*Sabahattin ÖNKİBAR * *[email protected] * *14/10/2009*
*Tayyip bey Baykal'a 'TSK aslında farklı düşünüyor' mu diyecek?*

Tepkileri tescilli Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal’ın kameralı görüşürüm
şartına feveran etmiyor ve rest çekmiyorsa biliniz ki Başbakan zor
durumdadır!
Evet şekil olarak güvensizliğin ifşası demek olan böyle bir teklife meydan
okuyamıyorsa Tayyip bey, kapanda demektir.
İlginç olan CHP liderinin gönderdiği karşı mektupta AKP’nin açılım
yaklaşımları topa tutulmasına rağmen Erdoğan’ın görüşmede ısrarlı olmasıdır!
Bunun anlamı üzüm yemek mi yoksa bağcıyı tatmin etmek mi, meçhuldur!
Artık ortaya çıkmıştır ki Erdoğan kendisi ya da başkalarının kurguladığı
oyunu oynama sürecindedir.
Belli ki bu oyunda CHP ile görüşme olmazsa olmazdı. Öyle olduğu içindir ki
Erdoğan konuşmaları kayda almak gibi ilk bakışta onur kırıcı olarak
adlandırılabilecek bir şeyi bile sineye çeker görünmüştür!
Gelelim baştan itibaren direnen ya da dik duran CHP’nin geldiği son noktaya?
Açıklıkla söylemeliyiz ki eğer kamera ya da tutanak şartı sadece kamuoyunu
manipüle etme atraksiyonu ise yani o şarttan vazgeçilir ise CHP’nin
inandırıcılığı yara
alacaktır.
Öyle ya, adama, ne oldu da o şartı kaldırdın sorusunu sorarlar!
Yok bundan vaçgeçilmez ve ısrarlı olunur ise Deniz Baykal bugüne kadar
sürdürdüğü muhteşem duruşunu devam ettirmek bir yana onu ziyadesiyle
taçlandıracaktır... Öyle çünkü tutanaklı görüşme AKP’nin gerçek yüzünü
ortaya çıkaracaktır.
Gelelim Tayyip beyin buluşmada Baykal’a ne diyebileceğine?
Dün AKP Grubunda konuşan Başbakan’ı dinleyenler aslında bunun işaretini
almıştır.
*Tayyip bey dün üstüne basa basa, açılım projesinin AKP’ye değil, devlete
ait olduğunu söylemiştir ki bunun anlamı Baykal ile yapılacak görüşmede bu
hususun masaya getirileceğidir!
*Tam bu noktada bir parantez açıp bu konunun açıklığa kavuşturulması
gereğine inanıyoruz!
*Birincisi Başbakan’ın devletten ve devlet projesinden kastı nedir?
*Kastedilen eğer TSK ise onların bakışı kamuoyuna yansımıştır. Dolayısı ile
*ortaya çıkan muğlaklık hem Erdoğan hem de asker açısından açıklanmaya
muhtaçtır.* Başbakan’ın söylediklerine bakarsanız TSK’nın içeride ve
dışarıda farklı tutumlar sergilediği anlamı çıkıyor ki böyle bir şey kabul
edilemez!
*İkinci boyut ABD olgusudur.
*Başbakan, CHP liderine ABD’nin çekilmesi sonrasında bölgede doğacak
boşluğun Türkiye tarafından doldurulmaması halinde başka güçlerin devreye
sokulacağını elindeki somut bilgilerle aktaracak.
*Üçüncü boyut, Erdoğan’ın açılım ya da arayışına meşruiyet ve ciddiyet
kazandırma hadisesidir. *Anamuhalefetle bu konuyu müzakere edebilmek demek,
hedeflenen inandırıcılığa bir ölçüde olsa da ulaşmak demektir.
*Başbakan, dün grupta yaptığı toplantıda ilginç bir şey daha söyledi ki o
söz kafaları karıştırmaya yetmiştir! Erdoğan, her zamanki gibi kendisini
tekzip ederek yani ABD dönüşünde yok demesine rağmen Anayasa
değişikliklerinin ileride olabileceğini söylemiştir ki bunun anlamı aslında
baklayı ağzından çıkarması yani itirafta bulunmasından başka bir şey
değildir.*



*SAPLANTI...
Ayşenur Arslan’ın büyük ayıbı!*
Ayşenur Arslan aslında iyi bir haberci ama kamera gerisindeki başarısını
kamera önünde gösteremiyor. CNN-Türk’te hazırladığı medya programında
sürekli gaflar yapıyor. Mesela son olarak iki gün önce, * “MHP ile DTP aynı
tip, yani uç partiler, ikisi de marjinal” * gibi bir söz edebilmiştir. *Tamam
eski TİP’li olan Ayşegül’deki MHP saplantısı belki hoş görülebilir ama bu
partiyi DTP ile özdeşleştirmek kasıt değilse cehalettir. *Star Grubunda bir
süre beraber çalıştığımız Ayşenur’da görülen bir başka saplantı, programını
Siyasal İslamcılara ve yandaş medyaya sonuna kadar açarken, Milliyetçi ve
Ulusalcı Medyayı yok saymasıdır.. Evet programında neredeyse her gün yanaşma
AKP medyasına yer veren Ayşenur hanım, iktidar karşıtlarını yok sayıyor.
Amacı AKP’ye yaranmak ise iyi bilsin onlara asla yaranamayacak!

**

*İŞİ MANİPÜLASYON..
Her gün konuşan Başbakan!*
Böyle bir şey ne bugün ne dün, dünyada görülmüş, duyulmuş değil.. Bir
ülkenin Başbakan’ı istisnasız her gün nasıl konuşur ve ekranları parseller.
Evet, hepimiz tanığız, Tayyip Erdoğan atlamaksızın her gün bir ya da birkaç
kez canlı yayınlarla ekranlarda oluyor.. Örneğin iki gün önce Kıdemli
Vatandaş adı ile yapılan bir sempozyumda bile söz alabiliyor... Diyeceksiniz
ki adam derya, kendisini milletinin istifadesine sunuyor!... Keşke öyle olsa
da nerdeeee!.. Tayyip bey kendi dağarcığında olanları aktarmıyor,
başkalarının yazdığı metni, onu da akan camdan okuyor.. Amacı  şudur:
Gündemi manipüle etmek.. Ahali, kamuoyu; işsizliği, yoksulluğu ve dış
politikada teslimiyeti konuşmasın diye her gün beyin yıkıyor!



*CEVABINIZ...
Arınç, bu dörtlüğü okusun!*
*Güneydoğuya zenginler değil, fakir çocuklar gidiyor istismarını yapan
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç*’a cevap bağlamında dün bir okurum, bir
dörtlük gönderdi. Gönderilen dörtlüğün hikayesi de var. Güneydoğuda şehit
olan piyade er Bahadırhan Solak’ın cenaze töreninde bir pankart açılır.
Pankartta bir dörtlük vardır. Bunu gören polis hemen müdahale ederek pankart
açan şehit yakınlarını gözaltına alır ve mahkemeye sevk eder... Peki o
pankarttaki dörtlükte neler mi yazılıydı?....
*“Yemen yolu çamurdandır...
Sefertası bakırdandır...
Gemiciği olan bedel öder...
Şehidimiz fakirdendir...”
*Sayın Arınç’ın bu dörtlüğe bir cevabı olursa sütunumuz emrindedir!

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap