Ezel dizisinde çarpıcı bir sahne ile gündeme gelen HASSAN SABBAH hikayesi
nedir bilmek istermisiniz Hasan Sabbah'ın Hikayesi
 Hassan Sabbah'ı bilirmisin? Hasan Sabbah yalçın bir dağın tepesindeki bir
adam.Kartal yuvası bir kalede oturuyor. Alamut kalesinde. Krallıkları
deviren adalet dağıtan, dehşet saçan bir adam. O zamanın Selçuklu Sultanı
Selahattin bu Hasan Sabbah'ın peşine kelle avcılarını göndermiş. Hasan
Sabbah'ın kellesini istemiş. Gel zaman git zaman Hasan Sabbah'ın elçisi
Sultana gitmiş saraya.Elçi gelmiş, Demiş ki, "Sultana bir lafımız olacak"
Sultan "Buyur söyle" demiş. Elçi bakmış şöyle, Demiş ki "Bu kalabalık
olmaz". Sultan kalabalığı göndermiş. Elçi demiş ki "bu korumalar da gitsin
lafım sana" demiş.

Sultan iyice merak etmiş korumaları da göndermiş.O zaman elçi sultanın
yanındaki iki kölemen korumaya bakmış.Demiş ki Onları

da gönder. Sultan demiş ki;"Onları göndermem, onlar benim oğullarım, en çok
onlara güvenirim. Biz üçümüz bir kişiyiz" demiş.Hadi söyle yahut ta git.
O zaman elçi o iki kölemen korumaya dönmüş demiş ki. O zaman Demiş ki "size
kılıçlarınız çekin ve hükümdara kıyın desem ne yaparsınız?" İki adam
tereddüt bile etmemiş, "Emrin olur" demiş.Bunun üzerine elçi arkasına bile
bakmadan çekip gitmiş. Ertesi gün Sultan Selahattin Hasan Sabbah'ın peşine
gönderdiği kelle avcılarını geri çağırmış.
  Hasan Sabbah, tarihte ve günümüzde eşi benzeri olmayan bir Alevi
önderidir. Hasan Sabbah, kurduğu örgüt ile yıllarca zalimlerin, saltanat
sahiplerinin korkulu rüyası olmuştur.

Hasan Sabbah, İran'ın Kum kentinde doğmuştur. Doğum tarihi kesin olarak
bilinmemektedir. Hasan Sabbah, 17 yaşına kadar Oniki İmam'cı Şii eğitimi
almıştır. 17 yaşından sonra İsmailliliği benimsemiş ve bölgenin İsmaili
önderlerinden eğitim görmüştür. Hasan Sabbah buradaki eğitimini
tamamlayınca, İsmaillilerin merkezi olan Fatımi Devleti'nin başkentine uzun
ve zahmetli bir yolculuktan sonra 1078'de vardı. Hasan Sabbah üç yıl
Mısır'da kaldı. Kahire ve İskenderiye'de dönemin ünlü bilginlerinden dersler
aldı. Hasan Sabbah, 1081 yılında İsfahan'a dönerek, yetkinleşmiş bir şekilde
mücadeleye başladı.

Hasan Sabbah, yaklaşık 9 yıl çeşitli kentleri gezerek, İsmailliliği yaymaya
çalıştı. Bu çalışmaları sonucu var olan İsmaili tabanını daha da genişletti.
1090 yılında Alamut kalesinde eğitim ve örgütlenme mücadelesine yeni bir
boyut kazandırarak, Alamut kalesini kendisine merkezi üs olarak seçti.
Alamut kalesi, Elbruz sıradağlarının en doruğunda olup, çok korunaklı bir
konumdadır. Nitekim yıllarca ordular Alamut'u kuşatmalarına rağmen
fethedememişlerdir. Hasan Sabbah burayı bilinçli seçmiştir. Hasan Sabbah,
Alamut'un bütün eksiklerini tamamladı. Su kanalları açıp, ambarlar kurdu.
Çevredeki küçük kaleleri alıp onlara kuleler yaptı. Çevrede bulunan yerleşim
alanlarının çoğu İsmaili oldu. Bu arada bazı kurallar getirip, sosyal
reformlar yaptı. İsmailileri kardeşlik bağlarıyla birleştirdi. Böylece her
birey kendisini topluluğun sorumlu bir üyesi ve onun ayrılmaz bir parçası
olarak hissetmeye başlamıştır.

Alamut kalesinin Hasan Sabbah tarafından ele geçirildiğini öğrenen Selçuklu
veziri, Nizamülmülk, dört ay boyunca Alamut'u kuşatmasına rağmen sonuç
alamadı. Bu dönemde Selçuklu Devleti'nde taht kavgası vardı. Bu durumu en
iyi şekilde değerlendiren Hasan Sabbah, örgütlenme alanını günden güne
genişletti. Örgütlenme ağı o kadar boyutlanmıştı ki, Selçuklu Devleti'nin
üst düzey memurları dahi İsmaili olmuştu.

Hasan Sabbah, bütün yaşamı boyunca İsmaili inancının özgürce yaşanması için
çalıştı. Bu noktada başarılı oldu. Bugün dahi onlarca kişi Hasan Sabbah'ın
yaptıklarını hayranlık, şaşkınlık ve gıpta ile değerlendirmekteler. Hasan
Sabbah'a olmadık iftiralar, hakaretler ve yakıştırmalar yapıldı. Öyle ki,
Hasan Sabbah taraftarlarına afyon içenler anlamında haşhaşiler denildi.
Oysaki onlara "Assasin" deniliyordu. Assasin kavramının türkçe karşılığı
"bekçiler, sır bekçileri"dir. Onlar hiç bir zaman dünya malına olan
düşkünlüklerinden, insanın inandığı değerler için yapmayacağı şey olmadığını
bilmediler. Onlar için, değerleri için, inancı için yaşamını dahi feda
etmek, insanın yapacağı bir iş değildi. Günümüzde dahi, Hasan Sabbah ve
taraftarları için en ahlâk dışı iftiralar yapılmaktadır.

Onlara göre Hasan Sabbah, fedailerini sahte cennet vaadiyle kandırıp, onları
uyuşturucuya alıştırıp, eylemlere gönderiyormuş. Ne yazık ki, bir çok Alevi
insan dahi bu yalanlara inanmaktadır. Oysaki gerçekler çok daha farklıdır.
Gerçekte Hasan Sabbah, kötülüklere, haksızlıklara karşı gelmiş ve
öğrencilerini de bu doğrultuda eğitmiştir. Onlara asla ve asla haksızlığa
boyun eğmemelerini öğütlemiştir. Bu uğurda gerekirse yaşamlarını ortaya
koymalarını öğütlemiştir. Hasan Sabbah'ı izleyen öğrencileri, yer yer fedai
eylemler geliştirip, haksızlıkların üzerine gitmişlerdir. Doğal olarak
haksız olanlar bunun karşıt propagandasını yapmışlardır. Ama bilinmelidir
ki, bir kişiye ne kadarda uyuşturucu verilirse verilsin, o kişi asla böyle
eylemler yapamaz. Aksine uyuşturucu alan kişi hantallaşır.
Hasan Sabbah'ın Alamut kalesini koruması, bu kaleye en güçlü ordunun dahi
girememesi günümüzde dahi gıpta ile bakılan, hayranlık duyulan bir olaydır.
Nasıl olurda bir fedai gözünü kırpmadan eylem gerçekleştirmiştir? O fedai
nasıl bir eğitimden geçmiştir? Hasan Sabbah nasıl taktikler geliştirip,
stratejisini uygulayıp, kaleyi güçlü ordu karşısında korumuştur? Bütün
bunlardan yola çıkarak, Hasan Sabbah'ın etkileme gücü, bilinci, askeri
dehası, örgütlenme stratejisi günümüzde hayranlık uyandırıyor. Böyle bir
büyük şahsiyet görevini başarıyla tamamlamış 1124 yılında hakka yürümüştür
Hayatı 
[değiştir<http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Hasan_Sabbah&action=edit&section=1>
]

İran <http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ran>'da Kum kentinde dünyaya
gelmiştir. Zamanın önde gelen okulllarında okuma şansı bulmuştur. Ailesiyle
birlikte Rey şehrine gittiğinde burada
Şii<http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eiilik>inancının önderleriyle
temas etmiş ve Şiiliği benimsemiştir. Dini
çalışmalarını geliştirmek için
Fatimiler<http://tr.wikipedia.org/wiki/Fatimiler>'in
hakim olduğu Kahire <http://tr.wikipedia.org/wiki/Kahire>'ye gitmiştir.
İran'a döndüğünde Selçuklu sarayında yüksek bir memuriyetle işe
başlayacaktır. Bu dönemde ünlü yönetici Nizamülmülk'ün emrinde çalışmaya
başlamıştır.

Bazı iddialara göre Nizamülmülk, Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah birlikte aynı
dönemlerde öğrencidirler ve kim hayatta en çabuk yükselirse diğerlerine
yardım edecektir. Bu efsanenin doğruluğuna dair bir bilgi
bulunmamaktadır.Çünkü Nizamülmülk ile Hasan Sabbah arasında yaklaşık 40
yıllık yaş farkı vardır. Bundan sonra kesin olarak bilenen ise Hasan
Sabbah'ın yoğun dini çalışmalarından sonra örgütlenmeye başladığı ve Alamut
kalesini ele geçirip burada üslenmesidir.

Sabbah'ın Alamut'u ele geçirişinden de Semerkant
(roman)<http://tr.wikipedia.org/wiki/Semerkant_%28roman%29>'da
bahsedilir.Romanda bunun İsmaililerin kaynaklarında yazdığı
belirtilir.Sabbah önce Alamut'ta İsmailiyeliği yayar.Sonra da kaleye gelir
ve kaleyi teslim etmesini söyler.Kaledekilerin çoğunun da İsmaili olduğunu
söyler.Komutan da kaleyi bin altına aldığını söyler.Hasan Sabbah ise bir
kağıda bir şeyler yazar ve söylediği şehre gitmesini söyler.Gider ve
parasını noksansız alır.

İslamiyetin tarihinde yaşamış olduğu farklı mezheplerden biri olan
Şiilik<http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eiilik>mezhebi İran'da
yaygındır. Bu mezhepin üyelerinin Selçuklu hakimiyetindeki
bölgelerde Sünni yöneticiler tarafından baskıya maruz kaldıklarından dolayı
Şiilik gizli olarak kendisini varetmiştir. Hasan Sabbah'ın da mensup olduğu
İsmailiyye tarikatının inancına göre 12 imamdan yedincisi olan Cafer
öldükten sonra oğlu İsmail'i imam tayin etmiştir. Ancak İsmail babasından
önce ölmüştür. İsmailiye tarikatı ise İsmail'in ölmediğini ve gizlenmek için
ortadan kaybolduğunu, zamanı gelince geri döneceğini savunur. Bunun
haricinde Hasan Sabbah'ın bağlı bulunduğu Nizari kolu ise 18. imam
Mustansır'dan sonra ise Musta'li değil Nizari'nin gelmesi gerektiğini
savunur..
Hakkındaki efsaneler ve popülerleştirme
[değiştir<http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Hasan_Sabbah&action=edit&section=2>
]

Hasan Sabbah hakkında yazılan birçok popüler eserin aksine konuyu bilimsel
olarak değerlendiren eserler de mevcuttur. Bunlardan en önemlisinin
yazarı *Farhad
Daftary'*ye göre döneme ait bilgi kaynakları sadece Şii inanca düşmanlık
besleyen Sünni kaynaklar ve İslami tarihi hiç anlamayan yanlı Haçlı
kaynaklarıdır. Buralardan kaynaklanan yanlış bilgilendirme ve karalama
kampanyasının sonucu olarak esrar, haşhaş, intihar fedaileri, bakirelerin
gezdiği bahçeler efsaneleri türetilmiştir. Gerçekte varolan ise sağlam bir
örgütlülük yapısına dayanan bir vurucu güçtür.Bahsedilen
popülerleştirmelerden bazıları:

   - Haşhaş kullanımı:

Suikast işletmek için militanlarına haşhaş vererek onların zihinlerini
avucuna aldığı.Haşhaş kullandıkları iddialarından dolayı karalamak amacıyla
haşhaşi adı verilmiştir.

   - Gösteri amaçlı intiharlar:

Merkezleri, yüksek bir kayalığın tepesinde kurulu olan Alamut
Kalesi<http://tr.wikipedia.org/wiki/Alamut_Kalesi>'ydi.
Misafirleri(genel olarak düşmaları)Alamut Kalesi'ne gittiklerinde Hasan
Sabbah onları etkilemek ve müritlerinin kararlılığını göstermek için kalenin
yukarısında duran müritlerinden üçüne işaret ederek aşağıya atlamalarını
istemiş ve onlar da hiç tereddüt göstermeden atlayınca misafirleri bu
olaydan oldukça etkilenmişlerdir.Ancak bilinenin aksine müritler genel
olarak ölmezdi.Bu tavır o insanların uyuşturucu almadan bunu yapmalarının
mümkün olmadığı fikrine götürmüştür. Ayrıca bu rivayet Assassin's
Creed<http://tr.wikipedia.org/wiki/Assassin%27s_Creed>adlı video
oyununa konu olmuştur.

   - Cennet Bahçeleri:

Bu iddiaya göre Hasan Sabbah'ın tarikata yeni giren gençlere, öldükten sonra
cennet vaadettiği söylenmektedir.

   - Ömer Hayyam ve Nizmülmülk ile sınıf arkadaşlığı:

Ömer Hayyam, Nizam-ül Mülk ve Hasan Sabbah'ın sınıf arkadaşları oldukları
rivayet edilmektedir.Aralarındaki anlaşmaya göre bu arkadaşlardan kim daha
önce yükselir ve mevkii sahibi olursa diğer ikisine yardım edecekti.
Nizam-ül Mülk başvezirliğe kadar yükselince Hasan Sabbah'ı da yanına aldı.
Ancak Hasan Sabbah zekasıyla sarayın dikkatini çekmişti. Nizam-ül Mülk kendi
mevkiisinin tehlikede olduğunu fark etti. Hasan Sabbah'ı oyuna getirerek
saraydan kovulmasına neden oldu. Hasan Sabbah Alamut Kalesi'ni kendine üs
seçti ve kendi inançlarına ters düşen Selçuklulara karşı mücadelesine
başladı. Ancak tüm bunlar hala netlik kazanmış değildir. Çünkü bu üçlünün
hiçbir zaman sınıf arkadaşı olmadıkları düşünülmektedir.Zamanın Selçuklu
İmparatoru Melikşah ve Moğol İmparatoru Cengiz Han,Hasan Sabbahı yok etmek
için fazlasıyla uğraşmışlarsa da başaramamışlardır.
Ölümü 
[değiştir<http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Hasan_Sabbah&action=edit&section=3>
]

1124 yılında ölen Hasan Sabbah öldüğünde arkasında güçlü bir silahlı örgüt
ve sadece İran'da değil tüm Mezopotamya'da korkulur bir askeri ve siyasal
güç bırakmıştır. Tarikat Moğol istilası yıllarına kadar ayakta kalmıştır.
Alamut <http://tr.wikipedia.org/wiki/Alamut> kalesi ise 1256 yılında
civarına gelen Moğol komutanı Hülagû
Han<http://tr.wikipedia.org/wiki/H%C3%BClag%C3%BB_Han>tarafından
normal yollardan ele geçirilemeyince; o yıllarda yeni keşfedilen
petrol; kalenin bulunduğu tepenin altına tüneller kazılarak ve bu tünellerin
de içlerinde petrol havuzları oluşturularak ateşe verilerek patlatılmış
dolayısıylada imha edilerek ele geçirilmiştir. Pratikte ele geçmesi imkânsız
olan oldukça dik, sarp kayalıklar üzerinde kurulmuş olan bu kale; tarihte de
pek çok güçlü orduya meydan okumuş konumu ve sert savunması nedeniyle asla
ele geçirilememiştir.Semerkant
(roman)<http://tr.wikipedia.org/wiki/Semerkant_%28roman%29>'a
göreyse kale kendiliğinden teslim olmuştur.Zaten Hasan Sabbah'ın verdiği ruh
zayıflamaktadır.Teslim olunuktan sonra kale yakılacaktır.Moğolların
hikayesindeki bir bilgin Alamut kütüphanesindeki kitapları kurtarmak
ister.Bir el arabası verilir ve alabileceği kadar alması söylenir.Adam önce
Sünni olduğu için Kur'an'ları kurtarır.Sonra da uzun uzun kitaplara
dalar.Vaktin geç olduğu konusunda uyarı gelince önündeki kitapları kaparak
çıkar.Ve orada düntadaki bir sürü şey hakkında bilgi içeren ve nüshası
bulunmayan bir sürü kitap yanar. Hasan Sabbah ve yandaşlarının da bağlı
oldukları *Nizari İsmailiyesi*'nin günümüzde temsilciliğini
Hindistanda<http://tr.wikipedia.org/wiki/Hindistan>yaşayan ünlü Ağa
Han ailesi yapmaktadır.


-- 
Ask uzun saçlarından kısa bir film yapmaktır ...

Aşk ne biliyormusun ?
Tek bir kadın için dünyadaki bütün kadınlardan vazgeçebilmek
...


ESKİDEN; ALİ ATA BAKARDI ŞİMDİ KADINA KIZA, IŞIK ILIK SÜT İÇERDİ ŞİMDİ
REDBULL VOTKA, İPEK İPİ TUTARDI ŞİMDİ AHH İPEK AH...

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap