Atatürk ve sofrası üzerine...
Sevgili Ata'mızın fazla içtiği vede buna bağlı olarak sirozdan öldüğü, yeri
geldiğinde istismar edilir; O'nu karanlık emellerine engel görenlerce, zaman
zaman. Dün akşam ki bir Tv Programında, bu konuda konuşan bir doçentin
anlattıklarını özetlemek istiyorum. O kadar ilgimi çekti ki, Barselona
maçını bırakıp bunu seyrettim.
1- Atatürk, fazla ve sık içen bir insan değilmiş, yemek esnasında içtiği
en fazla, bir otuzbeşliğin yarısı, yani iki kadehmiş. (Hatıralarını yazan
bütün en yakınlarınca böyle belirtilmiş.)
2- Yemeğe müzik katkısı yapmak için arada bir çağrılan sazanenler,
memleket meselelerinin konuşulmasından fırsat kalmadığı için, ekseriyetle
geldikleri gibi geri giderlermiş.
3- Çok önemli memleket meseleleri konuşulduğunda, ağzına damlasını dahi
sürmezmiş.
4- Atatürk evi olmayan yalnız bir adamdı, ama fevkalade sosyal da bir
adamdı, mesaiden, el etek çekildikten sonra oluşan yalnızlığını, o yemek
sofraları ile gidermeye çalışırdı, kaldı ki; o yemek sofralarında devamlı
surette memleket meseleleri konuşulur vede önemli mevkilere getirilecek
şahsiyetlerin kişilik analizleri de yapılmış olurmuş. Bu sebebten dolayı da
sofrada kendisi çok az konuşur, devamlı surette masadakileri konuşmaya
teşfik edermiş.
Keşke ayni şeyler şimdide yapılsaymış; birinin yaptığından diğerinin
haberi olur, tv kanallarından birbirlerini yalanlama ve birbirlerine hakaret
etme durumunda kalmazlarmış.
5- O'nun sofrası bir akademi ortamıymış, oraya nail olabilmek herkese
kısmet olacak bir şeref değilmiş.
6- Tıp bilimine göre, siroz hastalığı 4 sebebten olurmuş.
a) İçkiden
b) Diş iltihabından. Ki, Ata'nın dişleriyle büyük problemleri varmış.
c) Hepatit mikrobundan.
d) Yetersiz beslenmeden. Koca bir Çanakkale savaşı ile kos-koca bir
Kurtuluş savaşı vermiş bir İnsan dengeli beslenmeye vakit mi bulacaktı.
Vakti olsa, onunda kıralını yapardı.
Sirozla ölüm (a) şıkkından olursa, karaciğer küçülür, diğer şıklardan
olursa, karaciğer büyürmüş. Ve O çok müstesna İnsan'ın ölüm raporlarında
karaciğerinin büyüdüğü sabitmiş.
Tabii, anlamak istemeyenlere bütün bunları anlatmanın hiç bir faydası yok,
çünkü Atatürk ufku çok yüksek bir insandı; öyle üçbeş satır okumakla, onu da
yalan yanlış, onun ufkuna erişmenin mümkünü yoktur. Bu da bilindiği içindir
ki, O güneş balçıkla sıvanmaya çalışılmaktadır ama; bunun mümkün olmadığını
ata sözlerimiz zaten söylemektedir.
Kısacık bir program ile benim öğrendiğim bu hususları Can Dündar efendinin
öğrenmesi çok mu zor bir şeydi ki, o kepaze filmi yapmış. Bu insanı o filmi
yapmadan önce çok sever devamlı okurdum, ama şimdi, bırakın okumayı, kazara
tv'de karşıma çıksa, hemen kanal değiştiriyorum.
İşin sevindirici yanı, bahis konusu bu programı Tv2 de seyrettim. Gerçi,
ekseriyetle içi boş fikirlerin tartışıldığı bu kanalı dolu gibi göstermek
için, arada bir de olsa Atatürk'e yer verdiklerini düşünüyorum.
Anlaşılan, bir kanalı kurtarmak, saygınlık kazandırmak için bile bugün,
Atatürk'e ihtiyaç duyulmaktadır.
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to
[email protected].
For more options, visit this group at
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=tr.