Kimden: Suay Karaman [email protected]

 *8 ŞUBAT 2010 TARİHİNDE ULUS GAZETESİ'NDE YAYINLANAN YAZIMI GÖNDERİYORUM.*
*--------------*

*E Ş K I Y A*



Suay Karaman      Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) Genel Sekreteri



7 Mayıs 1966 tarihinde Süleyman Demirel'in başbakan olduğu dönemde,
cumhuriyet tarihinde ilk kez sivil polisler, muhalefet partilerinin
TBMM'deki grup odalarına girip arama yapmışlardı. Bu olay üzerine Cumhuriyet
Halk Partisi sert tepki göstermişti ve CHP Genel Başkanı İsmet İnönü:
"Eşkıyanın
bu gece ne yapacağı bilinmez!" demişti. Ancak günümüzde eşkıyanın ne
yapacağı çok açık bir şekilde bellidir.



TBMM Başkan Vekili Güldal Mumcu'nun yönettiği Genel Kurul'da, kürsüde
konuşma yapan CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın iktidarı eleştiren
sözleri AKP'lileri kızdırınca, olaylar meydana gelmiştir. Bunun üzerine
Başkan Vekili Güldal Mumcu tarafından oturuma ara verilmiştir. Verilen bu
ara sırasında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, sinirli bir şekilde Güldal
Mumcu'nun odasına girerek meclisi yönetemediğini, başkanlık kürsüsüne
yakışmadığını söylemiştir. Daha sonra AKP Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş
da Başkanlık odasına aynı sinirli tavırla girerek,  Güldal Mumcu'nun üzerine
yürümüştür.



Yaşanan bu gelişmelerden sonra, Güldal Mumcu olayı protesto ederek, kürsüye
çıkmayacağını ve oturumu yönetmeyeceğini bildirmiştir. Olaylar üzerine
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile AKP Genel Başkan Yardımcısı Salih
Kapusuz, Güldal Mumcu'dan özür dileyerek tekrar kürsüye çıkmasını
sağlamışlardır. Uzun bir aranın ardından tekrar kürsüye çıkan Güldal Mumcu,
başbakan yardımcısının kendisine talimat vermeye kalktığını bildirmiş ve "bu
son dönemdeki yürütmenin yasama üzerinde baskısıdır, müdahalesidir, bunu
şiddetle kınıyorum" demiştir. Tekrar başlayan oturumda çıkan tartışmalar
üzerine bu kez AKP'liler, MHP'lilere saldırmışlar ve çıkan kavgada yaralanan
milletvekilleri olmuştur.



Bülent Arınç ve ekibi tarafından yapılan bu saldırı açıkça yürütmenin,
yasama üzerindeki baskısıdır. 2010 bütçe görüşmelerinde söz alan başbakan,
oturumu yöneten TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'e dönerek, muhalefet
milletvekilleri için: "sayın başkan, siz mi susturursunuz, ben mi
susturayım" diyerek azarlamıştı.



Siyasi iktidar yürütme erkinden başka, yasama ve yargı erklerini de elinde
bulundurmak istiyor. Bunun için her yolu deniyor, hukuk dışı tutum ve
davranışlarda bulunuyor, kendilerine yapılan muhalefete dayanamıyor ve bütün
bu olanları da 'demokrasi' olarak yorumluyor. Demokrasilerdeki kuvvetler
ayrılığı ilkesini yok sayarak, kuvvetler birliği ilkesi yaratmak için büyük
çaba harcıyor. Başbakan ve ekibi kendilerini eleştiren herkesle kavgalıdır.
Siyasi iktidar, yargıçtan savcıya, muhalefet milletvekilinden gazeteciye,
çiftçiden işçiye, memurdan öğrenciye, kendilerini eleştiren herkese
bağırmakta ve tehdit etmektedir. Bu gidiş demokrasi dışıdır ve sonu
karanlıktır. Tek parti diktatörlüğüne doğru yol alınmaktadır; bu bir sivil
darbedir. Hayali darbe planlarının bolluğu, hayali suikast planlarının
olduğu ve her yerde silahların bulunduğu bir ortamdan yarar sağlamak isteyen
demokrasi dışı güçler, ülkeyi sivil bir darbenin kucağına oturtmuşlardır.



Ülkemizi bu karanlık ortamdan aydınlığa kavuşturmak için, demokrasiyi
benimseyen tüm kuruluşların bir araya gelerek, güç birliği yapmaları
gerekmektedir. Siyasi iktidarın sivil darbe planlarını bozmak, tüm ulusalcı
örgütlerin iş birliği yapmaları ile önlenebilir. Atatürk'ün çocukları bunu
başaracaklardır; aydınlık, güzel ve rahat günler sivil darbe heveslilerinin
iktidardan uzaklaştırılmalarıyla gerçekleşecektir..



Ulus Gazetesi, 8 Şubat 2010.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Attachment: EŞKIYA.doc
Description: MS-Word document

Cevap