*Can Ataklı *      Çağırırsınız Genelkurmay Başkanı'nı verirsiniz talimatı

Sevgili okurlar; geçen haftayı hareketli ama hiçbir derinliği ve ciddiyeti
olmayan tartışmalarla geçirmek zorunda kaldık. Artık sapla saman iyice
birbirine karıştı. Popülizm öyle bir hal aldı ki, başta iktidar olmak üzere
pek çok kişi olayların içeriğine değil, halkta nasıl etki yaratacağına
bakıyor.

*Peygamber tartışması*

Haftanın en popülist tartışması kuşkusuz "peygamber" konusu oldu. *Eski AKP
Aydın İl Başkanı İsmail Hakkı Eser'in* iki yıl önce söylediği bir söz bugüne
taşınınca olay yarattı. Meselenin özü şu: Bu AKP'li *iki yıl önce "Tayyip
Erdoğan bizim için peygamber gibidir" demişti.
*
*MHP tekrar edince*

*Bu sözler iki yıl boyunca hiç tartışılmadı.* *MHP'li Osman Durmuş Meclis
kürsüsünden bu sözlere gönderme yaparak "Sizi gidi beyaz yakalılar sizi.
Nasıl olur da peygamber olarak sayılan bir Başbakan'ın eşini GATA'ya
sokmazsınız?" diye sorunca Başbakan öfkeye kapıldı.* *Ve işin özü gözlerden
kaçırılarak konu istismar edildi. Başbakan ve AKP yandaşları sanki
benzetmeyi MHP'liler yapmış gibi üste çıktılar.
*
*Eşe laf söyletmeme*

Aynı tartışma sırasında bir de "en sığ biçimde" ve tamamen Türk halkının
geleneklerine yönelik bir polemik daha yapıldı. *Başbakan eşinin üç yıl önce
GATA'ya girememesini sanki kendi açıklamamış da başkası söylemiş gibi
konuşarak "Eşime laf söyletmem" diyerek popülizmin şaheserini yaratmaktan
çekinmedi.
*
*Doğru olmayanlar*

Herkes şimdi üzülmüş gibi yapıyor, başta Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ
olmak üzere. Koca koca makam sahiplerinin kamuoyu önünde şirin gözükmek
adına kendilerini küçük düşürmelerini anlamak çok zor. Sadece doğruyu
söyleseler yeter ama, basiretler bağlanmış belli ki. Türkiye bu mantıkla yol
alabilir mi?

*GATA gerçeği*

*İşin doğrusu şudur:* Yakınları askeri hastanelerde *tedavi görenler
kıyafetleri ne olursa olsun içeri girebiliyor. Bu hep böyleydi ve böyle de
devam ediyor.* Ayrıca hiçbir vicdan veya ideoloji, terörle mücadelede
ayağını, kolunu, gözünü yitirmiş oğlunu ziyaret etmek isteyen bir anneye
"Başın kapalı, giremezsin" diyemez, dememiştir de.

*Yasak nerede var*
Askeri yönetmeliklere göre başörtülü olanlara da herhangi bir yasak yok. *Bir,
sadece bir türban gibi dini bir simge olarak kullanılan örtünme biçimi; iki,
devrim kanunları ile kaldırılmış olan kara çarşaf ile sarık cübbe gibi
giysili olanlar resmi törenlerde yer alamıyor, orduevlerinden hangi nedenle
olursa olsun yararlanamıyor.
*
*Asker bilmiyor mu?*

*Bu durumu elbette asker de biliyor. Ama Genelkurmay Başkanı doğruyu
söylemek ve "Nereden çıkarıyorsunuz bunları" demek yerine lafı dolandırma
yoluna saptı.* Anladığım kadarıyla Başbakan'ın önceki hafta yaptığı "Biz
aramızda paslaşıyoruz" sözlerine doğruluk ve haklılık payı katmak istedi.
Başka türlü izahı yok bunun.

*İşin gerçeği nedir?*

Ayrıca bu olayda yine saptırılan bir nokta var. *Başbakan'ın eşi sanatçı
Nejat Uygur'u ziyaret etmek isteyip de kapıdan çevrilmemiştir. *Sayın Bayan
Erdoğan, Uygur'un eşine "Ziyarete gelmek istiyorum" demiş, Uygur'un eşi
ziyareti hastane yönetimine söylediğinde "Sorun olabilir" cevabıyla
karşılaşmıştır.

*Neden müdahale edilmedi? *
Bunun üzerine Bayan Uygur, Başbakan'ın eşini aramıştır ve ziyaretten
vazgeçilmiştir. *Oysa durum anında ilgili komutanlara iletilmiş olsa böyle
bir yasağın olmadığı ve olamayacağı kendisine bildirilir, konu bugünkü gibi
istismar edilmeden hallolurdu. Ayrıca bu görevlinin kim olduğu da neden
açıklanmamaktadır?
*
*Başbakan da hatalı*

Bunun da ötesinde; Başbakan hâlâ sadece şikâyet ederek mağduru oynamaya
çalışıyor. Kendilerine yönelik "neler yapıldığını" gizemli biçimde
söylemeyip "Anlatmaya kalksam ülkem kaldırmaz" diyerek şüphe bulutlarını
daha da kalınlaştırıyor. Böylelikle hem mağduru ama aynı zamanda hem de
mağruru oynuyor. Oysa yapacağı çok basittir.

*Verirsin bir talimat*

*Başbakan, böyle ya da benzeri durumlarda yetki ve sorumluluğunu kullanmak
yerine topu taca atmaya çalışıyor.* Bu mağduriyeti oynamak yerine çağırır
Genelkurmay Başkanı'nı "Böyle yönetmelik olmaz, derhal değiştirin ve
getirin" der. Eğer -yok ama- gerçekten böyle çağdışı bir yöntem
uygulanıyorsa anında değiştirilmiş olur.

*EMASYA protokolü*

*Başbakan her fırsatta sanki önünde gizli duvarlar varmış gibi konuşuyor
ama, iradesini kullandığı zaman bunların sanal korkular olduğu da hemen
görülüyor. İşte EMASYA protokolü denilen şey bir günde kaldırılıverdi.
Darbelere zemin ve hazırladığı gerekçesiyle iki yıldır yandaş medyanın
ağzından düşmeyen bu konu kapanıp gitti bile. Peki nerede o "vesayet"
konusu.
*
*Aslında biri itiraftır*

*EMASYA protokolünün bir günde kaldırılması aslında oynanan bir oyunu da
ortaya çıkarması açısından önemlidir. Çünkü böylelikle "vesayet" gibi absürd
bir tartışmanın da aslında sanal olduğu anlaşılmıştır.* Eğer Türkiye'de
gerçekten gizli güçler her şeyi kontrol ediyorsa bu protokolün de kalkması
mümkün olmazdı. Kalktı, hiçbir şey de olmadı.

*Demokrasi zaferi değil*

AKP ve yandaşı liberal maskeli faşistler yarattıkları darbe paranoyasından
siyasi rant elde edebilmek için bu protokolün kaldırılmasını bir demokrasi
zaferi gibi sunmaya çalışıyor. Oysa darbe yapmak için bir gerekçeye
dayanmaya gerek yok. Darbe darbedir. Yapan başarılı olursa kanunlarını
koyar, başaramazsa da bunun bedelini çok ağır biçimde öder.

*Oyun bitmeyecek elbette*

Tabii EMASYA'nın kaldırılması ile darbeye giden yollardan birinin daha
kapandığını söyleyen AKP ve yandaşları bununla yetinmeyecek. Çok prim
yaptığını gördükleri darbe paranoyasından en azından seçimlere kadar
yararlanmak için daha çok oyun oynayacaklardır. Önümüzdeki günlerde yeni
iddiaların ortaya atılacak olduğunu söylemek kâhinlik değildir.

*Tekel işçilerinin eylemi*

Sevgili okurlar; iki aya yakındır Tekel işçileri direnişte. Bu eylem çok
önemlidir. Çünkü 12 Eylül darbesinden bu yana hiçbir işçi eylemi bu kadar
uzun soluklu ve kararlı olmadı. *Tekel direnişi, çalışanların üzerlerindeki
korku baskısını artık aşmaya ve seslerini yükseltmeye başlamalarının bir
simgesidir.

İktidarın korkusu*

İşte bu nedenle AKP iktidarı Tekel direnişinden çok endişeli. Sonuçta Tekel
işçilerinin istediği hakların verilmesi o kadar zor bir şey değil. *Ama
toplumun bazı kesimlerinde yükselmeye başlayan "direniş bilincinin" artması
tehlikedir ve iktidar bu tehlikenin farkındadır. Bu nedenle işçiyi
yıldırmaya ve dolayısıyla kamuoyuna "Başını kaldırmaya kalkma ezerim" mesajı
verilmektedir.
*
*Bu haftanın gündemi*

Bu hafta içinde merkezde oluşması gerektiğine inandığım birleşme ile ilgili
yazılar yazmayı planlıyorum. Son dönemde nereye gitsem bu konunun
konuşulduğunu ve toplumda ciddi bir beklentinin oluştuğunu görüyorum.
İktidarı tek başına bırakmak ve içi boş tartışmalarla sürekli patinaj yapmak
istemeyenlerin elini taşın altına koymasının zamanı geldi de geçiyor bile.

*Yeni duyumlar*

Bu arada *önceki hafta aldığım bir duyumu da bir iki gün içinde sizlerle
paylaşacağım. Kozmik odada yapılan aramaların asıl nedeni ve sonuçları
konusunda bugüne kadar söyledikleri, iktidara çok yakın olduğu için doğru
çıkan birinden aldığım bilgileri aktarmak istiyorum sizlerle.
*
Hepinize iyi haftalar dilerim...

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap