---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden:  cuneyt


   *ABD Gizli ordusunun Türkiye'yi yok etme savaşı* */Nihat Genç*

   AKP-Cemaat-ABD ittifakının Türkiye'yi istila ve işgal savaşının tam
   ortasındayız. Saf olmayın. Savaş tüm cephelerde vahşice sürüyor. Bugüne
   kadar bu savaşı, fikirlerle tartıştık, yani küreselleşme, AB'ye girme,
   Ermeni ve Rum Tezleri'ne karşı koyma, Özelleştirmeye karşı durmak, Ergenekon
   tertiplerini kökünden eleştirmek gibi.
   ***Sonra fikirlerimizi derinleştirip sosyal psikolojik analizler yaptık,
   kitleleri, cemaati, medyayı, yazarları, felsefi ve psikolojik olarak
   değerlendiren onlarca uzun uzun makaleleri bu sütunda yayınladık.

   *Ama şimdi, yaşadığımız bu vahşi savaşı, hak ettiği şekliyle yani 'savaş
   terimleriyle' tahlile çalışalım.
   *
   Bahsi geçen yazılarımda bir şeyi çözemedim, bu çözülmeyen şey: 'peşin
   kötü'. Yandaş medya 'kötü damgası vurmuş', niçin kötü neden kötü
   açıklamıyor. Mesela Cumhuriyet Mitingleri'ne katılan milyonları peşinen
   'kötüler' diye damgalıyor. İşte bu 'peşin kötü' kavramı beni düşündürdü. Bir
   değişik analizle daha iyi anlatabilirim, Uzay Yolu'yla başlayan uzay
   filmleri vardır. Bu filmlerde uzayda korkunç sümüksü yüzlü tuhaf yaratıklar
   karşımıza çıkar. Bu 'yaratıkların hepsi peşinen kötüdür. Niçin kötüdür,
   çünkü 'dünyayı istila edeceklerdir'. Uzay filmleri bizi bu kötüye
   şartlandırır. Uzay'da kimi görseler kötü damgasını vurup peşin peşin kötü
   deyip hemen öldürürler.

   ***Oysa bu filmlerde şöyle bir tema hiç yoktur, mesela Jüpiter'de 'elmas
   yatakları', Ay'da define, Mars'ta altın hazineleri saklı ve bu yaratıklar
   işte bu hazineleri ele geçirmemizi önlüyor. Ancak klasik tüm macera
   filmlerinde bir 'define' öyküsü vardır, Hindistan'ta Afrika'da geçen ya da
   masallarımızdan tanıdığımız bu hikayelerde kahramanımız bir define
   aramaktadır ancak karşısına defineye ulaşmalarını engelleyen kötü adamlar
   çıkar ve onlarla savaşır. Klasik masallar ve macera filmlerinde kötüleri
   tanırız, çünkü, onlar bir madeni, zenginliği, defineyi ele geçirmemizi
   önlüyorlar. *Yani 'kötü'nün bir anlamı sebebi mantığı vardır*, mesela
   mağarada gizli madenleri kahramanımız değil kötüler ele geçirecekmiş...

   ****ABD'nin Orta Amerika'dan başlayıp Filipinler'de süren ve Vietnam'da
   devam ve Orta-Doğu'da bereketlenen darbe savaş iç ayaklanma istila
   planlarında işte hep bu kötüler vardır. Filipinler'de önlerini kesenler
   kötüdür*, *Afganistan'da Irak'ta direnenler kötüdür*, Vietnam'da
   direnenler kötüdür. Niçin kötüdür, cevabı yok, kötüdür. Oysa kötü diye
   damgaladıkları bu insanlar kendi ülkelerini, madenlerini, zenginliklerini
   koruyorlar ve yabancı istilaya geçit vermek istemiyorlar. *Ancak ABD Dış
   Politikası ve bu politikanın dilini güncelleştiren büyük dünya medyası
   'kötü' imgesini profesyonelce kullanır.
   *
   Hatırlayın, Irak Savaşı'ndan önce 'kötüler' artık gün ışığına çıkartılmış
   Bush tarafından 'şeytanlar' (şer cephesi) olarak ilan edilmişti.

   ***Nedensiz 'kötü' olabilir mi? *ABD kötü ilan ediyor diye 'kötü mü'
   oluyoruz*.. Medyada, gazetelerde, dergilerde, internette, ekranlarda
   yirmi yıldır her saat her akşam işte bu KÖTÜLER'e karşı amansız bir savaş
   görürsünüz. *Niçin kötü oldukları söylenmez*.

   *Bu kötünün ne olduğunu artık biliyoruz, bu kötü: düşmandır. Bir savaş
   kavramı olarak: düşman. Yani, yok edilmesi şart olan düşman. Mutlak biçimde
   ortadan kaldırılması gereken düşman.
   *
   ****Yandaş medya ve haberlerin dilinde peşin peşin kötü ilan edilmemizin
   sebebi, Amerika'nın bizi 'düşman' ilan etmesidir*. Eğer sizler
   Amerika'nın 'kötü' (düşman) damgası ve tarifine katılıyor ve yazılarınızda
   sorgulamadan peşin peşin aynı kötü'den aynı maksatla söz ediyorsanız, siz
   *Amerika'yla işbirliği içinde yani aynı cephede yan yana savaşıyorsunuz,
   demektir.*

   Yani artık felsefi ve psikolojik değil tam anlamıyla SAVAŞ KAVRAMLARIYLA
   yorumlamaya çalışalım. Karşınıza mizahi değil ürkütücü bir tablo çıkacak.
   Öncelikle hepimizin yakından şahit olduğu 2003 Irak'ı istila planına
   benzerlik hem şaşırtıcı olacak, hem de *Irak'ı istila planının
   'tıpkısının' aynen Türkiye'de harekete geçirildiğini göreceksiniz.
   *
   ***(Aşağıda büyük harflerle yazılmış kelimeler SAVAŞ KAVRAMLARIDIR.) 1.
   ABD, Türkiye'yi bir Saddam Rejimi, bir Nazi Rejimi gibi görüyor ve bu rejimi
   topyekün tasfiye edip KESİN BİR ZAFER istiyor. Buna sebep Türkiye'nin Irak
   İşgali'ne katılmayıp *Türk Ordusu'nun 'müslüman öldürmeye' yanaşmamasıdır
   *ve ABD Irak bataklığına saplanıp kalmasında en büyük suçu Türk Ordusu'na
   atmıştır. Ve ABD diğer tüm karıştırdığı ülkelere yaptığı gibi *Türkiye'ye
   'din' ve 'etnik' merkezli bir tartışma hediye etmiş ve bu tartışmanın
   tarafına silah cephane verip 'hamiliğine' soyunup bugün 'açılım' diyerek
   bitmek tükenmez bir karanlığa doğru Türkiye'yi sokmuştur.
   *
   ***Dünyanın hiçbir yerinde 'etnik' ve 'din' merkezli tartışma bitmez,
   dünyanın her yerinde 'etnik' ve 'din' merkezli siyasetler, ya toprak, ya
   mübadele ya da 'soykırım ve katliamlara' sebep olmuştur. *Etnik ve din
   merkezli 'siyasi sorunlar' asla 'çözülmez' sorunlardır,* *Kürt sorunu
   diye yaygara koparanlar şimdi 'sorunu' toprak vermeden mübadeleye yanaşmadan
   ve katliamlara uzanmadan çözeceklerini ya saflıkla ya kuklalığından sanıyor
   *.

   ****Dünyada hiçbir 'devlet' toprağını tartışmaz, tartışmadı, bunu herkes
   öğrensin,* 'toprak'ı sadece galip düşman kuvvetleri tartışır, onlar da
   muzafferiyetleriyle masaya getirip şu şu bölgeleri madde madde istiyoruz
   deyip gelip karşınıza otururlar.. *Türkiye hem Güneydoğu'da hem de Suriye
   sınırındaki mayınlı arazileri 'toprak' tartışması olarak gündemine almaya
   zorlanmış ve kutsal ve bağımsız meclisinde tartışmıştır*. *Bu durum,
   işgal günlerinin içinde yaşadığımızın en büyük belgesidir.
   *
   ***2. Türkiye'yi (düşmanı) CEPHEDEN SALDIRIYLA DEĞİL İÇERDEN SIKIŞTIRARAK
   diz çöktürtmek istiyor.. HATTA DÜŞMANIN KAFASI İÇİNE GİRECEK
elemanları *cemaat
   yapılanmasıyla ele geçirdiğine inanıyor*. Çünkü, Saddam'ın ülkesi
   'kapalı' bir toplumdu, gazetecilerin yabancı misyonun ülkeye sızması kolay
   değildi ve gelen duvara çarpıyordu. *Türkiye ise 'açık toplum', yani
   medya gazeteler rahatlıkla kullanılabilir ve bir askeri çıkartma ve hava
   harekatı yapılmadan ÜLKENİN DİRENCİ FELÇ edilebilir*.

   ***Üstelik Irak Savaşı Amerika'ya bir trilyon dolara mal olmuştur, hem
   maliyeti düşürmek hem de yeniden bir savaşa girip zaten sarsılmış prestijini
   zorlamadan el altından bir harekat en akıllı seçimdir. Ve dahası, Türkiye'yi
   onlarca yıl süründürecek bir iç savaş ortamı Türkiye'ye kalıcı bir
   istikrarsızlık vererek ABD'nin işini kolaylaştıracaktır. Ayrıca ABD, *PKK
   ve Cemaat gibi yapıları kontrol edip* ülkeyi istediği felaketlere
   sürükleyecek gücü varsa, *bodoslama aptalca savaşıp dünya liderliğinin
   prestijini düşürmeyecek kadar akıllı bir dış politikaya sahiptir*.

   ***Dünya Savaş Tarihi'nde galip muzaffer ordular düşmanı yok etmiş ya da
   imha etmiş ya da kaçırmış ya da silahlarını teslim almış ya da kendine
   bağlamış ya da teslim olmaya zorlamış ya da kukla hükümetler kurdurmuş ya da
   çıkarlarını dayattığı andlaşmalara zorlamıştır, ancak, dünya savaşlar
   tarihinde hiçbir muzaffer ordu, karşısındaki gücü, yani, *emniyet ve
   istihbarat ve orduyu, içerden ikiye bölecek kadar sert bir darbe indirmeyi
   başaramamıştır. *Ordu, emniyet ve istihbaratın hiyerarşik düzeninin alt
   üst olmasının tek örneği *Türkiye'dir. Bu durum, işgalin ne kadar
   ilerlediğini ve şiddetle sürdürdüğünün diğer açık belgesidir.* *(Bu
   durumla belki de Irak'tan daha berbat durumdayız)*

   ***3. Türkiye'yi (düşmanı) tarif etme (DÜŞMANI ŞEKİLLENDİRME) başarıyla
   tamamlanmıştır. Yandaş medya ve cemaat yazarları marifetiyle, düşman yani
   Türkiye: 1. Küreselleşmeye karşı, 2. AB'ye karşı, 3. Aşırı devletçi, 4.
   Dünyaya kapalı, 5. Diktatör heveslisi, 6. Çağın gerisinde, 7. Özgürlük ve
   demokrasi düşmanı, 8. İslam ve Müslüman düşmanı, 9. Ruscu (Avrasyacı) olma
   eğilimi fazla, 10. Ermeni, Kürt ve Rum Tezleri'ni kabule yanaşmıyor,11.
   Soğuk Savaş düzenindeki rolü reddediyor, yani, Amerika'ya muhalif olabilir
   ithamlarıyla tam anlamıyla yaftalanmış ve Türkiye tüm dünyaya bu kötü imaj
   ve bu marka kavramlarla kabul ettirilmiştir. *Velhasıl üstüne çullanıp
   istila edilecek kıvama getirilmiştir**.(Bunun çok uzun bir zaman
   almayacağını sanıyorum.Kozmik odaya girilmesi bu süreyi kısaltabilir.Abd
   "Türkiye'yi İşgal tatbikatını" başarıyla yaptığını seneler önce açıklamıştı)
   *
   ***Yazarlar gazeteciler haberler ısrarla ve tekrar tekrar Düşmanı
   Şekillendirirken aynen bu kavramları kullanıp bir 'ORTAK DÜŞMAN' 'ORTAK
   HEDEF' tarifinde anlaşmıştır. Uzun yıllardan bugüne bu tarifleri yandaş ve
   cemaatçi basın kullanarak düşmanı damgalamakta büyük başarı göstermiş, ve
   ötesi, İngilizce yayınları ve yabancı ülkelerdeki düşünce kurumlarıyla çok
   sık toplantıları ve yabancı yazarlarla ikili lobi çalışmalarıyla, yabancı
   basın organları dahi haberlerinde Türkiye için bu ifadeleri sık sık
   kullanmaya çoktan başlamıştır.

   ***Ve bu 'düşman' sıfatlarıyla mahkum edilip dünyaya 'kötü, şeytan,
   diktatör' diye takdim edilen Türkiye'nin saygın kurumlarının liderleri ya da
   sözcülerinin bu 'karalamalara' karşı hukuk ve demokrasi ölçüleri içinde
   kendilerini, kurumlarını savunurken söylediği tek bir cümle dahi ne ülke
   içinde ne dünya basınında bugüne kadar 'dikkate' alınmamıştır. Ülkeyi
   savunduklarını sandığımız ve büyük makamlarda oturan en saygın makamların
   tek cümlesinin dahi ülke ve dünya basınında 'yayınlanmaması' 'görmezden
   gelinmesi'nin anlamı şudur: sizin dışınızda olanlar sizi hiç ciddiye
   almıyor, yani size 'esir' muamelesi uyguluyor.

   Kafanızı kuma gömmeyin TÜRKİYE TARİHİNDE GÖRMEDİĞİ BÜYÜKLÜKTE BİR KUŞATMA
   ALTINDADIR.

   ***4. Öncelikle, bir dizi panik yaratıp tedirginliği tırmandıran seri
   cinayetler profesyonelce işlenmiştir, Muammer Aksoy'dan Uğur Mumcular'a
   kadar. Ve sonra Hrant ve rahip cinayetleriyle tam bir suçlama 'paketi'
   ithamları psikolojik saldırının alt yapısı olarak kotarılıp devreye
   sokulmuştur. Ve tüm bu cinayetler Saddamvari ya da Nazivari bir sert devlet
   kliğinin yani 'gizli devlet'in yaptığı propagandasını kabullendirmeye
   başlamıştır, en azından, kendi gazeteci ve yandaşlarına bunu kabul
   ettirmiştir.

   ***Artık bundan sonra yol haritası çizilmiş, bu gizli devlet kliği
   demokrasi düşmanı olarak yok edilmeli maske hedefiyle, Türkiye'nin tüm
   yaşamsal kurum ve değerlerine işgal ve istila başlatılmış ve: Cumhuriyet
   Gazetesi'ni Cumhuriyet Gazetesi'nin bombaladığı, Uğur Mumcu'yu İlhan
   Selçuk'un öldürdüğü ve Dağlıca'daki PKK baskınını ise Türk Ordusu'nun kendi
   askerlerini öldürdüğü şeklinde bir medya ve siyasi dile tercümesini yapıp
   kabul ettirmeye çalışmışlardır. Bu kadar ağır ithamlar ve iftiralar
   karşısında dahi, kendi askerimi ben niçin öldüreyim gibi bir savunmayı dahi
   yapamayacak bir yaka paça, kıskıvrak durumu yaratılmıştır.

   ***5. Türkiye'nin (düşmanın) elindeki EN YÜKSEK ARAZİLERİ ele geçirmek.
   Bir askeri harekatın ilk hedefi en yüksek en itibarlı mıntıkaları ele
   geçirmektir. (Çankaya'dan başlayarak, hem devletin hem en ballı özel
   şirketler ve İslami holding ve cemaatler ve İslami işadamlarıyla,
   belediyelerden tarikatlara, Harran, Kızılırmak, Karadeniz Yaylaları'na kadar
   akıl almaz makamlar ve ormanlar ve yabancı maden şirketlerine imtiyazlar ve
   imar affıyla araziler şimdiden ele geçirilmiş, Suriye sınırındaki mayınlı
   araziler son anda halk tepkisiyle şimdilik durdurulmuştur. Ve ele
   geçirilmesi imkansıza kurumlar ise baskı ve zorlamayla 'susturulup' ya da
   'itibarları' yani bir nevi simgesel olarak APOLETLERİ SÖKÜLMEYE başlanmış
   demeyelim, daha fecisi apoletleriyle dalga geçilir hale getirilmiştir.

   ***6. DÜŞMANIN HAYATİ NOKTALARI'na saldırın. Bugün Türkiye'nin hayati
   noktalarına saldırılar başarıyla tamamlanmış ve hukuk adına direnen son
   kaleler Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Hakimler ve Savcılar Kurulu kalmıştır,
   bu kurumlara da tertip ve tezgahlar ve kamera kayıtları ve dinlemelerle son
   saldırılar tozu dumana katarak nihayete doğru ilerlemekte.. Ve geldiğimiz
   son durum, Apo ifade verecek Türk Ordusu yargılanacak ve Güneydoğu'da
   ordunun ve hükümetin yazılı emriyle kahramanca savaşanları yaka paça hukuk
   tanımadan kodese atılması 'işgalin' diğer en büyük belgeleridir.

   ***7. HIZLI HAREKET EDİP DÜŞMANI FELÇ EDİN. Hukuka ve kurumlara ÇOK HIZLI
   VE PEŞPEŞE ANİ SALDIRILAR düzenleyin. (Ani ve hızlı saldırının handikapları
   çoktur, mesela Vietnam'da ve Irak'ta bataklığa saplanmışlardır, çünkü,
   bilmediğiniz arazilere tuzak doludur, Türkiye örneğinde, yüksek hakim
   Ertosun ve Albay Dursun Çiçek'e saldırı, çarşafa dolanmış, ani saldırı
   şimdilik karambolde kalmıştır.. Benzer asılsız mesnetsiz belgesiz iftira
   niteliğindeki saldırılarla daha nice makam ve mevki sahipleri ya istifa
   ettirilecek ya da karalanıp halkın gözünde şeref ve itibar kaybıyla
   çürütüleceklerdir Saldırıların hızına dikkat çekelim, Dursun Çiçek belgesi
   sahte çıkınca, hemen kamera kayıtlarıyla gündem başka yöne hızla yine
   bombardıman yayınlarla sokulmuş ve şu anda bilmediğimiz 'sürpriz' suçlama ve
   ithamlarla nerelere ve kimlere uzanacağını kimsecikler bilmemektedir, bu,
   tam bir AFALLATMA ŞAŞKINLAŞTIRMA ve saldırı noktalarını en azından HUKUKİ
   hatalara zorlama sürecidir.. Zaten bu gizli savaşın harekat planı:
   şaşırtılmış düşmanı hukuki hatalara sürükleyip birer birer tutuklamak..

   ***8.. BASKI VE ZORLAMA. TSK'ye yapılan baskılar sonucu, şu anki durumu
   'KABULLENMESİ', 'FAZLA DİRENMEMESİ VE KADERE VE DÜNYA ŞARTLARINA BOYUN
   EĞMESİ ' ve 'DAHA FAZLA KARŞI KOYAMAYACAĞI' zorla kabul ettirilmeye
   çalışılıyor. (Bu durumu eski kale savaşlarına benzetebilirsiniz, kaleyi
   muhasara eden güçler dışarıdan kaleye su ve mühimmat yollarını muhasara
   altında tutarak kaledekileri teslim olmaya zorlar..) Ve 'kale içinde panik
   ve iç savaş çıkartarak', yani kale içine sızdırılmış adamları ya da kale
   içinden kendilerine yakın kuvvet komutanlarını kullanarak ortam birbirine
   güvensiz bir hale getirilebilir, Özkök ve Karadayı paşa örnekleriyle,
   getirildi.

   ***9. KAFA KOPARTMA HAREKATI. Irak Savaşı başlarken Bush'un elinde bir
   deste kağıtla medyaya çıkıp 52 adet olan bir deste kağıt içinde Irak
   Rejimi'nin tüm ileri gelenlerinin 'Wanted' resimleriyle savaşın ilk hedefi
   olarak yakalanmalarını sıraya koyduklarını ve saklananları buldukça


   
*******************************************************************************************

   Gönderenin Notu: Öğrenmek için model geliştirmek önemlidir. Soyunu
   sürdürmek için başka bir canlının bedenini kullanan yaratıkları inceleyin.

   Başını türbanla örtecem diye, beynini kapatan insanlar, kendi halkının ve
   dünyadaki pek çok müslüman masumun katillerinin *en büyük ortaklarıdır*.
   Bu gerçeğin üzerini hiç kimse örtemez ve yok sayamaz. Cemaat liderlerinin ve
   şıhların emriyle ama özgür iradeleriyle bunu yapmışlardır. Bu vebalin hesabı
   sorulacaktır. Çünkü bu topraklarda yaşamak kolay değildir, büyük bir şanstır
   ama Allah bu topraklarda yaşayanlara Şeytanla mücadele etmesi için fazladan
   bir yük vermiştir.

   Sonuçlara bakarak kendi yerinizi görürsünüz. Dünyadaki karmaşalarda
   ölenler kimlerdir, karşılarında kimler vardır, Türkiye'de sen kimin yanında
   duruyorsun ?O kimin dibinde??

   TV izlemeyi (en sevdiğiniz dizi dahil) ve gazete okumayı bir süre
   kesin..Vicdanınızın sesini dinleyin. (TV dizilerinin hemen hemen tümü TRT
   dahil, psikolojik savaş unsuru malzeme dolu. Zaten cia nın Vamık Volkan gibi
   uzman doktorlarının uzun araştırmalarının sonucunda oluşturulan senaryolara
   göre bu diziler oluşturulmaktadır. Yugoslavya'nın parçalanmasında çok büyük
   verim aldıkları için pek çok ülkede ve Türkiye'mizde de aynı yöntemler
   uygulanmaktadır.) Bunları bilen farkeden bizim uzmanlarımız, bunları
   açıklamadıkları için bence yedikleri haramdır.




-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

http://ozkanbostanci.blogcu.com/

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap