyorum? 
Türk Devletlerinde, Hakanlar, Sultanlar başta olmak üzere yönetici sınıfın
isimleri ile devletin yükselişi ve çöküşü arasında bir ilişki kurmak mümkün.

Büyük Selçuklu Devletini kuran Tuğrul ve Çağrı Beylerin isimleri Türkçe'dir.
Anadolu'yu bize armağan eden Sultan Alparslan'ın da. Keza Anadolu Selçuklu
Devletinin ilk sultanları Kutalmış, Kutalmışoğlu Süleyman Şah, I. Kılıç
Arslan, Türkçe veya Halkın da benimsediği Türkçeleşmiş isimler kullanırken,
Anadolu Selçuklularının son sultanları İzzeddin Keykavus ,Alaeddin
Keykubad,Gıyaseddin Keyhüsrev , Gıyaseddin Mesud'un isimleri hem Farsça, hem
de halk tarafından kullanılmayan isimlerdir. Bu, halkla sarayın
yabancılaşmasıdı r aynı zamanda.
Anadolu Selçukluları halkla yabancılaşınca, halkla iç içe, halkın değerleri
ile bütünleşmiş Anadolu Beylikleri dönemi başlar. İlk Anadolu Beylerinin
büyük bölümünün ismi ya Türkçedir, ya da halkın benimsediği Türkçeleştirdiği
isimlerdir. Çaka, Umur, Aydın, Mehmet, Saltuk, Artuk, Yavlak Arslan,
Karaman, Karesi , Çubuk vs.. 
Osmanlı Devletinin ilk Padişahlarının isimleri de ya Türkçe (Ertuğrul,Ataman
(?), Orhan) Ya da Arapça kökenli olmakla birlikte, halkın benimsediği ve
Türkçeleştirdiği (Osman (?), Mehmet, Murat) isimlerdir. Kullandıkları
lakaplar da (Yıldırım, Yavuz, Çelebi) Türkçedir. Osmanlı İmparatorluğu
gerilemeye başladıkça Sultanların isimleri ağdalı Arapça kelimelere dönüşür,
Abdülhamit, Abdülaziz, Abdülmecit, Vahideddin.. 
Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş döneminde, Padişahların yanında Türk Soylu
Türk Adlı Beyler yer alırken, zaman içinde onların yerini Türk Kültürü ile
yetiştirilmiş devşirme paşalar almış, çöküş döneminde de önemli makamlara,
azınlıklara mensup yöneticiler getirilmiştir.
Kuruluş Dönemindeki şehzade ve vezirlerinin isimleri ( Gündüz, Savcı,
Baykoca, Aydoğdu, Demirtaş, İlbey, Akça Koca, Ece, Evrenuz, Konur Alp,
Karaca Bey vb) ile Osmanlı'nın son dönemindeki bazı Posta Telgraf
Nazırlarından isimlerini (Garabet Artin Davut Paşa, Franko Efendi, Agaton
Efendi, Anton Tıngır Yaver Paşa, Mösyö Sterpan, İstanbulyan Efendi, Mozoros
Bey, Oksan Efendi, Yusuf Franko Paşa) karşılaştırdığımızda, Bilge Kağan'ın
tespitinin ne kadar yerinde olduğunu görürüz.
Türk Tarihini çok iyi bilen Mustafa Kemal Atatürk'ün direktifleriyle
hazırlanıp 21 Haziran 1934'te TBMM tarafından kabul edilen "Soyadı Kanunu"
na göre; her Türk kendi adından başka ailesinin ortak olarak kullanacağı bir
soyadı alacaktır. Alınan bu soyadları Türkçe olacak, yabancı milletlere ait
adlar kullanılmayacak, soyadlarının ahlaka aykırı ve komik olmamasına özen
gösterilecektir.
Atatürk'ün sayesinde Soyadlarımız Türkçe. Ya ilk adlarımız ?
Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü
Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Jale Öztürk tarafından Mustafa Kemal
Üniversitesi'ndeki 472 öğrenci üzerinde 2004 yılında gerçekleştirilen ve
sonuçları 5. Türk Dili Kurultayına bir bildiri ile sunulan araştırmaya göre;
Üniversite öğrencileri arasında, Arapça kökenli isim oranı yüzde 51, Türkçe
isim oranı yüzde 19.5, Farsça isim oranı ise yüzde 10.2...Gerisi de Avrupa
Kökenli diller. Aynı araştırmada ; Yakın gelecekte Arapça ve Farsça'nın
etkisinin devam edeceği, kız öğrencilerin yüzde 44,6'sının, erkek
öğrencilerin de 55,4'ünün isimlerinin anlamını bilmediği vurgulandı.(1)
Üniversite öğrencilerinin yarısı adının anlamını bilmiyorsa varın gerisini
siz düşünün.
Bu araştırma, bir Anadolu Üniversitesinde değil de, Güney Doğudaki bir
İlköğretim Okulunda, bir Kuran Kursunda, yabancı dille eğitim yapılan bir
kolejde yapılsaydı sonuç daha vahim çıkabilirdi.
Arapça kökenli isimlerin çok kullanılmasının temelinde, Arapça adların
Müslüman adı olarak algılanmasının yattığı açıktır. Bu algılama son yıllarda
daha da güç kazanmıştır.
Bunda Müslümanlığı Arapçılığa dönüştüren din anlayışının payı büyüktür.
Beşeriyet İslamiyetle şereflenmeden önce de, Arap yarımadasında yaşıyanların
ismi Ömer'di, Bekir'di, Osman'dı, Ali'ydi. Aişe idi, Rabia idi, Hatice idi..
Peygamberimiz yalnızca anlamları İslamiyetin temel yargılarına ters düşen
isimlerin değiştirilmesini istemiştir. Ancak İslamiyetin kabulü ile genel
bir isim değişikliği olmamıştır. İslamiyet'i kabul edenler, putperestlik
dönemlerindeki isimlerini kullanmaya devam etmişlerdir. İslamın bu konudaki
tek ölçüsü "Çocuklarınıza güzel anlamlı isimler veriniz." Hadis-i Şerifidir.
İslamı temel aldığını iddia eden bir internet sitesinde bakın nasıl
görüşlere yer veriliyor;
"SORU: Erkek çocuğuna Oğuzhan ismi uygun mudur? 
CEVAP: Uygun değildir. Çünkü, Oğuz Han İslâm'dan önceki devrede yaşamış
gayrimüslim bir kimseydi. İslâmî isimler koymak daha iyi..."
"SORU: Benim ismim İslâmî bir isim değil... ne yapmalıyım? 
CEVAP: Diyelim ki adın; Burak veya Toprak veya Yağmur veya Kar... Neyse
yâni, İslâmî olmayan bir isim veya Cengiz veya bilmem ne... Eğer ismin bir
putperestin ismi ise, mahkemeye müracaat edecek, o ismi değiştireceksin.
Meselâ, Cengiz müslüman değildi, putperestti. Çocukları da İslâm alemini
perişan ettiler. O zaman o ismi değiştirecek. Niye ben bir gayrimüslimin
ismini taşıyayım? O ismin değiştirilmesi lâzım!.. ." 
"SORU: İsmim Serkan.... İsmimi değiştirmek icâb eder mi, ederse bir isim
söyler misiniz? 
CEVAP: "Selim" olsun."(2)
Bu mantığın İslam'la alakası var mıdır? Oğuzhan İsmini koyana neredeyse
kafir diyeceksiniz, İslamiyetin doğuşundan önce varolan Arapça isimleri
İslami sayacaksınız. Toprak'a, Kaya'ya karşı çıkacaksınız, Bir yer ismi olan
Mina'nın, Merve'nin konulmasını önereceksiniz. Bozkurt'a, Arslan'a, Doğan'a
karşı çıkacaksınız, Arapça'da Arslan anlamına gelen Esed'e (Esat) sıcak
bakacaksınız. Neredeyse tüm Türkçe isimleri gayri İslami olmakla
suçlayacaksınız, Ama peygamberimizin değiştirttiği isimleri bile, Arapça
oldukları için kullanmakta beis görmeyeceksiniz. Kur'anda geçiyor diye dağ
taş isimlerini, çocuğunuza koyarak İslam'a uygun hareket ettiğinizi
sanacaksınız.
Bu tavır İslami bir tavır olarak nitelendirilemez. Olsa olsa, "Arabist" bir
tavırdır.
İsimlerimizdeki yabancılaşmanın bir diğer yönü var. Aldıkları batı
kültürünün etkisiyle bazı Müslüman Türk aileler, Fransızca, İngilizce,
Almanca isimleri rahatlıkla çocuklarına koyabilmektedir. Çocuklarının
ileride 2. sınıf vatandaş muamelesi görmesini istemeyen bazı gurbetçilerin,
çocuklarına yaşadıkları ülkede kullanılan isimler vermeleri sıradan bir olay
haline gelmiştir. Ayrıca, sevdiği yabancı dizi kahramanının, şarkıcının,
futbolcunun ismini çocuklarına koyanlara da rastlanmaktadı r.
Ülkemizi parçalamak isteyenlerin oyununa gelen Kürt kardeşlerimiz de, Türkçe
ile ortak olmayan kişi isimlerini bilinçli olarak kullanmakta ısrar ederek,
sorunun daha karmaşık hale gelmesine katkıda bulunmaktalar. .
Tüm bunlar dikkate alındığında; isimleri Türkçe olan kişi sayısının
önümüzdeki yıllarda daha da azalacağı açıktır..
Çözüm yolu mu? Bilge Kağan Yıllar Öncesinden sesleniyor.
Başaramam mı diyorsun? O zaman Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü dinle;
Muhtaç Olduğun Kudret Damarlarındaki Asil Kanda Mevcuttur.
 
Not: Bu yazı aynı zamanda kişisel bir eleştiridir. Benim ismim Arapça. İki
çocuğumdan birisinin ismi Türkçe, diğerininki ise Farsça. ben de suça
ortağım.
  Fazlı .......
Sevgilerimle. .. <http://tr.mc281.mail.yahoo.com/mc/compose?to...@yahoo> 
 


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap