Kanada'ya öğrenci vizesiyle gittiğimde, ilk iş olarak Kanada Sağlık
Bakanlığının kuruluşuna gittim kaydımı yaptırdım sağlık kartımı aldım. Tüm
doktorlar parasız, Tüm ameliyatlar da parasız. Ama ilaç parayla. Önce bana
garip geldi. Sonra bir gün grip olduğumda doktora gittim. Ateşiniz
yükselirse aspirin alın, bol taze meyve sebze yiyin dedi. Buna önce
şaşırmıştım. Antibiyotik, ağrı kesici, vitamin, burun damlası falan gibi
ilaçlardan yazmadı. Kötü doktor dedim içimden. Fakat şimdi daha iyi
anlıyorum ki onlar aslında iyi doktormuş.



Pazar günü her yerim ağrıyarak uyandım. Cuma ve cumartesi akşamları
yorgunluğu olmalıydı. Ama burnum tıkalı, halsizliğim vardı. Kahvaltı yaptım.
Gidip bilgisayarımı açtım. Gelen maillere bakarken Domuz gribinde bir
domuzlukmu var yazısı gözüme takıldı. Sonuna kadar okudum. Beni tarif
ediyordu.

Yazının sonundaki tarifleri yapınca birkaç saat içinde ağrılarım kesildi
normale döndüm. İlaçsız ve burun damlasız. Konforumdan hiçbirşey
kaybetmeden. Şimdi sizlere de aynı sayfayı gönderiyor, hatta siteye üye
olmanızı öneriyorum. Size haberler o zaman başlıklar halinde gelecek.



Sevgilerle,

Ahmet Aydın




Bu domuz gribi işinde bir domuzluk mu var?



 Domuz bank
Aylardır milyonlarca insanın domuz gribinden öleceği söylendi.  Dünya Sağlık
Örgütü (DSÖ) salgının en üst düzeyde (6) alarma geçti.  Aşı firmaları en geç
sonbaharda yeni aşının hazırlanmış olacağını söylüyor. Şimdiden milyonlarca
dolarlık aşı siparişi almış durumdalar. Halbuki ileri sürülen salgının o
kadar da ağır bir hastalık tablosuna yol açmadığı artık belli oldu. Virüs
bulaşan insanların çoğu hastalığı tedavi görmeden ayakta atlatabiliyorlar.
Bugüne kadar tüm dünyada ölen insan sayısı 140 kadar. Oysa standart grip
salgınlarında her sene 250-500 bin insanın öldüğü biliniyor. Yani yaklaşık
2000 kat daha fazla. Hergün binlerce insan sıtmadan ölüyor, basında ses seda
çıkmıyor. Sıtmanın aşısı yok, ilaçlarını kullanacaklar da onları satın
alamayacak kadar fakir. Peki domuz gribi aşısı için bu acele ne? Bu aşı
gerçekten gerekli mi, etkili mi, yan etkileri var mı, herkes olmalı mı,
yoksa bu bir tür korku ticareti mi? Bültenimizin bu sayısını *Prof. Dr.
Ahmet Rasim** Küçükusta'nı* konuyla ilgili yazısına ayırdık.  Yazının
sonunda *Prof. Dr. Ahmet Aydının** 'Gripten nasıl korunulur ve grip nasıl
tedavi edilir?*' konulu yazısı da var.
*Domuz gribi aşısı korku ticaretinin bir ürünü mü?*
Nisan ayında Meksika' dan başlayan domuz gribi salgını iki buçuk ay içinde
dünyanın 74 ülkesinde 30 bine yakın insanın hastalanmasına ve 140 kadarının
da ölmesine yol açtı.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) salgının alarm seviyesini geçen hafta 5'ten en üst
seviye olan 6'ya yükseltti. Bu, bir pandeminin yani dünya çapında bir
salgının resmen ilanı anlamına geliyor.
Bir virüsün kıtalar arasında yayılım göstermesi ve insandan insana bulaşması
toplum sağlığı bakımından elbette çok önemli. Ancak, *pandeminin (büyük
salgın) insanlar arasında gereksiz bir panik yaratmasına fırsat verilmemesi
ve özellikle de korku ticari yapanların oyunlarına karşı çok dikkatli
olunması gerekiyor. *
Grip aşısı ve grip ilacı üreten firmalar, sonbaharla beraber bu virüsün çok
daha büyük salgınlara yol açacağını, bunu önlemenin tek yolunun ise bir an
önce aşı olmak olduğunu beyinlere kazımaya çalışıyorlar.
Otuza yakın ülke şimdiden grip aşısı kuyruğuna girmiş durumda ki,  Türkiye
de buna dâhil. Sağlık Bakanımız Recep Akdağ, domuz gribine yönelik aşı
üretecek firmalarla görüştüklerini bildirerek, ''Biz aşıyı satın alma
konusunda masaya oturmuş, önde gelen ülkelerden biriyiz'' şeklinde
açıklamalar yapıyor.
*İyi ama bu aşı gerçekten gerekli mi, etkili mi, yan etkileri var mı, herkes
olmalı mı, yoksa bu bir tür grip ticareti mi?*
*Salgın çok ölümcül değil.* Önce bu salgın için iyimser olmamızı destekleyen
pek çok sebep olduğunu görmemiz gerekiyor.
Birincisi, milyonlarca insan öleceği ileri sürülen salgının o kadar da ağır
bir hastalık tablosuna yol açmadığı artık belli oldu. Virüs bulaşan
insanların çoğu hastalığı tedavi görmeden ayakta atlatabiliyorlar. *Bugüne
kadar tüm dünyada ölen insan sayısı 140 kadar. Oysa standart grip
salgınlarında her sene 250-500 bin insanın öldüğü biliniyor.*
İkincisi, ülkemizde belirlenen domuz gripli 13 olgunun da yurt dışından
gelen kişilerde saptanması ve bizde insandan insana bulaşmanın olmaması. Bu,
domuz gribi saptanan pek çok ülke için de geçerli.
Üçüncüsü de virüsün yaz şartlarında üremesinin ve bulaşıcılığını
sürdürmesinin çok zor hatta imkânsız olması. Okulların tatile girmiş
olmaları ve mevsim dolayısıyla insanların zamanlarının çoğunu açık havada
geçirmeleri de çok önemli bir avantaj.
*Dolduruşa gelmeyelim* Birkaç gün önce iki ayrı firma, domuz gribine yol
açan H1N1 virüsüne karşı kullanılacak aşının ilk seri üretimini
gerçekleştirdikleri müjdesini(!) verdiler.
*Hem ne kadar etkili olduğunu gösteren hiçbir bilimsel kanıt olmayan hem de
ne gibi ciddi yan etkileri olabileceği henüz hiç bilinmeyen bir aşı için
hemen sıraya girmek, bu kriz döneminde bu işe milyar dolarlar yatırmak bana
hiç de doğru gelmiyor. *
Domuz gribi virüsünün tabii mutasyonla oluşmadığına ve laboratuar ortamında
yaratıldığına dair kuşkuların ve bunu destekleyen bulguların artması...
Bir ay kadar önce uzmanların aşı üretimi için en az 6 ay gerekir demelerine
karşılık, iki firmanın aşıyı temmuz başında piyasaya verilebileceklerini
bildirmeleri...
Pandemi ilânından sonra aşı üreticisi firmalardan birinin borsadaki
hisselerinde bir günde yüzde 3.6 ve 3.1 gibi çok ciddi artışlar olması...
insanın kafasını karıştırıyor.
Bir başka önemli konu da bunun ilk domuz gribi paniği olmaması. 1976
senesinde Amerika' da Fort Dix' te askerlerde görülen enfeksiyon bahane
edilerek *milyonlarca insan domuz gribine karşı aşılanmış, ama sonradan
böyle bir salgının gerçek olmadığı ortaya çıkmıştı. Üstelik aşı yüzünden 25
kişi ölmüş ve yüzlercesi de ömür boyu felçli kalmıştı.*

*İşin bir de dini yönü var* Domuz gribi virüsünün DNA yapısını inceleyen
uzmanlar salgına yol açan H1N1 virüsünün insan, domuz ve kuş gribi
virüslerine ait genetik bir karışımından oluştuğunu açıkladılar.
Dolayısıyla hazırlanacak aşıda domuz gribi virüsüne ait genetik materyal de
bulunacak.
Aşı içinde domuz virüsü genlerinin bulunması Müslüman ve Museviler' in domuz
gribi aşısı olmalarının caiz mi, haram mı olduğu sorularını da gündeme
getiriyor.
Salgına yol açan virüsün domuz gribi virüsü yerine, ısrarla Meksika virüsü,
İnfluenza H1N1 virüsü, 2009 H1N1 virüsü... gibi içinde domuz geçmeyen
terimlerle isimlendirilmek istenmesi de aşının satışında dini faktörlerin
etkisini ortadan kaldırmak için olabilir.
Kim ne derse desin, bu domuz gribi salgınında ve tedavisinde bir domuzluk
olduğundan ciddi şekilde şüpheleniyorum.
http://www.iyibilgi.com/artikel.php?artikel_id=25255
*Prof. Dr. Ahmet Rasim* Küçükusta [email protected] Bu e-Posta adresi
istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript
etkinleştirilmelidir
*Prof Dr. Ahmet Aydın'ın yorumu* Grip mikrobu bir virüs olduğundan
antibiyotik tedavisinden etkilenmiyor. Her yıl on milyonlarca insan gribe
yakalanıyor. Yüz binlercesi de ölüyor.
Başta iki Nobel ödüllü Prof. Dr. Linus Pauling olmak üzere birçok bilim
adamı C vitamininin grip, soğuk algınlığı, nezle gibi hastalıkların korunma
ve tedavisinde son derece yararlı olduğunu öne sürmüşlerdir.
Gripten korunmanın yolları
1. D vitamini seviyenizi ölçtürün ve sağlıklı kabul edilen 40-120 ng/ml
arasında tutun.
2. İşlenmiş gıdaları, unlu gıdaları ve şekeri en aza indirin (taş devri
diyeti).
3. Yeteri kadar dinlenin.
4. Düzenli ve yeterli egzersiz yapın.
5. Günde 1-2 gram balık yağı ve 1-2 gram C vitamini kullanın.
6. Ellerinizi daha sık yıkayın. Mümkün ise ve kimyasal madde içermeyen bir
sabun kullanın.
7. Bol bol sarımsak yiyin. Sarımsak bilinen en kuvvetli ve en doğal
antibiyotiktir.
8. Hastanelerden ve aşılardan mümkün olduğunca uzak durun!
Grip sırasında alınacak tedbirler
*D vitamini * Gribal enfeksiyonun  1. ve 3 gününde 300,000 ünitelik D
vitamini ampulünü kırın ve ağızdan alın
*C vitamini* Soğuk algınlığı ya da gribal enfeksiyonun  ilk işaretlerinde
(boğaz ağrısı, aksırma, ateş kırgınlık, burun çekme vb) 1-2 gram C vitamini
alın. (1 silme çay kaşığı askorbik asit 1 gramdır, eczanede satılan
tabletler genellikle 0.5gram ya da 1gram'dır).
Her saat aynı miktarı almaya devam edin. Genellikle birkaç saat içinde
semptomlarınız hafifletecektir.
Eğer hastalık belirtileri hafiflemezse saatlik miktarı 2-4 grama çıkartın.
Hafif ishal çıkmaya başlamışsanız dokularınız doymuş demektir. O zaman bir
önceki doza dönebilirsiniz.
Bu sırada şekerli bir gıda, antibiyotik, vazokonstriktör (damar büzücü)
burun damlası, antihistaminik ve dekonjestan alınması ise mevcut hastalığın
şiddetini artırır ve süresini uzatır.
C vitaminini birden keserseniz hastalık  belirtileri tekrarlayabilir. O
nedenle tedaviyi azalta azalta sonlandırın. Hastalık genellikle 2-3 gün
içinde, en geç bir haftada tedavi olur.
C vitamini tozunun gramı 5 kuruş, kilosu 50 YTL'den  satılıyor. Hap formları
doğal olarak biraz daha pahalı. Tozun avantajı suda eriyebilmesi. Belli bir
miktarı (örneğin 10 gram) bir pet su şisesi içinde eritin ve sık sık için. C
vitamini, askorbik asit adı altında gıda kimyasalları dükkanlarında kilo ile
satılmaktadır. İstanbul'da daha çok satıldığı yerler Sirkeci, Mısır Çarşısı
ve Tahtakale  üçgenidir.

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap