*ŞÜKRAN SONER*
**
*'Güç, Hukuk Benim'*

Medyamızda kafalar hâlâ basmıyor; TEKEL işçilerinin direnişi ile kamuoyuna,
su yüzüne çıkan tartışmayı *"**Hükümet 4/C**'**de, işçiler kamuda yeni bir
işte diretiyorlar**"* olarak özetliyor, inatlaşmanın çözümü kitlediği gibi
bir sonuca ulaşıyorlar. Erdoğan hükümetinin *"**4/C**'**yi işçiler lehine
baştan sona yeniledik**" *tezi, *Erdoğan*'ın *"**4/C**'**yi 4/C olmaktan
çıkardık**" *açıklaması doğru kabul ediliyor. Zahmet edip 4 Şubat tarihli
Resmi Gazete'de yayımlanan, işçiler lehine birçok maddesi düzeltilmiş aynı
hükümete ait 1974 tarihli kararnameyi değiştiren 2009/15759 sayılı Bakanlar
Kurulu kararına şöyle bir başından sonuna üstünkörü olsa da baksalar,
Başbakan, hükümet adına herkesin, *"**İşçilerin emekliliklerine kadar
sürekli çalışma hakları var**" *diye ilan edilen sonucun kocaman bir yalan
olduğunu, ancak 2010 yılı için geçerli bir yıllık çalışma hakkının
verildiğini görecekler.
Direnen TEKEL işçilerinin, sendikaların Bakanlar Kurulu kararındaki
koşullar, ücretler ve yerlerdeki çalıştırmaya zaten bir itirazları yok.
İtiraz, bir yıllık süreli sözleşme ile iş güvencesinin ortadan kalkmasına,
11 aylık çalışma sonunda otomatik işsiz kalmaya. Ondan sonrası için yasal
hakkın verilmemesine, sözlü verilen söz ile yasadışı olarak dayatılan
sözleşme arasındaki çelişkiye. Çünkü onlar örgütlü TEKEL işçileri olarak
direnip, insanlık dışı bir güçle sağladıkları bu geçici çalıştırma hakkının
sonrasından, bir yıl sonra işsiz kalmaktan çok haklı olarak korkuyorlar.
Çünkü; *"**Erdoğan hükümeti iyi niyetli olsa, verdiği sözün karşılığı** **İş
Yasası içinde sözleşme düzenlemek gibi doğru, yasal bir yol varken, aksine
yasalara karşı hile yolu ile geçici sözleşmede 4/C**'**de neden bu kadar
inatla diretiyor?**" *sorusunun yanıtı yok.
***
Çünkü Tek Gıda-İş Sendikası üyesi, TEKEL işçisi olarak gerçekleştirdikleri
direnişin sonucu elde edilmiş 4/C'deki düzeltmelerin, gelecek yıllara dönük
kalıcılığının yasal, hukuksal güvencesi yok. Erdoğan hükümeti ya da gelecek
başka hükümetler keyfe keder yasalara, hukuka karşı hile yolu ile de olsa,
emekliliklerine kadar işçilere bir daha bir daha geçici sözleşmelerle iş
verseler, bu durum hem lütfa bağlı olacak hem de işletme, çalışma koşulları,
sözleşme içerikleri, ücretler ile istenildiği gibi oynanacak. Çünkü her
seferinde sözleşmenin hukuken sona ermesi, işten atılma fiili ve yeniden işe
alınma söz konusu olacak..

Ha bu arada, bir yıl sonra yeniden işsiz kaldıklarında, artık sendikalı, Tek
Gıda-İş üyesi işçiler tablosu ortadan kalkacak. Bakanlıklar, genel
müdürlüklere bağlı, Türkiye'nin her yerine dağılmış geçici işçiler olarak
işsiz kalmış olacaklar. Hükümetin, bizim yeni öğrendiğimiz, Erdoğan'ın
açıklaması ile 1974 yılından bu yana sesizce çıkarılmış yasal haklara aykırı
düzenlenmiş kararnameyle, başka özelleştirilmiş işyerlerinden gelmiş
uygulaması, 20 bin işçinin deneyimleri var. Bir daha yeniden işe alınmazlar
korkusu ile, yürekleri ağızlarında, kölelik düzenine boyun eğerek
çalışmaları yetmemiş. Kimi işletmelerde bir yıl sonra daha kötü koşullarda
çalıştırma sözleşmesi dayatılırken, kimilerinin sözleşmeleri yenilenmemiş.
Emekliliğe kadar iş güvencesi de, sözleşme içerikleri de yasal dayanaklı
olmadığından havada kalmış. Şimdi TEKEL direnişi sayesinde bu yılın
sözleşmesinde koşullar iyileşti. Ya gelecek yıl? Başka özelleştirmelerden
gelecekler eklenmeden bu Bakanlar Kurulu kararnamesine göre 4/C'de
çalıştırılacakların sayısı 36 bin olmuşsa, gelecek yıl kaç olacağını kim
bilecek? Başbakan Erdoğan'ın iki dudağının arasından çıkacak, bütün
bakanların imzalayacaklar yeni koşullu bir karar tabii ki..
***
Biraz hukuktan anlayanlar ise, Erdoğan hükümetinin söz konusu kararname ve
kararları ile kamu çalışanlarının yasalarla düzenlenmiş (işçi- memur
yasalarının) koruyucu birçok hükmünü, haklarını gasp eden, yani yasa-hukuk
dışı yasalara karşı hile olarak düzenlenmiş bir Bakanlar Kurulu kararı ile
yüz yüze kalındığını kavrayacaklar. Kamuda işçi ya da memur, özel sektörde
işçi olarak çalışmak için yasaların öngördüğü sözleşmeler süresizdir.

TEKEL işçilerinin direnişi sayesinde bu yılın geçici sözleşmenin bir yıllık
ücreti kapsaması, 11 aylık fiili çalışma, Başbakan Erdoğan'ının dediği gibi
emekliliğe kadar sonraki yıllarda yenilenecekse, bu geçici sözleşme ile
sürekli işçi çalıştırma, İş Yasası'na karşı hile yolu ile hukukun dışına
çıkma suçunun ta kendisi değil mi? Meclis'te çoğunluk miletvekili var diye
bir iktidar yasalar, hukuk dışında, yasalara karşı hile yöntemi ile yasadışı
işçi çalıştırabilir mi? Özel sektörün yasadışı işçi çalıştırmasını önleme
sorumluluğu olan iktidar bunu bağıra bağıra yapıyorsa, *"**güç benim, hukuk
benim**" *diyorsa, bir tek emek hakkı, işçi çalıştırma yolundan bile sivil
diktatörlüğün ilanı değil midir?
Dün ortak açıklamalarında ilan ettikleri gibi işçiler, sendikaları hükümetle
inatlaşmıyorlar, Erdoğan hükümetinin iktidar gücü ile yasal haklarını gasp
etmesine karşı direniyorlar..
 **
*[email protected]<http://tr.mc275.mail.yahoo.com/mc/[email protected]&subject=YoreNet+e-MEDYA+$%7BTARIH%7D-$%7BYAYIM_ADI%7D-$%7BHKODU%7D>
*

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap