Nehrin kaynağına doğru yüzmekte ısrar ediyorsanız, nafiledir... Yorulup,
[er veya geç] sırtüstü yere serileceksiniz demektir, sakın
şaşırmayın...
Küçük bir azınlığın çıkarlarını hak belleyip, milletin çoğunluğunu
inim inim inletiyorsanız... Gelin, kulağınıza fısıldayalım: Gittiğiniz
yol mafiştir, ilk tümsekte tökezleneceksiniz; sakın üzülmeyin...
Eğer bir ülkenin kan dökerek kazandığı topraklarının bağımsızlığına
göz dikmiş, onu her gün biraz daha kemirmekle iştigal ediyorsanız...
Sizi ilk dönemeçte otobüsten indirip, layık olduğunuz arabaya
koşacaklardır... Hiç meraklanmayın...
Adına gazete denen o "varaka" parçalarındaki o trajik yazınız,
-       Biz ve bizim gibiler...  sözcükleri ile başlıyor
Sonra devam eden satırlara usulca yerleştirdiğiniz sinsi korkunuz
sözünüzü dinlemez oluyor ve yavaşça sıyrılıyor kınından... Ve size
dedirtiyor ki;
-       Bizim gibiler böyle bir olaydan ["paronaya" sendromunun içine
gizlenmiş olan darbe kast ediliyor] sağ çıkmaz, bunu da çok iyi
anlıyorum...
Zekâ ürünü bir "sezgi" belgesidir bu kâğıt parçaları, tarihi değeri
vardır; iyi saklanmalı...
Türkiye'nin karanlık bir dönemine tanıklık eden önemli vesika ve belki
de, psişik bir hezeyan vesikasıdır; iyi değerlendirilmeli...
Tam bağımsız bir Cumhuriyet'in, sinsi ve ağır işleyen iteklemelerle,
nasıl bölünme ve parçalanmanın kıyısına kadar sürüklendiğinin ibret
verici öyküsünün belgeleridir bu kâğıt tomarları... İyi anlaşılmalı.
Bir ünlü siyaset adamı,
-       Emperyalizm, kâğıttan kaplandır, demişti...
O ünlü kişi, bu sözü, emperyalizmin, kaplan görünümünde olduğunu... Ama
kolayca yırtılıp, buruşturularak çöpe atılabilecek zafiyetler
taşıdığını anlatmak söylemişti...
Ve sanıyoruz ki, yine bu eski siyaset adamı, o ünlü sözünü ederken,
emperyalizmin, kâğıt/kalem sahibi, okur/yazar ama karanlık kafalı
işbirlikçiler yolu ile halkın beynine zehir akıta akıta bir ülkeyi ele
geçirebileceğini [de] kast etmemişti...
İşte emperyalizm, kaplan imajını, kendisine hizmet eden bu kâğıt
parçaları ile sağlar...
Kâğıtları sıvayan, mürekkepleri ile boyayan bir "çeşit" insanların
ellerine sıkıştırdığı "bir/şey"lerle sağlar...
Kendisine tabi olan işbirlikçilerinin "evet efendim, sepet efendim"
söylemleri ile sağlar...
Bu "özgün" ruhlu işbirlikçiler, o derece sinsi, o ölçüde korkak ve
ruhsuzdurlar ki... Akşam karanlık bastıktan sonra sokağa çıkmaktan,
halkın en küçük bir kıpırdanışından ve aydınlık düşüncenin kitlelere
azıcık yayılmasından ödleri patlar, ciğerleri yırtılır, dünyaları
kararır...
Sürekli olarak gündemde tutmak istemelerine rağmen bir türlü
bekledikleri etkiyi yaratamayan ve sadece birkaç itirafçı tanık
aracılığı ile ispat edilmeye çabalanan, ama "göl bir türlü maya
tutmadığı için," sürekli olarak değiştirilmek zorunda kalınan
senaryolar eşliğinde kamuoyunun huzurunu kaçıran ve toplumun güven
duygusunu kemiren bu kargaşa ortamı... Ve bu hukuk tanımaz gidiş ve
ülkeyi parçalanma noktasının eşiğine kadar getiren bu tehlikeli
tırmanış nasıl durdurulacaktır?..  Laik Cumhuriyet'in en değerli
kurumlarına yönelik saldırılar nasıl önlenebilecektir?
Sağduyu ne zaman avdet edecektir?
Kamu düzeni tekrar emniyet, güven ve istikrar sağlayan niteliğine ne
zaman tekrar kavuşacaktır?
2010'a milletçe işte böyle alaca/karanlık bir ortamda giriyoruz...
Bütün bu kargaşa ortamından bıkmış, yılmış bir halk ile... Ve bütün bu
olup bitenleri kanıksamış bir kamuoyu ile...
Tepkisi sınırlı, ufku darlaştırılmış örgütsüz bir toplum ile...
İşte, ülkeyi bu noktalara getirenlerin yararlandığı ve kendileri için
uygun bir zemin olarak belledikleri unsurlar bunlardır.
Türkiye halkı, demokratik haklarına sahip çıkarak, hukuk devleti
ilkesine sıkı sıkıya sarılarak, Cumhuriyet devrimlerini koruyabilecek
ve ülkeyi bu dar ve karanlık dehlizden aydınlığa çıkartabilecek
midir?..
Gün, hukukun yeniden egemen olması için, tam bağımsız ve demokratik
milli devletin, tekrar en yüksek bir ülkü haline dönüştürülmesi için,
Atatürk ilkelerinin "ilelebet payidar " olabilmesi yönünde mücadele
günüdür.
2010 yılının her günün bu yöndeki mücadelenin zafere doğru sağlam
adımlarla yürüdüğü günler olması dileğimizi taze ve canlı tutuyor,
yeni yılınızı kutluyorum...

--

You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.


Cevap