**

*BUNA ALÇAKLIK DENİR,*

*KEŞKE* *DELİKANLI OLABİLSEYDİ*

 Fatih Altaylı   13. 01. 2010



*OLUR böyle şeyler.
Bizim Başbakan, adamların Cumhurbaşkanı'na Davos'ta*, yüzlerce kişinin,
onlarca kameranın önünde *"AYAR VERİNCE", *onların Dışişleri Bakan
Yardımcısı'nın bizim Büyükelçi'ye *"TAAMMÜDEN" *ayar vermeye kalkışması
normaldir.
Bizim Başbakan, onların Cumhurbaşkanı'na ayar verince onlar kızar, onların
bakan muavini bizim elçiye verince biz kızarız.
*Ama kabul edelim ki, arada bir fark var.*
Bizim Başbakan, onların Cumhurbaşkanı'na açık, net, delikanlıca posta
koyuyor.
*Onların bakan yardımcısı ise YILAN GİBİ, KAYPAKÇA.*
Meclise davet ediyor. Kapıda bekletiyor. Sonra da *BİZİM BÜYÜKELÇİNİN
ANLAMAYACAĞI BİR DİLLE, İbranice HAKARET EDİYOR. *Oraya çağırdığı
gazeteciler anlasınlar diye izahat da veriyor ama o da *İBRANİCE. *
*BUNA ALÇAKLIK DENİR.*
İsrailli Bakan Yardımcısı *ADAM OLSA,* *ne diyecekse bizim büyükelçinin
anlayacağı şekilde der, bizim büyükelçi de verecekse cevabını verirdi. NE
OLACAKSA DA OLURDU.
İsrailli Bakan Yardımcısı'nın yaptığını, BİZİM MEMLEKETTE İT KOPUK TAİFESİ
TURİSTLERE YAPAR. YAPILANIN DÜZEYİ BUDUR. BEL ALTIDIR. PUSUDUR.
*İşin garip tarafı, İsrail-Türkiye ilişkileri her iki taraf için *"iç
politika" *aracı oldu.
Bunun iki taraf için de doğru olmadığı elbet anlaşılır.
Ama yakın zamanda olacağını zannetmiyorum.
*Not: *Keşke büyükelçemiz kurulan pusuyu fark edebilse, anlayabilse ve *Hasan
Esat Işık'*ın bir dönem Fransa'da yaptığını yapıp, yani *KAPIYI VURUP, HATTA
OKKALI BİR DE HAKARET EDİP O ODADAN ÇIKABİLSEYDİ.*



BÜYÜK SALON VE AYAĞI KISA KOLTUKLAR
*Naci Kaptan*
Aşağıdaki olayı adını anımsayamadığım bir anı kitabında okumuştum,
Önce onu paylaşmak istiyorum ;
***
Görkemli toplantı salonunun kapısı açıldı .
İsmet İnönü kapının önünde gözüktü.
Salon çok büyük idi.
İngiltere Başbakanı Churcill salonun en ucundaki masada
oturmakta olduğu koltuktan yavaşça doğrularak kalktı ;
" hoş geldiniz ekselans" dedi ,
fakat yerinden kıpırdamadı !!!
İsmet İnönü ;
" Hoş bulduk ekselans " dedi
ve tam kapı girişinde durdu.
Churcill bir adım attı , durdu !
İnönü bir adım attı , durdu !
Ve her iki başbakan da  birbirlerine birer adımla ilerlediler.
Salonun tam ortasında buluştular.
İsmet İnönü Churcill'in yapmak istediğinin farkına varıp
ayağına gitmeyerek , ( mütekabiliyet ) eşitlik ilkeleri uyarınca
İngiltere'nin  güç gösterisini böylece kabul etmemiş oldu.

İşte *Devlet adamlığı niteliği ve ülkeyi temsil yeteneği budur.*



Diplomaside ( mütekabiliyet ) diye tanımlanan bir kavram vardır.
TDK bu kelimenin anlamını ( karşılıklı olma durumu ) yani diğer
deyişle eşit olma durumu olarak tanımlıyor.

Devletler arasındaki ilişkilerde mütekabiliyet çok önemlidir.
karşı tarafa verilecek olan örtülü mesajlar bu kavramın kullanılmasıyla
verilir.
Bu eylemin kullanılmasındaki incelik ise diplomatik kurallar içinde karşı
tarafı küçümseme ve tahkir etmek olguları taşır.

Amaç ;

*" Sen benim eşitim değilsin , güçlü olan benim "*
*demeyi , davranış ve tavırla göstermektir.*

*Örneğin İngiltere kraliçesi , İstanbul'a ,ülkesinin en güçlü savaş
silahlarından birisi olan HMS ILLUSTRIOUS'u getirmiş ve bu güçlü savaş
gemisinde parti vermiştir.*Bir Devlet baskaninin baska bir ulkeye ziyaret ve
gorusmelere gidisinde kendi silahli kuvvetlerine ait buyuk ve guclu bir savas
gemisini getirmesi ise adetten degildir.Bu uçak gemisi ,İstanbul'un
işgalinde olduğu gibi yine Dolmabahçe'ye demirlemiş ve gemilerin serenlerine
çekmekle yükümlü oldukları , bulundukları ülkenin Milli bayrağını yani, *Türk
bayrağını serenlerine çekmeyerek,*
*"seni tanımıyorum" mesajını vermiştir.*
18 Mart 1915 de Canakkale bogazini savaş gemileriyle gecemeyen Ingiltere,
HMS ILLUSTRIOUS'u bogazlardan gecirerek Ingiltere'nin emperyalist egemen
olma gucunu bu devasa savas teknesi ile ilan etmistir.
*Ayrıca Boğazlardan uçak gemisini geçmesi de Montro'ye aykırıdır.*
*Cumhurbaşkanı Gül de bu davete ilk kez smokinli olarak gitmiştir.!*

Emperyalist ülkeler  masaya oturttukları Türkiye'nin kolunu devamlı bükerekgüç
gösterisinde bulunmaktadırlar. Ne acıdır ki Türkiye'nin haklarını ve
bağımsızlığını koruyan Devlet adamları artık ortalarda kalmamıştır.

Devlet adamı olmak sıfatı taşıyan ve Yurt dışında doğrudan ülkelerini
temsil eden diplomatların da bu konuda çok dikkatli olmaları ve diplomasi
kurallarını, nezaketini ,geleneklerini ,kültürünü çok iyi bilmeleri böylesi
görüşmelerde tüm sezilerini de olabildiğince açık tutmaları gerektir.

Gerekir ki,
ülkelerini temsil ettikleri tüm görüşmelerde  ince ve örtülü veya açık
tavırlarla verilecek olan aşağılamak , onur kırmak amaçlı  tüm tavır ve
davranışlara karşı anında ve en etkili yöntemle yanıt verebilsinler .

*Ayrıca diplomatların, O ülkenini dilini de bilmeleri de gereklidir.*
*Büyükelçiler bulundukları ülkenin dilini bilmiyor iseler,gittikleri
görüşmelere yanlarında O ülkenin dilini bilen bir yardımcı götürmeleri de
gerekli ve faydalıdır.*
* *
***

Bilindiği gibi İsrail'de, İsrail Dışişleri bakan yardımcısı Dany Ayalon
tarafından Tel Aviv büyükelçimiz Oğuz Çelikkol'a çok küstahça bir tavırla
bir mesaj verilmeye çalışıldı.

Büyük elçimiz önce kapı önünde bekletildi !!
Büyükelçi Çelikkol her nedense hiç tavırsız bekledi ???

* Böylesi görüşmelerde kişiler toplantı ortamında kendi lisanlarıyla
konuşmaları
hem etik değildir hem de diplomasi geleneğine aykırıdır.İsrail Dışişleri
bakan yardımcısı Dany Ayalon gazetecilere dönerek İbranice demiş ki ;

*"Dikkat edin o alçakta biz yüksekte oturuyoruz, masada sadece bir *
*İsrail bayrağı var ve gülümsemiyoruz "*

***

Ne diyor Büyükelçi Çelikkol ;

" "Danny Ayalon her zaman Türkiye dostu bir kişiydi. Ben tamamıyla Türkiye
dostu birinin daveti üzerine gittim. Parlamento binasındaki görüşme öncesi
sadece
1 dakika bekletildim. Çok sıcak bir ortamda karşılandım. El sıkışktık."
Haberlerde ise el sıkışma dahi olmadığı yazılıyor ?

"Sonra 'Kurtlar Vadisi Pusu' dizisi konusundaki rahatsızlıklarını ilettiler
ve odadan dostane şekilde ayrıldık.

"Ancak görüşme sırasında Ayalon'un foto muhabirleriyle İbranice çok kısa bir
konuşması oldu. Muhabirlere heralde, 'Yeterince fotoğraf aldınız' şeklinde
bir ifadede bulundu diye düşündüm.

"Özellikle alçak koltukta oturtulduğum intibası almadım. Hatta onlar
iskemlede otururken, ben daha rahat olduğu için koltukta oturtuldum diye
düşündüm.

"Ancak daha sonra Ayalon'un görüşmede İbranice ne söylediğini öğrenince
olanların tamamen bir pusu olduğunu anladım."
***

Bence Büyükelçi Çelikkol diplomasi konusunda sınıfta kalmıştır !

* Öncelikle Devlet arasında dostluk diye bir kavram yoktur.
devletlerin kendi çıkarlarını gözetmesi esası vardır.

* Büyükelçi kendisine yapılan küçümsemenin de  farkına varamamıştır !
Oda kapısında dahi karşılanmayan Büyükelçi , bekletildikten sonra girdiği
küçücük odada kerhen yapılmış olan olan " el sıkışmasını " dahi sıcak bir
karşılama olarak algılamaktadır !!!

* Odada bulunan koltuklar , katılımcıların eşitliğini göstermek üzere
bir birinin eşiti ve benzeri ve yükseklikleri aynı olmalıdır.
Büyükelçimiz bunun da farkında değildir !!!
Özellikle küçük bir oda bu hakaret toplantısı için seçilmiştir.

* Ortadaki sehpada sadece İsrail bayrağı vardır.
Ama ülkemizin bayrağı yoktur.
Bunun diplomaside olan anlamı ise " seni tanımıyor ve saymıyorumdur "

***

Haydi geçmiş zamana ,1940'lara gidelim ;

1940 YAPIMI BİR CHARLİE  CHAPLIN FİLİMİ "BÜYÜK DİKTATÖR "

Büyük Diktatör" filminde Hitler, gücünü göstermek için Mussolini'yi alçak
bir koltuğa oturtuyor. Ünlü komedyen Charlie Chaplin Hitler rolunu oynadığı
"Büyük Diktatör" filiminde, kendisi gibi bir diktatör olan Mussollini'yi
ülkesine davet eder. Hitler daha üstün olduğunu Mussolini'ye kanıtlamak ve
rakibini küçük düşürmek için propaganda danışmanından yardım alır.
Büyük bir masa ve büyük bir koltuk,karşısında ise ayakları kesilmiş
bir sandalye vardır.
Hitler masa başında büyük koltukta oturmaktadır.
Mussoloni ise bu alçak sandalyeye oturtulur.
Hitler rakibine yukardan bakarken ve davranışlarıyla oldukça rahat
davranırken, Mussolini sandalyenin üzerinde büzülmüş bir görüntü verir.
Bir şey söylemek için sürekli başını kaldırarak Hitler'e bakmak zorunda
bırakılmıştır ama Mussolini bu oyunu akıllı bir hamleyle bozar.

***

İşte böyle sayın okur.
Bu oyun çok eskilerden beri oynanmaktadır.

Yazıma İsmet İnönü ile başlamıştım,
Yine onun başka bir devlet adamlığı gösterisiyle bitireyim ;

Prof. Dr. Ertan, Şerafettin Turan'in kaleme aldiği *''Ismet Inönü'' isimli
kitapta ''koltuk'' meselesine yer veriyor.*

Lozan'in açiliş törenin yapildiği gazinoya gelen Ismet Paşa,
Salonda Türk delegasyonu başkani olarak kendisine öteki heyet başkanlarina
oranla daha küçük bir koltuğun ayrildiğini görünce bunun nedenini sormuştu.

Ayni boyutta başka bir koltuk bulunamadiği diye bir yanit verilince,
" biz gidiyoruz uygun koltuk bulunduğunda geliriz " diyerek  tepki
göstermesi üzerine hemen diğerleriyle ayni boyutta bir koltuk bulunup yerine
konulmuş ve Türk heyeti görüşmelere ondan sonra katılmıştı.
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to [email protected].
For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap