*Ahmet B. ERCİLASUN * *[email protected] *  *07/10/2009*
*Milletin adı ne?*

Başbakan  “millet, milletimiz”  kelimelerini çok sık kullanıyor. Fakat
milletin adını hiç söylemiyor.  “Türk, Kürt, Laz, Çerkez...” gibi
sıralamaları da kullanıyor. Bu sıralamalarda  “Türk” kavramı, etnik
gruplarla birlikte ve aynı seviyede ifade edilmiş oluyor. Başbakanın
bunların üstünde, hepimizi birleştiren bağ olarak ifade ettiği de  “Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşlığı” dır. Yani bu ülkede Türk, Kürt, Laz, Çerkez...
gibi etnik gruplar var ve bunlar  “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı”  üst
kimliğinde birleşiyorlar. Peki bu durumda başbakanın çok sık kullandığı
“millet” in adı ne oluyor?
Benim mantığıma göre şöyle bir sonuç çıkıyor: “Türkiye Cumhuriyeti
(vatandaşı) milleti”. Yani milletimizin adı  “Türkiye Cumhuriyeti”.  Oysa
anayasada milletimizin adı açık olarak defalarca geçmektedir. Anayasanın
başlangıç kısmında şu ifadeler var:
“Türk vatanı ve milletinin ebedî varlığını ve yüce Türk devletinin bölünmez
bütünlüğünü belirleyen bu anayasa... Türk milleti tarafından, demokrasiye
âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.”
Anayasanın 5, 6, 7. ve daha birçok maddesinde “Türk milleti”  terimi
geçmektedir. Nihayet 66. maddede “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı
olan herkes Türktür” denmektedir. Türk milleti tarihî, sosyolojik ve hukuki
bir vakıa olduğuna göre başbakan niçin milletin adını söylemiyor?
Niçin “Türk”ü etnik bir grupmuş gibi gösteriyor? Yoksa anayasayı tanımıyor
mu? Anayasadaki bu anlayışı değiştirmek mi istiyor? Türk vatandaşları olarak
başbakandan bu soruların cevabını beklemek hakkımızdır.


*Ülkede bölücü yok mu?*
Vaktiyle bir Amerikan filmi görmüştüm. Bir salon komedisi. Adam, karısını
yabancı bir adamla yatakta iken basıyor. Söylenmeye başlıyor. Basılanlar
rahat tavırlarla giyiniyorlar. Adam karısına “utanmıyor musun”  diyor.
Kadın  “niye utanacakmışım”  diye cevap veriyor. “Yatakta bir yabancıyla
yatıyordun ya”  diyor adam “nerede” diyor kadın. Adam “işte şurada;
pantolonunu giyiyor; görmüyor musun”  diye soruyor. Kadın, odada üçüncü bir
kişi yokmuş gibi  “Nerede” diyor. Sahne ve konuşmalar bu şekilde sürüp
gidiyor. Kadın, odada bir yabancı yokmuş gibi davranmaya devam ediyor.
 Pazar günü, Ankara’nın ortasındaki DTP kongresini televizyonlardan izlerken
yıllar önce seyrettiğim bu film aklıma düşüverdi. Hani birileri, hem de
Türkiye’yi yöneten birileri  “bölücüler nerede? Türkiye bölünmez”  filan
diyorlar ya... Kadın yabancı bir adamla yatağa girmiş. Yataktan çıkıp
giyiniyorlar. Hepsi aynı odada. Kadın, “hani nerede; yabancı adam nerede”
diyor. Adamlar “biz bölücüyüz” demek için daha ne yapsınlar? “Anayasanın ilk
üç maddesi değişsin”  diyorlar; biz  “hayır, onlar bölücü değil”  diyoruz.
Adamlar “kendi meclisi olan özerk bölge isteriz” diyorlar; biz “hayır, bunun
bölücülükle ilgisi yok”  diyoruz. Adamlar “çözümün anahtarı İmralı’da”
diyorlar; biz “hayır, bu bölücülük değil”  diyoruz. Adamlar “Sayın Öcalan”
deyip bölücü terör örgütünün bayraklarını ve başkan dedikleri müebbet
mahkûmun posterlerini gösteriyorlar; biz  “olsun, bunlar bölücü değil;
onlarla da görüşürüz, müzakere ederiz”  diyoruz. Adamlar “hepimiz Apo’nun
fedaisiyiz”  diye pankart açıyorlar; biz  “olsun, onlarla da görüşelim”
diyoruz. Adamlar DTP kongresinde kol kola girmiş hora tepiyor ve  “atılıyor
roketler/vuruyor gerillalar”  diye nara atıyorlar; biz  “barış”  diyoruz. Ne
olmalı yani? Kadın yabancı adamla tekrar yatağa mı girmeli?

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap