İSLAM CUMHURİYETİ:

Yıl, Kasım 1978. Bergama Belediye Başkanıyım. İran Genelkurmay Başkanı ve 
heyeti, eşleriyle İzmir ziyaretinden sonra, önce Selçuk-Efese, sonra da 
Bergamaya geldiler. Eşimle beraber heyeti gezdirdik ve yemeğe aldık. Yemekte 
İran Genelkurmay Başkanına sordum; İmam Humeyni Pariste ve içinizi 
karıştırıyor. İranın bir İslam Cumhuriyetine dönmesi mümkün mü? İranlı General 
önce modern giyimli İranlı hanımları, sonra da arkadaşlarını göstererek, İranda 
böyle güçlü bir ordu ve bu modern bayanlar olduktan sonra İmam Humeyni hiçbir 
şey yapamaz dedi.

Bu ziyaretten yaklaşık 4 ay sonra, Genelkurmay Başkanının, Generallerin ve 
ailelerinin kafaları devrim muhafızları tarafından kesildi.



Peki, İran Devrimi nasıl gerçekleşmişti;

*1956- 1971 yılları arasında 3 Milyon köylü, şehirlere göç etti. Daha sonra her 
sene yaklaşık 400 bin kişi şehirlere göç etti. Ekonomik kriz ve kentleşme aynı 
döneme rastlamış ve kitleleri derin hayal kırıklığı içinde açlığa sürüklemişti. 
Şehrin varoşlarında milyonlarca işsiz ve aç insanın toplandığı ve kıvrandığı 
bir süreçte, İmam Humeyni bu aç insanlara kurtuluş vaat etti; İSLAM CUMHURİYETİ 
ve ALLAHIN YÖNETİMİ(Mollalar Yönetimi) 

Kaybedecek bir şeyi kalmayan halk bu din tüccarlarının eline düştü. Bu halk 
YİYECEK ve GİYECEK gibi ufak yardımlarla onların safına çekildi. Beyinleri 
yıkandı ve fakirlik- yokluklarının sebebinin, Şah yönetiminin kirli ve dinsiz 
rejimi olduğu kafalarına yazıldı.

*Aç olan halka bir taraftan iki lokma yemek verilirken, diğer taraftan 
DEMOKRASİ ve ÖZGÜRLÜK vaat edildi. Bu şekilde birçok sol görüşlü insanları da 
yanlarına çektiler. Devrimden hemen sonra ilk olarak bunların kafaları kesildi.

*Din adamları arasında, biat kültürüne göre, emir ve komuta zincirinde bir 
yapılanma vardır. Bunlar hemen her yerde etkili oldular ve halkı kışkırtıp, 
kontrol altına almada çok başarılı oldular. 

*Halk ayaklandıktan sonra, ortaya çıkan kargaşa ortamında, ellerinde Kuran-ı 
Kerim olan mollaların önderliğinde insanlar kışlaları bastılar. Karşı koyan 
rütbelileri öldürdüler. Mollalar idareye el koydular. İran, İslam Cumhuriyeti 
ve Şeriat hükümlerine teslim oldu.        



1997- 1999 yılları arasında 55. Hükümette Devlet Bakanlığı görevinde bulundum. 
İran ile Karma Ekonomik Komisyon Başkanlığı yaptım. 4 kez İrana gittim. Eski 
Şah rejiminin yerini, mollaların yönetimi almıştı ama insanlar yine fakirlik, 
yokluk içindeydiler. Demokrasi- özgürlük sadece sözlüklerde kalmıştı. Otelden, 
İran Petrol Bakanlığındaki bir toplantıya giderken konvoydaki iki araç çarpıştı 
ve yol tıkandı. Nereden çıktığını bilmediğim onlarca sopalı sivil devrim 
muhafızı, yolu açmak için insanları nasıl dövüyorlar, anlatılması imkânsız. 
Kimse, ağzını dahi açamıyor ve sadece sopadan kaçmaya çalışıyordu. Kısacası 
demokrasinin olmadığı yerde Şahın yerine, Din adamları diktatörce hüküm 
sürüyorlardı. Muhteşem Pers Kültüründen ve İslam Kültüründen eser kalmamıştı.



Bunları neden mi yazdım? İranda İslam Cumhuriyetine giden yolun, köşe taşlarına 
çok iyi bakmak gerek.



*Türkiyede işsizlik resmi olarak %14, gençlerde ise %25 lere ulaştı. Yoksulluk 
sınırının altında 20 milyon insan yaşıyor. Kısa zamanda da azalacağı yok. 
Sadece Ankara Büyükşehir Belediyesi her ay 400 bin eve yiyecek yardımı 
yaptığını, dergilerinde övünerek yazıyor.

Sadaka kültürü ile insanlar, bedava kömüre, ekmeğe yemeğe alıştırıldılar. 
Şimdilik, verdiklerininkarşılığında bu insanlara yemin ettirerek oylarını 
alıyorlar. 

*Türk Silahlı Kuvvetlerinin özellikle dinci basının ve belli bir tarikata 
mensup devlet görevlilerinin saldırısı altında olduğu herkesin malumudur. Sayın 
Genel Kurmay Başkanı, Asimetrik Psikolojik saldırı altındayız diye basın 
toplantısı düzenledi.



*Bölücü Kürtçüler, tarikatlarla işbirliği içindedirler. İki grubunda ortak 
hedefi, Lâik Cumhuriyet ve Demokrasidir.



AKP İktidarının kafalarının arkasında tam olarak ne var, sadece kendileri 
biliyor. Sözleri ile davranışları birbirlerini tutmamaktadır. Bu iktidar 
mensupları içinde, Barzaniyi ve İrandaki Mollaları kendilerine, Atatürkten daha 
yakın bulanların sayısı hiçte az değil.



Herkesin aklını başına alma zamanı gelmiştir. Özellikle varlığını, Atatürkün 
kurduğu Lâik Cumhuriyete borçlu kamu görevlileri, Demokrasi ve Çağdaşlığa 
inanmış tüm insanlarımız yaklaşan tehlikeyi görmeli ve tedbirlerini 
almalıdırlar. Tedbir herkesi aydınlatmadır, bilgilendirmedir ve özellikle dar 
gelirli insanlarımızı bu sadaka hırsızlarının elinden kurtarmaktır. Bu ortaçağ 
örümceklerine verecek tek insanımız yoktur. 

Uyarı görevimizi yerine getirmeye devam edeceğiz.



Sağlık ve başarı dileklerimle, 17. Ocak. 2010 



Rifat Serdaroğlu



Eski Sağlık ve Devlet Bakanı

[email protected]





.                                         
_________________________________________________________________
Hotmail: Trusted email with Microsoft's powerful SPAM protection.
http://clk.atdmt.com/GBL/go/201469226/direct/01/

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap