17 Şubat 2010
  <http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=12079>
 <http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=12092#>

   *Sabahattin ÖNKİBAR*
  Genelkurmay Başkanı bunları açıklayabilir

Önce kesin olan bir şeyi duyuralım.   Genelkurmay Başkanı, bazılarının ifade
ettiği gibi şantaj ya da blöf yapmıyor!
Orgeneral İlker Başbuğ, böyle bir konunun bu gibi şeylere vasıta
edilemeyeceğini bilecek donanımdadır.
Bir başka boyut, söyledikleri şahsının değil, TSK'nın bakışını
yansıtmaktadır. Dolayısı ile edilen sözlerin karşılığı mutlaka olacaktır.
Asla mümkün değil ya, kazara frene basılırsa, işte o gün TSK'nın Yeniçeri
misali sonunun geldiği an olacaktır.
Doğrudur; TSK'nın üst kademesi onca bilgisine rağmen bazı şeyleri sonradan
kavramış ya da öyle görünmektedir.
Örneğin çok değil, 7 ay önce Başbakan Erdoğan'ın yargı hükmü olmaksızın
partisinin il kongresinde TSK'yı açıktan hedefe oturtmasından hicap duyma
fikrini aşırı bulmuştur.
Neyse aradan geçen süre içinde gelinen nokta, artık gemilerin yakılması ya
da klasik anlatımla macunun tüpden çıkması halidir. Dolayısı ile en yakın
zaman diliminde TSK'nın verdiği mesajlar paralelinde harekete geçmesi artık
olmazsa olmazdır. Hiç bir gelişme Orgeneral Başbuğ'un "Bildiklerimizi
açıklarız" beyanının devamını engelleyecek önemde olamaz. Sanıyorum Karargah
da bunun bilincindedir. Zannımızca bekleme sebebi ifşaatın metodu ile ilgili
yapılan planlamadır.
Gelelim TSK'nın neleri açıklayabileceğine?
Bu konuda Ankara kulislerinde ilginç rivayetler var.
Mesela CIA ya da ABD'nin TSK'yı kendince rehabilite etmek için Ergenekon
olayının merkezinde olduğu ve bunun için Türkiye bürokrasisinde etkin olan
bir dinci grubu kullandığı bilgilerinin belgeleriyle yayınlanması gündemde.
Deniliyor ki Orgeneral Başbuğ aslında sadece hükümete ve Cumhurbaşkanına
değil, aynı zamanda CIA ve Pentagon'a mesaj ya da ültimatom vermiştir.
Diyeceksiniz ki CIA gerçekten işin içindeyse bunu önlemesi gereken hükümet
değil mi?
Normali o; ancak Tayyip Erdoğan bunu yapmıyor ve dahası, şikayet eden
Genelkurmay Başkanına elimden bir şey gelmiyor gibi baştan savma bir
karşılık veriyor.
*Evet iddialara göre örtülü olarak da olsa açıklanması muhtemel belgelerden
biri, CIA'nın TSK operasyonunda olduğu ve o ülkeyle AKP döneminde yapılan
gizli anlaşmaların varlığının duyurulmasıdır ki; PKK, K.Irak, Kerkük, Kıbrıs
ve Ermenistan bağlamında verilen bazı sözler deşifre edilebilir.
**Açıklanması muhtemel olan belgelerin bir diğeri, polis ve yargıdaki dinci
kadrolaşmalarla AKP'nin organik bağının ispatı olabilir. Buna paralel olarak
siyasal İslâm'a yani cemaatlere aktarılan servetler de yine belgelerle ifşa
edilebilir.
Soros'un gölgesinde yürütülen bazı faaliyetler de yine belgelerle ortaya
konabilir.
Keza, Tayyip Erdoğan'ın Putin ve Berlusconi ile var olan sırdaşlığının perde
gerisi de aralanabilir*.
*Yine kendi medyasını inşa bağlamında eldeki bilgi ve belgeler millete
duyurulabilir. Kimi işadamları ile kurulan kirli ittifaklar deşifre
edilebilir.
*Sakın bana bu kadarı olmaz demeyin!
Eğer Orgeneral Başbuğ'un açıklayacağı şeyler suya tirit şeyler olacaksa,
işte o gün TSK fiilen bitmiş demektir. Bundan böyle Garnizon komutanları,
bırakın rektörler tarafından aşağılanmayı, sokağa bile çıkamaz hale
gelecektir.
Dedik ya artık gemiler yakılmış ve geriye dönüş yoktur!
Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!..


*ÖZEL...
 Devletten her ay Altan'a 50, Talipoğlu'na 60 milyar!*
Peşini bırakmak yok; çünkü ödenen para bu millete ait. Devlete ait TMSF'ye
bağlı olan Cine-5'de ekrana çıkan Mehmet Altan'a her ay tamı tamına 50
milyar ödeniyor. Kurum içinden aldığım telefona göre rakam buymuş. Keza yine
TRT içinden bana gelen bilgiye göre eski Marksist ve türkücü Tayfun
Talipoğlu'na da her ay, şaşırmayın 60 milyar ödeniyor. Evet bu sütunda
defalarca sormama rağmen ne Mehmet Altan ne de Tayfun Talipoğlu kaç lira
alıyorsunuz soruma cevap veremedi. Dahası telefonda konuştuğum TRT Genel
Müdürü İbrahim Şahin bile ısrarla sormama rağmen suskun kaldı. Belli ki
söylersem kamuoyu kıyameti koparır diye korkmuş. Ama iki kurumun içinden
maaşlar bana böyle bildirildi. Efendim yalan olamaz mı? Bana bildirilen bu,
yalansa doğrusunu ilgililer bildirsin hemen yayınlayalım.. Bakın orası özel
değil, devlet kurumu. Benim vergimle kimlere ne kadar maaş verildiğini
bilmek hakkımdır! Sakın maaş derken bu isimleri 657'ye tabi memurlar gibi
düşünmeyin, bunlara ödenen paralar özel sözleşmelerin karşılığıdır.


*HANGİSİ...
İhtilalin Başbakanı Çömez mi, Hisarcıklıoğlu mu?*
AKP Genel Başkan Yardımcısı Edip Uğur'a göre, asker şayet ihtilali
başarabilmiş olsaymış, Turhan Çömez Başbakan olacakmış! Evet Tayyip Bey'in
yardımcısı iddialı şekilde aynen bunu diyor. İyi ama bu söz Taraf gazetesini
tekzip ediyor ve bizi doğruluyor. Nasıl mı? Hatırlayın Taraf gazetesi kısa
bir süre önce ihtilalin Başbakanı diye Rifat Hisarcıklıoğlu'nu afişe etmiş
ve bendeniz de bu sütunda, hayır asker kazara ihtilal yapsa Rifat
Hisarcıklıoğlu'nu asla istemezdi zira askerler bazılarının sandığının aksine
Rifat'ı hele hele 2003-4 yıllarında ne bilir ne de tanırdı. Hal bu iken
Rifat'ı Başbakan diye gazetedeki o listeye koyduran ise, onun Demokrat
Parti'nin başına geçmesinden korkan AKP liderliğidir. Sakın ne alakası var
demeyin, o haberden sonra DP liderliği için kesin söz veren Rifat'ın ödü
koptu ve Tayyip'e koşup bir kez daha bağlılıklarını bildirdi... Bakın bu
tevatür değil, kesin bilgidir...


*ŞANTAJ...
Hamas üzerinden İsrail ile pazarlık mı?*
Tayyip Erdoğan'ın Hamas salvoları sürüyor. Tamam Erdoğan için Filistin ve
Araplar olayının önemi büyüktür, nitekim öyle olduğu içindir ki iktidar
olduğundan bugüne abartısız onlarca kez Hamas ve Gazze'yi gündeme getirirken
aynı duyarlılığı ve tekrarı örneğin Türkiye'nin en önemli konusu olan PKK
için göstermedi. Ancak bendeniz Tayyip Bey'in İsrail'e yaptığı son
taarruzları hem Türkiye'nin iç kamuoyunda oya çevirmek, hem Arap aleminde
sükse yapmak için kullanmasının yanı sıra İsrail ile de pazarlık unsuru
yaptığı kanaatindeyim. Neyin pazarlığı mı? Bakın İsrail gibi devletler
hiçbir ülke ve liderle kader birliği etmez, kullanır ve atar. Tamam AKP ya
da Tayyip Erdoğan'ı, Saddam'a müdahale için onlar getirdi ama baktılar ki
Türkiye'de radikal İslâm kök salıyor ve bu durum İsrail'in geleceğini
tehlikeye sokuyor, hemen makas değiştirdiler. İsrail bu konuda ABD ile de
ters düştü. İşte Tayyip Bey bunu gördü ve İsrail'e, ya benimle uzlaş ve
yörüngene gireyim ya da sana taarruz ederim deyip mutabakata zorluyor..

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap