*Sabahattin ÖNKİBAR *
 *[email protected] *
 *11/10/2009*

 *Osmanlı Sefiri ile Abdullah Gül'ün hicap veren farkı!*

Abdullah Gül, Fehmi Koru ve benzerlerinin ittirmesi ile Özal’a benzemek için
çırpınıyor ama nafile!
Bırakın Turgut Özal’ın kalibresinde olmayı, bizeAhmet Necdet Sezer’i mumla
aratıyor.
Niçin mi böyle?
Abdullah Bey mesela Tayyip Erdoğan misali kendi değil, alafranga
tanzimatçılar misali hep başkalarına özeniyor. Öyle olunca da zerre bir seda
bırakamıyor.
*Açılım fantezisi adına Gaziantep büyüklüğündeki sefil Ermenistan’a gidip
Türkiye’nin gururunu incitirken, soydaş Azerbaycan’ın yüreğini dağlıyor!
*Yakında güzel şeyler olacak deyip Kürtçülere bayram yaşatırken, terörle
mücadele eden kahramanların şevkini kırıyor!
*Türklere değil PKK’lıları, Kürt bir kedi bile vermem diyen peşmerge dönmesi
ABD patentli Irak Cumhurbaşkanı Talabani’yi bağrına basıyor!
*Evet Abdullah Gül kendi kendine Ortadoğu’nun barış misyoneri havalarında
pozlar atarken, İsrail Cumhurbaşkanı *Perez Avrupalı liderlere verdiği bölge
sorunları ile ilgili yemek için kendisine davetiye dahi göndermiyor!
*Ecdadın yani Osmanlının asırlarca yönettiği bir belde olan Suudi’nin
mevcut  kralı önünde iki büklüm görüntüler veriyor.
Ve son olarak Fransa’da Türkiye’yi tabir yerinde ise yerin dibine sokuyor!
*Koskoca Türkiye Cumhurbaşkanının Paris’de hazır bulunduğu akşam yemeğine
bırakın Fransız meslekdaşı, bir bakan bile icabet etmiyor!
Sarkozy ancak, o da Türkiye ile iş yapan Fransız şirketlerin bastırması
sonucu Abdullah Gül ile kısa süreli bir öğle yemeğine razı oluyor!
Durun bir dakika, o yemek de şartlı!
Sarkozy yemekte AB konusu açılırsa kalkar giderim diyor yani yemeğe şartlı
katılıyor.
*Bitmedi...
*Fransız medyası Türk Cumhurbaşkanı ile beraber aynı anda PKK Kandil önderi
Murat Karayılan’la mülakat yapıp ikisini adeta özdeş sunuyor!
*Burada bir parantez açıp açıklayayım.
Cumhurbaşkanlarının yurt dışı gezilerinde istisnasız her saniye, önceden
yani günler öncesinden düzenlenir. Hiçbir şey belirsiz değildir.
Hal bu iken Abdullah Bey refüze edileceği kesin olan böyle bir geziye nasıl
ve niçin gider ve ülkeyi refüze edilmiş duruma düşürür anlamak  mümkün
değil!
Dün Güngör Mengi ne güzel yazdı:
*Osmanlı Paris sefiri Yirmisekiz Mehmet Çelebi (1720) Fransa’da devletin çok
önemli bir törenine davet edilir.
Osmanlı Sefirinin davete cevabı şudur:
“Gelirim ama mutlaka kralın hemen yanında otururum. Aksi takdirde katılmam.”

Fransızlar hayhay der ve Bab-ı Alî sefiri, Kralla eşit protokolde
ağırlanır..
*Şimdi bir o sefire bir de Abdullah Bey’in tutumuna ve düştüğü duruma bakın!
Sakın Osmanlı büyüktü,Türkiye Cumhuriyeti küçük demeyin!
Devletleri küçülten de, yücelten de onu yönetenlerdir!
*Diğerlerini bırakın, Tayyip Erdoğan örneği gözler önündedir!
ABD’de korumalar hır-gür çıkarınca Erdoğan önemli olan bir toplantıya
katılmaktan anında vazgeçti ve hem kendisinin hem de ülkesinin prestijini
kurtardı.
*Birileri Abdullah Gül’e hâlâ Refah Partisi’nin ezik mebusu olmadığını,
tersine cihan devleti Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olduğunu hatırlatmalıdır!

SOKAĞA ÇIKAMIYORLAR!
*Çıksınlar da görelim...*
Evet AKP’li bakanlar artık sokağa çıkamaz durumdadır. Önceki gün Cemil
Çiçek, Üniversiteden ıslıklarla kovuldu yani konuşmasını yapamadan salonu
terk etti. Keza diğer bakanlar da aynı şekilde sadece kapalı salon
toplantılarında konuşabiliyor. Bırakın onları Başbakan bile artık kendi
parti kongreleri ve devletin resmi açılış ve toplantılarından başka hiçbir
yerde konuşmuyor ki malum Tayyip Bey bugün Obama dahil bütün dünyada en iyi
korunan liderdir. Erdoğan’ın korunması sadece fiziki olarak da değil, ona
laf atan çocuk bile olsa bir kaç sene ile yargılanıyor. Hal bu iken yani
Tayyip Bey’e yan bakmak neredeyse imkansız iken Erdoğan özel seçilmiş ve
gündüzden düzenlenmiş organize ziyaretlerin dışında hiçbir yere gidemiyor...
Yalansa buyurun hodri meydan, Tayyip bey herhangi bir  caddede tek başına
yürüsün de görelim.

EN KÖTÜ DÖNEM...
*Kesici’ye göre 60 yılın matematiği?*
Telefonda Hasan Ekinci’nin, o tam bir halk adamı, restorana girdi mi bazı
liderler gibi sadece patronun değil, onunla beraber garsonların da elini
sıkar dediği İlhan Kesici var: “Sabahattin üç gün önce yazdığın ”
Demirel’den AKP’ye 50 yıllık gol“ başlıklı yazın harikuladeydi. Evet
gerçekten bulunulan iklimde o algılamayı ve hatırlatmayı yapabilmek için
Sayın Demirel donanımında olmak gerekiyor. Öyle olduğu için bu ülkede
Demirel’ler çok değil. Ancak kısa bir hatırlatmam olacak, *yazının özü
doğru, rakamlarda küçük bir maddi hata var. 1946-2002 arası Türkiye’nin
büyüme ortalaması yüzde 4.7 buna mukabil 2002-2009 arası yani AKP döneminin
büyüme ortalaması yüzde 4.00’dür..* Yani AKP’li yıllar çok partiye
geçtiğimizden beri en kötü olan dönemdir.”

GEREĞENİ YAPSANA...
*Ceylan olayı ve TSK’nın sızlanması!*
Küçük Ceylan kızın havan topu ile öldüğü haberi günlerdir kamuoyunu meşgul
ediyor. Doğrudur; hadise elbette dramatiktir ama bütün dünyada ordular
eğitim zayiatı verirler. Kaldı ki Genelkurmay Sözcüsü önceki gün malum
hadiseyi yalanlamış ve yapılanın TSK’ya karşı psikolojik harekat olduğunu
ifade etmiştir... Tam bu noktada TSK’yı eleştireceğim. Bölgesinin en büyüğü
diye bilinen koca bir ordu iki de bir psikolojik operasyon altındayım diye
sızlanmaz, tersine muktedir olmanın gereğini yapar. Nasıl mı? Askeri
savcılar niçin vardırlar? TSK’nın manevi kişiliğini tahkirden açarsın
davayı, hukuk icabına bakar!.. *İlginçtir TSK sadece bu olayda değil, pek
çok hadisede hukuka gitmek ve gereğini yapmak yerine habire sızlanıyor!.*.

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap