[image: http://www.hurriyet.com.tr/_yazarlar/images/1b.jpg]*Yetim hakkı?/ Oktay EKŞİ*
*TOPLANDILAR, üç haftadır sürdürdükleri eylemlerine devam edip etmemeyi oyladılar ve sonunda 8 bin 180 geçerli oydan 8 bin 150'sinin kararıyla "devam" dediler. Lakin TEKEL işçilerinin nerdeyse bir ayı dolduran eyleminin sesi soluğu son günlerde kesiliverdi.* Tek istisnası, *Trabzon*'un *Akçaabat *İlçesi'nden gelen haber. O da çok önemli değil. *Trabzon*'daki bir toplantıya katılan birkaç *TEKEL *işçisi, konuşmacı *AKP milletvekilini *alkışlayıp salondan çıkmış. Bu tabloya bakınca, o eylemleri örgütleyen *Tek Gıda-İş *Sendikası'na *"Neredesiniz?" *diye sormak gerekiyor. Aslında *TEKEL işçilerinin *hükümetten bir şeyler istediği ama alamadığı biliniyor da tüm bu patırtı nereden çıkıyor pek anlaşılmıyor. Biliyorsunuz her şeyi *"babalar gibi" *satan bir iktidar dönemi yaşıyoruz. Bu cümleden olarak *TEKEL*'in de neyi var, neyi yok pazara sürüldü. Ancak *10 bin 877 *işçi bu satışların kapsamı dışında kalmıştı. *Hükümet *bu işçileri de, daha önce başka kurumlardan kalan *17 bin 436 *işçi için oluşturduğu *"4/C" *grubuna almak isteyince kıyamet koptu. Çünkü *"4/C"*ye geçmek isteyenin kıdem tazminatı dahil tüm tazminat haklarını alıp, geçmişini -deyim yerindeyse- *"sıfırlaması" *koşulu vardı. Keza yeni koşullar, *"yeni ücret" *anlamına geliyordu. *TEKEL *işçilerinin direnmesi karşısında, *hükümet 4/C *kategorisine girenlerin ücretlerine zam yapılacağını, örneğin en az maaşın *658 liradan 772 liraya, en yüksek olanın da 821 liradan 938 liraya *çıkarılacağını ilan etti. Ancak bu öneriye *"Evet" *demek, bizzat *Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer*'in verdiği bilgiye göre, ortalama aylık geliri *2 bin 200 *lira olan işçilerin ayda ortalama *800 liraya *razı olmak anlamına geliyordu. Üstelik yılda *11 ay *maaş alacaklardı ve her an iş ilişkileri kesilebilecekti. *TEKEL *işçileri işte bu koşulları kabul etmeyeceklerini, *TEKEL*'den kalan tesislerde yapacak iş yoksa *"kazanılmış haklarıyla birlikte başka kurumlara kaydırılmalarını" *istediklerini söylediler ama hükümete kabul ettiremediler. Nitekim *Başbakan Tayyip Erdoğan:* *"İş mi yapıyorlar? Hayır! Sadece tütün depoları adı verilen depolarda bu insanlar duruyor ve aylık maliyeti bize 40 milyon lira... Yaklaşık 10 bin kişi... Halkın parasını ödüyoruz.* *Kusura bakmasınlar. Ben tüyü bitmemiş yetimin hakkını kimseye yediremem" *dedi. Lakin *Başbakan'*ın bulunduğu yerden öyle görünen manzara, *işçinin *baktığı yerden başka görünüyor. Örneğin, *"Özelleştirmeyi yaparken orada çalışanların haklarını düşünmediniz mi?" *sorusu o yüzden yanıt bekliyor. Keza işçilerin maaşı söz konusu olunca akla gelen *"yetim hakkı", TEKEL*'in *17 *adet fabrikasıyla depolarındaki *100 milyon dolar *değerindeki hammadde ve *35 milyon dolar *değerindeki *"satışa hazır" *mal dahil hepsi *292 milyon dolara *bir özel şirketler grubuna peşkeş çekilirken neden aklınıza gelmedi, sorusu dile getiriliyor. *"Belki de o sırada en büyük fiyat o idi" *diyeceklere anımsatalım. Bunları devletten alan grup, tam bir yıl sonra bir *ABD *firmasına hepsini tam *950 milyon dolara *sattı. Aradaki fahiş kâr kimin hakkıydı? -- Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!'' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır. Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar. http://ozkanbostanci.blogcu.com/
<<image001.gif>>
--You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to [email protected].
For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
