YÖK'ün katsayı kararı ve Danıştay kararından sonra "demokrasi, özgürlük,
insan hakları, adalet" isteyenler var güçleriyle bağırıyor. Kimisi YÖK'ün
kararını yanlış buluyor, kimisi Danıştay'ınkini. Demokrasi, insan hakları ve
benzeri kavramlar üzerine her gün fikrini değiştiren, birgün bunu birgün
şunu savunanların kaygan zemin üzerindeki dönüşlerini seyretmek oldukça
komik.

Kimisine göre  en az oy alanı rektör olarak atamayı Sezer yaparsa
demokratik, Gül yaparsa antidemokratik. Kimisine göre de Gül yaparsa
demokratik Sezer yaparsa ideolojik. Dün aynı şeye demokratik diyenler bugün
farklı konuşuyor, antidemokratik diyenler farklı. Çünkü zemin dönüş yapmak
için müsait,hiç zor olmuyor. En muhteşem dönüşlerden birini de Gandhi Kemal
yaptı.

Adalet, hukuk, insan hakları konusundaki ikiyüzlülük örneklerini ne sadece
siyasilerle ne de sadece belli bir toplum kesimi ile sınırlamak doğru değil.
Bu konudaki çifte standart hepimizin iliklerine kadar işlemiş.

Konuyu fazla dağıtmadan esas mesele üzerinde kalalım. Katsayı kararı doğru
mu yanlış mı?

Benim bu konudaki düşüncem şu: Kararı veren YÖK olduğuna göre karar tamamen
yanlış. Çünkü YÖK'ün kendisi yanlış. Yanlış olan birşeyin verdiği bir kararı
savunmak mümkün değil. YÖK varlığıyla antidemokrat bir kurumdur, özgür ve
bilimsel yüksek öğrenimin önündeki en büyük engeldir. YÖK'ün kararları
işimize geldiği zaman susmak, gelmediği zaman YÖK'e karşı olmak ancak
ikiyüzlülere yanaşır. O yüzden cevabım tek ve kesin : Madem ki YÖK
yapmıştır, yanlıştır!

Geçenler de memurlar.net sitesinde okudum. Dört yıl önce bu YÖK Sağlık
Personeli için Açık Öğretim Fakültesi'nin Veterinerlik ve Laborantlık
bölümünü (bölümün adı da ilginç aralarında ne alaka varsa) lise mezunu
sağlık personeli için bir üst öğrenim saymış. Hatta bunları sınavsız olarak
doğrudan bu bölüme almış. Dört yıl içinde on binlerce sağlık personeli bu
bölüme başvurmuş, harç ödeyerek, ders çalışarak, sınavlara girerek bu bölümü
bitirmiş. Ve şimdi YÖK bu konuda karar değiştirmiş, bu bölümün bir üst
öğrenim olmadığına karar vermiş. Bu dört yıllık sürede bu bölümü bitirenler
ve halen okumakta olanlar mağdur. Sadece YÖK yüzünden. Danıştay'a
başvurulmuş. ÖSS konusunda bir kaç günde karar veren Danıştay bakalım bu
konuda kaç yılda hangi kararı verecek.

Madem ki YÖK yapmıştır, yanlıştır. YÖK'ü bir kenara bırakıp mesleki öğrenim
ve yüksek öğrenim konusunu tartışmak mümkün elbette.

Bana göre de herkes yüksek öğrenimin her bölümüne eşit şartlarla girmemeli.
Ancak bunu söylemeden önce belirtmek gerekir ki, bu konuya irtica veya başka
bir pencereden değil, tamamen insan gücü yetiştirmeye yönelik teknik bir
konu olarak bakmak gerek.

Mesleki öğrenim Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu elzem şeylerden biri. Yüksek
öğrenim düzeyi gerektirmeden mal ve hizmet üretiminin ihtiyaç duyduğu insan
gücünü meslek liseleri yetiştirmelidir. Bu mesleki öğrenim hem kaliteli
olmalı, hem okuyana gerçekten iş sağlayacak nitelikte ve sayıda olmalı, hem
de eğitim sistemi tarafından kollanmalıdır. Bu meslek liselerini okuyanlar
kendi meslekleri ile ilgili üst öğrenimlere kolayca girebilmeli, ilgili
bölümlere girişleri ise zorlaştırılmalıdır.

Matbaacı olmak için, hemşire olmak için, bilgisayar teknisyeni olmak için
devletin yarattığı olanakları kullanan biri aldığı eğitimi çöpe atıp ilgisiz
bir alanda üst öğrenim görmemeli. Belki yanlış tercih vb nedenlerle
%5-10'nun bunu yapması hoş görülebilir. Ama eğer mesleki öğrenimi
bitirenlerin bu eğitimlerini atıl hale getirip ilgisiz bir alanda eğitim
almaları istsina değil de genel bir kural haline gelmişse ülkenin kaynakları
çarçur ediliyor demektir.

Mesleki eğitimleri dikkate almayan, tamamen eşit bir üniversite giriş
sistemi baştan yanlış.

Öte taraftan Türkiye'deki mesleki eğitime bakıp konuyu bu şekilde özetlemek
çok zor. Mesleki okulların büyük bir bölümünü imam - hatip liseleri
oluşturuyor. Bu liseler hem gerçek anlamda birer mesleki öğrenim veren
meslek lisesi değil, hem de tartışmanın ana kaynağı bu liseler.

Ancak bu tartışmalar üzerinden hem mesleki eğitimin tamamı hem de yüksek
öğrenim büyük ölçüde ülkeye sağlayabileceği yararı sağlayamıyor. O yüzden
imam-hatip liselerini bu tartışmanın dışına çıkarmak için bir yol bulunmalı.
Örneğin imam-hatipler gerçekten imam ve hatip yetiştirmeye yönelik bir
meslek lisesine dönüştürülebilir, müfredatı buna uygun hale getirilir,
sadece bu meslekleri yapmak isteyenlerin gideceği bir meslek lisesine
dönüştürülebilir veya meslek lisesi statüsünden çıkarılabilir, genel lise
haline getirilebilir.

Böylesi bir durumda mesleki eğitimi, yüksek öğrenimi tartışmak ve doğruları
bulmak daha kolay olacak.

Bu arada YÖK yapmışsa yanlış yapmıştır demiş miydim?

Bayram tadında bir yaşam dileğiyle

--

You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=tr.


Cevap