SEKİZ KURŞUN Emin ÇÖLAŞAN 7 Ocak 2010 DÜNKÜ iktidar gazetelerinin dokuz sütuna manşetleri muhteşemdi. Hemen birkaç örnek veriyorum:
Kozmik hakime sekiz kurşun (Bugün) Karanlığın mesajı: 8′er kalaşnikof mermisi.(Yenişafak) 8 gün, 8 kurşun (star) Hakime 8 mermi (Taraf) Kozmik ekibe mermili gözdağı (Sabah) İşi iyice azıttılar.Hakime mermi gözdağı (Vakit) Birileri, askeriyenin kozmik odasında arama yapan hakimle, arama kararını veren savcıya paket göndermiş. Paketlerin içinde sekiz adet mermi varmış. Bunun anlamı da belliymiş: “Siz sekiz askerimizi gözaltına aldınız.Şimdi alın size birer mermi. İkiniz de asker başına bir mermi ile öldürüleceksiniz.” Dandik,palavra,masal,atmasyon çıkan Bülent suikastı iddiasını henüz unutmadık.Ortalıkta nasıl şamata yapmışlardı! Sonuç ortada. Ne suikast var, ne benzer birşey. Ancak gelin görün ki,, bu suikast masalından yararlanıp askeriyenin en gizli , kozmik,devlet sırlarının saklandığı yerlere girdiler. Dikkat ediniz, Türkiye’de hep aynı oyun oynanıyor.Birileri bir masal uyduruyor ve sonrasında AKP’nin emir ve hizmetindeki medyanın çığırtkanlığı başlıyor. Öteki medya da onların peşine takılınca , Türkiye ciddi ciddi, bu hayali, düzmece olayları konuşmaya başlıyor. Ancak her hayali olay, yeni baskılar getiriyor… Ve toplum yeniden korkutuluyor, kafalarda “Acaba?…” sorusu yaratılıyor. “Vay namussuzlar, suikast yapacaklardı…Vay alçaklar, darbeci bunlar.. Vay utanmazlar, şimdi de mermi göndermişler…” Gelelim son mermi olayına . Allah rızası için söyleyin, aklı başında bir insan, velevki bu iktidara çok bozuk olsun, amansız karşıtı olsun, asker veya sivil olsun, ordumuza karşı sergilenen oyunları içine sindiremiyor olsun, yakalanacağını bile bile böyle bir işe girişir mi? Hele böyle bir ortamda seki adet mermiyi paketleyip hakime ve savcıya gönderir mi? Şimdi yazacaklarımı lütfen çok dikkatle okuyunuz.Olayın özünü anlatayım. Bunların döneminde yeni bir yutturmaca çıktı: Bazı olmayan olayları yoktan var etmek ve milletin kafasını bulandırmak. Sadece son iki olaya bakalım! Bülent suikastı palavra çıktı. Öyle birşey yoktu ama amaçlarına ulaştılar.Günlerce bunun şamatasını yaptılar. Ancak, bunun süresi bitti ve zamanaşımına uğradı. Şimdi gündemi, yalaka medyanın manşetlerini dolduracak yeni ve “çok vurucu” bir haber gerekiyordu. İşte o aşamada birileri mermi göndermiş oldu! Şimdi soruyorum: Bu mermileri kimin, ya da kimlerin gönderdiğini biliyor musunuz kardeşim? Bunları gönderen sizin adamlarınız olamaz mı? Bu gönderme işi, ülkemizde son yıllarda uygulanan “ince taktiğin” , kitlelelerin beynini yıkama ve yeni gündem yaratma kampanyasının bir devamı olamaz mı? Lütfen dikkat ediniz, Bülent’e suikast iddiasını telefonla ihbar eden kişinin telefon numarası , “teknik olanaklar elvermediği için” bulunamadı. Ortalığı karıştırdılar ama ihbarcı meçhul! Nasıl olur demeyin, bizi her yerde izleyen, telefonlarımız dinleyen, hatta cep telefonlarından yayılan sinyallerler (geçmişte bile) hangi gün hangi saatte nerede olduğumuzu bilenler, o basit telefonu bir türlü bulamadılar! Elbette bulmayacaklardı. İhbarcı yok olmuştu! Zaten nasıl var olacaktı ki, ortada suikast diye bir şey yoktu. Şimdi hep birlikte dikkatle izleyelim. Ben diyorum ki, hakim ve savcıya bu mermileri gönderdiği iddia edilen kişi ve kişiler de hiçbir zaman bulunmayacak… Çünkü ülkemizde acayip bir oyun oynanıyor.. Böyle düzmece olaylar yaratılıyor, milletin kafası bilerek karıştırılıyor, sonra unutulup gidiyor. Tam onlar unutulurken, yeni bir tezgah sahneye konuluyor. Eğer ben yanılırsam, yani mermileri gönderenler yakalanırsa, bilin ki onlar ya gerizekalı, ya kışkırtıcı ajan, ya da ülkemize zarar vermeyi amaçlayan hainlerdir. Her üç olasılıkta da onlar, bugünü iktifdara hizmet arz eden, bilinçli bir planı uygulayan piyonlardır. Bekleyelim görelim. Bakalım yakalanacaklar mı? Üç gün önce, AKP’ye çalışan bazı gazetelerde ve internet sitelerinde yine anlı şanlı bir tezgah vardı. Yıllar önce emekliye ayrılan bir astsubay varmış. Bu şahıs 19 ay boyunca GATA’da psikolojik tedavi görmüş. Şimdi aradan yıllar geçmiş, astsubayı bulmuşlar ve öttürüyorlar: “Efendim, benim birliğimde komutanım olan bir albay vardı. O bana dedi ki ‘Sen Tayyip’i öldürürsen sana 500 milyar lira veririz. Sen bu işi yaparsan psikolojik tedavi gördüğün için ceza almazsın’ dedi ve beni suikast yapmaya zorladı. Fakat ben kabul etmedim!” Bunları ciddi ciddi yazıyorlar. Aslında yazdıklarına kendileri de inanmıyorlar.Ama gündeme yeni şeyler oturtmak gerek! __._,_.___ -- Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!'' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır. Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar. http://ozkanbostanci.blogcu.com/--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to [email protected].
For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
