Kamuoyuna Açık Mektup

HUKUK VE İNSANLIK ACI cekiyor ..


Sevgili Yurttaşlarım,

Ergenekon davası Kapsamında 23 Eylül 2008 tarihinden bu yana tutuklu
bulunmaktayım. Aradan geçen onca zamana karşın suçumun söylenmesi konusunda
yaptığım başvurulara yanıt verilmediği gibi, bu sorumun da "savunmamdan
sayılmasına" karar verilmiştir. Oysa bu dava TCK 311 Kapsamında; TBMM'ni
cebir ve şiddet ile ortadan kaldırmak, TCK 312; TC Hükümetini cebir ve
şiddet kullanarak devirmek, TCK 314 / 2; Silahlı terör örgütü üyesi olmak
suçlamalarıyla 2 ömür boyu ağır hapis cezası istemiyle tutuklu
bulunduruluyorum. Ancak bu Suçları ne zaman, nasıl işlediğim; ne zaman Örgüt
üyesi olduğum ve bu suçlamaların delillerinin ne olduğu konusundaki yazılı,
sözlü başvurularıma yanıt Verilmemektedir. Bunlar iddianamede de
yazılmamıştır. Oysa Anayasamızın 19. ve 141. Maddeleri, CMK'nun 100/1-3, 101
/ 2 ve 170. Maddeleri bunların iddianameye yazılmasını ve sanığa
söylenmesini zorunlu kılmaktadır. Bana karşı suç işlenmektedir. Bunlarla
ilgili savunma tutanaklarını www.tuncayozkan.
com<http://www.tuncayozkan.com/> İnternet
adresinden görebilirsiniz. Bana suçumu söyleyin dediğimde, Savcılık Makamı
bunu söyleyebilmek için 16 ay sonra mehil istemiştir. Daha önce de mahkemeye
"Tuncay Özkan'a suçunu söylemek ihsası rey olur, söyLemeyin" demişlerdi. Bu
mütalaa üzerine mahkeme de "yapacak bir şey yok" Kararı vermişti.

Ergenekon davası hukuki boyutların ötesine geçmiştir. Mahkeme salonunda
iktidar ve onun başını övenler, muhalefete küfredenler, dosyalarında hiçbir
değişiklik bulunmamasına karşın salıveril mektedir. Savcılık buna da
katilmaktadir. Ancak ben suçumu dahi öğrenemeden esir tutuluyorum. Neden?
Çünkü; duruşma salonunda inançlarımı, özgürlüğümü, düşünme ve ifade etme,
karşı çıkma ve Muhalefet olma hakkımı savunuyorum. Hukuksuzluklara, artık
cezaya dönüşen tutukluluğa, kirli siyasetin aracı yapılmak istenen adliye
anlayışına direniyorum. Bu yüzden de mahkeme başkanının oyuna rağmen iki
yargıcın neden belirtmeksizin, karşı çıkmaları yüzünden tutukluluğum devam
ediyor. Hem de kaçma, delilleri Karartma şüphem bulunduğu genellemesiyle.
Oysa bunlar olanaksız.

Ben T.C. Anayasasını ve Cumhuriyet rejimini savunuyorum. Atatürkçüyüm.
Türkiye'yi ele geçirmek için mücadele eden "Recep Faşizmine" ve "örgütlü
Cehalete", "Seçilmiş Krallığa" karsiyim. Demokratik Cumhuriyeti Müdafaa
ediyorum.Sucum, susturmayı başaramadıkları bir muhalifleri olmamdır.
Korkuları Halkla buluşmamdır. Beni Öldürseler de Türkiye Cumhuriyeti ve
Atatürkçü düşünceyi savunmaktan, değil dirimi, ölümü bile geri koyamazlar.

Ergenekon davası suçsuzluğumun delilidir. Bütün hayat hikayemi, özel
yaşamımı ve inançlarımı ortaya döküp, kendini Savun dediler. Sözlerim Kirli
siyaseti ve araçlarını korkuttu. Suç bulamadılar. Suçsuzluğum ortadadır.
Onları saran Siyaset korkusudur. Türkiye'yi, Ergenekon karanlığı ve bu
davayı kirli siyasetlerinin korku Kılıcı haline getiren iktidar odakları
konusunda uyarıyorum. Silivri'de Hukuk katledilmektedir. Suçsuzlukları orta
yerde duran insanlar, akıllarını yitirmekte, duruşmalar sırasında büyük
DRAMLAR yaşanmaktadır. Bunun son örneği genç bir polis olan Kenan Temur'dur.
Halen Bakırköy Akıl ve Ruh Hastanesinde yatmaktadır. Aklını duruşma
sırasında yitirdi.

Yurttaşlarımız, Silivri korku tünelinin karanlığını aydınlatmalı, bu tünel
yıkılmalıdır. Yaşanan acıların önlenmesini, işkence ve peşin cezaya dönüşen
tutuklu bulundurma hukuksuzluğunun önüne geçilmesi için Türkiye'yi göreve
çağırıyorum. Sizi vicdanınıza ve aklınıza sahip çıkmaya, Silivri'de yaşanan
işkenceye karşı duyarlı olmaya davet ediyorum. Yarının Türkiye için çok geç
olmamasını diliyorum. Saygı ve Sevgilerimle

Tuncay Özkan

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap