Kolesterol değil, kafayı kolesterol yüksekliğine takmak tehlikeli

(22.08.2008)

(www.nefroloji.com)



*Hastaların değil laboratuar sonuçlarının tedavi edilmesi' modern tıbbın son
senelerdeki en büyük icatlarından biri; belki de birincisi*



Bunun en tipik ve güncel örneklerinin başında da 'kolesterol yüksekliği'
geliyor. Kolesterol yüksekliği tek başına bir hastalık değil; gelecekte kalp
krizi ve inme ihtimallerini artıran pek çok risk faktöründen birisi. Ama
insanların beyni öylesine yıkanmış ki... belli bir yaşın üzerinde olup da
'Bir hastalığınız var mı?' diye sorduğunuz kişilerden en çok alacağınız
cevap 'Evet, bende kolesterol var. Kolesterol düşürücü ilaç kullanıyorum'
oluyor.

İşin acı tarafı da, doktorların da bu beyin yıkama işinden nasiplerini almış
olmaları. Maalesef tüm dünyada doktorların pek çoğu da her kolesterolü
yüksek kişinin ilaç kullanması gerektiğini sanıyor.

Oysa, sadece 'daha önce kalp hastalığı geçirmiş veya ileride geçirme riski
yüksek olan insanların yarar görebileceği' bu ilaçlar, kolesterol yüksekliği
dışında hiçbir risk faktörü taşımayan milyonlarca insana adeta dayatılıyor.
Bu ilaçların yıllık satış rakamları 25 milyar dolar üzerinde ve her geçen
sene de artıyor.

Dinsizin hakkından imansız gelir

İlaç firmaları kárlarını nasıl katlayacaklarının hesabını yapadursun, gıda
endüstrisi de bu 'tokat atılacak enseyi' gördü. Onlar da kolesterol
emilimini azalttığı iddia edilen bir takım süt ürünlerini çarşaf çarşaf
reklámlarla piyasaya sürüyorlar.

Haklılar da, çünkü 'kolesterol fobi' sini sadece ilaç endüstrisi paraya
tahvil edebilir diye bir kural yok.

Her neyse, biz 'statinci' lerle 'stanolcü' leri baş başa bırakıp
kolesterolle ilgili gerçeklere şöyle bir göz atalım.

Kolesterol gerçekleri

Kolesterol öldürücü bir zehir değil, yaşamamız için elzem olan bir maddedir;
hücreyi dış etkenlere karşı koruyan hücre duvarının temel yapıtaşıdır.
Kortizol ile testosteron, östrojen... gibi üreme hormonları, D vitamini,
safra asitleri... hep kolesterolden üretilir.

Kolesterol hayvansal besinlerde bulunur, ama vücudumuzdaki kolesterolün çok
azı gıda kaynaklıdır, büyük kısmı karaciğerimizde imál edilir. Üstelik az
kolesterol aldığımızda vücuttaki üretim artar, çok aldığımızda ise azalır.
İşte bundan dolayı da 'diyetteki kolesterolü ne kadar azaltırsak azaltalım,
kandaki kolesterol bundan çok az etkilenir.'

Tehlikeli olan şey bizatihi kolesterolün kendisi değil, kanda kolesterolün
yükselmesine yol açabilen stres, hareketsizlik, obezite, hipertansiyon...
gibi faktörlerdir.

Kalp krizi ve inmelere yol açan ateroskleroz, yani damar sertliği ile
kandaki kolesterol düzeyi arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Kan
kolesterol düzeyi normal hatta düşük olan kişilerde de yüksek olanlar kadar
ağır ateroskleroz gelişebilir.

Koroner kalp hastalığı olanların yarısından fazlasında da kolesterol düzeyi
normaldir. Aterosklerozun gerçek nedeni yüksek kolesterol değil, düşük
yoğunluklu bir tür kronik iltihaptır.

Kanlarında LDL-kolesterol yüksek olanlarda kalp krizi riskinin arttığı,
HDL-kolesterol yüksek olanlarda ise bu riskin azaldığını gösteren bazı
araştırmalar vardır. Başka bir deyişle, HDL/LDL oranın düşük olması koroner
kalp hastalıkları için bir risk faktörü olarak kabul edilir.

Ancak, risk faktörü hastalıkla aynı şey değildir. Kalp krizine yol açan bir
faktör aynı zamanda HDL/LDL oranını da azaltıyor olabilir. Meselá sigara
içilmesi, obezite, hareket azlığı, diyabet, stres, hipertansiyon... LDL' yi
artırır, HDL' yi azalır, dolayısıyla HDL/LDL oranı da azalır.

Kalp krizi veya inme HDL/LDL oranı düşük olduğu için değil, bu risk
faktörleri yüzünden meydana gelir.

Tek başına kanda kolesterol yüksekliği veya HDL/LDL oranı düşüklüğü
tehlikeli bir şey değildir. Bu nedenle de sadece kanda kolesterol, HDL ve
LDL ölçtürülüp bunların sonuçlarına bakıp strese girmenin manası yoktur.

Kolesterolü yüksek olanlar uzun yaşıyor

Üstelik de sanılanın aksine, kolesterolü yüksek olanların daha uzun
yaşadıkları da birçok araştırma ile kanıtlanmıştır. Yüksek kolesterolü
olanlar tüberküloz, zatürree, AIDS... gibi enfeksiyonlara daha az
yakalanırlar ve bu hastalıklardan ölüm daha az görülür. Kronik kalp
yetersizliğine bağlı ölüm riski düşük kolesterollü hastalarda daha
yüksektir. Genel olarak 70 yaşın üzerinde ölüm riski yüksek kolesterollü
kişilerde daha düşüktür.






*. ****
------------------------------

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap